Editörler

Suderin Murat
Gülçin Tellioğlu
Leyla Yücel

Yayın Kurulu

Yağmur Dolkun
Bülent Irkkan
Elif İnan
Mahmut Özturan
Doğanay Sevindik
Zeynep Şişman
Elif Vargı






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
Kurtarılmış Bölge İnternet

HASAN BÜLENT KAHRAMAN

Geçenlerde bir vesileyle internette gezinirken ansızın önümde bir pencere açıldı. ('Yeni Türkçeye göre, 'sörf' yaparken, önümde bir 'cookie', 'pop up' etti demeliydim.) Öğleden sonrasının işleri arasında bunalmışken bunun bir porno sitesi olduğunu gördüm. (Sonradan konuştuğum arkadaşlarım bu ansızın belirme işinin bir sistem olduğunu söylediler.) Sitenin adı ilgimi çekince dayanamayıp açtım.

Gördüklerim karşısında gözlerimin yuvalarından fırladığını belirtmeliyim. Site, 'milf' denilen (anlamını yazamam, Muzır Kurulu'na gazeteyi kapattıramam) bir kadın 'türü'yle (deyimi bağışlayınız) ilgiliydi. Bu kadınlar, çocuklu olmak şartıyla, 40 yaşının üstündekilerdi. Bu kadınların cinsel ilişki sırasında çekilmiş resimleri vardı sitede ve bu iş akla hayale gelebilecek her türden fanteziyi içerecek biçimde devam ediyordu.

İnternet bir cennet
O sıra daha fazla bakamayıp kapattım. Ama, pornografi konusunu zaten okuttuğum 'görsel ideoloji ve kültür' dersinde işlediğimden ve o konudaki tartışmaları yakından izlediğimden daha sonra bu kavramı içeren sayfalara döndüm. Bunlardan binlerce vardı. Yüz binlerce resim dolaşıyordu bu sitelerde. Bunca kadın ve erkek bu işin içindeydi ve anlaşılan 'milf' çok kişinin merakıydı.

Orada kalsa her şey gene iyiydi; ama bu konularla biraz olsun uğraşanlar için internet bir cennetti. Gerçekten de internet artık sadece pornografi diye nitelendirilemeyecek, onu çok aşmış bir sürecin zeminiydi. Bunun başını da 'arzu' denilen kavram çekiyordu.

İnsan şöyle bir düşününce arzunun durağan, sınırlı, tutuk bir kavram olmadığını hemen algılıyor. Arzunun en önemli yanı ve özelliği herhalde çokluğu, çeşitliliği. Bu da ister istemez 'fantezi', 'hayal' kavramlarını hatırlatıyor.

Belki 'modern' toplumların en önemli özelliğini de bu çelişki meydana getiriyor. Çünkü, belli bir tarihe kadar özgürce yaşanan arzular belli bir dönemden sonra dizginlenip gemlenmeye başlamış durumda. Modernitenin önemli özelliklerinden birisi bu. Arzu, aklın sınırları içine kapatılmak isteniyor. Bu, bedenin, gövdenin tutuklanması, onun da dar kalıplar içine sokulması demek.

Tenle akıl arasındaki bu salınımda tenden yana çıkanları da gene modern bilinç 'kötülük' damgasını yapıştırarak alt etmeye çalışmış. Şeytani olan, kötücül olan, eğer toplumsal planda olumsuz yankı bulmuşsa ikisinin de dar modernist, akılcı zihniyete büyük bir tehdit yöneltmesinden ve onu aşacak birer olgu diye ortaya çıkmasındandır. Kötücül olanın bir özgürleştirme potansiyelini içinde barındırdığı biliniyor. Marquis de Sade'ın, Bataille'ın ve daha nicelerinin bu kadar lanetlenmesinin altında yatan olgu bu.

Bu, arzu denilen olgu belli bir döneme kadar tatmin edilebilmek için açık veya gizli 'kötücüllüğün' ayaklandırılmasını gerektiriyordu. Sade'ın zindanları, şatoları, bütün Gotik edebiyatın içerdiği karanlıklar bu nedenle işin bir parçasıydı. Toplumsal bilinç arzunun bir 'karanlık nesneye' sahip olmasını zorunlu kılıyordu. Foucault, bu işin neden böyle olduğunu iktidar bağlamında, güç kullanımı bağlamında açıkladı.

Gene modernite dediğimiz şey açık veya kapalı iktidarların bedenleri 'uysallaştırması' idi. Bu kaçınılmaz bir sonuç modernite bilinci açısından. Çünkü, 'arzunun şu karanlık nesnesi' aslında bedenin ta kendisidir. Başına buyruk kaldığında beden çılgın ve sınır tanımıyor. Oysa 'eğitilir', 'terbiye edilir'se bu iş kazasız belasız atlatılır. İktidarın biricik amacı da bu: zincire vurulmuş bedenler yaratmak, arzuyu söndürmek.

Arzunun tatmin edilmesi
İnternet şimdi bu oluşuma meydan okuyor. İnternet sitelerinde akıl almayacak kadar çok fantezi var. Dünyada tasarladığınız, düşlediğiniz her şeye erişmek internet üstünde mümkün. Öte yandan internet insanların en uç noktalarda gezinen cinsel arzularının da doyurulduğu en önemli kaynak. Herkes kendi meşrebine uygun birilerini ve bir şeyleri internette buluyor. Artık merkezi otoritenin, sansürlerin, denetimlerin giremediği, erişemediği bir kurtarılmış bölge orası. Kabul edelim, karşı olalım internet öncelikle arzunun tatmin edildiği alan.

Cinsellik en büyük sorun
Bunun sadece cinsellik üstünden olması belki üzücü gelebilir. Bir kere, dediğim gibi, öyle değil. İkincisi, garipsememek gerek; insanlığın en büyük sorunu cinsellikle. Buna son dönemin getirdiği kendisine özgü koşulları eklemek gerek. Git gide yalnızlaşan, içine kapanan, çevresinden soyutlanan bir insanlık var karşımızda. Bu büyük kitle kendisine bir yol bulacaktı. İçerdiği bütün donukluğa karşın (arzuyla aramızda bir ekran var) internet bu kapıyı aralıyor. Böylece içine girdiğimiz çağ büyük bir 'röntgencilik', 'dikizcilik' çağına dönüşüyor. Çünkü, son kertede internet bize her türlü arzuyu tatmin olanağı sağlasa da bunu sadece 'görerek' yaşama olanağı veriyor. Dolayısıyla çağımız görselliğin arzuyla olan gizli ilişkisine çok derin bir çentik atıyor.

Arzunun karanlık nesnesi aydınlandı ama bu soğumasını engellemedi.

İnternet arzunun yeni adı. Bunuel'in ruhunu rencide edeceğini düşünmeyenler ona arzunun aydınlık nesnesi diyebilir.




 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa