Editörler

Suderin Murat
Gülçin Tellioğlu
Leyla Yücel

Yayın Kurulu

Yağmur Dolkun
Bülent Irkkan
Elif İnan
Mahmut Özturan
Doğanay Sevindik
Zeynep Şişman
Elif Vargı






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
Arzu’nun Halleri
Merih Akogul

19. yüzyılda son demlerini yaşayan ağır romantizm, 20. yüzyılın son çeyreğinde yerini tamamıyla postmodernizme bıraktığında, geriye ikonlaşmış birçok görüntü kaldı. Heykelde, resimde, daha sonra da fotoğraf ve sinemada; özellikle de reklamlar üzerinden kadın bedeninin kullanımıyla görsellik, cinsellik üzerinden pornografiye dönüşmüştür.

Ağırlıklı olarak son iki yüz yılda, sanatçıların cinsellikle ilgili düşüncelerini yapıtları üzerinden yansıtmalarıyla, arzu ile tatmin arasındaki yol iyice kısalmıştır. Kulağa fısıldanan aşk sözlerinin yerini bedene duyulan açlığın almasıyla cinsellik, yeni tanımlar üzerinden sıklıkla dile getirilmektedir.

Kadının erkek egemen toplum tarafından neredeyse bir nesneye dönüştürüldüğü  çağımızda, imge dünyası simülasyonlar üzerinden varlığını ispatlamaya çalışmaktadır. Yıllardır altyapısı hazırlanan cinsel devrim ise, geldiği noktadan bakıldığında cinslerin tümünü tatmin etmekten uzak bir biçimde varlığını sürdürmektedir.

Artık aşk sözleri söylenmiyor, sevdalar şiiirlerle yüceltilmiyor. Yazılara özenilmiyor, cümleler kopuk kopuk; yalnızca sessiz harfler anlaşmak için yetiyor. E-postalar ve cep telefonları üzerinden gönderilen mesajlarla iletişim sağlanıyor. Dil yok olunca anlam taşınamıyor, bilgi iletilemiyor; ruh da gidiyor elden. İnsanlar yalnızca bakıyor, istiyor ve elde ederek zaferlerini kutsuyorlar.

Markalar, kimliğin yerini alıyor. Tüm görütüler, dünyaya yakılmış birer ağıt gibi duruyor. Gerçek ağabeyimiz, büyük birader; gözlüyor, izliyor ve işaretliyor hepimizi. İşte varoluşa ait tüm sırların hayalle gerçeklik arasında sınır oluşturduğu günümüzde, görme eylemi ile pornografi arasında gidip gelen cinsellik üzerinden iletişim sağlanıyor.

Bugün pornografi akıl almaz bir noktaya gelmiştir: Pornografinin günümüzdeki yaygın kullanımı, onu legalleştirmiş. “Günah” kavramı din üzerinden direnişini sürdürürken, “ayıp” kavramı ise anlamını yitirmiştir. Artık birçok “sapma”, “normal” başlığı altında egemenliğini sürdürmektedir.

Bu arada, görsellik büyük bir endüstriye dönüşmüş (ilk devrim moda ile olmuştu); neredeyse karanlıkta çekim yapan ve 500 kez büyüten kameralarla teknik kalite artarak uzaklar yakına gelmiştir. Bunun sonucunda dikizcilik ve özel hayata müdahale anonimleşmiş, paparazziler köşe başlarını tutmuş, “home made” filmlerle fantezi dünyası renklenmiş; Brechtiyen bir yabancılaşmanın tatlı heyecanıyla ikinci el ilişkiler yaşanmaya başlamıştır.

Gelenek, birçok konuda olduğu gibi cinsellik için de söz konusudur. Anglosakson pornografisinde önemli bir yer tutan, kırbaçla yapılan ceza uygulanması, iki yüz yıl öncesinin İngiliz kolejlerinden bir kalıt olarak bu toplumun yaşamına taşınmıştır. Erkek okullarındaki ceza yöntemi, hem zamanında bu okullarda okumuş öğrencilerin bir kısmının (cinsel) ilişkilerinde talep ettiği bir fantezi olmuş, hem de gerçek yaşamlarında çocuklarının cezalandırılmalarında kullanılmıştır. Ellerinde kırbaçları olan deri kostümlü, file çoraplı ve koyu makyajlı dominant kadınların doğuşunda bu gelenek bulunmaktadır. Konu ise artık cinsel değil, sosyolojik ve psikolojiktir.

Ya da özellikle mastürbasyonun yoğun bir uygulama alanı bulduğu, kadınla erkeğin yan yana gelmesinin zor olduğu Doğu toplumlarında, cinsellik Batı’ya göre daha farklı tasarruf edilmektedir. Özellikle dini kurallar nedeniyle cinselliğin özgürce yaşanmadığı toplumlarda, erkekler arasında çıplak kadınların görüntüleri, kadının kendisi gibi işlem görmektedir. Geçmişlerinde her türlü suretin yasak olduğu birçok İslam ülkesinde çıplak bir kadın fotoğrafı, arzu edilen bütün kadınlara görsellik üzerinden ulaşılabilecek bir eşik gibidir.

Dünyada cinselliğe ait düşüncelerin özgürce dile getirilmesinde sanatçıların rolü büyüktür. Ressamlar, fotoğrafçılar, şairler ve yazarların gerek yapıtlarında, gerekse yaşamlarında cinselliği yoğun bir biçimde kullandıklarını ve sanatçı olmalarının verdiği cesaretle cinselliği farklı alanlara taşıdıklarını görürüz. Lord Byron’dan Mishima’ya, Baudelaire’den Proust’a, Marki de Sade’dan James Joyce, efsane olmuş yazarların cinsellikle olan bağıntıları oldukça renklidir.

Hasan Bülent Kahraman’ın geçtiğimiz günlerde çıkan kitabındaki denemeleri okuduğumda, yukarıdaki düşünceler gelip buldu beni. Kahraman, “cinsellik görsellik pornografi” adını taşıyan kitabını, başlıktaki sıralamasına koşut olarak üç bölüme ayırmış ve 59 farklı yazıyı bu bölümler altında toplamış. Önsözde belirtildiği üzere, kitabın önemli bir kısmı Kahraman’ın Sabancı Üniversitesi’nde Görsel Sanatlar ve Görsel İletişim Tasarımı Programı’nda verdiği lisansüstü dersler için oluşturulmuş. Yazıların keyifle okunmasında yalnızca seçilen konular ve ele alınış biçimleri değil, akıcı ve sade bir biçemin kullanılmasının rolü de çok büyük.

Hasan Bülent Kahraman, sanat, sosyoloji, psikoloji, siyaset ve ekonomi ile payandaladığı yazılarında, okuyucularına (izleyicilerine) anılardan anekdotlara, ikonlaşmış görüntülerden göz ardı edilmiş gerçeklere kadar, çevrili olduğumuz dünyanın bilinçle kavranması için ipuçları veriyor. Bazen fötr ile kasketin güreş tutuşmasını, bazen internette sörf yaparken karşısına çıkan “pop up” muzipliği porno siteyi, bazen Türk sinemasındaki sansür anlayışını,  bazen de Antik Yunan vazolarındaki cinselliği yazılarının konusu yapıyor, Kahraman.

Görselliğin ağırlıklı olarak fotoğraf üzerinden alımlandığı ama yine de buna rağmen fotoğrafın gerçeklik olarak değil bir yanılsama (fotoğrafı çeken kişinin bulunduğu açı ve ana bağlı) olarak algılandığı çağımız, bizleri farklı bir tüketim mantığının içine bırakmıştır. Cinselliğin pornografiye dönüşümü sırasında eğer görsellik aynı kalsaydı, özellikle 70’li ve 80’li yıllarda sergilediği fotoğraflar ve yayımladığı erotik albümlerle tüm dünyada tanınıp ünlenen David Hamilton’un çektiği fotoğraflar  21. yüzyılın “kitsch” havuzuna asla düşmezdi. Bu da günümüzde pornonun erotizmi, ters köşeye yatırdığını göstermektedir.

Bir zamanlar en sona saklanan ve olabildiğince ertelenen cinsellik, şimdilerde günümüzün siber yaratıklara dönüşmeye aday insanlarına, görmediğimiz bir filmin en çarpıcı sahnelerinden yararlanarak yapılan fragmanlar gibi Matrixvari bir sekme yaptırıyor. Hasan Bülent Kahraman kitabında, olaylar ve durumlar arasında güncelliği asla yitirmeden sağlam ilişkiler kuruyor. Kahraman’ın Agora Kitaplığı tarafından yayımlanan “cinsellik görsellik pornografi” adlı kitabı, çağımızın cinsel dinamiğini başarıyla ele almasındaki ustalığıyla kesinlikle okunması gereken bir kitap.

Merih Akoğul
Ağustos 20005 / Milliyet Sanat

Cinsellik görsellik pornografi / Hasan Bülent Kahraman / Agora Kitaplığı / 244 sayfa




 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa