Editör

Koray Olşen

Yayın Kurulu

Atila Köksal
Aysel Altun
Ayşe Saray
Berrin Cerrahoğlu
Dora Günel
Mehmet N.Savcı
Meltem Çolak
Necla Can Güler
Nilüfer Zengin






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
    Sayılar    Sayı 28    DOSYA: Kitsch     Naile Rengin Oyman
Naile Rengin Oyman

GÜNÜMÜZ GELENEKSEL DOKUMALARINDA KITSCH OLGUSU

Kitsch kavramı toplum bilimsel bir olgudur. Kökeni her ne kadar belirsiz olsa da, kitsch kavramı, 1860-1870 yılları arasında, Münih’te sanat dünyasında ortaya çıkmış ve kolayca pazarlanabilen, ucuz şeyleri tanımlamak için kullanılmıştır.1 Daha çok dekoratif anlamda, gösterişli ve zevkten yoksun olan nesneler için kullanılan kitsch kavramı birçok kişi tarafından değişik şekillerde tanımlanmıştır. Bir tanıma göre kitsch: “Var olan bir tarzın aşağı bir kopyası olan sanatı sınıflandırmak için veya kibirli ve bayağı bir tada sahip nesnelere ve ticari kaygılarla üretilmiş olan banal ve sıkıcı ürünlere gönderme yaparken kullanılan bir terim.”dir.2 Diğer bir tanıma göre ise: “Özellikle; 20. yy içinde üretilmiş çeşitli nesnelerde rastlanan zevksiz, kökeni belirsiz ve estetik değer taşımayan bir tasarım anlayışını nitelemek için kullanılan sözcük”3tür. Türk Dil Kurumu’na göre kitsch: “İlkel yollardan duyguları harekete geçirmek isteyen sözde sanat eseri; sanat değeri olmayan değersiz eser, bayağı şey, zevksizlik.” olarak tanımlanırken Kitsch kavramının ansiklopedik anlamı ise: Tüm bu tanımlara dayanarak kitsch’in; genellikle başka eserlere benzemesi için yapılmış kötü, içi boş, özgün olmayan bir kopyası ve sözde sanat eseri olarak ya da seçkin ve üst tabakadaki kişilerin benimsemediği, buna koşut olarak da kitlelerin kopamadığı ve yaşamın her alanında görülmesi muhtemel olan nesneler olarak adlandırmak mümkün olabilir. Bu kavramın tam olarak bir Türkçe karşılığının bulunmaması nedeniyle genellikle “rüküş” kelimesiyle anlamı karşılanır.

“Kitsch üretiminde kullanılan nesneler ‘güzel’, ‘hoş’, ‘sevimli’ ve ‘duygusaldır.”4 Taklit olan şeylerin kitsch’in temelini oluşturması da neden bu kadar fazla benimsendiğinin bir açıklaması olarak görülebilir. Geniş kitlelerin kitsch’i benimsemesinin nedeni, bu ürünlere kolay ulaşılabilmesinden kaynaklanmaktadır.

Sanatta kitsch, daha çok görsellikle alakalıdır. Burada esas alınacak unsur, sanat alanında kullanılan malzemelerin ve nesnelerin göze nasıl hitap ettiğidir. Resim, heykel ve biblolar, tekstil, televizyon ve sinema ürünleri ve reklamcılık alanlarını da kapsayan sanat olgusunda; kitsch kavramının oldukça açık bir şekilde yer aldığı görülmektedir.

Öncelikle kitsch olan nesnelerin, aslında bu nesnelerin aslını yaşattıkları söylenebilir. Fakat bu nesnelerin kitsch olarak adlandırılan halleri asıllarını yaşatmakla birlikte, o nesneleri aynı zamanda da basit birer imge haline dönüştürürler. Kitlelerin bu eserlere sahip olma isteği, eserlerin basite indirgenmesine ve onların bayağı kopyalarının veya gereksiz benzerlerinin yapılmasına neden olur.

Kültürün her geçen gün yozlaşması ve popüler olan şeylerin hızla yayılması da kitsch kavramını doğuran nedenlerdendir. Üretim olmadığı için bireyler olanı kabul ederler ve bu da kültürel alandaki olumlu gelişmeleri engelleyici niteliktedir. Büyük bir çoğunluğun belirli nesneleri kabul etmesi ve onların peşinden gitmesi, bu durumun mantıklı veya olması gereken şey olduğunu göstermez. Tüm bunlar kitsch’in neden kötü olarak adlandırılabileceğinin birer göstergesi olarak kabul edilebilir.5

Türkiye’ye kitsch kavramının yerleşmesi, özellikle 50’li yıllarda başlayan göç akımıyla birlikte kendini göstermeye başlamıştır. Göç akımıyla başlamasının nedeni ise, genellikle köyden kente olan göç olayı sonucunda büyük kentlerde ortaya çıkan sosyal ve sınıfsal farklılıktan kaynaklanmaktadır.

Arabesk müzik tarzı; evlerde kullanılan elişi süs eşyaları; alçıdan yapılmış standart biblolar; gösterişli fakat hiçbir maddi değeri olmayan nesneler; fotoğraf stüdyolarında sanatsal amaçlarla çekilmiş fotoğraflar; taksi, dolmuş, minibüs ve otobüslerdeki süslemeler ve bunlar gibi birçok nesne, Türkiye’de kitsch kavramının nasıl kullanıldığını yansıtır.6

Türkiye’nin tüketime açık bir toplum olmasıyla birleşmesi sonucunda da, kitsch olgusunun  sıklıkla rastlanan bir terim haline geldiğini söylemek yanlış olmaz.

Geleneksel dokumalarımız da günümüzde popüler kültüre malzeme olarak ele alınmıştır. Uzakdoğu kökenli geleneksel görünümlü makine üretimi ithal dokumaların piyasaya sürülmesi, yine ülkemizde üretilen  geleneksel adı altında ucuz ve tüketimi hızlı olan yoz dokumalar günümüzde karşımıza sıklıkla çıkmaktadır.

1. Kitsch kavramının tarihsel gelişimi

Kitsch genellikle ara dönemlerde ortaya çıkan bir olgudur. 1800'lü yıllarda sanat alanında yaşanan gerçekçilik akımı, halkın isteklerini karşılamıyordu. Çünkü kitlelerin talebi ile sanat birbirini karşılamıyordu. Ya sanat eseri halkın isteğini karşılayacaktı ya da halk sanatı kabul edecekti. Her ikisi de olmadı ama bunların arasında gelişen yeni bir durum ortaya çıktı. Kitsch, halkın istediğini ifade eden, ama sanat için bir anlam taşımayan, yeni gibi görünen ama özünde sanat eserlerini taklit eden bir durumdu. Kitsch'in bu dönemde doğmasının iki sebebi vardı; seri üretimle birlikte el ile eser arasına makinenin girmesi ve realizme yönelen sanat anlayışı.7 

Greenberg'e göre kitsch, endüstri devrimi ile kırsal kesimden kentlere gelen yığınların oluşturduğu hastalıklı bir beğeninin sonucudur. Kentleri dolduran bu yeni yığınlar, bir yanda geride, kırsal kesimde bıraktıkları halk kültürüne olan beğenilerini yitirmiş oldukları, bir yanda da can sıkıntılarını giderme arayışı içinde olduklarından, kendi yaşam biçimlerine, anlayışlarına uygun bir kültür sağlaması için toplum üzerinde baskı oluşturdular. Bu yeni pazarın gereksinimini karşılamak için yeni bir mal tasarlanıp geliştirildi: yapay, taklitçi kültür ya da ucuz, bayağı (kitsch) kültür: gerçek, incelikli kültürel değerlere duyarsız ve kayıtsız ama yine de ancak bir tür kültürün sağlayabileceği dönüşümün açlığını çeken yığınlara dönük bir etkinlik.

Bir olgu olarak insanlık tarihi kadar eski olan kitsch genellikle toplumsal değişimlerin yaşandığı bunalım dönemlerinde belirir. Bu dönem içerisinde toplumsal değerler ve sanatsal normlarda da bir geçiş yaşanır. Romantizm'den modernizm'e ve modernizm'den postmodernizm'e geçişte yaşadığımız veya günümüzde postmodernizm'den 21. yüzyıla damgasını vuracak olan yeni bir dünya görüşüne geçişte yaşayacağımız gibi, değişimler ve değişimin getirdiği geçici şaşkınlık evreleri kitsch'in gelişimi için uygun ortamı hazırlar.

Kitsch'in ilk örnekleri romantizm ve sanayi devrimi ile ortaya çıkmıştır. Popüler beğeninin en yaygın olduğu ve tüketim endüstrisinin en fazla etkilendiği orta sınıfın kültürü olan kitsch, 19. ve 20. yüzyılda sanayi devrimi ile kitlesel olarak üretilip dağıtılma olanağı bularak büyük kitlelere açıldığı zaman yaygınlık kazandı.

Modernistlerce aşağılanan kitsch ürünler, 1950'lerle başlayan postmodern süreçle birlikte "ne olsa gider" (anything goes) mantığı ile modernizmin bütün değerlerine saldırarak bilinçli olarak sanata dahil edilmeye başlanmıştı. Bilinçli olarak kültür endüstrisinin ideolojisi doğrultusunda ticari amaçla üretilen kitsch, çok uluslu kapitalizmin kültürel mantığı (postmodernizm) içersinde hızla gelişerek günümüzde her alana yayıldı. 19.yüzyılda yükselen modernist yöntemlere karşı "dürüst" el işçiliği tarafındakiler,zamanla "nostaljik" olarak nitelendirildi. Batı sanatının girdiği çıkmazdan kurtulabilme umuduyla kabul edilen, süsün son direnişi sayılabilecek Art Nouveau'nun modernist sanat tarafından adeta ezilmesi de bunun göstergesiydi. Ancak bu dönemden ölçüt olarak zihinlere yerleşen "ev yapımı" sıfatı, dönüp dolaşıp 20. yüzyılda kitsch biçiminde karşımıza çıktı. İnsan ile madde arasına girip makineye karşı duruşu hedefleyerek, günlük kullanımın içindeki estetik hazla halkın yaşama sevincine ulaşabilmek için benimsenen Art Nouveau hareketi de, bugün fazlaca kırılgan zarifliği ve aşırı süsü ile kitsch olarak nitelenebilir.

Günümüzde her türden endüstriyel üretimle karşı karşıyayız yani kitsch formlarla çevrili durumdayız. Günümüz ideolojisi, en etkin yayılma aracı olan kitle iletişim araçlarıyla topluma kitsch sanat örneklerini pompalamaktadır. Tamamen ticari amaçlarla geniş kitlelerin en yapay estetik gereksinimlerini ve geçici heveslerini karşılamak için bir imge üretimi gerçekleştirilmektedir.8

2. Günümüz Geleneksel Dokumalarında Kitsch

20. yüzyıl içinde üretilmiş çeşitli nesnelerde rastlanan zevksiz, kökeni belirsiz ve estetik düzey düşkünlüğünü nitelemek için kullanılan Kitsch kavramı giderek daha çok rastladığımız dokumalarımızda, motiflerinde bazı yeni uyarlamalarını değerlendirirken düşüncelerimizi tam karşılayan bir kavram olarak akla gelmektedir.

Özellikle Türkiye gibi kırsal alanın hızla çözüldüğü, ancak kent kültürünün aynı hızla hareket etmediği toplumlarda kitsch giderek ağırlık kazanan bir gerçektir.9

Bir yandan teknolojik ürünler yaşama girerken, öbür yandan geleneksel yaşamın ürünleri olan pek çok gündelik eşya, günümüzde ülke tanıtımında ya da ekonomik gelir elde etmede, yeni olanaklarla geleneksel anlamlarından soyutlanarak pazara sunulmaktadır. Buna bağlı olarak da yoz, kitsch ürünler ortaya çıkmaktadır. Yaratıcısı belli olmayan bu tür ürünler pazarlarda alınıp satılmaktadır. Anlamsıza anlam veya anlamlıya anlamsızlık yükleyen kitsch ürünler, küreselleşen dünyada geniş bir yayılma alanı bulmaktadır. Ülkemizde bu işi körükleyen girişimlerden de söz etmek mümkündür. Sözgelimi, halk eğitim kursları ile bir yandan topluma yenilikler öğretilmek amaçlanırken, bir yandan da yozlaşmaya neden olan makine ile işleme, halı-kilim kursları gibi kurslarla dejenerasyon yaratılmaktadır.10 

Asıl amaç halkın kendi geçimini sağlamak, gereksinimini karşılamak için yaptığı el sanatlarını çağa uyarlayarak bir sektör olarak kabullenmek ve dolayısıyla pazara kavuşturmak olduğu halde, tarihsel gelişimde sanat ve eğitimde, kalkınma planlarında el sanatlarına yaklaşım bu amaçtan uzak kalmıştır.

Bazı eğitim kurumlarında yapılan çalışmalar çoğu kez geleneksel tekniği çözümlemekle sınırlı ve taklitçiliğe dayalı, tasarımdan yoksun çalışmalar olmuştur. Taklitçilik bir süre sonra bıkkınlık yaratmış, çiğ bir zevkle üretilen ve özgün olmayan sürekli tekrarı ve tekrarında işportası durumuna düşen ürünler zevksizliğin sanatı olarak yorumlanmağa hak kazanmıştır. Salt özgün bir şeyler yapma kaygısı taşıyan, sanatsal eğitim almamış, yaratıcı ve yorumcu beceriden yoksun insanların bu tür çalışmaları taklitçilikle yoğrularak, el sanatlarındaki yozlaşmayı giderek beslemiştir.

Sanat, çağın sosyoekonomik ve kültürel düzeyine ulaşmak isteyen insana mutluluk verecek, onu olumlu biçimde yönlendirecek etkinlik olarak tanımlanabilir. Ancak çağın karmaşasının içine düşmeden, ifade kolaycılığına ve ucuz sanata kaçmadan, “kitsch”leşmeden hayata geçirilmesi için sanatçıların eğitimi önem kazanmıştır.

Günümüzde yeni oluşan kent folklörü çoğu kez zevksiz ürünlerin bir anda talep görmesine olanak yaratmıştır. Çağdaş tasarım anlayışı yanlış kişilerin elinde yorumlanmıştır. Tanımlanamaz bir zevkle tasarlanan kültür ve tarih birikimi kilimlerimizden yelek, terlik, çanta; keçeden manto, bez dokumalardan yakası, eteği dantelli kalıbı bozuk giysi parçaları, saksı üzerinde buruşturulmuş deri parçacıkları çağdaş yaşama kazandırılmaktan çok, “evde oturmaktan canı sıkılan insanların hobi arayışı”na hizmet etmiştir.11

SONUÇ

Geleneksel Türk halk el sanatları çerçevesinde yer alan el dokumaları; doğrudan doğruya halk tarafından yapılan sanatlardır. Halk sanatı ile bazı kimselerin halkın böylesi hoşa gidiyor diye yaptıkları zevksiz uygulamaları birbirine karıştırmamak gerekir. Geleneksel dokuma kültürümüz, köklü bir geleneğe dayanır. Bir ihtiyacı karşılamak için üretilir. Üretildiği yörenin koşullarına bağlıdır. Tek olarak kalması değil, kolaylıkla üremesi önemlidir. Anonimdir. Hiç birinin üzerinde üreticisinin imzası yoktur. Ancak motiflerin ve renklerin karakteri, düzeniyle dokunduğu yörenin kimliğini ortaya koyar. Bu geleneğe karşın, birbirine tıpatıp benzeyen iki Anadolu kilimini yan yana getirmek de olanaksızdır. Dokuma tezgahlarının farklılığı, yöredeki yünün özellikleri, ip boyamasındaki kullanılan sudan, diğer boya malzemelerinin niteliklerine kadar, hatta dokuyucusunun kirkit vuruşundaki sıklık ya da güç, bazen de dokuyucunun zevkine uygun, geleneğe aykırı olmayan ufak tefek ilaveler, geleneksel el dokumalarının özgün karakterlerini oluşturan etkenlerdir.12

Geleneksel dokumalarımız analiz edildiğinde; bir motif ve renk çokluğu gibi algılanmasına karşın, az sayıda motif karakteri ve renk çeşidinden ibaret oldukları gözlenmektedir. Geleneksel el dokumalarındaki estetik değerler analiz edilmeden; kendi düzeninde son derece güçlü anlatım gücüne sahip olan motiflerin, ortamından ayrılıp, popüler kültürün bir malzemesi olarak, hiç de alışık olmadıkları bambaşka biçimlerle, renklerle ve düzenlerde uygulanmaları, yani taklit edilmeleri, geçmişten bugüne çok ince bir zevkin mirasını oluşturan Türk kültürüne haksızlık edilmekte ve Türk toplumunun estetik zevkini olumsuz yönde etkilemektedir.

1

Resim 1: Günümüzden kitsch dokuma örnekleri




1Wikipedia-en, Kitsch
2Wikipedia-tr, Kitsch
3Sözen, M.;Tanyeli, U.. Sanat Kavram ve Terimler Sözlüğü s.131
4Kahraman, H. B.; Sanatsal Gerçeklikler, Olgular ve Öteleri s. 237–252
5Aydın Aslı, “Kitsch Kavramı”, Bilkent Üniversitesi, Hukuk Fakültesi, Dönem Ödevi, 2009, Ankara, s.7
6Aydın Aslı, “Kitsch Kavramı”, Bilkent Üniversitesi, Hukuk Fakültesi, Dönem Ödevi, 2009, Ankara, s.10
7Özleyen, B.(2002). Mimarlıkta Kitsch Kavramı. (Yüksek Lisans Tezi (M.S), İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü)
8http://www.halksahnesi.org/incelemeler/kitsch_rukus/kitsch_rukus.htm, Erişim tarihi: 01.09.2012
9 Kahraman, Hasan Bülent, Sanatsal Gerçeklikler, Olgular ve Öteleri, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 1995, s. 150.
10Öztürk İsmail, “Bazı Geleneksel El Sanatı (Gündelik Eşya) Örneğinde Bilgi Aktarımı, Değişme ve Yozlaşma”, Vı. Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi, Küreselleşme ve Geleneksel Kültür Seksiyon Bildirileri, T.C.Kültür Bakanlığı Yayınları: 2928, Halk Kültürünü Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü Yayınları: 330, Seminer-Kongre Bildirileri Dizisi: 68, 2002, Ankara, s. 314.
11Şahin Yüksel, “Türkiye’de Çağdaşlaşma Sürecinde Geleneksel El Sanatlarına Bakış Açısı”, Türkiye’de El Sanatları Geleneği ve Çağdaş Sanatlar İçindeki Yeri Sempozyumu Bildirileri, T.C.Kültür Bakanlığı Yayınları, 1993, Ankara, s. 396-397.
12Pektaş Hafize, “Geleneksel El Dokuması Motiflerinin Kitsch Uygulamaları”, III. Ulusal Türk El Dokumalarına Yaklaşım ve Sorunları Sempozyum  Bildirileri, Selçuk Üniversitesi, Mesleki Eğitim Fakültesi, El Sanatları Eğitimi Bölümü, 17-18 Mayıs 2000, Konya, s. 37-38.


KAYNAKLAR

1. http://www.halksahnesi.org/incelemeler/kitsch_rukus/kitsch_rukus.htm, Erişim tarihi: 01.09.2012
2. Anonim, Wikipedia-en, Kitsch
3. Anonim, Wikipedia-Tr, Kitsch
4. Aydın Aslı, “Kitsch Kavramı”, Bilkent Üniversitesi, Hukuk Fakültesi, Dönem Ödevi, 2009, Ankara.
5. Kahraman, Hasan Bülent, Sanatsal Gerçeklikler, Olgular ve Öteleri, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 1995.
6. Öztürk İsmail, “Bazı Geleneksel El Sanatı (Gündelik Eşya) Örneğinde Bilgi Aktarımı, Değişme ve Yozlaşma”, VI. Milletlerarası Türk Halk   Kültürü Kongresi, Küreselleşme ve Geleneksel Kültür Seksiyon Bildirileri, T.C.Kültür Bakanlığı Yayınları: 2928, Halk Kültürünü Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü Yayınları: 330, Seminer-Kongre Bildirileri Dizisi: 68, 2002, Ankara.
7. Sözen, M.;Tanyeli, U. Sanat Kavram ve Terimler Sözlüğü.
8. Şahin Yüksel, “Türkiye’de Çağdaşlaşma Sürecinde Geleneksel El Sanatlarına Bakış Açısı”, Türkiye’de El Sanatları Geleneği ve Çağdaş Sanatlar İçindeki Yeri Sempozyumu Bildirileri, T.C.Kültür Bakanlığı Yayınları, 1993, Ankara.
9. Özleyen, B.(2002). Mimarlıkta Kitsch Kavramı. (Yüksek Lisans Tezi (M.S), İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü)
10. Pektaş Hafize, “Geleneksel El Dokuması Motiflerinin Kitsch Uygulamaları”, III. Ulusal Türk El Dokumalarına Yaklaşım ve Sorunları Sempozyum  Bildirileri, Selçuk Üniversitesi, Mesleki Eğitim Fakültesi, El Sanatları Eğitimi Bölümü, 17-18 Mayıs 2000, Konya.
11. Turani, A.(2003).Çağdaş Sanat Felsefesi. (Üçüncü Baskı) İstanbul: Remzi Kitabevi.





 
 



 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa