Editörler

Suderin Murat
Gülçin Tellioğlu
Leyla Yücel

Yayın Kurulu

Yağmur Dolkun
Bülent Irkkan
Elif İnan
Mahmut Özturan
Doğanay Sevindik
Zeynep Şişman
Elif Vargı






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
    Sayılar    Sayı 21    Cinsellik ve Sanat
Cinsellik ve Sanat Handan Tunç

UYGAR AKLIN AŞK VE ÇIPLAK BEDENİ ALGILAYIŞINDAKİ ESTETİK SERÜVEN
                                                                                    

Beden tanrılarla sanatçıların barış yaptıkları en güvenilir alan olmuştur. Tanrı kendi yaratısının karşısında ilk şaşkınlığını hangi kusurunu fark ettiği için yaşadı? Müstehcen beden miydi onu utandıran? Sanatçıya uzattı çıplak bedeni utancını erdeme dönüştürsün istedi… İnce bir örtü ile sarmalandı beden. Bu örtü tanrısal estetiğin bir başyapıtına dönüştürürken bedeni, sanatçı da kendi bedenini unutmuştu…

Zamanın kum saatinden akarken uygarlıklar insanın ayıbı olan beden; çıplaklık utancını aklın parlak edimlerinin koyu bölgesinde gizledi.

Bedenden “Ben” boşaltılarak yerine “Ruh” dolduruldu… Böylece kutsal beden kutsandı… Binlerce yıl beden kendisi olmayan kültürel kendiliklerle yaşadı…

Modern döneme gelindiğinde fetişleştirilmiş dönüşümün yalnızlığında sanatçı yanı başında duruyordu. Bu süreçlerde hiç ayrılmamıştı… Ondan koparılıp alınan aşkı, tutkuyu, arzuyu tutuyordu elinde ölü bir ışık yayan şamdanı tutar gibi…

Sanatçı; “bedensizleştirmenin inşasında” verdiği sözü tutmuştu… Tanrılar; unutmadılar sadakatin ödülünü Eros’ un gücünü sundular ona… Ama Eros mitsel dönemlerin masum güzel çocuğu değildi. Artık…

Teknolojik arzu nesnelerinin tutkuyla yüceltilmesi ile başlayan 20. yy. unutulan bedene başka bir varoluş kazandırdı.

Toplum yorumcuları batı kültüründe yüzyıl boyunca güçlü bir tekno – erotizmin geliştiğini sezmişlerdi. (K.C.D ALLESSANDRO)

Türbin, piston, otomobil ve lokomotif betimlemelerindeki cinsel imgelem; makine kültleri ve fütürist akım, tekno sevicilerin teknoloji tutsaklarını ifade ediş yoluydu. Teknoloji tekno – sevicilere kütlesel güç üzerinde erotik bir heyecan denetimi sunar. Bu da diğer insanları denetlemekte kullanılır.

Teknolojinin cinsiyeti yoktur ancak teknolojinin temsilleri çoğunlukla cinsiyete sahiptir. Makineler, sanayi çağından bu yana genellikle cinsiyet içeren anlamlarda betimlenmiştir. Güçlü enerjileri sıklıkla erkekçe bir erillikle eleştirilmiştir. Bununla birlikte güçlü mekanik nesnelerin tümü eril olarak algılanmıştır. Örneğin; gemiler ve tekneler anaç bir güvenlik ve rahatlıkla birlikte fiziksel güzellik kavramlarını çağrıştırdığı tayfaları ile cinsel bir gerilimi ifade ettiği için, geçmişte ve günümüzde dişil olarak cinsiyetlendirilmiştir.

Sanayi çağının makinelere cinsiyet metaforları atfetmesi elektronik çağda da sürmüş, ancak bilgisayarların cinsiyet ile kurdukları kapalı ilişki nedeni ile karmaşıklaşmıştır. Bilgisayar matrisindeki siber uzayda yer almak üzere bedenin terki, popüler kültürde çoğunlukla daha fazla cinsellik vaadiyle birlikte düşünülür.

İnsanlar aydınlanma felsefesine göre akılla kutsanmışlardır. Bu nedenle insanlar önceden takdir edilmiş bir kadere itaat etmek yerine daha iyi bir dünya yaratmak olanağını ellerinde tutuyorlardı. İnsan aklının gücünü 19. yy. zirveye ulaştırırken çok geçmeden makine ile kıyaslanır hale geldi.

Siyasal iktisatçılar insan emeğinin disiplinsizliğini, verimsizliğini düzeltici örnek olarak makinelerin özelliklerini yücelttiler. Önceleri yalnızca insan yaşamına bahşedilen üretici güçler ve faili olma özellikleri makinelere atfedildi.

Yarı insan yarı makine “Siborg” figürü artık sanatın bütün alanlarının öznesi haline geldi.

Siborg, zekânın zaferini simgelerken insanoğlunun ortadan kalkışını ve insan sonrası, aydınlanma sonrası, çağın doğuşunu da simgelemektedir. Siborg beden ve zihin arasındaki ikiliğe dayanıyor gibi görünse de aslında o, bu ikiliğin aşılmasıdır.

1989 yılında, Wbole Earth Reviw dergisi bir dizi yazar, bilim insanı, sanatçı ve akademisyeni, “Beden artık miadını doldurmuş mudur?” sorusuna yanıt vermeye çağırdı. Forumdaki yanıtlar: İnsan varoluşunun değeri ve simüle yaşam biçimleri araştırmalarındaki etik konularda kültürel çatışkıyı yansıtmaktaydı. İlginç birkaç görüşe değinmek istiyorum. Susan Griffin, batı inancında bedeni belirsiz, anlamsız gören bir geleneğin izini sürerek bedenin miadını doldurma sorununa tarihsel bir bağlam sunuyor.

Bu özel uygarlıkta yüzyıllar boyunca sanki bedenlerimiz miadını doldurmuş gibi davrandık. Yahudi – Hıristiyan – İslam Etiği bedene ilişkin bilgiyi şeytani olarak niteledi. İki bin yılı aşkın tehlikeli bir yanılsamanın ince buzları üzerinde kayak yaptık. Bu zemin ruhun maddeden dışlandığı bir zemindi. Bedenin anlamlı varlığını göz ardı etme, dünya liderlerinin bedenleri savaş zamanında feda edilebilir şey olarak görmelerine olanak verdi.

Günümüzde kaçınılmaz olguya dönüşen Hiper – Gerçeklik, Jean Bodrilard’ ın kuramlaştırdığı bu simülasyonlar dünyasıdır. Burada artık, ne taklit, ne kopyalama ne de parodi vardır. Gerçek yerini gerçeğin sembollerine bırakmıştır.

Popüler kültür siborg temsilinde cinselliği sıklıkla öne çıkarır. Büyük bölümü elektronik olan sistem öteki olarak sunulur. Birçok çağdaş metin cinselliğin varlığını koruduğunu ama bedenin miadını doldurma eşiğinde bulunduğu bir geleceği temsil eder.

Popüler kültür sıklıkla cinsel bir eylem olarak teknolojiyle insan arasındaki sınırların yıkıldığını ifade eder. Ölümvari bir kimlik yok oluşunu cinsellikle kaynaştıran popüler kültürün siborg imgesi, benlik kayboluşunu bir orgazm metaforu olarak kullanan çok eski bir geleneğe yaslıyordu. Bilindiği gibi, ölüm ve aşk batı kültür geleneğinde birbirinden ayrılmayan bir ilişki içerisindedir. Aşk = Ölüm denklemine, edebiyattaki bedensiz cinsellik düşüncesi eşlik eder.

Sanat şölenlerinde sanatçının kurtarıcı ellerinde beden hangi estetik onarımla yaşatılabilecek?

Erkek kadın ve makineleri ayıran sınırlar 20. yy. sonlarında bir alışkanlık içindedir. Her birini biricik kılan şeyi tanımlayan geleneksel yollar geride kaldı. Ve insan bedeni tartışmalı bir alan haline geldi. İnsan bedeni konusunda belirsizlikler çok çeşitli biçimlerde yaşandı. Ama insan sonrası gelecek çizen imgelem bolluğuna katılan bedensel yok oluş hiç bu denli inananlar tebası yaratmamıştı. Van, 2009




 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa