Editör

Koray Olşen

Yayın Kurulu

Atila Köksal
Aysel Altun
Ayşe Saray
Berrin Cerrahoğlu
Dora Günel
Mehmet N.Savcı
Meltem Çolak
Necla Can Güler
Nilüfer Zengin






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
    Sayılar    Sayı 27     KİTAP RAFLARINDAN
KİTAP RAFLARINDAN

MEDYA ŞİDDET TOPLUM - Ömer Özer

Mehmet N. Savcı

1

Medya Şiddet Toplum, Yard. Doç. Dr. Ömer Özer’in T.C. Anadolu Üniversitesi Yayınları’ndan 1725 sayılı kitabının adı. Kitap akademik bir anlayışla yapılandırıldığı ve birçok araştırmaya dayandırıldığı için, okuması zor gibi algılanabilirse de, kullanılan dil ve anlatılanların sistematik ve mantık çerçevesinde olması, eylenmek amaçlı değil de, öğrenmek, bilgilenmek amaçlı bir kaynak niteliğine kavuşturuyor kitabı.


Kitabın içindekiler kısmını incelemek bile, okuyucunun zihninde konuyla ilgili genel bir çerçeve oluşması için yeterli. Yazar, medyada yer alan fiziksel şiddet unsurunun örnekleriyle irdelenmesinden önce, kuramsal bir temel oluşturacak bilgileri içeren bölümlerle başlıyor kitabına. Giriş kısmında da belirttiği gibi, “medya şiddetini açıklamakta yararlanılan ve yararlanabilecek kuram ve yaklaşımlar” kitabın ilk iki bölümünü oluşturuyor.

İlk olarak, kuramsal makro yapıdan bahseden yazar; bu bölümde sırasıyla Etki Kuramı,  Ekonomi Politik Yaklaşım ve Kültürel Yaklaşımı tanımlıyor. Bu tanımlar yapılırken dünyada konuyla ilgili yapılmış araştırmalar, önemli kaynaklar belirtilerek, ilgilenmek isteyenlere geniş bir kaynakça sunuluyor. Bu noktada belirtilmesi gereken  ve belki de kitapla ilgili en önemli husus ise, hızlı okuyup geçilecek bir kitap olmaması. Anlayarak, verilen bilgileri sindirerek okunduğu takdirde konunun önemine ve dünyadaki ve ülkemizdeki durumuna ait çok sağlam bir bilgi dağarcığına ulaşmak mümkün.

Etki kuramından bahisle, kısa ama detaylı bir tarihçe sunulan kitapta, bahsedilen önemli kavramlar içerisinde bazıları çok çarpıcı. Örneğin, 23. Sayfada bahsedilen “Suskunluk Sarmalı” başlı başına bir araştırma konusu olacak nitelikte bir kavram. Yazarın 23. Sayfada dediği gibi; “kamuoyu araştırmalarınca saptanan bireysel fikirlerin toplamı kamuoyu olarak bilinen korkunç bir siyasal güce nasıl dönüşüyor? Sorusuna karşılık bulmaya çalışırken geliştirilen” bu kavram Almanya'daki siyasi seçimlerin sonuçlarının anketlerle nasıl yönlendirildiği örneğiyle devam ediyor.

Etki kuramının sunumuna benzer şekilde Ekonomi Politik Yaklaşım ve Kültürel Yaklaşım bölümlerinde de kısa tarihçe ve önemli alt kavramlar olarak sunuluyor.

Birinci bölüm bu şekilde bittikten sonra, yazarın bölüm başlığı olarak seçtiği cümle, özellikle dikkat çekici: “Medya Şiddetini ve Toplumda Şiddeti Açıklayan Kuram ve Yaklaşımlar”. Bu bölümde de sırasıyla; İletişim Kuram ve Yaklaşımları, Psikolojik Kuramlar ve Sosyolojik Kuramlar irdeleniyor. Aslında alt başlıklar incelendiğinde medyada şiddetin hangi kaynaklardan beslenebileceği ve neden var olduğu kendiliğinden ortaya dökülüyor.

Sırasıyla başlıklara bakalım:

İletişim Kuram ve Yaklaşımları başlığı altındaki iki alt başlık; Yetiştirme Kuramı ve Kullanım ve Doyumlar Yaklaşımı Kuramı. Psikolojik Kuramlar ise şu alt başlıklarla inceleniyor: Davranışsal Etkiler Kuramları, Bilişsel Kuramlar, Duygusal Kuramlar, Öğreme ve Oluşum Kuramı. Özellikle dikkati çeken alt başlıklar ise Sosyolojik Kuramlar başlığında yer alıyor. Bu başlık; Sosyal Yapı Kuramları, Sosyal Suç Kuramları, Sosyal Çatışma Kuramları ve en son olarak da  Feminist Kuramlar olarak alt başlıklara bölünüyor.Bu bölümün en sonunda yer alan ve Feminist Kuramlar alt başlığının da bitiş cümlesi olan; “cinsiyet yaşamımızda çok etkilidir, suçun iki cinste de farklı olabileceği…” şeklinde devam eden cümledeki suçun cinsiyet farkından dolayı farklılaşabileceği fikri, herkesin birbirine benzetilmeye çalışıldığı ve tek tip insan ve tek tip düşünce yapısının özendirildiği günümüzde, ilginç bir gerçeği vurgulaması açısından önemli.

Kitabın üçüncü bölümünde ise, Medya Şiddetinin 3 Boyutu kavramı ortaya konuluyor. Bunlar sırasıyla, Şiddet Haberlerinin Üretimi, Medya Şiddetinin İçeriği, Medya Şiddetinin Tüketimi olarak belirlenmiş durumda.

Değişik medya kurumları arasında farklılıkların da sergilendiği ve sayısal verilerin tablolar halinde sunulduğu, kitabın sonraki bölümleri, şiddet olaylarının nasıl da klişeleştirildiğini acı ve çarpıcı bir şekilde sergiliyor.

Şiddetin sadece haberler yoluyla değil, diziler yoluyla da nasıl hayatımıza girdiğinin incelenmesi ise, farkında olmamız gereken bir riski bize göstermesi açısından çok önemli.

Klişe şiddet olaylarına örnek olarak verilen; Taksici Cinayetleri, Kapkaç Olayları ve Liseli Cinayetleri, sıradan, basit birer kategorizasyon gibi görünse de, ne olduklarını düşünüp ve tekrar okuyup, medya ne yapıyor, neleri sunuyor, sorularını sormamızın zamanının çoktan geçtiğini gözümüze sokarcasına hatırlatması gereken olgular.

Son bölümde ise, Toplumda Şiddet başlığı altında, İstanbul, Ankara ve Türkiye genelinde olmak üzere polis kayıtlarına geçmiş şiddet örnekleri inceleniyor. Bunun devamında, jandarma sorumluluk alanında olan şiddet olaylarından bahseden kitap en son olarak ceza infaz kurumlarında yaşanan şiddet örneklerinin irdelenmesiyle sonuç bölümüne geliyor.

Sonuç bölümü alışılagelmiş ve birkaç cümle ile geneli toparlayan sonuç bölümlerinden farklı. Akademik bir yayında olması gerektiği gibi, sunulan verilerin mantıksal analizi yapılıyor. Ve bu konu ile ilgili olası araştırma alanlarına ilişkin öneriler sunularak sonlandırılıyor kitap.

Kitabın sonunda sunulan kaynakça ise, ilgilenenler için bir hazine niteliğinde.

Kitabın genel durumu bu. Peki ben bu kitabı seçerken neler ümit etmiştim, okurken nelerle karşılaştım ve sonucunda bana ne kattı sorularının cevapları ise, şöyle:

Kitabı seçerken, neden daha rahat okunabilecek, okuması daha keyifli olabilecek bir kitap seçmediğimle başlayayım. Şiddet konusu, asla keyif alınmaması gereken bir konu. Ve kişisel yaşamlarımızdaki şiddetin yanında medya yoluyla, yaşamımızın en içlerine, oturma odalarımıza, mutfaklarımıza hatta yatak odalarımıza kadar giren bir şiddet söz konusuyken, akademik tarafsızlık ve objektiflik kaçınılmaz öncelik haline geliyor. Bu anlayışla da, bu kitap belki de en doğru seçim oluyor, doğal olarak.

Okurken karşılaştıklarım ise, hem bildiklerim, hem şaşırdıklarım, hem ızdırap duyduğum gerçekler arasında sürekli gelip gidiyor. Zor bir serüven gibi bu kitabı okumak. Zor, çünkü yaşamımızın bir parçasına değil, bütününe ulaşan medyanın gücünün ürkütücü boyutu her an beynimizde yankılanıyor.

Okura ne kattığına gelince; bu kitabı okumadan önce de, medya ile ilgili endişeleri ve soru işaretleri olan beyinlerde bu kitap sayesinde, bu soru işaretleri yerlerini cevaplara, endişeler ise, nasıl tedbirli olunabileceğinin bilgisine terkediyor.

Eğer sizin için, kitap okumak sadece keyifli zaman geçirmek ise, bu kitap kesinlikle yanlış seçim. Ama, eğer kitap okumak, bilgilenmek, gerçeklere daha fazla hâkim olabilmek için, kişisel gelişimin bir unsuruysa, bu kitap kesinlikle yapılabilecek en doğru seçimlerden birisi.




 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa