Editör

Koray Olşen

Yayın Kurulu

Atila Köksal
Aysel Altun
Ayşe Saray
Berrin Cerrahoğlu
Dora Günel
Mehmet N.Savcı
Meltem Çolak
Necla Can Güler
Nilüfer Zengin






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
Tahir Ün

FOTOĞRAF FOTOĞRAFTIR


1
İzmir,2014

Biz fotoğrafçıların, Sayısal Devrim ile ilişkisini bildiğimiz ama öte yandan tarihsel gelişim süreci bağlamında tümüyle fotoğrafa özgüymüş gibi anlamaya çalıştığımız “mobil fotoğrafçılık” ya da “akıllı cep telefonu fotoğrafçılığı” kavramları aslında Bilgi Teknolojileri Devrimi’nin bir parçası durumundadırlar.

Daha öncelere bakacak olduğumuzda, ilk taşınabilir kameraların (mobile camera) 1870’li yıllardan başlayarak Kodak tarafından geliştirilen kutu kameralar olduğunu ifade etmek olanaklıdır. Fotoğrafın ressamların elinden kurtularak, giderek daha fazla kamusal bir araca ve kendine özgü görsel kodlar içeren dile dönüşmeye başlamasını da bu sürece mal edebiliriz. Fotoğraf açısından bu değişimi güçlü ve olanaklı kılan ise, taşınabilir kameraların yaşama katılmasıyla birlikte fotoğrafta amatör bir kesimin oluşmasıdır.
 

Fotoğrafın kablo ağları üzerinden taşınması da bulunuşundan 85 yıl sonraya rastlar. Richard H.Ranger'in tasarlamış olduğu faks aygıtıyla, 24 Kasım 1924'te New York'tan Londra'ya bir fotoğraf aktarılmıştır.

Yeni yüzyılın başındaki iletişim devrimiyle birlikte görüntünün ağlar üzerinden taşınabilir duruma gelmesi bilgi toplumuna geçişin de kilometre taşlarından biri sayılabilir. Bilgi toplumu eşiğinde ise asıl okuspokus, sesin, videonun ve fotoğrafın akıllı cep telefonlarında buluşmasıyla başlayan yeni medya ve iletişim teknolojileri olmuştur.  Bilgisayar sistemlerinin, iletişim araçlarının ve telekomünikasyon altyapısının bütünleşmesiyle oluşan bu büyük değişim tüketim alışkanlıklarımızdan, üretim biçimimize kadar neredeyse, tüm yaşam biçimimizi derinden etkilemiştir. Bu sarsıcı devrim, “homo digitalis”e (homo technologicus) doğru evrilen insanın da habercisidir.

Her anlamda ve gün geçtikçe daha fazla ağa bağlı yaşamak durumunda kalan,  homo digitalis’e özgü yeni fotoğraf kategorisidir telefon fotoğrafçılığı. Çünkü, homo digitalis, “fotoğrafçı” statüsünde olmasa da, kendi kendinin medyası olabilmek, ağ üzerindeki konumunu belirlemek, statü hazzını yaşayabilmek ve mutluluğunu, sevincini ya da acısını paylaşabilmek için fotoğrafı kullanır. Ağ üzerinde herkes kendini ortaya koyar ve bunu daha sahici kılabilmek için görsel imgelere referans olarak başvurur. Öyle ki, bu dönemde, sosyal medyanın gücüyle birleştiğinde populist bir farkındalık biçimi olarak ortaya çıkan “vatandaş gazeteciliği” bile metinleri neredeyse tamamen bir kenara bırakarak yalnızca görüntüler üzerinden yürür. Cebe giren kamera ile fotoğraflama alışkanlığı kitlesel bir karşılık bulmanın yanısıra, günümüzde profesyoneller tarafından da görsel bilginin hızla paylaşılabilmesi adına sıklıkla kullanılmaktadır.

2
İsa Çelik sayısal kamerasının LCD ekranında fotoğraf seçiyor, Lefkoşa, 2011

Mobil telefon fotoğrafçılığının yeni bir nostalji estetiği (retro/vintage ön ayarlar) üzerinden bize bazı görsel ve sosyal yönlendirmeler yaptıkları ve bu durumun da kendi benliğimizi bir bellek yanılsaması üzerinden yeniden ya da doğrudan kurmamıza izin verdiği bir gerçektir. Anlık olarak ulaşılabilen böyle bir sonuç, aynı zamanda, o fotoğrafta duygusal olarak herşeyin bir görüngü olduğundan yola çıkılarak eşevresiz bir gerçekliği de duyumsatır. Böylece, fotoğrafta zaman ve mekân temsilinin ortadan kalktığı bu durumda izleyenin öznelliğinin daha fazla devreye girmesi  ‘aura’ nın ölmesiyle ve temsil sorununun başlamasıyla sonuçlanır. Başka bir açıdan bakıldığında ise, akıllı telefon fotoğrafçılığının otobiyografik bellek inşası için gereksinim duyulabilecek kimlik yapılanması ya da dönüşümü için psikolojik gereksinimleri karşılamak gibi bir amaca hizmet ettiği de söylenebilir.

Peki, gelinen bu noktada Flusser’in günümüzde sayısal olasılıklarla donatılarak fotoğrafçının önüne geçen ‘aygıt’ı görseller yoluyla tek düze bir kitle kültürü üretmenin aracı mıdır? Yoksa,  “Sayısal teknoloji ‘normal’ fotoğrafı yıkmaz çünkü ‘normal’ fotoğraf asla olmamıştır”  diyen Manovich mi haklıdır?

Benim için fotoğraf fotoğraftır.


1 http://manovich.net/content/04-projects/003-paradoxes-of-digital-photography/02_article_1994.pdf







 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa