Editör

Koray Olşen

Yayın Kurulu

Atila Köksal
Aysel Altun
Ayşe Saray
Berrin Cerrahoğlu
Dora Günel
Mehmet N.Savcı
Meltem Çolak
Necla Can Güler
Nilüfer Zengin






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
Özgün Özer

SEYAHAT FOTOĞRAFÇILIĞI

Cesur foto muhabirlerinin, ünlü moda fotoğrafçılarının ve yaratıcı sanatçıların fotoğrafları hepimiz tarafından merakla ve heyecanla takip edilmektedir.  Bu görüntüler birçok fotoğrafçıya ilham vermekte, hatta onları özendirmektedir. Ancak, iş kişinin kendi hayatına gelince, çoğu fotoğraf sever, fotoğraf çekme arzusunu ancak çıktığı seyahatler sırasında tatmin edebilmektedir. Bu anlamda, fotoğraf çevrelerince ciddiye alınmamasına (alınmak istenmemesine) rağmen, seyahat fotoğrafları tartışmasız dünyanın en çok çekilen fotoğraf türüdür. Ayrıca herhangi bir sanat akımından çok daha fazla fotoğraf teknolojisini ve piyasasını yönlendirmektedir.

Amerikan Fotoğraf Cemiyeti (Photographic Society of America) seyahat fotoğrafçılığını; “zaman-mekân hissi veren; bir yeri, o yerin insanlarını, kültürünü, doğal durumunu anlatan ve coğrafi sınır içermeyen bir fotoğraftır." ifadesi ile tanımlamaktadır. Dolayısı ile seyahat fotoğrafçılığı, hem konu hem de teknik olarak çok geniştir ve bünyesinde portre, manzara, mimari gibi fotoğrafın ana türlerinden birçoğunu barındırır. Bu açıdan bakıldığında iyi bir seyahat fotoğrafçısı, çok iyi temel fotoğraf bilgisine sahip olmasının yanında genel olarak tüm fotoğraf türlerine de hakim olmalıdır. Bütün bu bilginin tek bir makalede sunulabilmesi mümkün olmamakla birlikte bu yolda yardımcı olabilecek bazı önemli noktaları sizler için aydınlatmaya çalışacağım.

Ekipman Seçimi

Birçok ünlü fotoğrafçının, fotoğrafçılıkta ekipmanın çok da önemli olmadığı konusunda havalı, iddialı sözleri vardır. Ancak bu sözleri söyleyen kişilerin bireysel ekipmanına baktığınızda, gereklinin de çok çok ötesinde lüks ekipmanlar kullandıklarını görürsünüz. Tabii ki bu çelişkinin esas nedeni, fotoğrafçıların kendi yeteneklerini ekipmanlarından daha önemli olduğunu vurgulama çabalarıdır ki bu kuşkusuz doğrudur. Ancak ekipmanın tamamen anlamsız olduğu yanılgısı büyük bir hatadır.

Bu noktada ayakkabı herkes tarafından anlaşılır bir metafor olabilir. Eğer kısa bir gezinti için aşağıya caddeye iniyorsanız, istediğiniz ayakkabıyı hatta dilerseniz terliğinizi giyip gezebilirsiniz. Ama kaya duvarına tırmanıyorsanız friction (sürtünmeli özel ayakkabı), yüz metre koşuyorsanız koşu ayakkabısı, bale yapıyorsanız bale ayakkabısı giymezseniz yaptığınız işte başarılı olamazsınız. Tırmanan, koşan, dans eden sizsiniz ve başka birinin bu ayakkabıyı giymesi onu dağcı, koşucu ya da dansçı yapmaz. Ama giymezseniz siz de (en azından ideal biçimde) yapamazsınız. Fotoğraf bunun bir adım daha ötesindedir. Afrika’nın balta girmemiş ormanlarında kendi kültürlerini korumuş kabilelerde ya da 1200’lü yıllarda dünyanın her hangi bir köşesinde, ünlü bir fotoğrafçı (hatta herhangi bir fotoğrafçı) yoktur. Fotoğraf teknolojik bir sanattır ve fotoğraf teknolojisi ve bilgisi yoksa fotoğrafçı da yoktur.

Özetle, fotoğrafı fotoğrafçının çektiğini unutmadan,konuya uygun ekipmanla çalışmak başarılı fotoğrafların anahtarıdır. Uygun ekipmanı seçmek için kişinin kendini tanıması ve fotoğraftan beklentisini bilmesi gerekir. Bunu kolaylaştırmak adına seyahat fotoğrafçıları iki gruba ayrılabilir: “Gezerken fotoğraf çekenler” ve “fotoğraf çekmek için gezenler”.

Gezerken fotoğraf çekenler genelde; “farklı yerleri görmeyi seviyorum ve gittiğim yerleri, gördüğüm şeyleri hatırlamak ve sevdiklerimle paylaşmak istiyorum.” şeklinde düşünürler. Bu kişiler için gezi sırasındaki özgürlük ve fotoğrafın konusu, kaliteden önce gelir. Gezi sırasındaki özgürlük, kesinlikle taşınması kolay cihazlar gerektirir. Öte yandan gezi sırasında gördükleri farklı konuları ve olayları seri şekilde görüntülemek için objektiflerinin geniş bir odak uzaklığı aralığına sahip olması avantajdır. Böylelikle gezdikleri yerde çok geniş manzaraları ya da gördükleri uzak konuların detay görüntülerini pratik bir şekilde elde edebilirler. Bu noktadan yaklaşıldığında D-SLR-Like (Dijital tek mercekten yansımalıya benzer) türünde cihazlar bahsi geçen kişilere daha uygun olacaktır. Bu cihazların en önemli dezavantajı sensör  boyutlarının D-SLR’ye göre küçük olmasıdır. Bu da genel olarak fotoğrafta ve özellikle de gece çekimlerinde ciddi kalite düşümlerine sebebiyet verir. Öte yandan bu kalite farkı her ortamda gözlemlenememektedir. Cep telefonu, televizyon ve bilgisayar monitörü gibi cihazlar düşük çözünürlükleri nedeniyle  fotoğrafın kalitesini tam olarak gösterememektedir.  Dolayısıyla büyük boy fotoğraf baskısı alınmadığı sürece bu kalite farkı 10 yıl sonraki ekran teknolojisinde görülecek bir farktır. Özetle cep telefonunuzun “çok güzel fotoğraf çektiğini” düşünen biriyseniz bu kalite farkına gerçekten ihtiyaç yoktur.
 

Geziyi ön planda tutan ancak baskı alacak olan fotoğrafçılar için ise, genel olarak bir D-SLR ya da aynasız makineye takılan geniş odak uzaklığı aralıklı bir objektif, çalışmaları için yeterli olacaktır. Eminim ki bu cümleyi okuyan birçok kişi buna itiraz edebilir. Bunun nedeni “Üç kattan fazla zoom aralığı olan lensler keskin değildir.” şeklinde yurdumuzdaki akademik kitaplara dahi geçmiş olan yanlış bir bilgidir. Bu mantıkla fotoğraf makinesi satın alırken hediye edilen ve en düşük kaliteye sahip 18-55 mm. f 3,5-5,6  objektifler, tam çerçeve makinalar için özel olarak üretilen (Nikon’un G serisi ya da Canon’un L serisi) 28-300 mm 3,5-5,6 objektiflerden daha keskin olmalıdır. Ancak böyle bir durum söz konusu bile değildir. Objektifin kalitesi sadece odak uzaklığına bağlı değil, malzeme kalitesi ve tasarımına da bağlıdır. Bu açıdan objektifleri karşılaştırmak için ne genellemelerden ne de bir fotoğrafçının yaptığı rastgele karşılaştırmadan faydalanmak doğru değildir. Dolayısıyla iki objektifi keskinlik açısından karşılaştırmanın tek yolu üreticiler tarafından sunulan MTF* (Modüler Transfer Fonksiyonu) grafiğini yorumlayabilmektir. Bu grafikler okunduğunda geniş aralıklı zoom lensler arasında da istenilen kaliteyi sağlayan objektifler bulunabilir.

Seyahat fotoğrafına diğer bir bakış açısı ise; “fotoğraf çekmek için gezmek”tir. Bu fotoğrafçılar rahatlığı göz ardı edip kalite ve konuyu ön plana alırlar. Dolayısıyla D-SLR, aynasız ya da nadir durumlarda daha büyük formatta makineleri tercih ederler. Çıktıkları seyahatlerde çekecekleri konu önceden bellidir. Bu konuya uygun objektif ve diğer ekipmanı yanlarında bulundururlar. Onun dışında bir seyahat fotoğrafçısının sürprizlere her zaman hazırlıklı olması gerekir. Örneğin; doğal hayatı fotoğraflamak için gidilen bir yerde ilginç bir portreyle karşılaşılma ihtimali her zaman değerlendirilmelidir. Bu noktada elbette ki bir önceki gruba göre çok daha büyük bir çantayla seyahat edeceklerdir.
 
Fotoğraf 1
Farklı odak uzaklıklarındaki objektifler, fotoğrafçıya anlatım açısından zengin imkanlar sunmaktadır. Mevcut
fotoğrafta yakın mesafeden kullanılan geniş açı, bir yandan binayı yüceltici etki yaratırken, diğer yandan
geometrisini deforme ederek biçimsel olarak başkalaştırmıştır.  (Fotoğraf: Moiz Çukurel)


Çekime Hazır Olmak

Konuya yaklaşımı ne olursa olsun tüm seyahat fotoğrafçılarının, olmazsa olmaz özelliği çekime sürekli hazır olmalarıdır. Ne kadar önceden planlansa da işin özünde seyahat fotoğrafçısı, daha evvel bulunmadığı ortamları fotoğraflamaktadır. Bu nedenle fotoğraf makinesi ayarları, ilginç bir konuyla aniden karşılaşıldığında deklanşöre hazır olmalıdır. Bunun için; makine duruma göre diyafram ya da enstantane öncelikli modda kullanılabilir.
 

Diyafram öncelikli modda, ortalama bir net alan derinliği sağlayacak şekilde (5,6 veya 8 gibi) orta bir diyafram ayarı kullanılabilir. Bu noktada enstantane ortamın ışığına göre ayarlanacağı için el titremesini engellemek adına ISO, ışık durumuna göre ayarlanmalıdır. Böylelikle ani deklanşör anında istenilen konunun, hem odaksal hem de hareketsel anlamda netliği garantilenmiş olur. Tabii ki çekim için biraz daha uzun zaman olduğu durumda diyafram konuyu daha iyi yansıtacak şekilde artırılabilir ya da azaltılabilir.

Konunun, hareket ile ilgili olduğu zamanlarda ise enstantane öncelikli tercih edilebilir. Enstantane, anı durdurmak ya da hareketi anlatmak için uygun olarak seçilir. Bu noktada diyafram, ortam ışığına uygun olarak makine tarafından ayarlanacaktır.Ancak diyafram ayarı aralığının enstantane ayarı aralığına göre daha dar olması, her enstantaneye karşılık gelecek bir diyaframın bulunmamasına sebep olur. Bu durum ISO ayarına başvurularak çözülebilir. Burada atlamamak gerekir ki bazı fotoğrafçılar, enstantane öncelikliyi sürekli olarak sadece ellerinin titremeyeceği bir ayarda sabit olarak kullanırlar. Bu durum, makinenizi tam otomatik ayarda kullanmaktan pek de farklı değildir.

İki durumda da ışık miktarını dengelemekte kullanılan ISO, üst segment makinelerde programlanabilmektedir. Bu programlama tam otomatik ISO kullanmanın aksine size maksimum ISO ve minimum enstantane açısından limitler sağlamaktadır.  Bu ayar hız kazanmak için kullanılabilir.

Beyaz ayarı normal çekimlerde ortam ışığının renk sıcaklığına göre ayarlanır. Ancak, gezi anında (fotoğraf çekmezken) otomatikte tutulmalıdır. Otomatik beyaz ayarı her ne kadar ideal sonuçlar vermese de yanlış beyaz ayarına göre her zaman daha iyi sonuç verir. Anlık çekimlerde beyaz ayarının bir önceki ortamdaki ayarında unutulması yaygın bir hatadır.Bu ayarların dışında makinenizde birçok ayar mevcuttur ve bunların hepsinin aynı anda ayarlanması mümkün değildir. Bu sorunun aşılabilmesi için, birçok makinede özel ayar modu bulunmaktadır. Bu mod çekilecek bir fotoğraf türüne göre önceden en ince detayına kadar programlayabilir. Böylece istenilen fotoğraf ile karşılaşıldığı zaman bu mod aktive edilerek ince detay bile ayarlanmış olur.Pan gibi tekniklerin takipçileri için etkili bir özelliktir.

Kişi fotoğraf konusunda kendini geliştirdikçe makinesinin özellikleri daha anlamlı hale gelmektedir. Aslında üst segment makinelerdeki birçok detay zannedilen ayar, fotoğrafçıya zor şartları aşma imkânı sağlamaktadır.

 
Fotoğraf 2
Deklanşör anı geldiğinde, fotoğrafçı hazır olmalıdır.
(Fotoğraf: Moiz Çukurel, “Sri Lanka ve İnsan” isimli sergiden.)


Makinenin Güvenliği ve Zor İklim Şartları

Seyahat fotoğrafçısının hazır olması gereken şeylerden biri de zor iklim şartlarıdır. Güzel fotoğraflar sadece Akdeniz ikliminde bulunmaz. Fotoğrafçının arayışı onu çöllere, tundralara ya da tropikal ortamlara götürebilir.
 

Fotoğraf makinanızın çalışabileceği sıcaklık aralığı, makinenizin kullanma kılavuzu içinde belirtilmiştir. Genelde 45 °C ile -20 °C aralığında fotoğraf makineleri çalışabilir. (Kendi makineniz için kullanma kılavuzuna lütfen bakınız). Sıcaklık iletkenliğe etki ettiği için bu sınırların zorlanması makinenizin elektronik sisteminde hasarlara neden olabilir.

En önemli noktalardan biri de pilin sıcaklığıdır. Çok soğuk bölgelerde pilinizi cebinizde taşıyarak sıcaklığını koruyabilirsiniz. Çok sıcak bölgelerde ise pillerinizi küçük termos çantalarda (tek bir kutu içeceği saklayacak boyutta mevcuttur), serin bir buzdolabında 5-10 °C civarında soğuttuğunuz bir ısıl kapasite ile saklayabilirsiniz.

Fotoğraf makinenizin kullanılabileceği sıcaklık aralığının dışında saklanabileceği bir sıcaklık aralığı da mevcuttur. Bu genellikle 55 °C ile -30 °C sıcaklıkları aralığındadır. (Kendi makineniz için kullanma kılavuzuna lütfen bakınız). Bu sıcaklık aralığında makineniz çalışmasa dahi bozulabilir. Bu nedenle özellikle makinenizi aracınızın bagajında, güneş gören ya da aşırı derecede soğuk havaya maruz kalan bir bölgesinde bırakmamaya dikkat etmelisiniz.

 
Fotoğraf 3
Ziyaret edilen kültürün yapısını sergileyen, görülmedik konuları fotoğraflamak Seyahat Fotoğrafçılığı açısından önemlidir.
(Fotoğraf: Moiz Çukurel, “Sri Lanka ve İnsan” isimli sergiden.)

 

Fotoğraf 4
Göttingen Üniversitesinde Doktorasını tamamlayanlar geleneksel
olarak şehrin meydanında bulunan ve şehrin sembollerinden olan “Kazlı Kız”
 Heykelini öpmektedir. Bu geleneği biliyor olmam, sokakta yürüyen
 kepli bir bayanı gördüğümde takip ederek bu kareyi yakalamamı sağlamıştır.
 (Fotoğraf:Özgün ÖZER, Gänseliesel’i öpen kız.)


Son Deyiş

Aslına bakılacak olursa, dünyanın neresine gidilirse gidilsin turistik bölgeler, oteller nedeniyle birbirlerine benzemektedir. Bu küresel perdeyi aralayıp, oranın bölgesel değerlerini ortaya koyabilmek iyi bir seyahat fotoğrafçısının en temel özelliğidir. Bunu başarmak içinse seyahat fotoğrafçısının, fotoğraf tekniği kadar ihtiyaç duyduğu bir diğer unsur, ziyaret edeceği yer hakkında tarihi ve kültürel bilgidir. Bu fotoğrafçıya hem gideceği rotayı oluşturmasında hem de fotoğraflayacağı unsurlar hakkında fikir verecektir. Yaratıcı ve özgün fotoğraflar için kesinlikle özgürce gezmeli ve çevreyi kendisi keşfetmelidir.
Keşfetme heyecanı, seyahat fotoğrafçılığının ruhudur. Bu duyguyu yanınıza alarak çıktığınız her yolculuğun güzel fotoğraflar getirmesi dileğiyle.


* MTF (Modüler Transfer Fonksiyonu) grafiği: Objektif üreticileri tarafından, objektifin keskinliğini-kontrast oranını tanımlayan ve laboratuvar ortamında yapılan ölçümlere dayanan bir grafiktir.  



 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa