Back to Main Page
Back to Main PageSon SayıÖnceki SayılarEditörlerİletişim



Editörden

Gezgin Fotoğrafçılar

Uzaklardan

"B&W in Colors"

Sanatla Psikoterapi

Kaktüs-2

Orojeni

Depremden Sonra Fotoğrafçı Çocuklar Atölyesi

Çocuk Olmak İstiyorum

Çıplak

Temel Tasarım

Sırrımızı Kimseye Söyleme

Cadı Kazanı

Fotoğrafın 150. Yılı

Okudunuz mu,
Gördünüz mü?

Ciddiyet

Yol Notları, Mısır-2 , Fas

Eğitim

Fotoğraf Dünyasından Haberler

Pano

Bit Pazarı

Platformlar,
AFAD,
İFSAK

Yeni Umutlar,
Asiye İnan
- Erdem Süer,
Nilay Erdemir
,
Ersin Engin

Sergi Salonu,
Ersin Altan,
Cemil Baykal

Suyunu Çıkaranlar

Bir Ülke Bir Fotoğrafçı

Portfolyolar,
Ece Alok
,
Ali Balkı
,
İbrahim Demirel


 



Sayı 8

CADI KAZANI
"Çerkes Karadağ ile birlikte", Özlem Bağcı


Fotografya'nın 8. Sayısında Cadı Kazanı'na Çerkes Karadağ'ı atmayı çok önceden aklıma koymuştum ama araya dönem tatilim girmişti. Ankara'ya döner dönmez kendimi Çerkes Karadağ'ın atölyesinde buldum.

Gittiğim her yeni mekanda yaptığım gibi atölyeyi dolaşmaya başladım. Duvarlarda yağlıboya, suluboya tablolar, gravürler, siyah-beyaz, renkli fotoğraflar; raflarda fotoğraf albümleri, kitaplar, eski fotoğraf makineleri, anı fotoğrafları, taşlar... Her mekan gibi sahibini yansıtıyordu, gizliyordu; her ayrıntısında Çerkes Karadağ vardı. Şimdi ise onu kendi ağzından tanıyacaktım:

"1953 yılında Kars'ın Kağızman ilçesinin eski adıyla Havasor yeni adıyla Dibekkaya köyünde doğdum. 1 yaşındayken babam çocuklarını okutmak için şehre göçmeye karar vermiş. Bulunduğumuz köy Ağrı'ya daha yakın olduğu için Ağrı'yı tercih etmiş."

Çerkes Karadağ ilk, orta ve lise öğrenimini Ağrı'da tamamlamış. Lise öğrenimi sırasında öykü yazıyormuş ve bu öyküler mahalli gazetede yayınlanıyormuş. Daha sonraları bir tiyatro grubu kurmuşlar ve o zamanlar açık olan Halk Evleri'nde oyunlarını oynuyorlarmış.

1971'in sonunda edebiyat ortamının içinde bulunmak amacıyla İstanbul'a gitmeye karar vermiş ama arkadaş faktörü araya girince Ankara'da kalmış. Birkaç aylık çalışma hayatından sonra İstanbul'da Güzel Sanatlar Akademisi sınavlarına girmiş. Yüksek Resim'i kazanmış kazanmasına da rahatsızlığı nedeniyle kayıtları kaçırmış. Ve tekrar Ankara...

Ankara'da kaldığı süre içerisinde edebiyat ortamına da girmiş. Ahmet Arif, Enver Gökçe, Erdal Öz, Çetin Öner, Feyzullah Çınar gibi bir çok tanınmış şair ve yazarla iç içe olmuş. 1972'de Ankara'daki mahalli gazetelerde öyküleri yayınlanmış. Aynı yıl fotoğraf da hobi olarak boy göstermeye başlamış Karadağ'ın hayatında. İçinde bulunduğu şair ve yazar grubunun arasında fotoğraf çeken kişiler Karadağ'ın Ağrı'dan beri içinde olan fotoğraf hevesini ateşlemişler. "Fotoğrafa tamamen sanat yapma arzusu ile başladım. Fotoğrafın bir sanat dalı olduğunu önsezilerimle kavramıştım ama ne yazık ki o günlerde fotoğraf öğretecek ne bir dernek, ne bir kişi vardı."

1973'te Gazi Eğitim Enstitüsü Resim Bölümü'ne girmiş. 1979'a kadar resim ve fotoğraf birlikte devam etmiş. Suluboya resim sergilerinin yanında fotoğraf sergilerinde de yer almış. Bir çok yarışmaya katılmış; ulusal ve uluslararası düzeyde bir çok ödül almış, karma sergilerde ve dergilerde fotoğrafları yayınlanmış. Yarışmalar AFİAP ünvanını almasıyla son bulmuş.

Çerkes Karadağ, bir çok işte çalışmış; 8-10 civarında mesleğim var diyor. Ama şu an tek uğraşısı fotoğraf. Yaklaşık 13 yıldır kendi atölyesinde profesyonel fotoğrafçılık yapıyor. Bunun yanında üniversitelerde fotoğraf dersleri vermiş: Süleyman Demirel Üniversitesi'nde bir dönem ve de şimdilerde Hacettepe Üniversitesi'nde dersleri devam ediyor.

"70'li yıllar fotoğrafta bir kimlik arayışı içinde geçti. Türkiye'nin yüz yüze olduğu sosyal-gerçekçi dünya görüşünün bizi etkilememesi söz konusu değildi. Doğal olarak o dönem fotoğrafçılarının çoğu kameralarını yaşama çevirdi. Kimilerinin dediği gibi belgesel çalışma yapıyorduk. Kendi düşlerimizdeki gerçekleri toplum içinden alırken bir anlamda kurgu yapıyorduk, bazı ufak müdahalelerde bulunuyorduk. Bu sebeple yaptıklarımız belgesel tanımına pek uymuyordu; çünkü belgesel olduğu gibi tanık olmayı gerektirir. Belki bu tanıma en uygun alanlar da savaş ve spor fotoğraflarıdır."

1980 askeri darbesi ile birlikte fotoğrafa bakış açısı da değişmiş. 2 yıl kadar hiç fotoğraf yapmamış Karadağ. Bu dönem düşünmekle ve kendini sorgulamakla geçmiş. Doğada rastlantılar peşinde dolaşan bir fotoğrafçı profilinden kendi istediklerini yapan bir fotoğrafçı profiline adım atmış. Bugünkü Çerkes Karadağ'ın temeli de o yıllarda atılmış.
80'li yıllardan 90'lı yıllara gelirken konularını daha çok atölye ortamına kaydırmış. Sürdürmekte olduğu nü, portre ve bale çalışmalarını stüdyo ortamında yoğunlaştırmış. Ardı ardına ürünler ortaya koyan Karadağ kendini sanatçı-profesyonel olarak bir kategoriye oturtmuş.

İlk kişisel sergisini 1985'te açmış. Bu sergiyi 70'li yıllardaki "Yaylaya Doğru" başlığı altında Doğu Anadolu ve yayla yaşamını içeren uzun soluklu, siyah-beyaz, belgesel çalışmasından seçilen fotoğraflar oluşturmuş. Ardından "Renkli Fotoğraf" adı altında soyut çalışmalarının yer aldığı bir sergi gelmiş. "Sergiler biraz buz üstüne yazı yazmaya benziyor. Öyle algılıyorum; çünkü ülkemizde hala bir fotoğraf müzesi yoksa, sanat kolleksiyonlarına fotoğraf, bir sanat ürünü olarak girmiyorsa sergi açmanın da yararlı olmadığını düşünüyorum. Fotoğrafın diğer plastik sanatlardan bir farkı, yayınlanarak çoğalma şansının daha fazla olmasıdır. Albümler aracılığıyla her yere ulaşmak, bir sergi aracılığıyla ulaşmaktan her zaman daha cazip geldi. Bu nedenledir ki albümlerimin sayısı, açtığım sergi sayısından neredeyse daha fazladır." Sergi açmanın azımsanamayacak kadar maliyetli olduğunu belirtiyor Çerkes Bey. Üstelik bir de büyük format çalışıyorsanız... "Hiç satılmayan bir sanat ürününün bu kadar masrafla sunulmasının tek taraflı bir özveri olduğunu düşünüyorum. Bu özveriyi bir sergide kullanmak yerine daha çok paylaşabileceğim bir albümde kullanmayı tercih ediyorum." Nüans, Tanıdığım Yüzler, Baleylim ve Büyülü Prag albümleri de Karadağ'ın bu tercihini kanıtlıyor.

1989'da Nüans'ın, 1995'te Tanıdığım Yüzler'in ve1999'da Baleylim'in fotoğraflarını sergilemiş. Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim, bu çalışmalar önce albüm olarak yayınlanmış, ardından sergiler gelmiş. Şimdilerde Büyülü Prag'ın sergisini açmayı düşünüyor.

Albümler üzerine konuşmaya devam ediyoruz. Nüans için modelle çalışmak öğrencilik yıllarımda içimde kalmış bir uhdeydi diyor. 1987'de Türkiye'de kadın hareketlerinin ve feminizmin tartışıldığı bir dönemde kadının sosyal durumunu sembollerle irdelemeye çalışmış Nüans'ta: Aynalar, sandalyeler, siyah, beyaz fonlar, çiçekler... Büyülü Prag Albümü'nden dolayı Çek Cumhuriyeti Çerkes Karadağ'ı Devlet Şeref Madalyası ile ödüllendirmiş ve de Çek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Türkiye ziyaretinde Karadağ'ı kabul etmiş.

Derneklerle olan ilişkilerine geliyorum. AFSAD ilk kurulduğunda biraz mesafeli yaklaşmış Karadağ. Üye olduğu gün bir de slayt gösterisi yapmış AFSAD'ta. Ardından FSK gelmiş. 1980'den beri birçok fotoğraf grubunu yetiştirmiş. İleriye dönük projelerinden biri de atölyesinde sanat eğitimi programı açmak. Amacı belirli bilgi birikimine ulaşmış fotoğraf amatörlerini daha spesifik konularda stüdyo ortamında onları denetleyerek bir eğitimden geçirmek, onları denetlerken kişinin hangi konulara daha eğilimli olduğunu ortaya çıkarmak ve uygulamalı sanat eğitimi yapmak.

Çerkes Karadağ'ın bir de kitabı var: Sözde Fotoğraf. Bu kitap kuramsal çalışmalarının ilk ayağı, ardından serinin diğer kitapları da gelecek.

İleriye dönük bir çok projesi var Karadağ'ın. Bunları anlatırken heyecanlanıyor, gözlerinin içi daha da parlıyor. Dinamizmine hayran kalmamak elimde değildi. Albüm olarak yayımlanmayı bekleyen çalışmaları: "Yüzeyler de Yüzdür" adı altında yüzeyler, halk ozanları, Mersin'in Mut ilçesi, Monoton Öyküler, Yayla Fotoğrafları, "Likya Ülkesi" adı altında Akdeniz Bölgesi'nde bir çalışma, yeni siyah-beyaz ve renkli nü seriler, Büyülü Prag albümünün devamı olan Budapeşte, yaptığı reklam fotoğraflarından seçilmiş sanatsal yönü ağır basan fotoğraflar...

Çerkes Karadağ bir konuda serzenişte bulunuyor: Yaptığı albümler, yeni çıkardığı kitap, açtığı sergiler fotoğraf dünyasında kalem oynatan kişilerce göz ardı edilmiş. Üzerlerinde olumlu ya da olumsuz bir şeyler yazılmamış. Ama yetişen yeni kuşaklardan umutlu. Yapılan çalışmaları araştırmamız, çalışmalar konusunda daha duyarlı olmamız Karadağ'ın umudunu haklı çıkarıyor.

Bu Cadı Kazanı'nda Çerkes Karadağ'ı kaynattık. Cadı Kazanı yeni konuklarla kaynamaya devam edecek. Sözü "Sözde Fotoğraf" tan bir cümleyle bitirmek istiyorum...
"Fotoğrafçı, yaşamda olup bitenlere yaptığı müdahaleyle, yaşam denilen oyunun kurallarını değiştiren kişidir."