Editör

Osman Ürper

Yayın Kurulu

Şeyda Aytem
Ayşegül Çakır
Filiz Nalçacı
Altan Yüksel






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
Atatürk Dönemi Basın Fotoğrafçılığının Toplumdaki Yansımaları Gökhan Birinci
Fotoğraf, 1839 yılından itibaren sürekli gelişme ve yaygınlık gösteren teknik bir buluş olarak kültürleri derinden etkilemiştir.

Bu özellikler başlangıçtan günümüze kadar olan süreç içinde fotoğraf sanatının iç çelişkisini oluşturmaktadır. 19.yüzyılda fotoğraf kitlesel bir iletişim aracı olarak gelişim göstermiştir ve bu gelişim bugün de devam etmektedir.

Basın fotoğrafçılığı görsel anlatıma açıklık getirmek üzere kısa ya da uzun metinle desteklenen, yazılı ve sözlü basında yer alan fotoğrafik haber türüdür. Bu yönü ile haber-belge fotoğrafları günümüz iletişim araçlarından biri olan basının vazgeçilmez birer parçası olmuştur.

Kitle iletişim araçlarının ortaya çıkmasından önceki dönemlerde bireyin kafasındaki imgeler, çevre ile doğal iletişimi sonucunda elde edilmiştir. Oysa, kitle iletişim araçlarının ortaya çıkışıyla bu kaynaklar çoğalmış, gazete, radyo, televizyon, kitaplar ve öteki iletişim araçları bu imgenin oluşmasında önemli bir pay almaya başlamışlardır.

Kitle iletişim araçları bütün dünyada olduğu gibi Türk toplumunda da önemli bir yere sahiptir. Kitle iletişim araçları arasında ayrı bir yeri olan basında, haber-belge fotoğrafları ana malzeme olarak kullanılır. Konumuz olan basın fotoğrafçılığı ise bu alanlardan yalnızca birini oluşturmaktadır. Basın fotoğrafçıları kitle iletişim işlevini yaygın olarak gerçekleştirirler. Birçok savaşın, sosyal olayların, ekonomik gelişmelerin ve siyasi gelişmelerin, birçok kentin, sokakların, devlet adamlarının kısacası tarihin tanığı olduğu bütün dönemlerde fotoğraf güçlü bir iletişim aracı olarak gelişimini sürdürmüştür.

Fotoğraf icat edildiğinden bu yana bilimsel çevrelerde sanatçılar arasında ve iktidar odaklarında büyük bir ilgi uyandırmıştır. Fotoğraf yaygın bir şekilde kitlelere ulaşma kolaylığı ve toplumu etkileme gücü sayesinde bir iletişim aracına dönüştüğünde ise siyasi iktidarların zaman zaman denetim altına aldıkları ve yararlandıkları bir alan olmuştur. Fotoğraf ile siyasi iktidarlar arasındaki bu etkileşim, fotoğrafın icadından bu yana sürmektedir. Bu açıdan basın ve basın fotoğrafçılığı aynı zamanda Cumhuriyetin de kurucuları olan Atatürk dönemi yöneticileri tarafından da kullanılan en etkili iletişim araçlarından birisi olmuştur.

Ebüzziya Kardeşler’in 1912 yılında tramlı klişeyi Osmanlı İmparatorluğu’na getirişi ile yazılı basında ilk kez görsel malzemenin (fotoğrafın) kullanımı sağlanmıştır. Ancak, fotoğrafın görsel bir malzeme olarak ideolojik anlamda basında kullanımı Cumhuriyet’in ilanından sonraya rastlamaktadır. Cumhuriyet’in ilanına kadar basında neredeyse bir “kimlik” niteliği taşıyan fotoğraf, özellikle yeni harflere geçişle birlikte propaganda aracına dönüşerek görsel bir zenginlik kazanmıştır. Bu zenginlik ise Osmanlı-İslam geleneklerinden sıyrılıp çağdaş bir ulus olmak isteyen kitlelere basın yoluyla “görüntü imajı” ile sunulmuştur. Cumhuriyet’in ilanından sonra basına Atatürk devrimlerini ve ideolojisini bütün kitlelere yaymak ve geliştirmek gibi farklı bir görev verilmiştir. Ancak, bu sanıldığı kadar kolay olmamış, basın, Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren çeşitli güçlüklerle karşılaşmış ve bu güçlüklerle mücadele etmek zorunda kalmıştır.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında çok partili yaşama geçiş denemelerinin etkileri basında da hissedilmiştir. Ancak, ilk deneme olan TPCF’nın kurulmasıyla birlikte ülke içinde başlayan huzursuzluk ve doğu bölgelerindeki isyanların yarattığı çalkantılar hükümetin sert önlemlere başvurmasına yol açmıştır. Doğu isyanları Kürt taleplerini bastırmak amacıyla, olağanüstü yetkiler taşıyan İstiklal Mahkemeler’ni yeniden faaliyete geçirmiş, tüm ülkede sıkıyönetim ilan edilmiş ve Takrir-i Sükun Yasası çıkarılmıştır. Bu yasa otoriter bir ortam sağladığı gibi, muhalif basının susturulmasını da sağlamıştır. Atatürk devrimlerinin dışına çıktığı, halkı ayaklandırdığı ve devrimleri tehlikeye düşürdüğü gerekçesiyle birçok gazete yayın hayatına son vermek zorunda kalmış, çok sayıda gazeteci tutuklanmıştır.

Cumhuriyet dönemindeki ikinci çok partili yaşam geçiş denemesi ise basında belirgin bir canlanmaya yol açmıştır. SCF’nın kurulmasıyla Yarın, Posta, Serbest Cumhuriyet ve Hizmet gibi gazeteler muhalif nitelikli yayınlar yapmıştır. Ancak, bu gazetelerde yer alan fotoğraflar ideolojik açıdan çok farklı amaçlar göstermemiş ve toplumu yönlendirme açısından önemli görüntülere yer vermemişlerdir.

Ulusal bağımsızlık mücadelesinden sonra siyasi ve idari yapının yenilenmesi devri başlamıştır. Bu dönemde hükümeti destekleyen basın ile muhalif basın tek partili yaşamın sunduğu özgürlükler çerçevesinde yayınlarını sürdürmüştür. Bu durum baskıcı ve sansürcü bir anlayışı doğurmamış, basının “himaye altında” tutulmasını sağlamıştır. Ne var ki, 1931 yılında çıkarılan yeni bir basın kanunuyla, hükümete ülkenin genel politikalarına aykırı yayın yapan gazete ve dergileri kapatma yetkisi verilmiştir. Böylece muhalif basın susturulmuş ve hükümet uygulamalarını destekleyen bir basın yaratılmıştır.

Uzun süren savaşlar nedeniyle yoksul ve bitkin düşmüş, okuma yazma oranı çok düşük bir toplumdan basını takip etmesi beklenemezdi. Bu yüzden Kemalist devrimlerin başlaması ve başarıya ulaşması için asker ve sivil bürokratların ikna edilmesi gerekiyordu. Başlangıçta bu yönde bir gelişme gösteren yenileşme çabaları daha sonra bütün tabana yayılarak devam ettirildi. Bütün sorunların aşılmasında ise basın ve basında yer alan fotoğrafların önemli bir rolü olmuştur.

Basın ve fotoğrafın her alanda güçlü bir propoganda aracı olduğuna inanan yeni yönetim, toplum içinde “hareketliliği” sağlayabilmek için bu iletişim aracını kullanmıştır. Bu hareketlilik genelde “yukarıdan aşağıya” doğru olmuştur. Basında yer alan fotoğraflar yapılanları göstermekten daha çok, eğitici ve yol gösterici nitelikleriyle dönem idolojisini yansıtmaktadırlar. 1923-1938 yılları arasında basında yer alan fotoğrafların da Cumhuriyet’in resmi ideolojsini yansıttığını söylemek mümkündür.

Cumhuriyet dönemi basını Atatürk devrimlerinin topluma yerleştirilmesi ve yayılması için bir başlangıç oluşturmuş, bu dönemde Türkiye’deki kültürel değişimin en canlı örneğini basın göstermiştir.

Gelenekçi Osmanlı toplum yapısından modern bir topluma geçişin örnekleri Atatürk dönemi basınında yer alan fotoğraflarda görülmektedir. Kadına tanınan sosyal ve hukuksal hakları, baloları, güzellik ses ve film yarışmalarını gündeme getiren basın, toplumda yeni bir kültürel yaşamın oluşturulmasında önemli bir görev üstlenmiştir. Osmanlı’nın gelenekçi ve eski kurallarının yerini alan çağdaş yaşama ilişkin yasa ve uygulamalara yer veren basın, bu sosyal reformlara ilişkin fotoğraflarla da toplumun zihniyetini değiştirmeye çalışmıştır.

Tanzimat’la birlikte başlayan yenileşme ve batılılaşma hareketleri Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren daha da hız ve yeni bir ivme kazanmıştır. Osmanlı’nın yenileşme hareketleri genellikle askeri alanlarla sınırlı kalmış, geleneksel kurumlar ise yaşatılmaya çalışılmıştır. Cumhuriyet yöneticileri ise çağdaş yaşam koşullarını yaratacak teknolojik ve ekonomik kalkınmayı zorunlu sayarak, atılımlarını bu yönde yapmıştır. Tüm bu atılımlar ise basında geniş biçimde yer alan fotoğraflarla daha da pekiştirilmiştir.

Cumhuriyet’le birlikte basından batılılaşmanın bir parçası olarak yararlanılmış ve basın batılılaşmayı bir yaşam biçimi olarak ülkeye benimsetmekle görevlendirilmiştir. Basının görevlerinden birisi de ekonomik ve siyasi kararların toplum tarafından benimsenmesi için Kemalist ideolojiyi aktaran fotoğraflara yer vermek olmuştur.

1923-1933 dönemi yayınlarında yer alan fotoğraflar propaganda aracı olarak kullanılmalarının yanısıra yenileşmenin de birer göstergesi olmuştur. Diğer bir deyişle, bu dönemde basında yer alan fotoğraflar görsel bir malzeme olarak kalmamış, ideolojik amaçlı görüntülere dönüşmüştür.

Ekonomik, toplumsal ve siyasal alanda yaptığı devrimlerle tarihe damgasını vuran Atatürk, din, bilim, eğitim ve sanat alanındaki yenileşme hareketleriyle toplumsal değişimin önünü açmayı başarmıştır. Bu başarıda görsel-yazınsal bir iletişim aracı olan gazete ve dergileri bilinçli bir biçimde kullanmasının hiçte küçümsenmeyecek bir oranda payı olmuştur.

Sonuç olarak;

Atatürk döneminde ortaya çıkan karşı devrimciler kendilerini tarih içinde Kürt isyanları, irtica olayları ve Atatürk’e suikastler düzenleyerek göstermişler; ancak her defasında karşılarında güçlü bir basın ve kararlı bir kitle bulmuşlardır. Basında yer alan fotoğraflar ise karşı devrimci hareketlerinin her zaman bastırılıp sindirildiğini göstermekle birlikte bu hareketlerin hiçbir zaman tümüyle yok edilemediği bilinmektedir. Bu yüzden de Atatürk dönemindeki basın sürekli olarak karşı devrimci güçlerle mücadele ederek, devrimlerin savunulmasında toplumu dinç ve kararlı tutmaya yönelik yayınlara ve görüntülere yer vermiştir.

* Yrd.Doç.Dr.

Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi

Gökhan Birinci


YARARLANILAN KAYNAKLAR

ALTINDAL, Aytunç, Türkiye’de Kadın, Anahtar Yayınları, İstanbul

BERKES, Niyazi, Atatürk ve Devrimler, Adam Yayınları, İstanbul, 1990

CAPORAL, Dr.B., Kemalizm ve Kemalizm Sonrasında Türk Kadını, İş Bankası Yayınları, Ankara, 1982

ÇAKIR, Serpil, Osmanlı Kadın Hareketi, Metis Yayınları, İstanbul, 1994

KABACALI, Alpay, Türkiye’de Basın Sansürü, Gazeteciler Cemiyeti Yayınları, İstanbul, 1990

KARAL, Enver Ziya, Atatürk’ten Düşünceler, Çağdaş Yayınları, İstanbul, 1991

MARDİN, Şerif, Türk Modernleşmesi, İletişim Yayınları, İstanbul, 1991

TANER, Timur, Türk Devrimi ve Sonrası, İmge Yayınları, Ankara, 1992



 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa