Editör

Koray Olşen

Yayın Kurulu

Atila Köksal
Aysel Altun
Ayşe Saray
Berrin Cerrahoğlu
Dora Günel
Mehmet N.Savcı
Meltem Çolak
Necla Can Güler
Nilüfer Zengin






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
FOTOGRAF ÜZERİNE SOHBETLER - Mehmet Ünal


“Sahte bir fotoğraf (rötuşlanmıs ya da üzerinde oynanmış,

altyazısı doğru olmayan bir fotoğraf) ise gerçekliği çarpıtır.“
Susan Sonntag (Fotoğraf Üzerine, Agora Kitaplığı, 2008)


FOTO-JURNALiZMDE MANİPÜLASYON VE ETİK SORUNU

Yıllardır “Fotografta Manipülasyon“ konusunda yazmak istemiştim. Tek başına bir kitap olsun düşüncesiyle “Yaşamın Aynası:FOTOGRAF“ kitabıma bu konuda bir yazı yazmaktan vazgeçmiştim...
 
Geçenlerde Worldpresphoto’da ödül kazanan bir foto-muhabirinin ödülünün geri alındığı haberini okudum. Fotografçısı çekildiği kentin adını bile doğru vermemiş... daha sonra, Almanya’nın SPIEGEL Dergisinde yayınlanan bu haberi Facebook sayfamda paylaşmıştım. Yandaş ve karşıt yazanlar oldu. Hatta, “...sanatçı neyi sergilemek istiyorsa kendince onu anlatan kişi değil mi. Saygı duymak lazım.“ Yorumu bile yazıldı. Bunu yazanın dikkatsizliği, “Fotograf Sanatçısı ile Foto-Muhabiri“ birbirine karıştırmasıdır. Worldpresphoto Yarışmasına foto-muhabirler katılabilirler...

Ben böyle düşünedurayım, o sıralar Türkiye’de olan Lorenza Bravetta’nın Milliyet gazetesinde yayınlanan şu açıklamasını okudum: “Foto muhabirliğin annesi olan Magnum gibi bir ajansı yönetmiş biri olarak söyleyebilirim ki, bir fotoğrafın manipüle edilmesinden ziyade, izleyicilerin fotoğrafın manipüle edilmiş olmasını bilmesi daha sakıncalı. Benim için asıl sorun orada.
*1 Milliyet Gazetesi Haberi

Bu açıklamaları okumak çok acıklı... hem de “Magnum“dan birinin... Kuranların kemikleri sızlayacak...

Paylaştığım cümle şöyleydi:

Fotograf Manipilasyonu dur durak bilmiyor... bu arkadaşların tavırları meslek adına utanç verici...“

Manipülasyon nedir?

Tartışmaya katılan bir başka arkadaşın açıklaması, benim düşüncelerime çok yakın: “Asıl gerçeği maskeleyerek, gerçek olmayan herhangi bir şeyi gerçeğin ta kendisiymiş gibi sunma eylemidir. Bir başka anlatımla, yuttur kaydır, yüzüne gül, altını oy, ketenpereye getir, çukura düşür yöntemidir.

Son zamanlarda ortaya çıkartılan manipülasyonlar anlatılırken bu tavır dilimizde “hileli fotograf“ olarak da tanımlanıyor.
TDK sözlüğünde ise “Seçme, ekleme ve çıkarma yoluyla bilgileri değiştirme“olarak açıklanmıştır.
(*2) TDK-Sözlüğü

Benim bildiğim yabancı dillerde de aynı anlama gelir. Zaten bu kelime dilimize yabancı dillerden alınmıştır. Kısacası, gerçeği saptırmak olarak açıklayabiliriz.

Manipülasyon yalancılıktır. "Yalanların bacakları kısadır" şekline Türkçe'ye çevrilebilecek, Almanca bir deyiş vardır. Anlam olarak Türkçe karşılığı “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar“dır.

Manipülasyon, varolan bir fotografın içeriğini değiştirmek, kes, çıkar, ilave et, eksilt-çoğalt, bilgiyi saptır; sahte niyetleri vurgulamak için,  kasıtlı olarak fotografı değiştirmekle  ilişkilidir.

Uygulamada sıkça rastlanan metodları şöyle sıralayabiliriz:

-   Orijinal görüntüde bulunan bazı kişi ya da cisimlerin çıkartılması;
-    Farklı bilgi(ler) eklemek. Önemli tarihsel fotograflarda, çekim anında orada bulunmayan kişilerin eklenmesi;
-   Fotomontaj. Bir kaç ayrı fotograftan tek fotograf üretmek. (Ancak, yapılan bu işlem “Bu bir fotomontajdır“ diye
     belirtilirse, konumuz dışında kalır. Sorun olarak ortaya çıkması belirtilmediği içindir. Orijinalmiş gibi sunulmasıdır.)

-   Farklı kadrajlayarak, farklı öykü yaratmak;
-   Verilen yazılı bilgilerin doğru olmaması; yanlış bilgilendirilerek, izleyicisini yanlış bilgilerle yanlışa yöne sürüklemek;
-   Sahnelenelerek çekilen fotograflar. Fotomontajda olduğu gibi belirtilirse sorun olmaz. Bu tarz kendilerini “sanatçı“ olarak
     tanımlayanlar tarafından sıkça yapılmaktadır. Jeff Wall’i örnek verebilirim.

-   Çekilen fotografların bazı bölümlerinin silenmesi/kazınması;
-   Fotograflara başka fotograflardan ekler yapılması.

Örnekleri çoğaltabiliriz...

Manipülasyon nerede ve nasıl başlıyor?

Analog fotograf  zamanında da fotograflar manipüle ediliyorlardı. En basitinden, stüdyo fotografçıları bu olanağı sıkça kullanıyorlardı. Basit bir örnek vermek istiyorum: 1960’lı yıllarda Yeşilçam Aktrislerinin çoğunun yanaklarında “ben“ denilen kara bir leke vardı. (Belgin Doruk, Türkan Şoray, vb.) O yıllarda, bayanlar karakalemlerle suratlarına ben iliştirirlerdi. Fotograf çektirdiklerinde ise bu işi, stüdyolarda fotografı rötüş yapanlar üstleniyorlardı. O zamanlar belli düzeyde bir beceri gerektiren bu işlem günümüzde Photoshop kullanan herkes tarafında daha kolayca yapılabiliyor... Sivilceli yüzler, Hollywood ve/veya krem/parfüm reklamlarındaki kadın ya da erkeklerin suratları gibi “tertemiz“ yapılıyor...

Politik tarihe bir göz atarsak, özellikle politikacıların fotograflarında rötüş işlemine çok rastlanır. En çok da seçim zamanında, tüm politikacılar “güzel-yakışıklı“ gösterilmek istenir. Hangi ülkede olursa olsun, tüm seçim afişleri birbirlerine benzer.

1
Lenin bir mitingde konuşurken, Troçki merdivendedir. Sağdaki fotografın merdiven basamakları boşaltılmıştır. 1900’lü yılların başında “başarılı bir manipülasyon“ olarak tarihe geçmiştir. Fotograf, Moskova Swerdlow Meydanında 5. Mayıs 1920 günü çekilmiş. Stalin erki ele geçirdikten sonra Troçki ve yanında duran Kamanew silinmiştir.

Bir başka örnek:

2
Soldaki fotografta, sağdan ikinci Goebels bulunmaktadır. Sağdaki fotografta ise yokedilmiştir. (Nedeni hakkında bir bilgi bulunmamaktadır.)

3
Bu fotografların çekildikleri yıllar bile uyuşmuyor. John Kerry 1971. Jane Fonda 1972. John Kerry bu fotografı 2004 yılında başkan adaylığı sırasında propaganda amaçlı kullanmıştır.

Ülkemizde de bu tip  girişimler sözkonusu: Fotografına ulaşamadım ama haberine ulaştım. Olayı Hürriyet Gazetesi, DHA Muhabiri Ertan Korkmaz’ın “Miting alanına photoshop ayarı“ başlıklı haberini 8 Mart 2009 tarihinde yayınladı.

AKP Manisa İl Başkanlığı'nın, MHP'nin mitingine katılımın az olduğu iddiasıyla yaptığı basın açıklamasında sunduğu, kendi mitinglerindeki kalabalığı gösteren fotoğraflar şaşkınlık yarattı. Dağıtılan 4 gün önceki AKP mitinginin fotoğrafında, bilgisayarda photoshop programında klonlama tekniğiyle insanların çoğaltıldığı ortaya çıktı.“
*3 Hürriyet Gazetesi Haberi


Bir başka örnek Taraf Gazetesi üzerine. Milliyet.com.tr sitesinde 4 Eylül 2009 tarihinde yayımlanmış. Bu haberde fotografını da görebiliyoruz.

Haberin başlığı: Taraf bikiniyi yok etti!

 4

O zamanlar gazetenin genel yayın yönetmeni olan Ahmet Altan olayı şöyle anlatmış: "Sayfa sekreteri Ramazan diye bu tercihi yapmış. Hatalıyız ya o fotoğrafı kullanmamamız ya da kullanacaksak olduğu gibi kullanmamız gerekirdi."
*4 Milliyet Gazetesi haberi

A. Altan bu açıklaması ile sorumluluğu üstlenmek istememiş  ki  “yalan söylememek“ yazı kurullarının ve yayın yönetmenlerinin de, fotografçının olduğu kadar görevleri olduğuna inanıyorum. Meslek açısından bu “hile“nin fotografçısı tarafından yapılmadığını öğrenmek  gene de güzel bir duygu.

Almanya’nın Bonn kentinde bulunan HdG-Haus der Geschichte  (Almanya Tarih Müzesi diye çevirebiliriz) 27 Kasım 1998 – 28 Şubat 1999 tarihleri arasında “Bilder, die Lügen“ –Yalan Söyleyen Fotograflar- isimli bir sergi yapmıştı. Bu sergiden bazı fotografları web sayfasından izleyebilirsiniz.

*4 Haus der Geschichte
(Bu sergi daha sonra Almanya ve İsviçre’nin başka kentlerini de dolaşmıştır.)

Sosyal Medyayanın kaynaklarına inanırsak son bir manipülasyondan Paris’teki “Hebdo Gösterisinde“ devlet başkanları, milyonlar ile birlikte yürümediler.

Fotograf  bir:
 
5

Fotograf  iki:

6
İngiliz “The Independent“ ve Fransız “Le Monde“ gazeteleri bu fotografın, gösterinin yapıldığı caddeye yakın başka bir caddede çekildiğinin haberini verdiler.

Tekrar etmek pahasına da olsa söylemeden geçmek istemiyorum. 1990’lı yıllardan beri varolan dijital teknik ile Manipülasyon daha kolaylaşmış, daha hızlanmış ve daha olgunlaşmıştır. Fotograf kullanım alanlarının da fazlalaşması bu sorunun çok boyutlu ve neredeyse içinden çıkılmaz bir duruma sokmuştur. Dolayısı ile, üzerinde teknik çalışılmış bir fotograf ile işlenmiş bir fotografın arasındaki mesafe daralmıştır...
    
Aslında fotograf çekilmesinden yayınlanmasına dek bir dizi subjektif kararlar sözkonusu olmasına karşın (kadraj, detay, vb.), fotograf bir anlamda “gerçeğin garantisi“ olarak algılanmaktadır. Özellikle basın fotografında, altyazı da eklenerek, fotografın söylemek istediği yönlendirilebiliyor... Ve basın tarihinde, istenilen yönde fotografların kullanıldığına sıkça rastlanır... Ancak, gerek TV, gerekse reklam sektöründe fotografta manipülasyon günlük yaşama girmiştir. Ancak, basında yapılan manipülasyon girişimleri üzerine herhangi bir istatistik bulamıyoruz...

Son zamanlara dek, yerküremizde fotograflara yapılan manipülasyonlardan redaksiyonlar sorumlu tutuluyordu. Günümüzde ise daha çok bu suçlama fotografçıları hedef alıyor. Photoshop gibi ortamlarda fotografçılar, fotograflarını kendileri düzeltmek ve en seri bir biçimde redaksiyonlara yetiştirmek zorundalar. “Time is Money“ düşüncesinden yola çıkarsak,  aslında içinde bulundukları stres durumunda manipülasyonun M’sini bile akıllarına bile getirememeleri gerek...

Bir fotograf üzerinde nasıl/ne kadar çalışılmalıdır?

Fotograf manipülasyonunun yeni bir olay olmadığını söylemiştik. Analog zamanlarda da bu konu zaman zaman tartışılmış, yapılmaması ve/veya yapıldığında da “fotografın altında yazı ile belirtilmesi“ gibi kararlar alınmıştır. (Ülkemizde basın ajansları, diğer kuruluşlar nasıl karar aldılar, bilemiyorum.) Örneğin AP - Associated Press- ajansının tüzüğünde fotografın, aslının değiştirilmemesi veya manipüle edilmemesi gereklidir, yazdığını haberlerde okumuştum. Yakından takip ettiğim, üyesi olduğum “Alman Gezeteciler Birliği“nden üye gönderdiğimiz, “Alman Basın Konseyi“ ise 2005 yılında aldığı bir karar ile, “Fotomontaj üretilmesi veya fotograf üzerinde diğer türden değişiklikler, belirgin bir biçimde fotograf alt yazısı ile belirtilmelidir.“ diye tavsiyede bulunmuştu.

Bana göre dijital teknik basın fotografçıları tarafından yoğun olarak kullanılmaya başladığından beri, manipülasyon tartışmaları artmıştır. Dijital ortamda fotografların üzerinde nasıl / ne kadar çalışılacağı hakkında farklı görüşler ortaya atılmaktadır. Bazı foto-muhabirleri, fotografın üzerinde “Photoshop’ ile çalışırken, eskiden karanlık odada nasıl çalıştıysam, “aydınlık odada“ da o kadar çalışıyorum.“ derlerken, bir başka gurup foto-muhabir ise, “dijitalin bana sunduğu tüm olanakları kullanıyorum“, demektedirler. Bu tavır “sınır nerede“ diye bir soruyu üretiyor. Fotograflar üzerinde çalışmak ve çalısırken manipülasyona ne kadar başvuracağız?  Fotografın içeriğinin değiştirilmesinin sınırları nerededir? “Aldatmaca“nın başladığı sınır nerededir?

Ve buna her foto-muhabir tekbaşına mı karar verecek? Ya da meslek örgütlerinin görüşleri mi gerekiyor? Bu soruları, aktif olarak çalışan foto-muhabirleri ve onların örgütleri düşünmeliler ve fotograf kullanımında değişen ortama göre karar(lar) almalıdırlar, diye düşünüyorum...

Ben bu yazıda, basın ve belgesel fotograflar üzerinde yapılan değişikler hakkında kendi öznel görüşlerimi alt alta yazmak istiyorum. Bana göre manipülasyon şu durumlarda sözkonusudur:

-    Bir fotograf üzerinde bulunan kişilerin ve cisimlerin çıkartılması ya da başka insanların/cisimlerin eklenmesi durumunda bu
     fotograf manipüle edilmiş demektir. Bu durum açıklanmak zorundadır.

-    Ayrı ayrı fotograflardan tek bir görsel elde ediliyorsa, bunun adı da kesinlikle MANİPÜLASYONDUR.
-    Renkleri ile oynanarak, fotografın öyküsü farklılaştırılıyorsa, bu durum da bana göre manipülasyondur.
 
Photoshopda çalışılan fotografların ışıklarını düzenlemek, kontrastını dengelemek, çizik ve tozlarını yoketmek, dozunda keskinleştirmek basın fortografı için yeterli olmalıdır. Zaten basın için çekilen fotograflar kendilerini anlattıkları öyküleri ile ıspatlamazlar mı? Başka, dış bir müdahaleye gerek var mı?

Zaten yukarıda söylenmek istenen de budur. Teknik tartışma/ müdahalelerden çok öyküyü nasıl anlatabilirim üzerinde yoğunlaşmaktır. Çekilen fotografların içeriğine müdahale ederek, fotografın gerçek öyküsünü saptırıp, izleyicisini ters yönlere sürüklemek etik olarak da doğru değildir.

Bu yazıyı bu kadarı ile, “şimdilik bitti“ düşünürken, Facebook’ta  A. Antakyalı bu görsel’i paylaştı: Çalmakla kalmamışlar, aynı zamanda fotografı ters-yüz de etmişler... Çanakkale 1915 harbinden bu tür bir fotograf yoktur.

 7

Rosenthal’ın fotografının telif hakkı nedeniyle burada yayınlamıyorum. Pulitezer Ödülü kazanan bu fotograf hakkında Joe Rosenthal yıllar sonra yaptığı açıklamada, bu fotografı “sahnelemediğini“ açıklamıştı. Robert Capa’nın “İspanyol Milis“ fotografının olduğu gibi, Rosenthal’ın bu fotografı sahnelediği iddia ediliyordu. Fotografın aslını görmek için:

 http://www.spiegel.de/kultur/gesellschaft/grossbild-432674-687059.html


Bitirirken, gerek izleyici gerekse yıllarca bu alanda çalışmış bir birey olarak, deneylerimi paylaşmak istiyorum:

-    Fotografların inandırıcılığı, fotografçılarının kazandıkları güven kadar geçerlidir. Kişiliklerinin güvenilirliği ile ilgilidir;
-    Fotografların çekildikleri yer, zaman, üzerindekiler hakkında yazılı bilgiler mutlaka verilmelidir. Sosyal Medyada paylaşılsa
      bile yapılması gereklidir;

-    Resim altı yazılı bilgileri, fotografın üzerindeki olay ile ilişkili olmalıdır;
-    Özellikle belgesel fotografların yazılı bilgileri farklı / üzerindeki olaya, kişiye uymayan bir ilişkide yazılmamalıdır;
-    Manipüle ettiğiniz fotograflarızı “manipüle edilmiştir – ya da “fotomontaj“ gibi, her ne yaptıysanız, mutlaka belirtmelisiniz.

Basın ve belgesel fotografçılıkta Photoshop çalışırken gerçek ile kurgu arasındaki mesafeyi iyi korumak gerekiyor.


*1 Milliyet Gazetesi Haberi:
    http://www.milliyet.com.tr/-fotograf-evrensel-bir-dil-gundem-2023738/

*2  TDK-Sözlüğü: http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&arama=gts&guid=TDK.GTS.55056918eb14f6.68889256

*3 Hürriyet Gazetesi Haberi:
    http://www.hurriyet.com.tr/gundem/11162157.asp

*4 Milliyet Gazetesi haberi:
http://www.milliyet.com.tr/taraf-bikiniyi--font-color-navy-boyle-yok-etti---font-/gundem/gundemdetay/04.09.2009/1135531/default.htm
Haus der Geschichte:
http://www.mfk.ch/fileadmin/user_upload/zzz_Dateiliste_alte_Seite/pdfs/Bildung_Vermittlung/Materialien/Ausstellungen/Bdl/Bdl_didakt_Materialien.pdf



- Bu yazının hazırlık aşamasında yardımlarını esirgemeyen fotografçı dostlarım: Abdurrahman Antakyalı, Ahmet  Özyurt, Yusuf  Darıyerli, Baytekin Kara ve Tahir Ün’e çok teşekkür ederim.

Yararlanılan kaynaklar:
Sontag, Susan (1978): Uber Fotografie. Frankfurt am Main.
Stiftung Haus der Geschichte der Bundesrepublik Deutschland (Hrsg.) (1998): X fur U. Bilder, die lugen. Bonn.

OKUMA ÖNERİSİ:
- Foto Muhabirliği ve Etik konusunda – Uğur Kavas-  “TÜRKİYE’DE BASIN FOTOĞRAFÇILIĞIN GÖRSEL TARİHİ “ kitabının 315’inci sayfasında başlayan makaleyi okumanızı tavsiye ederim. Aynı kitabın 333’üncü sayfasında “dürüst fotoğraf“ için temel değerlerin listesini bulacaksınız. Bu listeyi, abartma pahasına da olsa, bir “manifesto“ gibi de düşünebiliriz.

Uğur Kavas: TÜRKİYE’DE BASIN FOTOĞRAFÇILIĞIN GÖRSEL TARİHİ
1.    Kitap: ISBN 978-975-00357-0-8, yayın yılı: 2008, Ankara
2.    Kitap: ISBN 978-975-00357-1-5, yayın yılı: 2011, Ankara

8

 



 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa