Editör

Koray Olşen

Yayın Kurulu

Atila Köksal
Aysel Altun
Ayşe Saray
Berrin Cerrahoğlu
Dora Günel
Mehmet N.Savcı
Meltem Çolak
Necla Can Güler
Nilüfer Zengin






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
    Sayılar    Sayı 28    SİNEMA
SİNEMA

1

TUTKU SÖZ DİNLEMEZ!*

Gökhan Erkılıç                        
Kırık Kucaklaşmalar
Los Abrazos Rotos

Madrid, yıllardan 2008. Görme özürlü olduğuna kendisini de inandırmış olan yazar Harry Caine (Lluis Homar) günlük yaşamını menajeri Judit (Blanca Portillo) ve onun oğlu Diego’nun (Tamar Novas) sağladığı destekle sürdürüyor görünür. Böylesine bir körlüğün sağladığı cesaret ve gözlerinin yerini alan ellerinin sayesinde, dünyasını yeniden kurduğu sürecin zevke bulanmış bir gününde, yardımsever 90-68-90’dan (Kira Miro) milyoner Ernesto Martel’in (Jose Luis Gomez) öldüğünü öğrenir. Ve geçmişin defterleri birbiri ardına açılır.

Film yüzünü geçmişe çevirir ve bunun için birkaç irikıyım “flashback” kullanır. İlk geri dönüş bizi öykümüzün başlangıç noktası olan 1992 yılına götürür ve yarızamanlı telekız olan sekreter Lena (Penelope Cruz) ile tanıştırır. Lena babasının ölümcül hastalığı sırasında her türlü destek vermeyi öneren Martel’e profesyonelce karşılık verir ve ona borçlu kalmak istemez. Bu yıllarda bizim Harry karşımıza gerçek adıyla, senarist ve yönetmen Mateo Blanco olarak çıkar. 1994 yılında Mateo ile Lena’nın yolları bir oyuncu seçiminde kesişir. Lena sahibi Martel’in iflah olmaz ve sınır tanımaz kıskançlığı altında, Mateo’nun son projesi Chicas y Maletas filminin başrolünü kapar.

Martel, Lena’sının bu başkaldırı hamlesine iki hamle ile karşılık verir: Kontrolü elinde tutmak için filmin yapımcısı olmayı şart koşar ki bu ilk anda herkesin işine gelen bir adımdır. İkinci olarak da sapsalak oğul EM Junior (Ruben Ochandiano) babası tarafından filmin yapım sürecini kaydetmekle görevlendirilir. Bu kayıtlar üzerinden sette olan biteni günü gününe öğrenmeyi planlayan Martel bir dudak okuyucu (Lola Duenos) kiralar. Bütün bu çaba ve önlemler, Martel’in Lena ve Mateo arasındaki ilişkinin günbegün artan şiddetine üçüncü elden tanıklık etmesinden öte bir sonuç doğurmaz. Dedim ya, yakınen bilirim, tutku söz dinlemez!

Martel’in kendini olan bitenler karşısında tümden devre dışı hissettiği bir anda, çaresizliğini açığa vurur biçimde Lena’yı merdivenlerden aşağı itmesi ve genç kadının yaralanması, sevgililerin gözünü korkutur. Aşklarının ve filmin geleceğine dönük bir ikilem sürecinin ardından, filmin yarım kalmasını bile göze alıp tatile çıkarlar. Mateo orada yeni kimliğine bürünür: Harry Caine. Bu, Mateo’nun nicedir özlemini çektiği yeni bir dönemi başlatır, bir hayat ona yeterli gelmemiştir asla. Gazetelerden filmin Martel tarafından vizyona sokulduğunu ve olumsuz eleştiriler aldığını okurlar. Kendilerini bu kaçışa bir son vermek ve ortaya çıkmak zorunda hissederler. Ancak melo sinsice ağlarını örmektedir. Martel’in peşlerine taktığı EM Junior’ın kameraya aldığı gizemli trafik kazasında Lena yaşamını yitirir, kortikal körlük tanısı konan Mateo ise görme yetisinin varlığına olan inancını. Mateo’nun kendinden bir yazar ama kör bir yazar çıkarma isteği melodramın gerekliliğidir ve bu gereklilik trafik kazasında kendine sıkı bir neden bulur. Körlük Mateo’nun hem koruma kalkanı hem ağlama duvarı olur. Karmaşık duygular içinde bocalayan Judit ve şimdilik bocalamayan Diego, Harry Caine’in sağsalim Madrid’e dönmesini sağlarlar. Bundan böyle Mateo yazacak, Harry imzalayacaktır.

Yeniden günümüze döneriz. Mateo-Diego-Judit üçlüsü bir itiraf masasında buluşurlar. Judit yıllar önce Mateo ile Lena’nın kaldıkları yerin Martel tarafından öğrenmesinin bir rastlantı olmadığını, Mateo’nun kendisine telefonda verdiği bilgileri patrona aktardığını, böylece hem terk edilmişliğinin acısını çıkarmak hem de prodükdiyonu kurtarmak istediğini anlatır. Gözyaşları da pişmanlığını dillendirir. Bu nem oranı yüksek saçılmalardan Diego’nun payına düşen, babasının Mateo olduğunu öğrenmesidir. Biliriz ki Mateo, bu anın yaşanma olasılığına karşı, Arthur Miller ile oğlu arasındaki ilişkiden yola çıkarak, Diego için gurur duyulacak bir baba olup olamadığı sorgulamasını yapmıştır. Ve asıl darbeyi bir nefret hesaplaşmasına alet edilen filmin yediğini öğreniriz: Martel yapımcılığının ona sağladığı güçle, her sahnenin en kötü çekimini kullanarak yaptığı kurguyla Chicas y Maletas’ı sabote eder, tanınmaz hale getirmeyi başarır. Ve şaşılacak şey ki bir Oscar ödülü bile alamaz.

Harry Caine kendine gelir ve geçmişle hesaplaşmak için Mateo Blanco’yu göreve çağırır. Judit, filme bir daha hayat hakkı tanımamak için Martel’in bütün kopyaları yok ettirdiğini, ancak EM Junior’ın bir kopyayı kendine sakladığı bilgisini Mateo’ya verir. Gençliğinde çektiği kamera arkası kayıtlarını önemli bir belgesel olarak gören EM Junior’un varlığına kanıt olacak tek belge olan filmi saklaması normal karşılanmalıdır. Öte yandan, hem babasıyla hem de hem babasının hem Mateo’nun aşkı olan gizli aşkı Lena ile hesaplaşmak amacıyla filmi saklamış olabileceği de bir olasılıktır. Kaldı ki EM Junior’un halen o günlerin ruhunu taşıdığı da açıktır: Filmini geri almak için buluştuklarında Mateo’yu kameraya almayı sürdürür. Sonunda Mateo ve Diego filmi yeniden kurarlar.

Los Abrazos Rotos şimdiki zaman ile Chicas y Maletas’ın geçmiş zaman katmanları arasında salınır, salınır, salınır ve… Chicas y Maletas’ın yönetmenin kurgusu versiyonunun girişi Los Abrazos Rotos’un finali olur. Araya giren yılların ardından gerçekleşen sevgililerin kucaklaşması töreninde filmler de kucaklaşır.

2

Öfke, kıskançlık, bencillik, arzu, ihanet, gizle örtülü suçlar, kötülüğün ve kötüye kullanmanın gücü Almodovar dünyasını besleyen kaynaklar olsa da çatışmayı doğuran sınıf ve statü tanımayan içgüdüsel tepkilerdir. Örnekleyelim: Her zaman olduğu üzere bir Magdalena daha çaresizlikten yola koyulur. Kötüye kullanmak isteyenle kullanılmak isteyenin yolları er geç kesişir. Ekonomik nedenler tarafları eşit kılmaz, çünkü Lena çok olsa da Ernesto az bulunan bir maldır. Arzusu gelen Harry’nin görmemekte direnen gözleri güdüsel olarak 90 düzeyine kilitlenirken, 90-68-90’ın gözleri Harry’nin görmezliğine güvenerek beklentisine dikilir. Bir de günümüzün kahramanlarından bir doktor vardır üzerinde durulması gereken; insani gelişimi güdük bir noktada sonlanmış, tanısı kolay ama giderilmesi olanaksız bir arıza. Hastası olan Lena’nın babası kendisine gereksinim duyarken, tatile çıkacağı için onu kapının önüne koyan o pisliği benzeri pisliklerle birlikte ömür boyu tatile çıkarmak, ‘o sizin probleminiz’ diyene hayatı problem etmek gerek. Doğrusu, örnekte de görüldüğü üzere, para adam olmayanları adam taklidi yapacak kıvama getiriyor ya, o da az şey değil! Laf aramızda, denedim ve gördüm ki, bu tür eleştirileri adam taklidi yapmaya alışkın olanlardan hiçbiri üzerine alınmıyor; timsah derisinin ruhani boyuta erişmiş haline kurşun işlemiyor! EM Junior ise tam bir hazine. Lena’nın aşk üçgeninin en sönük elemanı. Güçlü, etkin ama uzaktan kumanda rolünde bir babanın doğurduğu boşluk, kadınların ilgisizliği ve erkeklerin alternatif varlığı genç adamın rotasını çizer. Sürüklenen beklentileri sevgi arsızlığından doğar.

Bu noktada, Pedro’nun Penelope saplantısının filme renk kattığından kısaca dem vuralım: Pedro onun kraliçeliğini aynada ikiye katlar. Hem ruhen hem bedenen örtük, yarı var yarı yok bir sevişme sahnesi izlememiz de bencil Pedro’nun işi belli ki. Ve sonrasında banyodan dönen Lena yatakta kalan yaşlı partnerini ölmüş bulmak ister; filme kıyabilecek olsa Pedro’nun da dileği aynı olsa gerek, senaryo gereği bu dilek sadece bir dilek olarak kalır.     

Mujeres al Borde e un Ataque de Nervios (Almodovar) Chicas y Maletas’a model olan film olduğu gerçeğini gizlemez. Ancak göndermelerin ardı arkası gelmez: Lena’nın yarızamanlı telekız olarak çalışırken kullandığı Severine adı Belle de Jour (L. Bunuel) filmine selamı çakar. Martel’in cüzdanının gölgesinde ve kanatları altında serpilen Lena, ayna karşısında bir kraliçe edasıyla poz verirken Sabrina’dan (B. Wilder) fırlamış gelmiş bir Audrey Hepburn benzetmesi yapmak zor olmasa gerek. Peeping Tom’un (M. Powell) silahlaşan tripodu, Lena ile EM J’ın duvar dibi didişmesinde öfkenin sözcülüğünü yapar. Penelope’un Ernesto tarafından merdivenden aşağı itilmesi ve yuvarlanmasının hangi filme/filmlere gönderme yaptığı ise ödüllük bir konu. Penelope’un soyunma odasında hayatı melodrama örnek olacak Romy Schneider’ın fotoğrafını görmek Lena’nın geleceğine dönük buruk bir ipucu olur. Sevgililer kaçakları oynarken kaldıkları otelde bir Ingrid Bergman filmi izlerler: Viaggio in Italia (R. Rossellini). Filmde toprak altından çıkarılan insan kalıntılarının son anlarını yaşarken birbirlerini kucaklamış olmaları, sevgililerin bağlılığının gücünü göstermek ister gibidir. Prenom Carmen’in (JLG) durağan mavi ekran üzerindeki el silüetine yoldaşlık eden eller Chicas y Maletas aşıklarının son öpüşmesine eşlik eder.

Filmin dramatik yapısının bunca zenginliğine rağmen bunu seyirciye aktarmak konusunda sıkıntı yaşadığı eleştirisi gazete yorumcularının ortak görüşü. Ya kalpler Almodovar sinemasına bağışıklık kazandı ya da öylesine kapalılar ki artık onunla bile iletişim kuramıyorlar. Kitsch’inin keyfine takılan bir Almodovar, kanımca her zaman seyirlik dünyalar yaratacak potansiyalde; üstelik Penelope’un taşıdığı kitsch potansiyelini kullanmadığı da açık.

Meraklısına: Almodovar’ın en sonunda üç film birden vizyonuna göz kırpacağı bekleniyordu! Los Abrazos Rotos, Chicas y Maletas ve Making of Chicas y Maletas’ı kotararak bu beklentiyi gerçeğe çevirdi. Ama frenleri orada tutmadı ve öyküden bir de kısa film çıkardı: La Concejala Antropofaga. Düşünce Almodovar, senaryo Harry Caine ve yönetmen Mateo Blanco!




*Nisan 2010 tarihli Sekans Sinema Yazıları Seçkisi 2'de yayımlanmıştır.



 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa