Editör

Koray Olşen

Yayın Kurulu

Atila Köksal
Aysel Altun
Ayşe Saray
Berrin Cerrahoğlu
Dora Günel
Mehmet N.Savcı
Meltem Çolak
Necla Can Güler
Nilüfer Zengin






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
Adil Alpkoçak

FOTOĞRAFÇILIKTA MiNiMALiZM


Bir sanat akımı olarak Minimalizm

Minimalizmin ilk işaretleri 1900’lü yılların başında Polonya asıllı Rus ressam ve teorisyen Kazimir Malevich’in beyaz zemin üstünde siyah bir kareden oluşan,  “Siyah Kare” isimli yağlı boya tablosunda görünmeye başlar. Malevich, kareyi doğada bulunmayan geometrik bir form olarak tanımlıyordu. Biçimleri en basit geometrilerine, renk kullanımını en temel renklere, hatta nötrleştirerek siyah-beyaza indirgeyerek mükemmellik araması adeta tanrısal bir davranış̧ gibi yorumlandı. Ardından, bu yeni sanat akımı heykel gibi farklı sanat dallarında da hayat buldu. Rengi ve biçimi en aza ve temel ögelere indirgemek, hatta kullanılan malzemenin yalnızca kendi renginden yararlanmak, yapıtları kompozisyonlara yüklenen ifadelerden arındırmak Minimalistler’in en temel tutumu oldu. Daha çok, kendi renklerine müdahale gerektirmeyen ahşap, demir, çelik, alüminyum gibi malzemeler kullandılar. Çoğu sanatçı yapıtlarını bir kimlikten de arındırmak için “isimsiz” olarak tanımladı. Minimalizm öncelikle daha çok heykel sanatında hayat buldu denebilir.

1940'ların ortalarında New York'ta canlanan Minimalizm akımı,  ressamların gerçek nesnelerin temsiline yer vermeden kendilerini sadece renk ve şekillerle ifade ettikleri bir tür soyut sanat akımıdır. Hatta, ilk Amerikan sanat akımı olarak kabul edilir. Bu hareket ile birlikte sanat dünyasının merkezinin Paris'ten New York'a kaymasında etkili olmuştur.

Minimalizm, özellikle soyut dışavurumculuğun (İng. abstract expressionism)  biçime ve duyguya verdiği aşırı öneme karşı bir tepki olarak ortaya çıkmış, nesnenin nesne olma özelliğine dikkat çeken, nesnenin ifadesi ile tarihsel ve sembolik anlamlarını en aza indirmeyi amaçlayan bir sanat akımıdır.  Mimimalizmde kişisel ifade minimum olmalıdır. Öz, sanatçının ifadesi değil, nesnenin veya malzemenin kendisi olmalıdır. Minimalist sanat eserinde, bir nesnenin kendisinden başka bir anlama sahip olması arzu edilmez. Minimalizm, izleyicide anlık görsel tepkiler oluşturmayı hedefleyen, saf renk, boşluk ve materyalin kalitesini deneyimletmeyi amaçlayan, sanatta gizemi ortadan kaldıran katışıksız bir estetik yaklaşımıdır. Minimalizm yanılsamaya yer bırakmayan, hatta bunu ahlaksızlık sayan, hiçbir şeye olduğundan başka ifade yüklemeyen bir anlatım dilidir.

Fotoğraf sanatı ve Minimalizm

Minimalist akımının fotoğraf sanatında uygulanması farklı yorumlar ve yaklaşımlar nedeniyle biraz kafa karıştırıcı olabiliyor.  Bazı ekoller minimalizmin tanımı ve uygulamasının diğer plastik sanatlardan birebir aktarılması gerektiğine inanır. Bu görüşü katı ekol olarak adlandırabiliriz. Bu ekolde minimalist fotoğraf grafik unsurları ön planda tutar. Kompozisyon basit geometrik şekillerle oluşturulmuş tekdüze alan ve boşluklardan oluşur. Fotoğraf "ne görüyorsanız odur". Gizli ve yan anlamlar yüklemesine izin verilmez. Fotoğrafçının nesnelere ilave bir anlam yüklemesine, bir hikaye anlatmasına olanak vermez. Bu ekole göre, eğer bir fotoğraf izleyiciyi soyut düşünmeye itiyor ve nesnelerin yan anlamlarını okumaya zorluyor ise minimalist temellerden uzaklaşıyoruz demektir.  Minimalizmde nesnelerin yan anlamlarına yer yoktur, ne görüyorsanız odur.
 

Öte yandan diğer bir görüş ise fotoğrafçılıkta  minimalizmin yaratıcılığa daha açık olması ve fotoğraf sanatının özelliklerine göre yorumlanmasına izin verilmesi eğilimindedir. Bunu da açık ekol adlandırabiliriz. Bu ekolde de, yalınlık, sadelik ve geniş tekdüze alanlar gibi minimalizmin temel kuralları takip edilir. Ancak fotoğrafın hikayesinin olması, bir mesaj barındırması, nesnelerin yanal  anlamlar yüklenmesi ve okunmasıyla minimalizm akımının fotoğraf sanatına daha iyi uygulanabileceği görüşü hakimdir.   Her ne kadar minimalizm soyut dışavurumcu akımın biçime ve duyguya verdiği aşırı öneme karşı bir tepki olarak ortaya çıkmış olsa da,  fotoğraftan duyguyu çıkarttığımızda geriye kalan sadece grafik unsurlardır. Bu durum ise fotoğrafın çerçevesini daraltan, fotoğrafı grafiğe indirgeyen, daraltan bir kalıp olarak algılanır. Bu nedenle açık ekolde minimalist fotoğraftaki nesnelere ilave anlamlar yüklenmesine sıcak bakılır.
  

Minimalist Fotoğraf

Minimalist fotoğraflar genellikle az sayıda elemandan oluşur, izlenmesi kolaydır ve dinginlik hissi verir. Hızlı kavranır ve dikkat çekicidir. Nesneleri küçük, ayrıntıları az olarak sunar. Fotoğraflarda karışıklığa yer yoktur ve tüm kadraja saf bir yalınlık hakimdir.

Az çoktur

Minimalist yaklaşım, bir kompozisyonda hayati elementlere odaklanıp, diğerlerini çıkartıp atma veya daha az kullanma, daha azıyla yetinme felsefesine dayanır.  Yani, mimimalist yaklaşım en az sayıda renk, şekil, doku ve çizgi ile fotoğrafı oluşturmaktır. Bir fotoğrafta yer alan nesne, veya fotoğrafçılık jargonu ile leke, sayısı  ile lekeye yüklenen ağırlık ters orantılıdır. Yani bir kompozisyondaki leke sayısı azaldıkça, her bir lekenin önemi ve kompozisyona olan katkısı misli ile artmaktadır.  Minimalizmde kullanılan en önemli slogan “az çoktur” (less is more) temel olarak bu yaklaşımı işaret etmektedir. Hiç kuşku yok ki, “az çoktur” sloganının başka açılımları, gizli mesajları da yapısında barındırır. Örneğin; ayrıntılar ne kadar az ise, hayal gücünüze o kadar çok yer kalır. Öte yandan, bir konuyu daha az eleman ile anlatmak için daha çok zamana ve yaratıcılığa gereksinim vardır. Kısaca minimalizmin temel felsefesi kendisi de minimal olan bu sloganda gizlidir: “az çoktur”.

Minimalizm boşluğu somutlaştırma sanatıdır

Minimalizm çıkartma yaparak toplamaktır. Bu nedenle minimalist sanat  çoğunlukla estetik amaçlı olarak istenmeyen, gereksiz görülen nesnelerin,  kafa karıştırıcı ayrıntıların veya bir bütünün gereksiz parçalarının çıkartılması eylemi olarak görülebilir. Bu eylem ayıklama veya dışarıda bırakarak bir dönüştürme süreci olarak da nitelendirilebilir.  Daha da ötesinde, bu eylemin ana amacı, kompozisyondaki gereksiz nesnelerin ve muğlak ayrıntıların atılarak boşluklara daha çok yer açılmasını sağlamak olarak da görülebilir. Eleme ve dışarıda bırakma yöntemi bir çok sanat dalında kullanılan yaygın bir yöntemdir.  Bu bağlamda minimalizm, boşluğun sanatı olarak da görülebilir.

Boşluk, her şeyin yerine geçebilecek biçimsel bir değişkendir ve yaşamın kendisidir. Bu nedenle boşluk dikkatle ve özenle kullanılması gereken önemli bir elemandır. Bir çok sanat dalında boşluk olmazsa olmazdır. Boşluğu çıkarttığımızda geriye kalan son derece değersiz veya anlamsız bir yığın haline gelebilir.  Bir müzik eserinde melodiyi oluşturan sesler ve eslerdir: yani sesler ve boşluklardır. Esler melodinin en az sesler kadar önemli bir bileşenidir. Bir seramik sanatçısının yarattığı form çoğu defa boşluğun şekillendirilmesidir. Edebiyat ve düz yazıyı ele aldığımızda, boşluk karakteri en az diğer harfler kadar önemlidir. Boşluk karakteri olmadan yazı okunabilir değildir veya çok güçtür.  Öte yandan bir mimari tasarım, içinde modellenen boşluk ile anlamlıdır.  Boşluk çıkartılıp atılırsa geri kalan anlamsız bir kütle haline gelebilir.  Bütün bunların ışığında, minimalist bir eser sanatçının boşluğu bilinçli olarak dönüştürmesiyle yaşam bulur.

Bir minimalist fotoğrafta boşluklar ve tekdüze alanlar en belirgin unsurlardır. Bu boşluklar, minimalist fotoğrafı ele veren, olmazsa olmaz özelliği ve en can alıcı karakteridir. İşte bu boşluklardır hemen ilk bakışta izleyiciyi sarıp, içine çeken ve baştan çıkaran. Bu tekdüze düzlükler genellikle fotoğraftaki ana unsuru oluşturan nesneyi saran negatif boşluklar şeklindedir. Öte yandan bir minimalist fotoğrafta bir ana özne olmayabilir. Bu durumda boşluklar değişik ve birbiri ile uyum içerisindeki geometrik formların arasında sunulur. Sözün özü bir minimalist fotoğrafta mutlaka olması gereken şey boşluklar ve tekdüze alanlardır. Eğer boşluklar ve tekdüze alanlar yok ise minimalist fotoğraftan söz etmek çok güçtür.
 

Minimalist fotoğrafçılar hep bu boşlukların peşinden koşarlar, kadrajlarını uçsuz bucaksız  tek düze bu alanlarla doldurmak, göstermek istedikleri özneleri bu boşluklar içerisinde servis etmek isterler. Bu boşluklarla en yaygın olarak mimari yapıların detaylarında karşılaşırız. Bu nedenledir ki sıklıkla karşımıza çıkan minimalist fotoğraflar hep mimari yapı detaylarından beslenmiştir.  Bunlar ilk bakışta grafik özellikleri göze çarpan, genellikle bir birleriyle uyumlu renk ve dokularla doldurulmuş geniş düzlükler ve basit geometrik formlardan oluşan fotoğraflardır. Bunlar, minimalizmdeki katı görüşe son derece uygun minimalist fotoğraflardır. Bu tür fotoğraflarda yanal anlam okumaya gerek yoktur, ne görüyorsanız odur.  Kadrajda grafik elemanlar hakimdir, formlar genellikle doğada olmayan, yapay sentetik formlardır. Bu tür fotoğrafları oluştururken, kadrajda basitliği ve yalınlığı sağlayabilmek, istenmeyen detay ve bütünün parçalarını dışarıda bırakabilmek için çoğu kere mimari formun detaylarına sokulmak gerekir. Aksi takdirde minimalist fotoğrafta zorunlu olan yalınlık ve sadeliği yakalamak mümkün değildir.
  

Fotoğraflarda boşluklara yer açmak için kullanılan en yaygın bir başka malzeme ise deniz ve göl gibi geniş alanlardır. Bu durumda uzun pozlama yaparak su yüzeyindeki hareketi daha da tekdüze hale getirmek en sık kullanılan yöntemlerdendir. Yalnız başına duran küçük bir sandal, bir taş veya bir iskele kalıntısı fotoğrafçının malzemesi olur ve suyun oluşturduğu tekdüze alanın içerisinde kadrajlanarak servis edilir. Su, ister koca bir deniz veya isterse küçük bir göl veya su birikintisi olsun, minimalist fotoğraf üretmek için son derece iyi bir araçtır ve yaygınlıkla kullanılır.

Minimalist fotoğraf için bir başka kaynak ise uçsuz bucaksız yapısı ile gökyüzüdür. Gökyüzümüz, sınırsız mavilik, bir çok minimalist fotoğrafta kendisine yer bulur. Zaman zaman gökyüzündeki bulutlar uzun pozlama ile eşsiz güzellikte tekdüze alanlar yaratmak için kullanılabilir. Bunun yanında gökyüzündeki güneşte ters ışık ile oluşturulan siluet fotoğraflarda, nesnelerin  etrafında etkileyici boşluklar yaratmak için kullanılır.

Tekdüze alanlar sadece boşluklardan oluşmaz. Zaman zaman tüm kadrajı kaplayan tekrar eden nesne veya dokular da izleyicide geniş tekdüze alanlar izlenimi verir.  Örneğin, kiremit örtülü bir dam, parke kaplı bir yol, bir stadyumun oturakları, denizdeki dalgalar, gökyüzündeki bulutlar, binaların pencereleri, bir pazarcının tezgahındaki domatesler, geniş kalabalık bir insan grubu veya dağın yamacına yerleşmiş gecekonduların oluşturduğu doku kadrajı kapladığında tekdüze bir alan olarak algılanır.  Bu nedenle bir çok etkileyici minimalist fotoğraf tekdüze alanları boş yüzeylerle doldurmak yerine doku veya tekrar eden nesnelerle oluşturmayı tercih ederler. Bu ise minimalist fotoğrafta hikayeyi oluşturmak için çok güçlü ve etkili bir araçtır.

Minimalist fotoğrafçılık için pratik reçeteler

Aslında minimalizmi veya genel olarak herhangi bir sanatsal akımı bir takım kalıplara tıkmak, çerçeveler içine hapsetmek, kurallara boğmak yaratıcılığı sınırlandıracaktır. Öte yandan bu tür kuralların, bir sanat akımının temel kavramlarını anlamayı,  öğrenmeyi ve uygulamasını kolaylaştırdığı ise gerçektir. Bu nedenle burada sunulan pratik reçeteleri olmazsa olmaz kurallar olarak ele almaktan çok, minimalist fotoğraf üretmenin pratik yardımcı yolları olarak değerlendirmekte yarar vardır. Zaman zaman bu kurallar bir fotoğrafın minimalist olarak değerlendirilebilmesi için ölçü taşı olarak da kullanılabilir. Hiç kuşku yok ki, bir fotoğrafın minimalist olarak değerlendirilmesi sadece burada anlatılan kalıplara sığdırılamaz, ama değerlendirme sürecine çok büyük kolaylıklar sağlar. Aşağıda fotoğrafçılıkta minimalist anlatım dilinin sıklıkla kullanılan temel yöntemleri toplam sekiz başlık altında gruplandırarak, örneklerle görsel olarak kısaca açıklanmıştır.
  

1. Az Nesne:  Tanımlanabilir ve kavranabilir elemanların sayısının en az olması dır. Bir başka ifade ile Minimalizm azla yetinme sanatıdır. Genellikle düz geniş, düzlükler ve boşluklar içerisinde tek bir nesnenin yer aldığı fotoğraflar minimalist olarak değerlendirilir.


Aynur Ekiz 3
(Fotoğraf: Aynur Ekiz)



Erdal Türkoğlu 
(Fotoğraf: Erdal Türkoğlu)


2.  Az Renk:  Renkler farklı nesneleri algılamamıza yardımcı olur. Bu nedenle parlak ve canlı renklerdeki az sayıda nesne veya boşluklar içeren fotoğraflar, nesne sayısı az olmak şartı ile, minimalist olarak değerlendirilebilir.
 

Olgun Telci
(Fotoğraf: Olgun Telci)
 

Aynur Ekiz
(Fotoğraf: Aynur Ekiz)

3. Küçük Nesneler: Minimalizm küçük şeylerin ruhunu görebilmektir. Bir çok sanatçı minimalizmi küçük şeylerin fotoğraflanması olası yorumlar. Öte yandan, Rossano Sayanio minimalizmi, küçük şeylerin dünyasının kirletilmeden gözlemlenmesi olarak tanımlar.  
 

Nejat Gündüç
(Fotoğraf: Nejat Gündüç)

 
Özkan Dokuzlar
(Fotoğraf: Özkan Dokuzlar)


4. Basit Geometrik Şekilller: Birkaç basit geometrik eğri ve çizgiden oluşan fotoğraflar da minimalist olarak değerlendirilebilir. Algılaması çok kolaydır.
 


Adil Alpkoçak 1
(Fotoğraf: Adil Alpkoçak)


 Figen Övün
(Fotoğraf: Figen Övün)


5.  Bir Bütünün Parçası: Zaman zaman bir nesne ve sahne çok büyük ve çok karmaşık olabilir. Ama nesnenin tamamı yerine bir parçasına odaklanan fotoğraflar minimalist olarak değerlendirilebilir.

 Özkan Dokuzlar2
(Fotoğraf: Özkan Dokuzlar)


 Adil Alpkoçak 2
(Fotoğraf: Adil Alpkoçak)

6. Tekrarlayan şekiller: Eğer tekrar eden nesneler veya doku kadrajın tamamını kapsıyor ise minimalist olarak değerlendirilebilir. Algılanmaları kolaydır ve tüm kadrajı saran tekrarlar bütüncül bir dinginlik oluşturur.

  Aynur Ekiz 2
(Fotoğraf: Aynur Ekiz)


 Nejat Gündüç 2
(Fotoğraf: Nejat Gündüç)

7.  Az detay:  Eğer bir fotoğraf az sayıda nesneden oluşuyorsa ve az detay ile iyi bir kompozisyon oluşturulmuş ise minimalist olarak değerlendirilir.

 Adil Alpkoçak 3
(Fotoğraf: Adil Alpkoçak)


 Mustafa Şerefoğlu
(Fotoğraf: Mustafa Şerefoğlu)

8.  Sıfırlamacılık:  Minimalizmin en son noktası olarak değerlendirilebilir. Minimalizmin en abartılmış durumudur. Fotoğraf, tüm kadrajı kaplayan tek ve tekdüze bir yüzey veya boşluktan oluşur.  Genellikle fotoğrafın anlaşılmasını sağlayacak yeterli detay yoktur.

 Mustafa Şerefoğlu 2a
(Fotoğraf: Mustafa Şerefoğlu)





 



 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa