Editör

Osman Ürper

Yayın Kurulu

Şeyda Aytem
Ayşegül Çakır






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
Fotoğraf: İçeriği Anlaşılamayan Kolay Uğraş Cengiz Oğuz Gümrükçü
Susan SONTAG'a Saygıyla

Fotografın sanat olup olmadığı ayrımını ortaya koymadan, fotograf sanatçılığını tartışmanın pek anlamı olmayacağı kanısındayım. Fotograf, bir meslek uygulaması ve bir sanat yoludur. Aynı şey diğer sanatlar için geçerli olabileceği gibi (düz yazı, grafik gibi) geçerli olamayacağı sanat dalları da vardır (müzik, şiir, heykel gibi). Bazı sanat dallarının bir arada kullanıldığı birleşik sanatlar da vardır (sinema, tiyatro gibi). Yani fotograf tek başına bir sanat uygulaması değildir, ama fotografla sanat da yapılabilmektedir. Bu anlamda fotografı tanımlamamız gerekirse; fotograf sanatı, teknikle estetiğin bir araya gelebildiği bir uğraştır. Fotograf, akıp giden zaman içinde her şeyi aynı umarsızlıkla izleyen insanların göremediklerini gösteren ve bakmayı öğreten bir uğraştır. Fotografçı önce kendi gözünü eğitir, sonra da izleyicininkini. Bilinen anekdottur, yüzyıllar önce resmi yapılmış bir kişinin yaşadığını hiçbir şekilde iddia edemezsiniz, bu yalnızca bir varsayım olarak kalır. Ama yüz elli yıl önce fotografı çekilmiş bir kişinin yaşadığının, bu dünyada bir yeri olduğunun kesin kanıtıdır fotograf. Kanıtıdır da, fotograf artık bir kanıt olarak kullanılamamaktadır. Çünkü fotograflar yalan söyleyebilmektedir. Fotograflar yalan söylüyorsa bu, fotografçının yalan söylemeyi istediğini göstermektedir. Fotografın dürüstlüğü, fotografçının dürüstlüğü ile eş anlamlıdır. Gelişen teknoloji karşısında sözü edilen dürüstlüğü korumak, direnebilmek olanaksızdır. Böylece fotograf kendini (kim bilir?) dürüstlük gibi bir yükten kurtarmakta ve sanat olma yoğunluğunu artırmaktadır. Fotograf artık bilgisayar başında, yaratıcısının bile daha önce hiç görmediği mekanları konu almakta, gidilmemiş ve görülmemiş mekanlar sanal ortamlarda bu ileri teknoloji sayesinde yaratılmaktadır. Aslında elde edilen görüntü, fotografın o tanık olunan anının görüntüsü değil, (hala deniliyorsa eğer, adına fotografçı denilen kişilerin) düş gücüyle oluşturduğu bir teknolojik modern resim, bir bilgisayar tasarımıdır. Bunu yapan ise fotografçı ya da fotograf sanatçısı mıdır? Yakın bir gelecekte gündemi bu tartışmanın oluşturacağını söylemek kehanet sayılır mı?

Türk fotografı bir birikime sahip midir? Bu birikim kolay elde edilebilecek bir şey değildir. Gerçek anlamda bir üslup sahip fotografçılarımız iki elin parmaklarını geçmezken, dünya fotografı içinde bir yere sahip olmamız kolay olmayacaktır. Kişisel uğraşlarımız sayesinde Uluslararası Fotograf Federasyonu'na (FİAP) İstanbul'daki bir derneğimiz adına üyeyiz, ama diğer ülkeler bizi ne kadar tanıyor, biz onları ne kadar tanıyoruz? Dünyada neler oluyor, kim neler yapıyor diye merak edip de bir fotograf katalogu almak için bir asgari ücretlinin bir aylık maaşının yarısından fazlasını gözden çıkartmak gereklidir. Fotografik ekipmanların ve sarf malzemelerinin tamamıyla yurtdışından gelmesi ve sıradan bir vatandaşın alım gücünün üstüne çıkması, fotografı bir burjuva sanatı haline getirmiştir. Bu yüzden fotografımız, amatörlerimiz sayesinde daha çok 'naif' olarak ilerlemektedir. Bu gün portre fotografı çeken biri, yarın doğa fotografçılığına dönmekte, sonraki gün belgesel fotograf çalışmakta ve ne yazık ki bu süreçte bir tarz oluşturamamaktadır. Belli bir tarzı oluşturanlar ise çoğunlukla belgesel fotograf tarzında çalışanlar ve basın fotografçıları olmuştur. Ama burada kurgusal fotograf çalışan sanatçıları dışlayacak değiliz. Ama fotografta bir tarz oluşturmak gerçekten zor ve uzun soluklu bir çalışmayı gerektirmektedir.

Her gün dünyada milyonlarca fotograf üretiliyor ve biz bunların bir kısmıyla karşılaşıyoruz. Fotograflarla ortaya çıkan görüntü bolluğu, çeşitli görünümler, insanlar, mekanlar vs... hepsi birden bizim algılarımızı köreltmemize neden olmaktadır. Keskin bir görüşe ve hatta buradan yola çıkarak bir fotograf anlayışına ulaşamayışımızın başlıca nedeni bu görüntü bolluğudur. Yani 'bize dayatılan görüntüler..' Bu yüzden yaşama dair ve yaşamın içindeki tüm beğenilerimizi her gün milyonlarcası üretilen bu fotograflar belirlemeye başlamıştır. İyinin ve kötünün bu iç içe geçmişliğinden arınıp 'doğruya' ulaşabilmek kolay olmamaktadır. Çünkü bu aşamada doğru ile yanlış da iç içe geçmiş bulunmaktadır. Fotografın yerini bu 'sayısal ' görüntüler almakta ve her aşamada mükemmellik, insanlara dayatılan bir mesaj olmaktadır. Bu kadar çok tüketilen fotografta taklit olmayan bakış açıları bulmak zorlaşmakta ve sayısal fotografa giden yolun bir adım önünde 'an' fotografı önem kazanmaktadır. Görüntü kirliliği, gelecekte had safhaya çıkacak, yalnızca fotograf malzemesi ve fotograf aygıtları kullanılarak elde edilen görüntüler galerileri, sergi salonlarını ve müzeleri dolduracaktır.


Cengiz Oğuz Gümrükçü
AFSAD Üyesi / Fotografçı



 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa