Editör

Koray Olşen

Yayın Kurulu

Atila Köksal
Aysel Altun
Ayşe Saray
Berrin Cerrahoğlu
Dora Günel
Mehmet N.Savcı
Meltem Çolak
Necla Can Güler
Nilüfer Zengin






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
    Sayılar    Sayı 35    DOSYA: Manipülasyon    Özgün Özer
Özgün Özer



Fotoğraf, Gerçeklik ve Foto-Manipülasyon


Ülkemizde fotoğraf sohbetleri arasında sürekli yeri olan, çözümsüz gibi görünen bazı konular vardır. Bunlardan bir tanesi de fotoğrafa olan dijital müdahaleler ve foto-manipülasyonlardır. Aslında bu tür tartışmaların bir sonuca varamamasının temel nedeni, konu ile ilgili tanımların baştan oturtulmamasıdır. Bu yazımızda elimizden geldiğince bu konuyu aydınlatmaya çalışacağız.

Manipülasyon kelime anlamı olarak Oxford’un sözlüğüne göre “bir insanı ya da konuyu zekice veya çıkarcı bir şekilde yönlendirmek” anlamına gelmektedir. Genel olarak “hile ile yönlendirme” olarak kısaltılabilir. Dolayısı ile kelimenin anlamının özünde negatif bir duygu vardır. Kelime, terim olarak birçok alanda kullanılmaktadır. Mekanik, elektronik gibi teknik alanlarda negatif anlamını yitirerek, “sistemi yönlendiren, yöneten” parçalar (manipülatörler) için kullanılsa da; ekonomi gibi insan ilişkilerini içeren alanlarda negatif anlamını koruyarak kendi çıkarları için yanlış yönlendirmek anlamında kullanılmaktadır.

Fotoğraf alanında ise, fotoğrafın anlam ve aktarımını değiştirecek şekilde fotoğraf üzerinde yapılan müdahalelerin genel adıdır. Genel olarak kompozisyon öğelerinin eklenmesini, çıkarılmasını kapsar. Bu anlamda foto-montaj olarak ta adlandırılır. Öte yandan foto-manipülasyon fotomontajdan daha geniş bir alana sahiptir. Modellerin ciltlerinin düzeltilmesi gibi dokusal işlemleri de kapsar.

                                                                                                       ***
Neredeyse fotoğrafın kendisi ve karanlık oda kadar eski bir kavram olan foto-manipülasyon, özellikle fotoğrafın dijital devrimi ve photoshop gibi dijital görüntü işleme programlarının kullanımının artması sonrasında yaygınlaşmıştır. Eskiden sadece karanlık oda ustalarının sahip olduğu bu kabiliyet, dijital teknolojinin kolaylıkları ile foto-manipülasyonun birçok eski ve ünlü örneği vardır. Bunlardan biri, ikinci dünya savaşı sırasında çekilen “kaybolan subay” fotoğrafıdır.

Sol taraftaki fotoğrafta Stalin’in yanında poz veren subay 1939’da yargılanmış ve hakkında “Damnatiomemoriae” kararı verilmiştir. Bu ceza ilk olarak antik Roma Senatosunda hainler için uygulanmıştır. Bu ceza kapsamında “suçlu” sadece idam edilmemekte aynı zamanda hatırlanması da yasaklanmaktadır. Kişiye ait her türlü kayıt yok edilmektedir. Antik dönemlerde bu cezanın uygulanması oldukça kolaydır. Ancak fotoğrafın keşfi ile bunun uygulanması doğal olarak zorlaşmıştır. Yine de Sovyet Rusya’nın katı kuralları, bu zorluğun karanlık oda sanatı ile aşılmasını sağlamış ve aşağıdaki Foto-Manipülasyon çalışmasının oluşturmuştur.




                                                                                                       ***
Foto-manipülasyonun siyasi yönlendirme (manipülasyon) amaçlı kullanılması, foto-manipülasyon ile fotoğraf kullanılarak yapılan manipülasyonun birbirine karıştırılmasına yol açmaktadır. Neredeyse dünya üzerinde güç sahibi her kişi ve kurum, insanları yönlendirmenin yollarını aramaktadır. Fotoğraf bu anlamda, gerçeklik algısı nedeniyle çok etkili bir araçtır. Ancak unutulmamalıdır ki, her fotoğrafın insanları yönlendirmek amacı ile kullanılması Foto-Manipülasyon anlamına gelmez.

Örneğin; sözde “Ermeni Soykırımı” ispatıymış gibi, Nazi Soy Kırımına ait orijinal bir fotoğrafın kullanılması Foto-Manipülasyon değildir. Toplumu yanlış bilgilendirmektir, spekülasyondur.

Başka bir örnek olarak; bir toplumsal olaya katılan insanları fazla göstermek için kitlenin kopyalanarak ya da başka bir fotoğrafta alınarak çoğaltılması Foto-Manipülasyondur. Ama bunun medyaya servis edilmesi sadece manipülasyondur.

                                                                                                       ***

Özellikle fotoğrafın yaygınlaştığı dönemden beri süre gelen “fotoğrafın gerçeğin aynası olduğu” fikri açısından değerlendirildiğinde, yapılan değişikliğin fotoğrafın ‘’gerçekliğine’’ zarar vermesi nedeni ile bu negatif kelimenin seçilmesi doğal gözükmektedir. Sanki foto-manipülasyonu uygulayan kişi, fotoğraftaki gerçekliği kendi çıkarları uğruna değiştirmiş, ‘’doğruları yansıtan görseli’’ bir ‘’yalan’’a dönüştürmüştür.

Temel olarak foto-manipülasyon konusundaki tartışmaların çıkış noktalarından biri de bu ‘’gerçeklik’’ tanımıdır. Günümüzde halen toplumun büyük bir kesimi ve hatta birçok akademisyen, 1900’lü yılların başında yazılan metinleri de referans alarak, fotoğrafın yansıttığı görüntünün insan gözünün gördüğü kesin bir gerçeklik olduğunu zannetmektedir.

Oysa Nörobilim alanında yapılan güncel çalışmalar, insan gözünün gördüğü görüntünün, beyninin parça parça kurguladığı bir görüntü olduğunu ortaya koymuştur. Dolayısıyla aynı manzaraya baktığımızda dahi aynı görüntüyü gördüğümüz fikri aslında doğru değildir. Algıda seçiciliğimiz ve kültürel yanlılığımız gereği aynı manzarada hepimiz farklı şeyler görürüz keza bu fotoğraflarımıza da yansır. Bahsi geçen durum çok fantastik gibi gözükse de çoğu zaman fotoğraflarımıza bakarken, daha önce hiç görmediğimiz bazı objeler farkedebiliriz. Hatta o objenin gözünüzden nasıl kaçtığına şaşırırız. Gerçekte olan ise, beynimiz gözümüzün yakaladığı ışıklarla bir resim yapmıştır ve o objeyi tuvalde hiç kullanmamıştır. Dolayısıyla fotoğraf makinası sizin gerçekliğinizi değil, kendi gerçekliğini kaydetmiştir.

Öte yandan bu durumun tersi de gerçekleşebilir. Örneğin fotoğraf makinasının ışık algısı, insan gözünün ışık algısına göre çok daha dardır. Işık farklarının yüksek olduğu bölgelerde bu sefer roller değişir. Gözünüzün gerçekliği, fotoğraf makinanız tarafından çekilemez. Gün batımı manzarasındaki ters ışıkta modelinizin karanlık çıkması (ya da arka fonun patlaması) gibi.

Özetle; fotoğraf makinası ve gözünüzün ortak olarak gördüğü bir “gerçeklik” aslında söz konusu değildir. Bir fotoğrafçı istediği takdirde makinanın görüntüleme kabiliyetini, gözünün görme kabiliyeti ile çakıştırabilir ve böylece gözünün gördüğü gerçekliğin bir kopyasını fotoğrafla oluşturmaya çalışabilir.

                                                                                                        ***
Bu, fotoğrafın belgeleme yanı ve en değerli yönlerinden biridir. Bu tür eserlerde yapılacak küçük müdahaleler dahi eserin “yönlendirilmemiş gerçeklik” özelliğine zarar vermektedir. 1950’lerin İstanbul’unu anlatan bir fotoğrafta herhangi bir objenin eklenmesini veya çıkarılmasını istemeyiz. Eklenmesi fotoğrafta hangi alanın o zamana ait olduğu sorusunu ortaya çıkarır ve fotoğrafın belgeleme yanına da zarar verir.

                  

Haliçteki Kayıklar, Fotoğrafçı: Cengiz Özer 1962

Aynı durum, fotoğrafın diğer bir zenginliği olan, fotoğraf makinasının algı farklarının kullanılarak oluşturulan, görüşümüzün ötesine geçen fotoğraflar içinde geçerlidir. Bu çalışmalar, fotoğrafın sanat yönünü güçlendirdiği gibi başka sanat dallarına da esin kaynağı oluşturmaktadır. Bu tür eserde yapılan manipülasyonlar da esere zarar verir. Makinanın algı farkı nedeni ile kaydedilen gerçeklikle, el ile oluşturulan yaratım ayırt edilemez. Buna örnek olarak aşağıdaki fotoğraf sunulabilir. Bu fotoğrafta modelin ağız boşluğuna yerleştirilen kuvvetli bir ışık kaynağı kullanılarak göz çukurlarından çıkıp yüzünden dışarı taşan ışık fotoğraflanmıştır. Bu fotoğrafa yapılacak herhangi ekleme çıkarma, fikrin yaratıcı yanına ve görüntünün gerçekliğine kuşkusuz zarar verecektir.
   
                   

 
Bedenin içinden geçen ışık. Fotoğraf: Özgün Özer (2009)

                                                                                                       ***

Foto-manipülasyonun esas kullanım alanı ise, fotoğrafın salt bir anlatım dili olarak kabul edildiği uygulamalardır. Bu alanlar grafik sanatına sunuş ve oluşturma mantığı açısından yakındır ve genellikle ticari özellik taşırlar. Örneğin; çekilen bir düğün fotoğrafının temel amacı her ne kadar o günü belgelemek olarak düşünülse de asıl amacı o günü mutlu bir anı olarak kaydetmektir. Genel olarak her düğünde yaşanan birçok aksilik veya sıkıntı düğün fotoğraflılarına yansıtılmaz. Genelde bir mükemmellik yansıtması beklenir. Bu bağlamda; sevilen bir akrabanın eksikliğinin giderilmesinden, yerde unutulmuş bir kağıt parçasının yok edilmesine her işlem foto-manipülasyonun konusudur. Aynı durum model fotoğrafçılığı için de geçerlidir. Bir firma için yapılan çekimlerde amaç bir gerçekliğin belgelenmesi değil, bir “mükemmelliğin” sunulmasıdır. Bu anlamda foto-manipülasyon profesyonel (endüstriyel)  fotoğrafçılığın temel aracı haline gelmiştir.

                                                          
Fotoğraf: Erhan Meço (2016)

                                                                                                     ***
Son olarak unutulmamalıdır ki, fotoğraf sadece sanat ya da hobi için üretilmiş keyfi bir buluş değildir. Bu alanlardan daha önemli olarak tıp, bilim, basın gibi mesleki alanlarda da kullanılmaktadır. Bu açıdan yaklaşıldığında foto-manipülasyonun etik olarak tartışılabileceği birçok alan mevcuttur.

Ancak söz konusu sanat olduğunda, yaratmanın ve yaratıcılığın sınırları yoktur. Dolayısı ile şeffaf davranıldığı ve insanlar kandırılmadığı, dolandırılmadığı sürece; foto-manipülasyon fotografik bir “günah” ya da “suç” değil. Sanatçının bir tasarım aracıdır.


                      





 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa