Editör

Koray Olşen

Yayın Kurulu

Atila Köksal
Aysel Altun
Ayşe Saray
Berrin Cerrahoğlu
Dora Günel
Mehmet N.Savcı
Meltem Çolak
Necla Can Güler
Nilüfer Zengin






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
    Sayılar    Sayı 28    DOSYA: Kitsch     Burcu Arıcı Tüzün
Burcu Arıcı Tüzün

GELENEKSEL YÖRÜK KADINI TAKI VE BAŞLIKLARI

Anadolu Yörük kadını takı ve başlıkları, onların en önemli süslenme araçlarıdır. Takı ve başlıklarının bezenmesi, çeşitli malzemelerle donatılması geleneksel inanç sisteminin etkisiyle oluşan bir süsleme geleneğiyle varolur. Bu süsleme geleneğinde bezekler (süsleme), doğa üstü, doğa ve insandan esinlenmektedirler. Yörük takı ve başlıklarına bakıldığında, bunların yörüklerin geleneksel törenlere, kutsal inançlara, göçebe hayatın koşullarına göre kullanıldıkları görülmektedir. Yörük kadınları süslenirken inanç ve gelenekleri doğrultusunda takı nesnelerini simgeleştirmişlerdir. Örneğin;
Kurt dişinin nazara iyi geldiğine, işlik, gözboncuğu, mavi boncuk ve domuz dişinin de kendilerini gözden ve nazardan koruyacağına inanılmaktadır. Boyunlarına dizdikleri beşibiryerdelerle ise ekonomik güvencelerini üzerlerinde taşımaktadırlar. Ayrıca ayak bileklerine taktıkları halhalın sesiyle, yürüdükleri yerlerdeki yılanları kaçırdıklarına; şahmeran, kurt ve köpek dişi takarak yılan sokmasından korunduklarına inanıp göğüslerine taktıkları dualarla manevi destek almaktadırlar.” (Bkz: Uluumay 1980:783-785).
Yani diğer bir deyişle, yörük dünyasında da takılar, tarih öncesi çağlardan beri süs aracı olmasının yanısıra dinî eşya, büyü, sihir, mesaj, umut, neşe, sevgi gibi koruyucu amaçlarla da kullanılmıştır.

1-2

Yörük kadını takılarında; altın, gümüş, hızma, gerdanlık, beşibirlik, bilezik, halhal, mavi boncuk, muska ve tılsımlar süslenme aracı ve koruyucu olarak kullanılmaktadır.

Yörüklerde takılar ana hatlarıyla şu şekilde gruplandırılabilir;

"a) Halhal (Ayak takısı olarak):
Yörük kadınları halhalı, tarlada çalışırken yılanları kaçırmak amacıyla takmalarının yanısıra, bebekleri uyandığında duyabilmek veya kaybolmasınlar diye çocukların ayaklarına da takmaktadırlar.

b) Kemer ve Kemer Tokaları (Bel takısı olarak):

Ağır yük kaldırırken bellerini korumak ve süslenmek amacıyla kullanmaktadırlar.

c) El-Kol Takıları:

En yaygın olanları, yüzük, bilezik ve pazubentlerdir.

d) Boyun Takıları :

Hem süslenme hem de ekonomik durumlarını çevrelerine belli etmek amacıyla özellikle değerli taşlardan veya altınlardan oluşan gerdanlıklar döşlükler ve kolyelerden oluşmaktadır.

e) Baş Takıları:

Beliklikler (tokalar), alınlıklar, tepelikler, başlıklar, hotozlar, dulukçalık ve tomakalardan oluşmaktadır.”
(http://www.kultur.gov.tr/elsanat.html)

    
Tüm bu geleneksel takılar, geleneksel giyime dayanmaktadır ve günümüze Orta Asya arkeolojik buluntularından, seyahatnamelerden, edebi eserlerden konuyla ilgili bilgiler sunarak ve ayrıca kuşaktan kuşağa geleneklerin akışıyla varlığını sürdürmektedir.

Yörük Kadını Baş Takıları :
    
Renk renk giysiler, el ile işlenmiş takılar, başlıklar ve süsler, yörük kadınının zevkini, inancını, yaşam biçimini belirlemektedir. Eski özelliğini koruyan yerel giysilerde, baş giyimlerinde, takılarında ve saç biçimlerinde tüm halk sanatlarında olduğu gibi Anadolu kadınının renkleri düzenlemekteki zevkini, kendine yakışanı seçmekteki inceliğini görmek olanaklıdır. Yörük kadını baş giyimi, takı ve saç biçimlerinde yöresel farklılıklar gözlemlenebilmektedir. Örneğin, yörük geleneklerinde önemli bir yeri olan saç süslemelerine bakıldığında bazı bölgelerde genç kızlar evlenene kadar zülüf kesmezler; bazı bölgelerde de ikinci kez evlenmek istemeyen dul kadınlar kahküllerini baş örtüsünün içine saklarlar; zengin kız ve kadınlar ise servetlerinin bir bölümünü saç örgülerinin ucuna taktıkları altın, gümüş, akik gibi takılarla gösterirler. İmkânlar azaldıkça  bu süslemeler yerlerini, maddi değeri az olan boncuk, tel, çiçek, kurdele gibi süs eşyalarına bırakır.

3-4-5
“Yörüklerde belik (saç örgüsü) sayısı veya başlıktaki penes (altın taklidi para) sayısı; yörük kadınının, bazen evli kalınan yıl sayısını, bazen da evli mi, bekar mı, yoksa dul mu olduğunu gösterir. Bu durum, bölgeye göre değişir.” (Bkz: Erden, Kartal, Şenol, Tezsever 1999:18-19).
Başlıklarda baş örtülerinin de ayrı bir yeri vardır. Yemeniler, krepler, şallar başlıca baş örtüleridir. Yörük kadınları örtülerini, kendi elleriyle tezgahlarında dokurlar.
 

“Örtü kenarları iğne, mekik, boncuk veya iğne oyalarıyla, başlık ve baş örtüleri de genelde mücevherlerle, taş, boncuk ve uğurlarla süslenir.

"
Kadın giyim kuşamını bütünleyen baş giyimlerinin genel bir kümelemesi şu şekildedir:
a) Bebe baş giyimleri,

b) Genç kız, sözlü ya da nişanlı kız baş giyimleri,

c) Gelin baş giyimleri,

d) Yeni evli kadın baş giyimleri,

e) Çocuklu kadın baş giyimleri,

f) Dul kadın baş giyimleri (evlenmek isteyen ve istemeyen dul kadın),

g) Yas tutan ya da eşi gurbette olan kadın baş giyimleri,

h) Oğlu askere giden kadın baş giyimleri,

i) Nene başlığı.” (Bkz: Görgün 1986:10-11).
Yörüklerde; başlıktaki renk ve süslemeler herzaman birşeyleri anlatır. Örneğin, nişanlı kız, nişanlı kaldığı sürece hep ak giyer ve süs eşyası takmaz; nişanlı kız yasta ise, yas bitince kayınbaba ya da kaynanası kıza bir takım giyimle beraber açık mor, vişne renginde bir çalık (başörtüsü) getirirler; gelin kız bu getirilenleri giyerek yasına son verir.
    
Başlıklar, çeşitli süslemeler aracılığıyla, özel mesajlar taşırlar. Bölgelere göre süslemelerde kullanılan altınların sayısı, kadının kaç çocuğu olduğunu, evli veya bekar mı olduğunu gösterir.
    
Fes üzerine sarılan ince kreplerin renkleri ve sayıları da çeşitli anlamlara gelir. Kocası ölen dul kadınlar, fes üzerine siyah yazma bağlarlar.
    
Yeni gelinler açık ve canlı renkte yazma kullanırlar. Genç kızlar beyaz yazma bağlarlar. Başına açık renkli krep bağlayarak sözlü veya sevdalı olduğunu açıklayan genç kıza başkasının teklifte bulunmaya hakkı yoktur.
    
Kadın başlıkları ve baş süslemeleri arasında en güzeli, en özenle hazırlananı, gelin başlıklarıdır. Geleneklerimize göre insan hayatının en önemli, en mutlu geçiş töreni olan evlenme törenlerinin zenginliğine paralel olarak bütünüyle gelin giyim-kuşamı ayrı bir heyecanla rengarenk hazırlanır.

“Yörüklerde Gelin Başlıkları  iki çeşitten oluşmaktadır:
1- Hazır Başlıklar:
Fes, Arakçin, Taç, Tozak, Hotoz, Tepelik hazır başlık türleridir.

Taç: Mücevherlerle süslü, madeni veya kumaş başlık türüdür.

Arakçin: Başın terini alan tiftikten yapılmış küçük beredir.

Tozak:  Kumaş üzerine madeni süslerle hazırlanarak başa giyilen
özel bir kadın başlığıdır.

Tepelik: Yörük kadınlarının kullandığı, çevresine ve alın kısmına
altın ve gümüş paralar dizilen mercan, zümrüt gibi taşların bu
paraların üzerine işlendiği başlık türüdür.
Başlıklar tek başına kullanılmazlar. Altlarında ve üstlerinde oyalı
krepler, yemeniler, baş örtüleriyle tamamlanır.
2- Baş Üzerinde Hazırlanan Başlıklar:
Baş üzerinde hazırlanan başlıklar, kullananın arzusuna göre değil, geleneklerin öngördüğü şekilde düzenlenir. Her genç kız ve kadın bu kurallara uymak gerektiğini bilir. Başı süsleyen yemeniler, krepler, şallar kullanılır. Çeşitli mücevherler, fes üzerine takılır. Örtüler iğne oyalıdır.” (Bkz: Görgün 1986:6-11).
Geleneksel Yörük Kadını Takı ve Başlıklarında İnanç ve Tılsım Unsuru:
    
Bilindiği gibi gelenek, görenek ve adetlerin şekillenmesinde, inançların çok önemli bir payı vardır.
    
Türk toplulukları tarih boyunca değişik coğrafyalarda yaşamış, değişik kültür birikimlerine sahip milletlerle kültürel etkileşimde bulunmuştur. Bunun en somut göstergeleri ise yörük kadını takı ve başlıklarıdır. Yörük kadınlarının takı ve başlıkları hem süslenmek hem de geleneksel inançları doğrultusunda kullanılmaktadır. İnançları; genellikle kötülüklerden, nazarlardan korunmak kapsamındadır. Genel bir bakışla insan toplumu, ilkel çağlardan beri kötü gözlerin iyi nesnelere dokunup zarar vereceğine, hastalıkların, yoksulluğun, kötü gözlerden, kötü ruhlardan kaynaklandığına inanmış ve korunmak için çareler aramıştır.

    6-7-8

Özkardı (2000:7)’nın belirttiği gibi, bu arayışların ürünlerinden biri, tılsımlı objelerdir. Tılsımlı objeler nazardan, kötü ruhlardan, bereketsizlikten, düşmanlardan, afetlerden korunmak amacıyla oluşturulan ve kullanılan objelerdir. Bu objelerin hazırlanmasında kullanılan malzeme ve objelerin kullanım yöntemleri farklı olmakla birlikte hepsinin amacı kötülüklerden korunmak, iyilik ve güzellikleri kaybetmemek ve şifa bulmaktır. Bu uygulamalar gizemlidir. Hastanın tedavisi için yapılan sihrin ve takılan muskaların neye delalet ettiği insanlar arasında pek konuşulmamıştır. Eğer yapılan şeylerin anlamı herkes tarafından iyice bilinirse, bunların tesir gücü kalmaz diye inanılmaktadır. Bugün bile bu objeleri kullanan insanlara neden kullandıkları sorulduğu zaman “Atalardan kalma”, “Ninelerimiz böyle yapmış” gibi bu objeleri aslında neye dayanarak kullandıklarını pek de açıklamayan cevaplar vermektedirler.

Birçoğumuzun evinde, şu anda bile evin bereketini, dirliğini, güvenliğini sağlar inancıyla nazarlıklar, dualı muskalar bir köşede bulundurulmaktadır. Öyle görünmektedir ki, her ne kadar teknoloji çağında yaşasak bile daha uzun yıllar bu objelerden koruyuculuk, sağlık, iyilik beklentilerimiz devam edecektir. “Tılsımlı objeler, toplum olarak inançlarımızın sonucu olarak ortaya çıkan korkularımızın, çarelerimizin birer sembolü olan maddi kültür varlıklarıdır” (Bkz: Özkardı 2000:XII).

Yörük kültüründe de tılsımlı objeler; şifa, dirlik, bereket ve uğur getirmesi amacıyla kullanmakla birlikte, bunların kişi için en çok nazara, büyü ve sihre karşı koruyucu kuvvet sağladığına inanılmaktadır. Genellikle çeşitli madenlerden, bitki parçalarından, hayvan organlarından, kumaşlar ve boncuklardan yapılmış olan tılsımlı  objelerin kesin olarak şu amaçlar için kullanıldığı belirlenmiştir:
“ - İnsanları ve hayvanları nazardan korumak,
  - Evi, köyü afetlerden korumak,
  - İnsanlarda ve hayvanlarda hastalığı önlemek,
  - Bereketi, huzuru, kazanç ve başarıyı sağlamak,
  - Uğur, talih ve eşler arasında iyiliği sağlamak.” (Bkz: Özkardı 2000:13).
İnançsal amaçları doğrultusunda ürettikleri “tılsımlı obje” olarak adlandırılan nesneler; yörük kadınının boynunu, göğsünü, başını, el, kol ve ayaklarını süslemektedir.
    
Yüzyıllar süren uzun bir geçmişin, yoğun geleneksel birikiminin ürünleri olan tılsımlı objelerden günümüzde de yörük toplumu içerisinde etkisini ve varlığını sürdüren, muska, nazarlık gibi başlıca objelerin varlık sebepleri olan nazar, uğur ve muska kavramları şu şekilde açıklanmıştır:
Nazar: Bakış, bakma, göz atma/Belli kimselerde  bulunduğuna inanılan, insanlara özellikle çocuklara, eve, mala, mülke, ürüne, hatta cansız nesnelere de zarar veren bakıştaki çarpıcı ve öldürücü tinsel güç, kötü göz, göz değmesi gibi anlamlarda kullanılmakta ve tanımlanmaktadır.İnsanların belli durumlarda dikkatle, özentiyle baktıkları canlılara karşı etkili oldukları kesindir. Parapsikoloji bilim adamları bu etkinin kimi zaman da ciddi biçimde tehlikeli olabileceğini bildirmişlerdir. Bu etkinin bir tür zihinsel iletişim mi olduğu, yoksa gözlerden özel bir ışın mı çıktığı, yani oluşumu tam bilinmemektedir.” (Bkz: Özkardı 2000:5-6-7).
9-10

Yani nazarın etkisi kesin, ama oluşumunun, ortaya çıkışının nasıl olduğu belli değildir. Mavi renk nazarla daima ilişkilendirilmiştir.Orta Asya Türkleri için “kök” yani “gök”, göğün rengi kutsaldır. Örnekler arasında mavi gözlü insanların olağan üstü nitelikleri bulunduğuna olan inanç sebebiyle daha çok mavi gözlerin insana dokunacağı inancı yaygındır.
“Bu sebeple gözleri koruma düşüncesiyle mavi gözün taklidi olan göz boncuğu taşımak, Türkler arasında oldukça yaygındır. Göz değmesin diye kullanılan göz boncuğuna ‘mavi boncuk’ veya ‘nazar boncuğu’ denilmektedir.

 Muska:  Halk inançlarında, üzerinde elle yazılmış bir takım tılsımlı yazı ve işaretlerin bulunduğu, katlanmış kağıt parçalarına muska adı verilir. Muskalar genelde Kur-an ayetleri, Allahın isimleri, peygamber ve melek adlarının kağıda yazılarak hazırlanmasından dolayı yazılı, yazılmış şey anlamına gelen nüsha, muska adlarıyla anılmaktadır. Muskalar, tılsımlı objeler olarak benimsenmekte ve özel, doğaüstü  kudret taşıdıklarına, bir takım gizler sakladıklarına, insanları kötü olan herşeyden koruduklarına inanılmaktadır.

Uğur: Bazı olaylardan görülen ve insana iyilik getirdiğine, belirli nesnelerde var olduğuna inanılan iyilik kaynağına ve bu nitelikte olan şeye ‘uğur’ adı verilir. Objelerin olumlu ve olumsuz güç yüklü bulunduklarına inanış, insanoğlunun zararlı ve tehlikeli kabul ettiği objelerden kaçınmayı ve savunmaya yararlı olarak kabul ettiği objelerin sağlık, mutluluk, ve başarı için kullanılabileceği fikrini doğurmuştur ve insanlar yararlı saydıkları bu objelere ‘uğurluk’ adı vermişlerdir.” (Bkz: Özkardı 2000:4-20).
Uğurluk, zararlı etkileri uzaklaştırmaktan çok, taşıyıcısına mutluluk ve başarı getirecek bir uğur eşyası olması ve çoğunlukla bir rastlantıya bağlı olarak kabul görmesi nitelikleriyle 'muska'dan ayrılır. Bununla birlikte uğurluklar da muskalar gibi zaman içinde süs eşyasına dönüşmüştür.
    
Yörük kadını ve genç kızlarında tılsımlı objeler çeşitli malzemelerle oluşturularak aynı zamanda onların baş ve takıları olarak hem bedenlerini süslemiş hem de korundukları inancıyla onlara manevi bir güç yüklemiştir.Tılsımlı objeler olarak adlandırılan bu malzemeler, bitki ve hayvanlara ait bir takım parçalardan oluşturulmaktadır. Bitkilerin yaprak, çiçek, tohum, diken ve saplarından hayvanların ise tırnak, diş, kemik ve tüylerinden yararlanılmaktadır.

Kullanılan hayvansal maddeler; Orta Asya geleneğinden gelen simgeleştirilmiş, koruyucu olduğuna inanılan parçalardır. Yörük inanç sisteminde de bu gelenek doğrultusunda, bazı hayvanların simgeleştirilerek, koruyucu unsurlar taşıdıkları inancı görülmektedir. Bu tür bir inanç geleneğinin Şamanizm’den etkiler taşıyarak günümüze ulaştığı bilinmektedir.
Tılsımlı takı ve başlık objelerinde kullanılan malzemeler şunlardır:
1- Madensel malzemeler: Taşlar, demir, kurşun, altın, gümüş, akik, kantaşı, aytaşı,

 2- Bitkisel malzemeler: İğde çekirdeği, iğde dalı, hurma çekirdeği, soğan, sarımsak, ardıç dalı, karanfil, çörekotu,  üzerlik otu, ceviz kabuğu, çıtlık ağacı dalı,

 3- Hayvansal malzemeler: Kurt dişi, kaplumbağa kabuğu, boynuz, köpek yada tavuk dışkısı, deniz kabuğu,

 4- Kumaş ve boncuklar: Göz boncuğu, mavi boncuk, yedi delikli boncuk, mavi ve yeşil başta olmak üzere çeşitli renkte kumaş ve iplikler, düğme.” (Bkz: Özkardı 2000: 86).
Geleneksel yörük yaşamında kadını, çocuğu, evi, sürüyü koruduğuna inanılan hayvansal objelerden bazıları şu şekilde örneklendirilmiştir:
1- Yörüklerde al basmaması için lohusaların yastığının altına  bir parça kurt derisi konur.

2- Çocuğu yaşamayan kadınlar, bir kurt derisinin ortasından delik açıp küçük çocukları içinden geçirirlerse, o çocuğun yaşayacağına inanılır.

3- Kurdun kemiği delinir ve küçük bir çocuğun beşiğine asılırsa, o çocuğa nazar değmez inancı vardır.

4- Yörük geleneklerinde atlar renklerine göre uğurlu, uğursuz diye ayrılmışlardır. Beyaz at en uğurlu attır.

5- At, bir evin önünde başı eve doğru bağlanırsa nefesi ile o eve bereket ve uğur verir. Bazı hastaların iyileştiğine inanılır.

6- Bir kimse, sabahleyin güneş doğmadan  ata binerek bir dereden yedi defa geçerse, o insana büyünün tesir etmediğine inanılır.

7-  Bir evde at olursa o eve cin, şeytan girmez.

8-  Nazardan korunmak için evin bir köşesine at kafası asılırsa, kimseye nazar değmeyeceğine inanılır.

9-  Atın gözü yaşarırsa, sahibinin yakınlarından birinin öleceğine inanılır.” (Bkz: Uraz 1992:144-148).
At ve kurtun yanı sıra  öküz, köpek, kartal da yörük geleneksel inanışlarında önemli yer tutmaktadır.

Yörük kültüründe takı ve evin eşyalandırılması geleneğinin; çok renk, motif ve biçim içerdiği bilinmektedir.

Ancak bu durum tamamıyle kültürel yansımaların ışığında geçmişten günümüze aktarılan bir birikim ve duygusal, geleneksel  bir yapıdır.

Kitsch ise, bilindiği üzere zevksizlik, bayağılık anlamına gelir ve maalesef özellikle bizim toplumumuzda var olan eğitim seviyesi düşüklüğü, ekonomik yetersizlikler, yanlış yaşam üslupları gibi etkilerle günümüzde son derece gözle görülür, izlenebilir hale gelmiştir.

11-12

Endüstriyelleşme ile dünyada görülen bu kavram , ülkemizde varlığını artırarak sergilemektedir.

Kitsch kavramı, sadece objeler ve eşyalar üzerinde konuşulurken artık yaşam tarzlarına yansımış ve hızla yayılarak etkili olmaya başlamıştır.

13-14

Anadolu'da geleneksel takı ve günlük kullanım objelerine bakıldığında; Orta Asya kültüründen gelen mistik masalsı bir inanç geleneğinin yansımasını görürüz.

Bir giysinin, objenin, takının, eşyanın ucuz ve doğal malzeme ile üretilmiş olması onun kitsch olduğu anlamına gelmez.

Ancak, hem zevksiz, hem çalıntı bir tasarım ve hem de ucuz olursa karşımıza bu kavram çıkar.

Yörük kültürüne bakıldığında onca renk, süs, malzeme çeşitliliği ve zenginliğe rağmen asla kitsch bir etki bırakmadığını görürüz…

15-16

Çünkü Yörük kadınında amaç salt süslenmek değildir.

Amaç; süslenirken yüzyıllardır süregelen geleneksel yapıyı korumak, taktıkları boncuk, pul, kemik, tüy gibi malzemelerin kendisini ve ailesini koruduğuna inanmaktır.

Yani Yörüklerde takı aynı zamanda bir ritüeldir.







 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa