Editör

Koray Olşen

Yayın Kurulu

Atila Köksal
Aysel Altun
Ayşe Saray
Berrin Cerrahoğlu
Dora Günel
Mehmet N.Savcı
Meltem Çolak
Necla Can Güler
Nilüfer Zengin






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
Gülseren Mungan Yavuztürk

ESKI FOTOĞRAFLAR, UNUTULUŞLAR VE KÜLTÜREL BELLEK ÜZERINE

“İnsan göçer dünyadan, hatırda isim kalır;
Gölge kaybolup gider, duvarda resim kalır."
Foto Adnan
Anafartalar Cad. No. 87-ANKARA” 1

Geçmiş zaman nesneleri satılan dükkanlara girdiğinizde; gramofonların, köstekli saatlerin, eski taş plakların yanında; sahipsiz albümlerden alınmış eski aile fotoğraflarına da rastlarsınız. Bu solgun görüntülerdeki isimsiz insanların yüzlerinde, sanki sürekli ince bir hüzün dolaşıyordur. Hangi öykülerin içinden çıkıp geldiklerini anlatacak hiçbir kayıt yoktur ortalıkta. Her biri farklı yapbozlardan savrulmuş bu kayıp parçaların; her türlü unutulmuşluğa, bırakılmışlığa karşın, var olmaktaki direnişleri beni hep etkilemiştir. Eski aile fotoğrafları koleksiyonuma da, sanırım onların bu bırakılmışlıklarındaki hüznün, bir koleksiyoner olarak içimde taşıdığım sahiplenme isteğine seslenmesiyle başlamıştım.

Vakit buldukça onlara bakar, zamanda uzun yolculuklara çıkarım. Başlı başına bir keyiftir eski fotoğrafları okumak. Işığın kaydettiği o solgun görüntüler, çoğu kez keşfetmeye değer ayrıntılarla doludur. Zamanımızdakilerden değişik insanları, nesneleri, giysileri, yansıtan bu karelerde,

1
Foto No:1


 2
Foto No:2

 3
Foto No:3


yitirilmiş bir şeyleri yakaladığınızı hissedersiniz. Biz koleksiyonerlere çekici gelişleri belki biraz da bundandır. İçinden geçtikleri savaşlara, yangınlara, göçlere rağmen yok olmayarak önümüze geçmiş zamanlara dair değerli görsel kayıtlar koymuşlardır.

Susan Sontag’a göre, “Her aile fotoğraflar yoluyla kendinin, portrelerden oluşan tarihsel bir kaydını yapar. (...) Dağılmış akrabaların simgesel varlığı o hayalet gibi izlerde, yani fotoğraflarda yaşamaktadır.”  2

Tam da bu nedenle aile albümlerimizdeki o yıpranmış, solmuş, bazılarının üzerinde derin kırıklar bulunan, köşeleri kopuk eski fotoğraflar; özenle saklanıp bizden sonraki kuşaklara aktarılması gereken gerçek birer hazine değerindedir. Atalarımızın yaşam serüveninden dondurulmuş “an”lar sergileyen bu fotografik anılar, aile tarihimizin uzun bir kaydını oluşturur.

Alaminüt çekimler yapan Edirneli bir fotoğrafçının Selimiye Camisi resimli fon perdesi önünde çekilen

4
Foto No:4

fotoğrafta poz veren iki erkek, annemin büyükbabası Mustafa Aga ile (anne babası) dayısı Abdülkadir Bey. Fotoğrafın arkasında, “Yunan zamanında aldırıldığı” yazılı. Edirne’nin Yunan işgali altında bulunduğu 1920-1922 yılları arasında çekilmiş olmalı. Fotoğraftakilerin duruşlarıyla bakışlarında, derindeki acıyı perdeleyen hafif bir meydan okuyuş seziliyor. Belli ki her şeye rağmen dik durmaları gerektiğinin bilincindeler.

Yirmi küsur yıl sonra, onları bu kez, görünümleri ve duruşları değişmiş olarak 1940’lı yıllarda çekilen kalabalık bir aile fotoğrafında görüyoruz.

5
Foto:5


Büyükbabanın o eski sert bakışları, gözlüklerinin kalın camları ardında kaybolup gitmiş sanki. Oğlu Abdülkadir Bey’in yıllar içinde yumuşayan bıçkın delikanlı havası, yerini sorumluluk sahibi bir aile babasının olgun görüntüsüne bırakmış. Şimdi keyifle kavradığı kemanıyla gülümsemektedir. Masada onunla aynı keyfi paylaşanlar arasında yer alan Anneannem Fethiye Hanım’ın, (sağdan üçüncü hanım) bir sehpaya hafifçe yaslanarak dönemin en tipik pozlarından birini verdiği stüdyo fotoğrafı ise, otuzlu yıllarda Edirne’de kaydedilmiş.

6
Foto:6

El ele tutuştuğu kız kardeşi Fatma Hanım’la birlikte kendine güvenen çağdaş Cumhuriyet kadınının güçlü bir portresini çiziyorlar. Kısa kesilip düz taranmış saçlar, diz altında etek boyu, çanta ve yüksek ökçeli ayakkabılar. Hepsi dönemin modasına uygun seçimler.

Geçmişin kaydını tutan fotoğrafları, ait oldukları dönemin bir yansıması olarak düşünebiliriz. Örneğin Cumhuriyet’in toplum hayatına getirdiği yenilikler, bir dönem algısı olarak eski aile fotoğraflarında rahatlıkla okunabilir. Ülkenin bu bağlamda yaşadığı büyük toplumsal dönüşüm, sadece kılık kıyafetteki değişimlerde değil, toplumun kadın ve erkek kimliklerine bakışındaki yenilenmede de gözlenmektedir. Artık fotoğraf karelerinde, erkekleriyle birlikte özgüvenli bir duruş sergilemeye başlayan kadınlarımız, geçmişin gözlerini objektiften kaçıran mahcup kadınlarından çok farklı görünüyorlardır.

7
Foto:7

8
Foto:8

Günümüzdeki hemcinslerine kıyasla çok daha şık ve özenli olduklarını bile söyleyebiliriz.

Eski sepya fotoğraflara yansıyan bu şıklık ve özende, bir zamanlar fotoğraf çektirmenin, kendine özgü gelenekleri olan ciddi bir iş kabul edilmesinin payı büyük olsa gerek. Örneğin geçmişte aileler, bayram günlerinde en güzel giysileri ve özenle taranmış saçlarıyla stüdyoya giderek toplu fotoğraf çektiriyorlardır. Adeta bir ritüel özelliğinde her yıl tekrarlanan bayram çekimlerinde, büyükanne ve büyükbabalar; objektifin karşısına, kızları, oğulları, gelinleri, damatları ve torunlarıyla birlikte geçmektedirler Ailelerin kendi ikonik temsillerini ürettikleri bu fotoğraflarda, görüntüye giren bireyler, hiyerarşinin esas alındığı belli bir simetriye göre sıralanarak pozlandırılmıştır.

9
Foto:9


10
Foto:10


Aynı simetrik pozlandırmalara; ailenin evlilik, nikah, nişan ya da sünnet anısı olarak çektirdiği grup fotoğraflarında da rastlanmaktadır.

11
Foto:11

12
Foto:11


Eski stüdyo fotoğraflarında pozlandırma, fotoğrafçının meslekteki ustalığını sergilemeye en çok özen gösterdiği konular arasındadır. Konya’nın ilk fotoğrafçısı Garabet Kirkor Solakyan’ın yetiştirdiği Hasan Behçet Efendi tarafından çekilen 12 nolu fotoğraf, bunun örneklerinden birini oluşturuyor. Eski tabloları andıran bir estetikle kurgulanan görüntüde figürler, dik üçgen bir kompozisyonla yerleştirilmiştir. Duruşları belirleyen tüm hareketlerin geometrik düzenle planlandığı fotoğrafta, erkeğin kıvrılan dirseğinden kadının ayakkabısının ucuna uzanan çizgiyle, her ikisinin başları üzerinden geçen çizgi arasında sağlanan paralellik, hoş bir uyum yaratmaktadır.

Yakın akrabalar, geçmişte böyle bin bir özenle çekilmiş fotoğraflarını, anımsanmak dilekleri içeren duygu yüklü sözcüklerle sunuyorlardır birbirlerine. Bu, aslında ailenin bir tür kendi belleğini inşa ediş biçimidir. İşte bu yüzden Nedime Hanım, adeta yüzünü gizleyerek profilden poz verdiği fotoğrafını, çok sevdiği ablasına takdim ederken, “Maziyi bir engin denizin karşısında hatırladığın zaman, zulmetlerin bi-payan [sonsuz] derinliklerinde yaşayan Nedime’yi unutma.” ithafını karalamayı ihmal etmez.

13
Foto:13


Tıpkı Ankaralı Maide Hanım’ın ve İrengün ailesinin yakınlarına verdikleri fotoğraflara, benzer duygusal sunuşlar yazmayı unutmamaları gibi.

14
Foto:14


15
Foto:15


*

Fotoğraflardan oluşan bir koleksiyonu yapılandırırken göz ardı edilmemesi gereken nokta, koleksiyon nesnelerinin, amaçlanan hedefe zenginlik ve derinlik katacak çeşitlilikte olmasına gösterilecek özendir. Bu bağlamda, koleksiyondaki parçaların sayısından çok, bütüne sağladıkları nitel katkı önem kazanmaktadır.

Örneğin, aile fotoğrafları koleksiyonundan seçilmiş örnekler arasında yer alan 16 nolu fotoğrafın,

16
Foto:16


ailenin sürekliliğine yaptığı güçlü vurguyla farklı bir özellik kazandığını söyleyebiliriz. Burada, artık hayatta olmayan büyükanne ve büyükbabanın, arka planda asılı fotoğraflarıyla görüntüdeki gruba dahil olmaları, yaşayan ve yaşamayan üyeleriyle bütün bir ailenin sürekliliğini betimlemektedir. Böylelikle, korunan aile tarihinin sonraki kuşaklara güçlü bir yoldan aktarılması sağlanıyordur. Bu noktada, söz konusu koleksiyon nesnesinin, eski aile fotoğraflarının kültürel belleğin biçimlenişindeki katkısına boyut getiren etkili bir örnek oluşturduğunu söyleyebiliriz.

Bir fotoğraf, çekildiği dönemde, sadece içinde sakladığı özel “an”ın etkisini yansıtsa da, zaman ve mekanlar arası dolaşımları, onu farklı okumalara açarak yepyeni anlamlarla donatır.

Fotoğrafçı Georges Sargologo’nun bir erkek ve iki kız kardeşi görüntülediği 1924 tarihli fotoğraf,

17
Foto:17


çekildiği dönemde, görüntüdeki çocukların yakınları açısından, duygusal çağrışımlara yol açan hoş bir anı değeri taşıyordur. Oysa bugün aynı fotoğrafa bakıldığında, cinsiyet ayrımcılığının bir göstergesi olarak askerî okul üniformalı erkek kardeşin, egemenliğini ilan edercesine tahtı andıran dekorun tam merkezine oturtulduğu, buna karşın kız kardeşlere ona epey uzak kalan iki yanda, ayakta poz verdirildiği görülüyor. Bütün ağırlığını yaslandığı sehpaya veren küçük kız kardeş, uzun süren pozlandırma sırasında yorulduğundan ayakta zor durmaktadır.

Fotoğrafın kültürel belleğin inşasındaki bir diğer katkısı, bizlere hayatın içinden kaybolup gitmiş birtakım nesneleri anımsatmasıdır. Bir vakitler kadın ve erkek kostümlerini tamamlayan vazgeçilmez bir aksesuarken yıllar içinde hayatımızdan sessizce uzaklaşan kumaş mendiller, artık sadece eski fotoğraflarda yaşamaktadır.

3
Foto3

18
Foto:18


19
Foto:19


20
Foto:20


Geçmiş yıllarda kadınlar, bir sanat eseri güzelliğindeki oyalı ipek mendillerle öyle bütünleşmişlerdir ki, dans ederken de, poz verirken de, sanki kendilerinden bir parça taşır gibi ellerinden düşürmüyorlardır.

*

Hangi tematik alanda olursa olsun, fotoğraf koleksiyonu yapmanın ilginç ve güzel bir yanı, sizi ara sıra hoş sürprizlerle buluşturmasıdır denebilir. Zaman buldukça uğradığım Ankara Kalesi yakınlarındaki antikacıdan bir Osmanlı bahriye zabiti fotoğrafı almıştım.

21
Foto:21


Fotoğraftakinin kim olduğu hakkında en ufak bir bilgim yoktu. Sadece döneme özgü görüntüsü ve aksesuarları ilginç gelmişti. Bir gün araştırmalarım için gittiğim Milli Kütüphane’de, 1912 yılına ait Şehbal dergisi ciltlerini karıştırırken sayfalardan birinde, aynı fotoğrafla karşılaştım. Altındaki açıklamada genç subayın, Avnullah gemisi “zabitlerinden Topcu Mülazim-i Evveli Şehit Saadettin Bey bin Safvet Efendi” olduğu yazıyordu. Trablusgarp Savaşı sırasında, Beyrut’ta İtalyanlar tarafından batırılan Avnullah gemisinin “içinde kahramanlıkla feda-yi can ettiği” belirtilmişti. Yüz yıl kadar önce, Dersaadet fotoğrafçılarından Mastorakis Kardeşler’in çiçekli fon perdesi önünde çektirilen fotoğraf, nasıl olmuştu da, Ankara Kalesi’ndeki antikacıya ulaşmıştı bilinmez. Eski fotoğrafların gizemli yolculuklarına akıl erdirmek gerçekten zor görünüyor.

Eğer koleksiyonunuzda, kimliğini merak ettiğiniz kişilerin fotoğrafları bulunmaktaysa, umudunuzu eksiltmeyin derim; bakarsınız bir gün, tıpkı Avnullah gemisinde şehit düşen genç deniz zabiti gibi, beklenmedik bir yerde karşınıza çıkıp size kendilerini tanıtabilirler.

Susan Sontag, “Fotoğraf biriktirmek dünyayı biriktirmektir3 der. Görselliğin egemenliğindeki günümüzde bu birikim, hayatlarımızda giderek daha bir yoğunluk kazanıyor. Fotoğraf, artık daha önce hiç olmadığı kadar yakınımızda. Dijital fotoğraf makineleriyle gelişmiş kameralara sahip cep telefonlarının getirdiği kolaylıklar, fotoğraf çekmeyi günümüzde yaygın bir eğlenceye dönüştürmüş durumda. İnsanlar cep telefonlarıyla selfie çekimler yapmayı seviyorlar. Hayatın en sıradan anlarında alınmış oto-portreler, grup fotoğrafları, başkalarınca izlenmek üzere, Facebook, Instagram gibi sosyal paylaşım sitelerinde her gün birbiri ardına paylaşılıyor.

Tüm alanlarda olduğu gibi, fotoğraf çekimi konusunda da şimdi her şey, geçmişte olduğundan çok farklı.. Ailelerin dededen toruna tüm üyeleriyle katıldığı geleneksel stüdyo çekimleri çok eskilerde kaldı. Fotoğraf sunumlarında kullanılan dil, o eski naif söylemini yitirmiş görünüyor. Bir fotoğrafa en gündelik halimizle girmekten çekinmiyoruz.

Yaşanmış nice eski aşkların, sadakat, bağlılık, umut ve direncin izlerini taşıyan; o çok özel, çok kıymetli, çok ender bulunan görsel kayıtlarsa, artık tamamen yok olmanın eşiğine yaklaşıyor

Bu çerçevede biz koleksiyonerlere düşen görev, onları zamanın rüzgarından gizlendikleri kuytu köşelerden olabildiğince özenle toplayıp kültürel belleğin inşasına katkılarını sağlamak olsa gerek.


1 Ankaralı fotoğrafçı Adnan’ın Temmuz 1948’de Seçilmiş Hikayeler dergisinde yayınlanmış bir ilanı.
2 Susan Sontag, “Fotoğraf Üzerine”, Altıkırkbeş 7, Fotoğraf Dizisi No.2, Mayıs 1993, s. 23.
3Susan Sontag, a.g.y., s. 17.




Fotoğraf Listesi

1-Anne ve Kızları, 10 Aralık 1933.

2-Evlerinin bahçesinde kroket oynayan bir aile. 1920’ler. 

3-Papatya taçlı kızlar, 28 Nisan 1932. 

4-Edirneli Mustafa Aga ve oğlu Abdülkadir Bey 

5-Abdülkadir Akan evinde bir aile yemeği anısı. İstanbul-Göztepe 1940’lar. 

6-Fethiye Kayal ve kardeşi Fatma Hanım. Edirne 1930’lar. 

7-Yirmili yıllarda bir aile 

8-Yirmili yıllarda İzmirli bir aile. 

9-Yirmilerde İstanbullu bir aile. Yeni Dünya Fotoğrafhanesi-Galata. 

10- Ellili yıllarda kalabalık bir aile. 

11-Bir sünnet anısı, Foto Atmaca-İzmit 24 Eylül 1950. 

12-Muhterem Hanım, Nurettin Bey ve oğulları. Foto Hasan Behçet-Konya 4 Mart 1939. 

13-Nedime Hanım. 

14-Maide Hanım. Foto Remzi Tezel-Ankara, 19 Kasım 1941. 

15-İrengün ailesi. Ankara 8 Mayıs 1938. 

16-Ellili yıllarda İzmir’den kalabalık bir aile. Foto Fikri Göksay. 

17-Üç kardeş, 1924. Foto Georges Sargologo, Siekeci-İstanbul. 

18-1940’larda genç bir çift. 

19- Mendilli genç kadın 1950’ler. 

20-1920’lerde şık bir beyefendi. 

21-Topçu Mülȃzım-ı evveli [Üsteğmen] Saadettin Bey.

 





 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa