Editör

Koray Olşen

Yayın Kurulu

Atila Köksal
Aysel Altun
Ayşe Saray
Berrin Cerrahoğlu
Dora Günel
Mehmet N.Savcı
Meltem Çolak
Necla Can Güler
Nilüfer Zengin






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
    Sayılar    Sayı 31    SERGİ    Uğur Kavas
Uğur Kavas
CUMHURİYET DÖNEMİNİN EN KAPSAMLI VE İLK FOTOĞRAF SERGİSİ HAKKINDA..

Uğur KAVAS /Araştırmacı
 

Otmar Pferschy, Cumhuriyet döneminde Türkiye’de lirik fotoğraf anlayışını yerleştiren ilk fotoğrafçıdır. Matbuat Umum Müdürlüğü’nün (şimdiki adıyla BYEGM) ilk kadrolu fotoğrafçısıdır ve kendisine verilen “Propaganda Fotoğrafı Spesiyalisti “kadrosu ile 1935-1940 yılları arasında hizmet vererek, Türkiye’nin gezmedik yerini bırakmaz, yüzlerce kareyi görsel arşive katar.

Matbuat Umum Müdürlüğü’nün yurt dışında bastırdığı “Fotoğraflarla Türkiye “albümü onun çektiği fotoğraflardan oluşmuştur, ayrıca kağıt paraların, pulların üzerini onun fotoğrafları süsler o dönemde.

29 Şubat 1936’da Ankara büyük bir fotoğraf sergisine ev sahipliği yapar. Sergi, 40’lı yıllarda Opera ve Tiyatro binasına dönüştürülen ve o zamanlar Sergi Evi olarak kullanılan mekanda açılır. Sergi, 2009 yılında aramızdan ayrılan Seyit Ali Ak hocamızın tanımıyla nicelik ve nitelik açısından  Türkiye’deki en görkemli fotoğraf sergisidir. Sergide 652 fotoğraf vardır. 500’ü yine Otmar’ın çektikleridir. Geriye kalan 152’si ise, 28 amatör ve profesyonel fotoğrafçıya aittir.

Sözü fazla uzatmadan, dönemin Ulus Gazetesi’nde sergi nasıl yer almıştır, ona bakalım.

Yurdun güzelliğini, tarihi çehresini, iş ve çalışma hayatını nasıl canlandıracağımızı bize bu sergi öğretmiştir.

Basın genel direktörlüğü tarafından “Türkiye tarih, güzellik ve iş memleketi” foto sergisi 29 Şubat 1936 da saat 15,30 da Ekonomi Bakanı ve İç Bakan vekili Celâl Bayar tarafından Ankara Sergievinde açılmıştır.

Açış töreninde Bakanlar, C.H.P genel sekreteri R.Peker, Saylavlar, kordiplomatik, vekâletler ileri gelenleri ve seçkin bir kalabalık bulunmuştur. Basın genel direktörü Vedad Nedim Tör serginin tarihçesini şöyle anlatmıştır:

-“Sayın Bayanlar, Baylar,

Sergimizin adı “Türkiye tarih, güzellik ve iş memleketi” fotoğrafi sergisidir.

Sergi, fotoğrafların menşei itibariyle iki parçaya bölünmüştür. Ana parçayı, Matbuat Umum müdürlüğünün mütehassıs fotoğrafçısı tarafından alınmış beşbini mütecaviz fotoğraftan seçilme 500 küsur fotoğraf, ikinci parçayı da sergiye iştirak eden 28 amatör ve profesyonel fotoğrafçının göndermiş oldukları 152 fotoğraf teşkil etmektedir. Bu teşebbüsümüze alaka gösteren amatör ve profesyonel fotoğrafçılara huzurunuzda teşekkür etmeyi bir borç bilirim.

Bayanlar, Baylar,

Biliyorsunuz ki, fotoğraf sanatı ile güzel sanatlar arasında amansız bir mücadele başlamıştır. Fotoğraf, her sanat gibi, ne zaatlar ailesi içine sokmak cehdini gittikçe arttırıyor. Güzel sanatlar ise, bu yabancıyı kendi aralarına almamak için sıkı bir mukavemet gösteriyorlar.
 
Fotoğraf, her sanat gibi, ne zaman kullandığı malzemenin esiri olursa, o zaman basit bir teknik zanaat olmaktan kurtulamaz. Fakat ne zaman fotoğrafçı, malzemesini estetik bir kompozisyon için bir “vasıta” olarak kullanmasını bilirse, o vakit zanaat değil, bir sanat adamı olmak sırrına ermiştir.

Mesela, içeride göreceğiniz fotoğraflar, mevzuun gelişi güzel cama veya filme alınmasının ve oradan da kağıda kopya edilmesinin mahsulü değildir. Onlarda, her mevzuun bünyesine ve mahiyetine göre önceden fotoğrafçının zekâ objektifinden geçip ibda laboratuarında terkip edildikten sonra fotoğraf objektifine havale ediliş vardır ki, tam bir “Ar” hadisesi ile karşılaşıyoruz demektir.

Bayanlar, Baylar,

Fotoğrafın, memleketi içeride ve dışarıda tanıtmak ve sevdirmek hususundaki rolü malumdur. Dışarıya fotoğrafla akseden Türkiye, çok kere Cumhuriyet Türkiyesi değil, Osmanlı saltanatıdır. Değişen Türkiyenin fotoğraftaki çehresini de değiştirmek vazifemizdir. Bu sergi, bu vazifenin ifasına dğru atılmış ilk adımdır. Demiryollarımız, yurdumuzun bağrına doğru kol kol ilerledikçe, memleketimizde seyahat imkanları artmaktadır. İyi ve güzel fotoğraf, yurddaşı ve yabancıyı memleketi tanımağa sevkedecek başlıca amillerdendir. Memleketi ve rejimi her bakımdan içeriye ve dışarıya tanıtma işinde vasıta olabilecek, fotoğraf, ancak artistik fotoğraftır. Fakat , bu şart ta kafi değildir. Fotoğrafın, bizim duyuşumuza, bizim görüşümüze, bizim inanışımıza göre alınmış olması lazımdır. Bugünkü Ankarayı, Bend deresi ile, Dağ mahallesi ile gören ve Anadolunun sadece şarklı pitoreskini arıyan fotoğraf, artistik de olsa, biziiçin değersiz ve zararlıdır. Bu itibarla, yeni Türkiyenin iyi ve güzel fotoğraf ihtiyacını tatmin edebilmek için, Matbuat umum müdürlüğü tarafından temeli atılan fotoğraf arşivini, iç ve dış propaganda bakımından verimi gittikçe artacak bir sermaye plasmanı olarak telakki etmek lazımdır.

Bugün, 5 bini mütecaviz fotoğrafı ihtiva eden arşivimizden albümler, kartpostallar, levhalar yapmak sureti ile istifade edeceğiz. Ve arşivimizi zamanla yerli ve yabancı her müracaat sahibini tatmin edecek bir hale getirmeye çalışacağız.

Bayanlar, Baylar,
 
Sergi salonunu sağdan başlayarak ziyaret ettiğiniz zaman, sırası ile şu gruplara ait tipik resimlerle karşılaşacaksınız:

Türkiye, tarih, abideler, güzellikler ve iklimler memleketidir.

Ankara, Türk yapıcılığının sembolüdür.

Türkiye, çeşitli ziraat mahsulleri memleketidir.
Türkiye, sanayileşiyor.

Türkiye, demir ağlarla örülüyor.

Cumhuriyet gençliği çalışıyor.

Türkiyede ilk açılan fotoğraf sergisi hakkında Kültür bakanlığı kültür kurulu başkanı B.İhsanın bulduğu ve Osmanlı İmparatorluğu zamanındaki fotoğraf hakkındaki zihniyetle bugün açılan sergide görülecek fotoğrafçılık telakkisi arasında kıyaslama imkanı verecek olan enteresan iki vesikayı okuyacağını söyleyen B.Vedad Nedim Tör”Ceride-i Havadisin”

26C.1257 (15 Ağustos 1841) tarihli ve 47 nolu nüshasından şu parçaları okudu:

Ceride-i Havadisin 26C.1257 (15 Ağustos 1841) tarihli ve 47 nolu nüshasından:

“Alâtı hendesiyeye ihtiyaç massetmeksizin ve tastihu taksim ile vakıt geçirilmeksizin bir mahallin resmimücessemini almak için Avrupada Daguerre dedikleri zat bir âlet icad edip Daguerre’in basması manasına (Daguerreotype) tesmiye edilmiş ve mukaddema kitabı dahi  İstanbula gelmiş ve tercüme edilmiş olmakla bilenlerin malûmudur.Kaldı ki evvelâ âleti ihdas ettiği naklolunan M.Daguerre bu defa dahi gene fotoğrafya namiyle yani ateş yazması ünvanile bir âlet dahi icad edip bir anı gayrımünkaseme bir milyona taksim olunup içinden bir kısmı alındığı takdirde ol müddetin içinde bir mahallin veya bir ordunun şekli mücessemi ihdas ettiği kaide iktizasiyle bir levha üstünde resmolunmuş gözüküyor.

Eğer belde ise kâfi ebniye ve sairesinden başka bağ ve bahçesinden olan ağaçların yaprakları dahi birer birer fark oluyor imiş ve eğer ordu ise cümle mevcudatından fazla adamlarının lehçelerinde olan kılların keyfiyetleri dahi seçiliyormuş.

İşte bu madde, garibeiâlemden ise de henüz kaidesi meydana koymamış olduğundan keyfiyeti ameliyesi bilinmiyor ise de kuvveielektrikaiye ile olduğu malûmdur.”

Gene Ceride-i Havadisin 8 C.1258 (17 Temmuz 1842) tarihli ve 95 No.lu nüshasından :
“Âlemin acaibi icabatından olan eşyanın biri dahi”Daguerreotype” dedikleri şeydir.İşbu âleti Fransa hünermendanından M.Daguerre icadetmekle ana nispetle Daguerreotype tesmiye olunmuştur. Ressamlar bir adamı resmedecekleri vakit onu birkaç günler kemali sabrı sükûnla karşılarına oturtup defa bedefa nazar ederek hayli zahmetli resmederler.Lâkin bu aletle resmolunacak olduğu vakitte  güneşte 6 saniyede ve güneşsiz vakitte yarım dakikada o âlet vasıtasile  resmedip bitirirler.Şöyle ki adamı bir yana karşısına oturtup dürbin vasıtaile matlûbun resmi,âlet olan sandığın içindeki bakır levha üzerine münakis olur.

Şimdi M.Daguerre’in şakirdanından M.Kompa İstanbul’a gelmiştir ve Beyoğlunda Belvü dedikleri”Osterya”da eğleniyor. Bütün gün orada bulunup icrayı sanat ediyor. Hususile Pazar günleri saat 9 da başlayıp adam başına 10 ar kuruşa olarak seyir için gelenlere izharı marifet eyler. Bundan başka isterse bir adam isterse bir mahal ve isterse birkaç adam olarak resmini çıkarır. Mahal dediğimiz, faraza Üsküdardan İstanbulun görünmesi ve İstanbuldan Üsküdarın resmi seyrolması gibidir. Bir adamın ve birkaç adamın tasvirinin yapılması 100 kuruştan 175 kuruşa kadar olup bir mahal resmi 125 kuruştan 1000 kuruşa kadar, cesamete göredir ve M.Kompa işbu sanatı talip olana talim edecek ve iktiza eden âletini de satacaktır. İşte keyfiyetin bu veçhile olduğu malûm olmak için ilân olundu.”

Şimdi elindeki vesikanın Atatürk devrinden pek uzak olmayan bir maziye ait olduğunu söyleyen Basın genel direktörü, Damat Ferit zamanında İstanbul’da verilmiş olan 1920-1336 tarihli şu fetvayı okudu:

-Zeydümüslimin insan ve sair ziruh olan hayvan suretlerini alâküllihal tasviri şer’an haram olur mu?

-El cevap: Olur.

-Bu surette suveri mezkûrenin hane ve sair mevazide ittihazı tahrimen mekruh olur mu?

-Elcevap : olur

B.Tör’ün söylevinden sonra kordelayı kesen Celal Bayar şunları söyledi:

“-Matbuat umum müdürlüğü medeni ve güzel eserlerinden birini daha verdi. Güzel yurdumuzu sanatkâr ellerden canlandıran foto sergisini açıyorum. Buraya fotoğraflar gönderen sanatkarlarımıza ve Basın genel direktörlüğüne teşekkürü vazife bilirim.”

Sergiyi büyük bir kalabalık gezmiştir. Üzerinde esasalı bir dikkat ve değerli bir emek harcanmış olan sergi son yıllar içinde açılanlar arasında en çok alâka gören ve beğenilen sergi olmak vaziyetindedir.


Kaynak:
Ulus gazetesi arşivi.

(METİN, GAZETEDEN OLDUĞU GİBİ ALINMIŞ ,DÜZELTME YAPILMAMIŞTIR.)



1

2

3

4
 





 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa