Editör

Osman Ürper

Yayın Kurulu

Şeyda Aytem
Ayşegül Çakır
Handan Turan
Zerrin Yazar






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
Sanat ve Sanatçı Üzerine Bir Deneme Çağrı Öner
Sanat nedir?

Bu soruyu bir kaç yildir, fotograf kursu verdigim çesitli yas gruplarindan bir çok ögrencime sordum, birlikte cevaplar aradik. Cevap bulabildiniz mi diye sorarsaniz, net olarak bir sey bulabildik diyemem ama bazi sonuçlar çikardik elbette. Bunlara geçmeden önce Ana Brittanica'dan sizlere bir sanat tanimi aktarayim:

"Sanat, bazi düsüncelerin, amaçlarin, durumlarin ya da olaylarin, beceri ve düs gücü kullanilarak ifade edilmesine ya da baskalarina iletilmesine yönelik yaratici insan etkinligi."

Bu tanima göre sanat, öncelikle bir düsünce aktarma yöntemi. (Bence buradaki düsünce, sanatçinin kendi düsünceleri olmali.) Sanatin ikinci önemli özelligi ise, her insanin kendi düs gücünü kullanarak diger insanlardan farkli, yani özgün ve bir digerinden farkli, yani tek eserler yaratmasi(üretmesi) sonucu ortaya çikmasidir.

(Bu tanimda hosuma giden sey , sanatin insan duyularina "hos" gelip gelmemesinden hiç bahsedilmemesi! Bu, bu konuyu tartistigim pek çok kisinin üzerinde mutabik kaldigi bir noktaydi aslinda: Sanat illa ki göze, kulaga "hos" gelmelidir!)

Sevgili Ana Brittanica'nin sanat taniminin devamina bir göz atalim:

"Sanat ürünlerinin dogal nesnelerden farki, sanatin niteligini de ortaya koyar. Dogal süreçler sonucu ortaya çikan nesneler (örn. Kristaller, sarkit ve dikitler, ari petegi, örümcek agi gibi olusumlar) bir anlamda güzel sayilsa da, sanat yapiti olarak kabul edilmez; çünkü sanatin asil özelligi, belirli bir nesne üretmeyi amaçlayan bir etkinlik olmasidir."

Konuyu biraz toparlayacak olursak, sanat; sanatçinin düs gücünü kullanarak, düsüncelerini, özgün ve tek bir eser üretmek yoluyla baskalarina aktarmasidir.

Benim bu yaziyi yazmamdaki amaç, aslinda sanata herkesin üzerinde uzlasacagi bir tanim getirme çabasi degil. Bu çabayi, baslangiçta da belirttigim gibi bir çok ortamda bir çok kisiyle gösterdik. Benim asil üzerinde durmak istedigim "sanatçi" kavraminin malzemeden çalinmis, ucuzlatilmis ve gelen geçen herkese yok pahasina satilmis olmasidir. Elbette ki bu satisin öncesindeki sanatçilarla, sonrasindakileri ayirt edebilmek için kisa ve tek tarafli da olsa bir sanat tanimi yapmak gerekiyordu, ben de bu paragrafa kadar bunu yaptim.

Ne yazik ki günümüzde sanatçilar(!) o kadar çogaldi ki, benim birazdan yargilayacagim ve sonra da idam edecegim kesim , hepinizin "lakin bunlar gerçek sanatçi" diyerek yaninda yer alacaginiz bir kesim olacak. Çünkü su anda kendisine sanatçi diyen o kadar gereksiz adam var ki, onlarin yaninda benim suçladigim, sanatçi rozetini çikartmaya çalistigim kesim, tanim olarak olmasa bile mertebe olarak gerçek sanatçi sayilabilir.

Yukarilarda yapmaya çabaladigimiz sanat taniminda benim üzerinde en çok durdugum nokta, sanatin üretmekten geçtigidir. Bu baglamda, yeni ve özgün eser üretmeyen kisilere sanatçi diyemememiz gerekir. Öyleyse yine bu baglamda, bilumum saz sanatçilarini, ses sanatçilarini ve söz sanatçilarini sanatçi kategorisinden çikartmamiz lazim. Çünkü bunlar yeni ve özgün eserler üretmiyorlar! Bunlar, baskalarinin ürettigi eserleri bize iletmekten baska bir sey yapmiyorlar! (Itiraz seslerini duyar gibiyim!) Bunlari sanatçi olarak degerlendirirken yapilan hata, aslinda sanatçilarin ve bunlarin ortak bir yanlari olmasi: Iki grup da siradan insanlarda bulunmayan bir seye sahipler: Yetenege! Üstelik islerinin büyük bir kismini bunun sayesinde yapiyorlar. Insanlar, iste bu yetenege hayran kaldiklarindan ve de iki grup da ayni alanda çalistigindan dolayi, bu iki grubu ayni isim altinda toplayiveriyorlar: Sanatçi!!!

Tatlises'in arkasinda saz çalmak, operada arya söylemek, ve ya Damdaki Kemanciyi oynamak elbette ki yetenek gerektiren islerdir ancak asil sanatçi oradaki besteyi yapan, oyunu yazandir. Sazci da, sanci da, aktör de varolan bir sanat eserinin bize ulasmasini saglayan teknik kisilerdir. Illa bütün sanatçilar, sanat eserlerini bir heykeltiras ve ya ressam gibi bizzat kendi elleriyle bize ulastirmak zorunda degiller ki! Özellikle sahne sanatçilari ürettiklerini aktarmak için baska insanlarin yeteneklerine ihtiyaç duyuyorlar. Sirf böyle bir ihtiyaçtan dolayi, hiç bir yeni ve özgün sey üretmeyen bu yetenekli insanlara sanatçi denebilir mi? Ben denemez diyorum ve bunlara bile denemeyecegine göre 'Plastik boru da sanattir!' diye gazetede reklam verenlere hiç denemez diyorum. Eger siz, saz, ses ve söz sanatçilarimiza(!) sanatçi denmesi gerektigini savunuyorsaniz, size üzerinde düsünmeniz umuduyla bir örnek verecegim ve bu yaziyi böylece bitirecegim.

Kendi yaptigim ve ayrica Ana Brittanica'daki sanat tanimina göre, ben bir fotograf sanatçisiyim. Fotograflarim genellikle siyah/beyaz'dir. Bir fotografi çekim asamasindan sergi asamasina kadar bizzat kendim üretirim. Yani, yeni ve özgün düsüncelerimi ifade etmek yada baskalarina aktarmak amaciyla ürettigim eserleri iletmek için, baskalarinin teknik bilgi ve yeteneklerine ihtiyacim yoktur. Ancak son zamanlar da renklerin büyüsüne kapildigimdan dolayi slayt çekmeye basladim ve dogal olarak da çektigim slaytlarin ben dahil herkese ulasmasi için onlari bir fotograf laboratuarinda yikatmam gerekiyor. Simdi size soruyorum, eger Beethoven'in 7. Senfonisini dinlemek için gerekli olan insanlara sanatçi deniliyorsa, benim slaytlarimi size aktarmamda gerekli olan fotoprinter kalfasi Mustafa'ya neden denmesin?




 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa