Editörler

Bülent Irkkan
Gülçin Tellioğlu
Leyla Yücel

Yayın Kurulu

Meryem Akköse
Yağmur Dolkun
Elif İnan
Suderin Murat
Doğanay Sevindik
Elif Vargı






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
    Sayılar    Sayı 23    Deha ve Delilik
Deha ve Delilik Mutluhan İzmir
Deha ve deliliğin arasındaki çizginin çok ince olduğu hep söylene gelmiştir. Gerçek böyle midir? Gerçeğin böyle olamayacağı, olmaması gerektiğini söyleyebiliriz peşinen. Gerçek böyle olmamalıdır çünkü toplumlar, dehalar tarafından keşfedilmiş yeniliklerin ve düzenlerin getirdiği rahatlıktan yararlanarak, mutluluk ve refah dolu yaşama olanağına kavuşabilmektedirler. Hal böyle iken neden bu söz bu kadar yaygın kullanılan ve kabul gören bir söze dönüşmüştür? Birincisi, dahilerin zaman zaman çevrelerinin anlamakta zorlanabileceği ama doğruluğu geç anlaşılabilen buluşları ve sentezlerinin olmasıdır. Dahiler bilinen gerçeklerin ve içinde bulunulan zamanın ötesini görebilen, anlayabilen zihinlere sahip oldukları için alışılmış şeylerin dışında şeyler söyleyebilir, olayları alışılmışın dışında yorumlayabilirler. Bu onların anlaşılmasını başlangıçta zorlaştırabilir, hatta ömrü boyunca kendisini çevresine anlatamayabilir de. İkincisi de muhtemelen bu sözü yaratanlar ve kabullenenler, toplumlarda dehanın delilik kadar ender görülen bir durum olduğunu vurgulamak isterken, bu iki durumun iki ayrı uçta olan özellikler olduğunu gözardı ederek, ender görülme ortak özelliği üzerinden bu iki kavramı istemeden özdeşleştirmişlerdir. Tek bir ortak özellik üzerinden kavram özdeşliği yaratma yanılgısına düşmek sık rastlanan bir durumdur. Kavram kargaşasına düşmemek için bu iki kavramı açmakta ve olabildiğince iyi tanımlamakta yarar vardır.
Deliliğin en önemli özelliği, bu durumu yaşayan bireyi gerçeklerden kopartmasıdır. Gerçeği değerlendirebilme yetisi ruh sağlığının en önemli ve başta gelen göstergelerinden birisidir. Eğer bir bireyde gerçeği değerlendirme yetisi bozulmuşsa, o birey ne kadar iyi niyetli olursa olsun, olumlu, yararlı bir sonuca ulaşma şansı ortadan kalkmıştır. Gerçeği değerlendirme yetisinin sağlıklı olabilmesi için bireyin kendisini, içinde bulunduğu koşulları ve çevresindeki diğer bireyleri olabildiğince nesnel, duygularından ve iç dünyasının etkilerinden arındırarak değerlendirebilmesi gerekmektedir. Örneğin bir kişi kendisinin her açıdan çevresindeki tüm insanlardan daha değerli olduğuna inanıyor olabilir, bu inancının kendisi ve diğer insanların tartışılmaz bir gerçeği olduğuna da inanıyor olabilir. Bu kanaatin, başkaları tarafından aynı derinlikte paylaşılamayacağı gerçeğinin ortaya çıkacağını kestirmek zor değildir. Bu tür bir kanaat farklılığı, o bireyle içinde bulunduğu toplum arasında ciddi çatışmalara yolaçacaktır. Çünkü o bireyin gerçeği, toplumun genelinin gerçeğinden çok uzaktadır. Toplum, bir bireyin değerinin kabulü için o bireye ait eylemlerin somut, gözle görülür ve herkesin tartışmasız kabullendiği yararlı sonuçlarını görmek isteyecektir. Bu yönde bir eylem ve sonuç ortada yoksa, bireyin kendi içinde yaşadığı değerlilik duygusunu aynı yoğunlukta başkalarına onaylatmak için şiddete başvurmak dışında bir yolu kalmayacaktır. Ya da o birey kendi içine kapanarak, bu kanaatinin başkaları tarafından paylaşılmamasını kendine göre birtakım nedenlere bağlamaya çalışacaktır. Deliliğin başladığı nokta burasıdır; Eğer bir birey, toplumun paylaşmadığı ve yalnız kendisine ait olan sarsılmaz bir kanaati zorla başkalarına benimsetmeye yeltenir ya da diğerlerinin bu kanaati reddini bir varlık nedeni yaparsa delilik sınırına girmiş demektir.
Bir dahi ise kendisini ispatlama çabasıyla uğraşmaz. Deha, herkesten önce birtakım gerçeklerin farkına varmaktır. Dahiler yaşadıkları zaman diliminin ve içinde yaşadıkları toplumların bilinen gerçeklerinin ötesine geçebilen, yeni gerçekliklerin herkesten önce farkına varabilen, olaylar arasındaki somut bağlantıları önceden kurabilen kişilerdir. Bunları yaparken hiçbir zaman gerçeklerden kopmazlar ve kendi iç gerçekliklerini dış dünyanın gerçekliklerinin önüne geçirmezler. Dahiler, sezgi ve duygularını da kullansalar bile onların önde gelen özellikleri, her zaman akıl ve bilimin ışığında somut kanıtlara dayanarak sonuca ulaşmalarıdır. Dahilerin bu özelliklerinden dolayı içinde bulundukları toplumların genel kabulleri ve inançları ile zıt düşmeleri bilinen bir durumdur, örneğin dünyanın düz olduğuna herkesin inandığı bir toplumda bir dahi çıkıp da dünyanın yuvarlak olduğunu iddia ettiğinde ona nasıl bakıldığını tahmin etmek zor değildir. Belki de bu nedenle delilik ile deha arasında bağlantı olduğu safsatası ortaya çıkmıştır. Ancak, toplumun bilinen gerçeklerine ters düşme durumu bir dahi için geçici, bir deli için ise kalıcı bir durumdur. Dahilerin keşifleri ve çıkarımları önce anlaşılamasa bile, er ya da geç tüm insanlığın da kabullendiği doğrulara dönüşür ve bu keşifler sayesinde toplumlar ve insanlık iyiye doğru sıçramalar yaşar. Zaman zaman delilerin peşine takılan toplumlar da olmuştur ancak bu maceralar herzaman acı, gözyaşı ve büyük kayıplar ile sonuçlanmıştır.



 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa