Back to Main Page

Back to Main PageSon SayıÖnceki SayılarEditörlerİletişim



Bir Soruya Sahip Olmak

Cumhuriyet Dönemi Fotografçılığımızın Gelişimi

Atatürk Dönemi Basın Fotoğrafçılığının Toplumdaki Yansımaları

Ahmet Elhan'ın Portreleri

Osmanlı İmparatorluğu'nda Fotoğraf

Yüzyirmiyedi Yillik Bir Kitap: Risale-i Fotoğrafya

Cumhuriyetin Kuruluşundan Günümüze Yıllara, Dönemlere Ayırarak Fotoğrafçılar, Fotoğraflar, Akımlar, Olaylar ve Gelişmeler


Türkiye 'de Fotoğraf Eğitiminin Dünü Bugünü

Fotoğrafımızda Nü ve Sosyal Baskı

Fotoğraf Derneklerimiz

Cumhuriyetin 75.yilinda Fotoğraf Sanatimiza Tarih Perspektifinden Bir Bakış

Fotoğraf Eğitimi

Deneysel Fotoğrafi

Cumhuriyet'ten Günümüze Fotoğrafi

Fotoğraf Sanatı ve Derneklerimiz



Sayı 2


FOTOĞRAFIMIZDA NÜ VE SOSYAL BASKI

Bir otomobili tanıtmak için, otonun bir yanına kondurulan çekici havva kızı, ya da medyada çıplaklar kataloğu gibi sunulan, çekici fotoğraflar dizisi... Günümüzde bir ürünü tanıtmak, ve çok sattırabilmek için cinsellik artık kaçınılmaz oldu. Oysa; çelişki, tanıtım ile pornografi arasında kalmaktadır. Bu durum fotoğrafa yansıdığında reklam fotoğrafı ile sanatsal boyut arasında tartışmalara neden olmaktadır. Fotoğrafla başlayan bu görsel bozulma, film, video ve ardından internette kendini gösteriyor. "Şimdi de seks turizmi başladı" (Cumhuriyet Gazetesi.13.9.1991) Danimarka'nın Kopenhag kentinde bulunan dünyanın ilk Erotika Müzesi'nde 1991 yılı ekiminde bir fuar açılmıştır. Erotika müzesinde çıplaklık her açıdan incelemektedir. Uzak doğu kültüründe cinsel eğitim amaçlı heykellerden başlayıp, savaş alanlarında çıplaklığın boyutuna değin her şeyi görebilmek mümkündür. Çıplaklık mı; Nü mü? Bu sorunun yanıtını verebilmektir önemli olan. Kenneth Clark, "Nü" adlı kitabında şöyle belirtir: "Çıplak olmak giysisiz olmaktır." Oysa nü bir sanat biçimidir. Buna göre nü bir çıkış değil, sonuç noktasıdır. İşte bu noktada çıplaklığı kullanım ve sunum açısından incelemek gerekir. Nü olmak çıplak görünmektir. Ancak; vücut, plastik bir olgu olarak form kazanarak, bir sunuma ulaştığında, sanatsal anlamda "nü" adını almaktadır. Cinselliğin rahatsız edecek boyutlarda sergilendiği birçok yayın organın bulunduğu ülkemizde, tarihin yapraklarına sıkışıp kalan bir dergi sanırım örnek olacak bir yayındır. 1962 yılının ekim ayında yayınlanan -kısa ömürlü- "GÜZEL San'at Dergisi"nin yazı işleri müdürü Sedat Tunçay'ın giriş yazısı dikkate değerdir: "Amacımız san'at perdesi altında halkın hislerini tahrik değil, çıplak konusunda san'at olarak ele alınmasının kabil olduğu anlatmak bunu fiilen ispat etmektir. Fotoğraf ve resim sanatının alabildiğine gelişmekte bulunduğu asrımızda, memleketimizin de bu gelişmeye ayak uydurması, hatta onlarla yarışması en büyük arzumdur." Bu dergisinde yayınlanan fotoğrafların ve resimlerin sahiplerini bilemiyoruz. Ancak kullanım açısında güncelliğini asla yitirmeyecek çalışmalardır. Başarılı bir nü fotoğrafı gerçekleştirmek için fotoğrafçı ile model arasında kurulan iletişim de önemlidir. Modelin rahatlığı, konuyu algılayışı ve ona göre kamera karşısında bulunmasına bağlıdır. Reklam fotoğrafını, sanat fotoğrafından ayıran bu görüş açısıdır. Ancak toplumun cinselliğe bakış açısı ve kimlik baskısından birçok görüntüde modelin yüz hatları görünmez. Görüntüde beliren kesilmeler ya da karartmalarla modelin kimliği gizlenir. Güzel San'at Dergisi'nin yayın hayatına başladığı yıllar, fotoğrafımızda arayışların başladığı, ve sanatsal anlatıların geliştiği dönemdir. Aynı yıllarda Baha Gelenbevi, Mustafa Kapkın'ın çalışmalarında modelin yüz kimlikleri gizlidir. Ancak siyah-beyazın gücü vardır. "Afrodit Yaşamalı" diyen Ersin Alok, doğanın çıplaklığı ile vücudun çıplaklığı arasındaki köprüyü kurmaktadır. Kamil Şükun bir karede kullandığı mekan; fotoğrafçı ve modeli açısından bir cesaret sergilemekteydi. Şahin Kaygun'un polaroid çalışmalarında başlayan, -müdahale ve yorumlarını yansıttığı- nü serüveni sanat yaşamının her evresine görülür. Adnan Ataç, değişik zamanlarda hazırladığı saydam gösterilerindeki çalışmalarının bir bölümünü opak baskılara dönüştürmüştür. Ataç'ın çalışmalarında cinsellik ile erotik arasında bir anlatı ve kadının gizli kalmış masumiyeti vardır. Çerkez Karadağ başarılı siyah-beyazlarını sergiledikten sonra "Nüans" adlı albümünde toplamıştır. "Nüans" bu konuda ülkemizde yayınlanan ilk albümdür. Sanatçı ile model arasındaki iletişimi anlatmaya çalışan Adnan Polat, renkli çalışmalarını "Arinna'nın Güneş Tanrıçası" adlı albümde toplamıştır. Emine Ceylan, Nuri Bilge Ceylan, İbrahim Göğer, Bülent Özgören, Gülseren Şendur siyah beyaz fotoğrafın tüm olanaklarını kullanarak 'nü' olgusunu plastik sanatlar açısından anlatmışlardır. Merih Akoğul, Ani Çelik Arevyan, Yıldırım Arıcı, Fethi İzan çıplaklığa reklam fotoğrafı bakışı ile yaklaşarak modeli bir forma dönüştürmüşlerdir. Tuğrul Çakar'ın bazı çalışmalarında genlik duygularımızın ilk kıpırtılarını erotizm bakışı ile anlatmıştır. Sadık Demiröz, fotoğraf malzemesi üzerinde yaptığı müdahalelerle farklı anlatılara yönelirken; Hüseyin Varış ve Tahir Ün'ün çalışmalarında bedenden kesitlerle anlatım biçimi görülür. Mehmet Koştumoğlu'nun çalışmaları polaroid teknikleri, stüdyo çalışmaları ve doğa anlatıları ile bütünleşir. Maggie Danon ve Adnan Veli Kuvanlık sayısal ortamda ki arayışları ve A. Selim Sabuncu'nun pentür ve enstalasyonları içinde bulunduğumuz postmodern arayışlara önemli örneklerdir. "Çıplak" dendiği zaman ister istemez görüntüde bir kadın vücudu ile karşı karşıya gelmeyi bekleriz. Ömer Bakan, Levent Öğet, Ebru Yapıcı 'nın çalışmalarında erkek modelin nü anlatıma dönüşümünü görebiliriz. NÜ FOTOĞRAFA SİYASAL VE SOSYAL BASKI 1994 yılında sanatçıların artistik çalışmalarının kartpostala yansıması üzerine açtığım bir sergide, nü çalışmaları da vardı. Belediyeye ait salonunda açılacak olan açılışı engellendi. Bu düşünceden yola çıkarak sonraki yıl "Fotoğrafımızda nü ve çıplaklığı yansıtan" ve bu konudaki çalışmaları olan fotoğrafçılarımızın yapıtlarına yer verdiğim sergi Basın Müzesi gibi önemli bir yerde sergilendi. Fotoğraflar tepki ile karşılanmadı. "Cıplaklık" olgusunun herkesçe beğeni ile izlendiği gözlenmiştir 1973 yılında Rebii Yetiş ile Kamil Şükun'un Türk Sinematek Derneğ'inin lokalinde açtığı sergi "Erotik görüntülerle istismar" biçiminde nitelendirilmiş ve saldırıya uğramıştı. Sanata saygı sloganıyla göreve gelen yöneticiler, sanatla müstehcenlik kavramını tanımadan, yapıtlara tükürmüşler ve onları binaların bodrumlarına tıkamışlardır. Komuoyunu oldukça ilgilendiren ve sert tepkilere neden olan bu olayların sona ermesi beklenirdi. 1992 yılında Denizli Güzel Sanatlar Galerisi'nde açılan sergide Mehmet Çakır'ın altı fotoğrafı "muzur" gerekçesi ile Valinin talimatı ile indirildi. Beğeni ile gerçekleştirilen gerekçenin açıklaması ise yapıtın satılmış olması idi. 1996 yılında 57. Devlet Resim Heykel ve Fotoğraf Sergisi'nde iki fotoğraf sansüre uğrayarak sergilenme dışı tutuldu. Gerekçe ise çerçevelerin camlarının kırılması idi. 1997 yılında Sınırtanımaz Fotoğrafçılar Grubu'nun Ankara Milli Kütüphane'de açtıkları sergide iki sanatçının nü çalışmaları devlet sansürü ile karşı karşıya kaldı. Ancak bu durum karşısında grup, sergilerini geri çekmişlerdir. Din kurumunun insana ve topluma getirdiği baskı, yaşamın bir parçası olan sanata da yansımaktadır. Bu, yüzyıllardır böyle yansımıştır. Pictorializm'in anlatımı sanata nü olarak yansımış ve Kraliçe Viktorya bu görüşü desteklemiştir. Sanat, bir toplumun kültür yansımasıdır. Devlet ve toplumun sanata bakış açılarının köreldiği bir toplumda kültürümüzün çıplak düşüncelerini sorgulamak gerekir.

ALBERTO MODİANO

Ana Sayfa