Editör

Koray Olşen

Yayın Kurulu

Atila Köksal
Aysel Altun
Ayşe Saray
Berrin Cerrahoğlu
Dora Günel
Mehmet N.Savcı
Meltem Çolak
Necla Can Güler
Nilüfer Zengin






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
    Sayılar    Sayı 28    KİTAP RAFLARINDAN
KİTAP RAFLARINDAN


KİTSCH VE SANAT (KİTSCH AND ART) - Tomas Kulka


Mehmet Savcı

kk

Tomas Kulka kiçin üç önemli özelliğinden bahseder. Öncelikle kiç, nesneleri ve temaları klişe duygularla yüklü olarak tanımlar. İkincisi, kiç tarafından tanımlanan nesneler ve temalar, anında zahmetsizce algılanabilir. Son olarak da, kiç bizim tanımlanmış nesne ve temalarla kurduğumuz ilişkiyi zenginleştirmez.

“Kiç ve Sanat” isimli kitabında Tomas Kulka önce neyin kiç olduğunu sorgular. Sanat çevresince bugüne dek kiç olarak tanımlanan pek çok eserin aslında kiç olmadığını, kiçi eleştirmek veya tanımlamak için kullanıldığını iddia eder. Buna örnek olarak, Mel Ramos’un Val Veeta reklamını verir. Bu reklamda çıplak kadın vücudu kiçe gönderme yapmak için kullanılmıştır. Kendisi kiç değildir.

1
Görsel: 1


Ayrıca, kiçin göreceli bir tanımlanması olduğunu da iddia eder. Kiçi tanımlayabilmek için görsel eserlerin çeşitli özelliklerini sayısal değerlere indirgeyerek matematiksel formüller de sunar. Yazar ayrıca kitabın sonunda estetik kavramların tanımlanmasıyla ilgili kısa bir bilgi de verir.

Kulka, kiçin başlangıç tanımının resim sanatıyla ilgili olduğunu halbuki sadece iki boyutlu sanat türlerinde değil, heykelde bile kiç olabileceğini iddia ve ispat eder. Temel sanat dallarından biri olan mimaride de kiçin birçok örneğinden bahseder.

Kulka’nın kitabındaki tanım ve yorumlardan yola çıkarak günümüz Türkiyesinde yapılan mimari eser ve şehir düzenlemesinde kullanılan birçok yapı elemanının kiç olduğunu rahatlıkla görebiliriz.

Milan Kundera’nın Kulka’nın kitabına yazdığı ve kitabın dış arka kapağında bulunan yazıda belirttiği gibi, Kulka’nın kitabı hayatımızın içine yerleşmiş ve kurumsallaşmış hale gelen ve algılamamız dışında kalmayı başaran kiç örneklerini farkedebilmemize olanak sağlar.

Kulka kitabın ikinci bölümünde çok önemli bir soru sorar: Kiç neden değersizdir? Ve bunu çok net olarak cevaplar. Hermann Broch’un kiç hakkında söylediği bir cümle aslında bu bölümü özetler. Hemen bölümün başında yer alan bu cümle şöyledir: “Kiç kesinlikle kötü sanat değildir. Kendi kapalı sistemini oluşturur. Genel sanat sisteminin yanısıra varlığını sürdüren yabancı bir cisim gibidir.”

2
Görsel: 2


Gillo Dorfles’in “Keman Çalan Kadın (Lady Playing the Violin)” isimli eseri kiçe çok güzel bir örnek oluşturur. Eski gerçekçi resim anlayışının acemice uygulanmış bir türü gibi, sadece deniz kenarında keman çalan çıplak bir kadını temsil eder. Ne verdiği bir mesaj vardır ne de kadın vücuduyla ve kemanla bizim iletişimimize bir katkıda bulunur. Daha önce bahsettiğimiz üç özelliğin üçüne de sahiptir.

3
Görsel: 3


Halbuki, Pablo Picasso’nun “Sandalyede Oturan Kadın (Woman In A Chair)” tablosunun kiçle uzaktan yakından alakası yoktur. Her şeyden önce eserin ait olduğu kübizm sanat akımı kiç olmaya müsait değildir. Çünkü kiç bakılır bakılmaz algılanabilir basitlikte olması gerektiğinden soyut yaklaşımlara müsait değildir. Ayrıca, Picasso’nun tablosuna baktığınızda, ismine rağmen tabloda ne kadın ne sandalye ilk anda algılanamaz. Algılamak için çaba gerekir.

Eduard Manet’nin “Folie Berger’de Bir Bar (A Bar At the folies Bergere)” isimli tablosu çok bilinen, kolaylıkla algılanabilen bir çok nesneyi tanımlayan bir görseldir. Bir bar ortamı, içki içen insanlar, çeşitli içkiler ve bir barmen kadın. Baktığınız an bunun kiç olduğunu düşünmeniz mümkün. Halbuki, oradaki nesnelerin birbirlerine göre konumları ışığın şiddeti ve sıcaklığı, aynanın solukluğu, oradaki barmen kadının ortamla olan ilişkilendirilmesi ve tablodaki görsellerin gerek renk gerek görsel denge olarak kusursuz bir kompozisyon oluşturması ve daha önemlisi resim sanatıyla ilgili bir insanın o tablodan bir çok teknik ve yorum dersi çıkarabilmesi bu tablonun kiç olmasını olanaksız kılar. Çünkü kiç olsaydı bizim o tabloyu görmüş olup olmamamız bizim resim sanatıyla olan ilişkimizde bir değişiklik yaratmayacaktı. Oysa Manet’nin tablosu kişinin resim algısını başka seviyelere taşır ve dolayısıyla da kiç değildir.

4
Görsel: 4


Sanat eleştirmenlerin Picasso’nun “Avignonlu Kızlar (Les Desmoiselles d’Avignon)” isimli tablosuna yönelik; tarz olarak tutarsızlıklar içerdiği, teknik olarak yetersiz ve karmaşık olduğu gibi eleştiriler mevcuttur. Sanatsal olarak eksiklikler içerdiği iddiasından yola çıkarak estetik değersizliğinden söz etmek mümkün olsa bile bu tablonun kiç olması tek bir nedenle imkânsızdır: fazlasıyla karmaşık. Kiç bir tablo için bu eleştirilerin hiçbirisi yapılmaz çünkü detay yoktur. Bu kadar eleştiri yapılabilmesi tabloyu zaten kiçlikten uzaklaştırır.

5
Görsel: 5


Kulka kiçin neden değersiz olduğunu irdelerken iki tabloyu daha örnek olarak sunar. Bunlardan birisi John William Waterhouse’un “Lady of Shallot”, diğeri de Alexandre Cabanel’in “Venüs'ün Doğumu (The Birth of Venus)” tabloları. Cabanel’in tablosu rönesans dönemi teknikleri kullanılarak Venüs’ün doğuşu temasından yola çıkan deniz, küçük oğlan şeklinde tanımlanmış melekler ve çıplak kadın vücudu görselleriyle oluşturulmuş bir tablodur. Üretildiği zaman dilimi göz önüne alındığında rönesans’taki orjinallerinin amacına sahip değil ve doğrudan eski, asıl tabloları hatırlatıyor. Kiç, esasında bir yol tabelası gibi. Kendisi adres değil, ama bizi esas adrese yönlendiriyor. Halbuki Waterhouse’un tablosu estetik kaygılarla bezenmiş ve kendi çağdaşlarının ve daha önceki tabloların teknikleri ile yaratılmış bir görsel. Bakıldığında, bizi bilinen bir hikayeye göndermiyor. Tablonun içeriğini anlamak ihtiyacı yaratıyor.

6
6
Görsel: 6


7
Görsel: 7


Bu örnekleri verdikten sonra Kulka, matematiksel bir formül arayışıyla görsel eserlerdeki estetik değerleri formüle etmeye çalışıyor. Olumlu bir girişim olarak görülse bile insan algısının ve özellikle insan beyninin karmaşıklığı gözönüne alındığında Kulka’nın vardığı basit matematiksel sonuç pek olası görünmüyor.

Genel olarak, kiç kavramı nerde başlayıp nerde bittiği kiç ile fotoğrafın ilgisi de dahil olmak üzere birçok görsel sanatta kiçin varlığını sorgulayan ve sergileyen bir kitap var elimizde. Aslında Kulka’nın bu kitapla başardığı kiçin ne olup olmadığını sorgulaması değildir. Kulka kiçin hayatımızın her bölgesine her konusuna gizlice sızdığını ve kendini görünmez kıldığını gösteriyor. Milan Kundera’nın dediği gibi bir olgunun esas dehşeti olgu yeniyken algılanabilir. Daha sonra o olgu artık doğal hale gelir ve yarattığı tehlikeler ve dehşet bizim algı sınırlarımızın dışında kalır. Ve yine Kundera’nın ifade ettiği gibi günümüzde kiç öyle etkin ve yaygın ki savaş haberleri bile kiç olmuş ve biz farkında değiliz. Dolayısıyla bu kitap, sanat konusunda bir inceleme olmaktan çok öteye ışık tutuyor.


Görsel listesi:
1- Mel Ramos, Vel Veeta, 1965.  http://www.magnoliaeditions.com/artworks/val-veeta/
2- Gillo Dorfles,  Lady Playing The Violin, 1969. http://www.antiqbook.nl/boox/bij/40562.shtml
3- Pablo Picasso, Femme Assise Dans Un Fauteuil, 1910. http://www.fondationbeyeler.ch/sammlung/pablo-picasso
4- Edouard Manet, A Bar At the folies Bergere, 1882. http://www.wikiart.org/en/edouard-manet/a-bar-at-the-folies-bergere-1882-1
5- Pablo Picasso, Les Desmoiselles d’Avignon. http://tasarimtarihi.files.wordpress.com/2013/12/5.jpg
6- Alexandre Cabanel, The Birth of Venus, 1863, tuval üstüne yağlıboya. http://free-artworks.gatag.net/2013/08/06/000000.html
7- John William Waterhouse, Lady of Shalott, 1888, tuval üstüne yağlıboya. http://en.wikipedia.org/wiki/The_Lady_of_Shalott






 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa