Editörler

Suderin Murat
Gülçin Tellioğlu
Leyla Yücel

Yayın Kurulu

Yağmur Dolkun
Bülent Irkkan
Elif İnan
Mahmut Özturan
Doğanay Sevindik
Zeynep Şişman
Elif Vargı






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
Seks, Gerçekler ve İnternet

Hasan Bülent Kahraman


Geçenlerde Guardian'da reklam dünyasıyla ilgili bir yazı yayınlandı. Yazar, her şeyin resmedildiği bu ortamda sadece ereksiyon halindeki penisin henüz afişlere çıkmadığını saptıyordu. Reklamcılık nicedir cinselliği kullanıyor, son aşama olarak bu yola gidebilir, yeni bir patlama gerçekleştirebilir diyordu. Cevap, Independent'da yayınlanan bir haberden geldi: İngiltere'deki televizyon kanallarında cinsellikle ilgili programlar doygunluk noktasındadır ve bu programlar her gün biraz daha seyirci kaybetmektedir. Bu bir yana, programlar insanların cinsel yaşamları üstünde de olumsuz etkiler bırakmakta, onları bu 'heyecan'dan uzaklaştırmaktadır... Yazar yazısını İngilizvari bir tutuculuk içeren şu öneri ve yorumla bitiriyordu: Cinsellik tek başına bir programı taşıyamaz. Mutlaka bir öyküye dayanmalıdır. Bu kavramı işleyen sanatsal yapıtlar da 'iyi' sanat yapıtları olmalıdır. Gerçekten de televizyonlarda ortaya çıkan bu cinsellikten kaçış 'sorununun' nedeni bu olabilir mi? Hem acaba cinsellikten gerçekten de kaçılmakta mıdır?

Sözü uzatmadan söylemek gerekirse iki sorunun cevabı da hayırdır. Nedeni açık: Independent yazarının yaklaşımı sanal dünyanın cinsellik kavramına ve onun yaşanma biçimlerine eklediği boyutlardan habersizdir. Sanallığın gündelik hayattaki en önemli karşılığı olan Internet insanlara bu konuda bambaşka olanaklar ve seçenekler sunmaktadır ve cinsellik daha önce hiçbir dönemde olmadığı kadar çok insanı çekerek onların yaşamına girmektedir.

Bir grup insan elbette cinselliği olağan koşullar ve sınırlar içinde yaşamayı düşünebilir. Elbette cinselliğin estetik bir duyarlılık içinde ifade edilmesi gerektiğini savunabilir. Ama öte yanda bir de yaşanan bir gerçek var. Cinsellik, bugün her zamankinden çok daha fazla karmaşıklaşmış, ayrıntılanmış ve çetrefilleşmiştir. Gene önceki dönemlere oranla bu durumun yaşanmasındaki en önemli fark 'sapkınlık' kavramının gitgide hayatlarımızdan uzaklaşmasıdır. Aykırı cinsel tercih ve kimlikler geçerlilikleri kabul edilerek meşrulaşmaktadır.

Internet de tam bu noktada devreye giriyor. Cinselliğin eşleniği olan fantezi kavramının somut olarak yaşanması için sayısız olanak sunuyor. Konuşma odaları, her türlü görüntünün sunulduğu siteler, insanların eş bulduğu hatlar, en mahrem durumların kamusal dünyaya açıldığı programlar var orada. Dahası da var. Geçenlerde bizde de haber olduğu üzere, insanlar yaşamlarının Internet üstünden hiçbir sansüre uğratılmadan izleyenlere aktarılmasına razı oluyor. Sansür zaten akla gelmeyecek bir şey. Çünkü eğer ilginiz kısıtlanan bölüme dönükse hemen doğrudan onu işleyen bir kanal bulmak mümkün.

Bütün bu olup bitenin önemi galiba şurada. İnsanlar, geç yirminci yüzyılda özlerini keşfediyor. Onu her türden baskının dışında kalarak algılamak ve 'kullanmak' istiyor. Gövde politikalarının sağladığı bu büyük olanağın bir uzantısı olarak da cinselliği doğrudan ve kendileri olarak, kendi benlikleri ve bedenleriyle yaşıyorlar. Bunun gerçekleştiği bir ortamda donuk, kurmaca bir imgeyle belirlenen cinselliğin kimseye vereceği bir şey kalmamıştır. Bu, insanı tutuklayacağı söylenen sanal dünyanın onu hiç olmadığı kadar özgürleştirmesi ve insanlığın ilk kez bir cinsel devrim yaşamasıdır. Bakalım devrim evlatlarını nasıl ve ne zaman yiyecek...




 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa