Editör

Osman Ürper

Yayın Kurulu

Şeyda Aytem
Ayşegül Çakır
Handan Turan
Zerrin Yazar






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
Küçük Bir Kamera Obscura Hikayesi Ahmet Selim Sabuncu

87 - 88 yillarinda baslayan camera obscura çalismalarim uzun yillar eglencenin ötesine geçmedi. Sadece her sene yapilan bir kaç deneme. 96'nin ortalarinda camera obscura tekrar ilgimi çekti. Eski bir Lubitel 166 B, bu ugurda paramparça oldu. Daha sonra köpükten yapilmis bir dondurma kutusu , sonralari ise bir D-76 kutusu hain emellerime alet oldu. D-76 kutusunda alinan umut verici sonuçlar beni daha büyük silindirik kutular aramaya itti. Hipermarketlerde dolanip daha büyük silindirik malzemeler arama çabalarimsa sonuçsuz kaldi. Ama kaderin her zaman garip olan cilvesi ile 1 kilogramlik Nescafe kutusuyla, bir kuruyemisçide karsilastim. Ancak 1 kilo Nescafe'yi içmek benim için bile oldukça fazla bir zaman alacakti. Cafe isleten bir kaç arkadastan bos kutu bulamayinca, herkes Kutsi Biçken' e sor dedi. Hedefe ulasilmisti. 15 dakika sonra Nescafe kutusu hazirdi. Artik sanat yapmak için önümde hiçbir engel kalmamisti!!!

obscura1.jpg

Hemen eve gidip çalismalara basladim . Makas , tornavida , yankeski gibi aletler çapaksiz bir delik açmami engelliyordu. Fakat, azimli çalismam, Nescafe kutusunun direncini yitirmesine yol açti. Camera Obscura' nin kaba formu ortaya çikmisti . Dagilan Lubitel 166 B'nin tripod baglantisi, bundan sonra Nescafe kutusunun altinda yer alacakti. Siyah mat sprey boya ile içi disi bir güzel boyandi. Karsisina geçilip bir keyif sigarasi içildi. Simdi, kart ya da filmi makinanin içine pratik bir sekilde yerlestirmek için magazinler yapmak gerekiyordu. Bir süre gene hipermarketlerde dolastim . Sonuç gene hüsrandi. Kalip yaptirmaya karar verdim. Ama Ugur Bilge kaç yüz tane deyince, kalip isi suya düstü. Fakat, PVC'nin bu is için kullanilabilecegini söyleyince solugu sanayide aldim. Bu noktadan sonra benim garip taleplerime Gürcan Keyvan da ortak olmaya basladi. Gürcan'la elimizde mat siyah boyali Nescafe kutusuyla PVC boru satan dükkanlari, belki lazim olur diye civatacilari dolasiyorduk. Herkes nerede kullanacaksiniz diye soruyordu. Nescafe kutusunun, aslinda bir fotograf makinasi oldugunu anlatmaya çalistikça, bakislarindaki degisim bizi oldukça korkutuyordu. Sonunda aranan çap ve kalinlikta borular bulunmustu. Gamze Siriner'in katkilariyla elde edilen sac plakalar aci kuvvetime dayanamiyarak istedigim formlara gelmeye basladi. Geceyarilarina kadar demir testeresiyle kesilen PVC'lerin iç giciklayici sesleri anlayisli komsularim sayesinde bir apartman krizine yol açmadi. Kesilen PVC'ler saç plakalarin üstünde yerlerini alip, önceden 100°C'a kadar isitilmis firinin orta bölümünde yerlerini aldilar. Bir süre sonra yumusayan PVC'ler sac plakalarin formunu almisti. Plan basitti.. Testler siyah- beyaz kartlara alinacak, sonrasinda ise S-B Reversal kart kullanilacakti.

Ilhan Sözbilir bir Almanya yolculugunun kabusa dönüsecegini tabii o zamanlar bilmiyordu. Almanya'daki bos saatlerini bana malzeme aramakla geçirdi. Malzemeler gelmisti, sadece küçük bir sorun vardi. Çünkü S-B reversal kart yerine renkli reversal kart gelmisti. Fakat ben bu malzemelere yeteri kadar uzaktim. Bir kaç ay Alper Fidaner'i ikna etmekle geçti. Ilk renkli reversal kart denemelerini Alper'le yaptik. Ancak kart parlakti ve yansima yapiyordu. Parlak bir fikir gibi görünen polaroid ise tam bir hayal kirikligi idi. Sonuçta tabaka film denemeye karar verdim. Uzun zamandir benden ses çikmayip, bu garip çalismalardan kurtuldugunu sanan Gürcan Keyvan'in Almanya yolculugu da kisa zamanda kabusa dönüstü. S-B Reversal kart ve tabaka film için Frankfurt'taki bütün fotografçilar aranmisti. Ilk denemeler filmle yapildi. Sonuç nihayet alinmisti. Ancak sadece bir kutu film bulunmustu. Bu da bana asla yetmezdi. Gürcan'in ise bir daha Almanya'ya gitmeye niyeti yoktu. Hasan Çakir ve Haldun Karabudak, TRT Almanya muhabiri Mehmet Canbolat'i aramayi akil ettiler.Iki gün sonra filmler kargoyla gelmisti. Sonuçlar tatmin ediciydi ama Tugrul Çakar, Tahir Ün, Müjdat Koçer ve de Önder Bostanci benden kurtulamamisti. Bu nadide çalismaya onlar da degerli fikirleriyle katkida bulundular. Ankara'daki çekimler tamamlanmisti.

Simdi Istanbul çekimleri için yeni kurbanlar bulmak gerekliydi. Baslarina neler gelecegini pek bilmedikleri için çalismaya cani gönülden katilmayi kabul eden Cevdet Çeribasi, Olcay Ünver ve Ilknur Güzel ile Istanbul kazan biz kepçe seklinde dolastik. Romina asikti, onun için o dolasmadi. Artik negatifler hazirdi.

Süha Aray, Kizilay'da dolasirken rastladigi sabirli ve de titiz bir fotografçi olan Hilmi Sahin'le (Sahin Color ) beni tanistirdiginda, Hilmi yasamayi seven , mutlu bir insandi. Son baskiyi yaptiginda ise uzaklara bakiyordu... Artik baskilar da bitmisti. Koltugumun altina fotograflari alip Tugba Çerçeve' ye gittim. Mehmet daha önceki sergiden edindigi tecrübe ile bir kaç geri adim atti ama sonra kaderine razi oldu .

Iste Camera Obscura fotograflarinin kisa bir öyküsü. Eger bütün bunlar sizin için çok zorsa bir 36'lik film alip, okudugunuz ve gördügünüz her seyi hemen unutun. Disarida günes var ya da olabilir ....

Nescafe kutusuna dikkat edin . Gold ya da Kafeinsiz olanlar denenmemistir.




 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa