Editör

Koray Olşen

Yayın Kurulu

Atila Köksal
Aysel Altun
Ayşe Saray
Berrin Cerrahoğlu
Dora Günel
Mehmet N.Savcı
Meltem Çolak
Necla Can Güler
Nilüfer Zengin






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
Abdurrahman Antakyalı

TOPLU SÜNNET

Sünnet, penisin uç kısmını koruyan üst derinin bir kısmının veya tamamının kesilip atılması olarak tanımlanabilir. Kökeni binlerce yıl öncesine dayanan bu işlem, dinsel ve geleneksel temellere dayanıyor. Eski bir Mısır anıtında, M.Ö. 2300 yılında bir erkek çocuğun sünnet edilişine ilişkin resim bulunmakta. Hatta bu “geleneğin”, M.Ö. 3300 yıllarından beri süregelen bir Bedevi geleneğinden Mısırlılara geçtiği bilimsel kayıtlarda yer alıyor. Sünnet edilmiş bir erkek çocuğun, “yetişkin” görünümüne sahip olduğu yaygın kanısından olsa gerek, “erkekliğe adım atmak” olarak niteleniyor bu operasyon.

Binlerce yıldır süregelmesine karşın, tartışmaların odağı olmaktan kurtulamayan bir cerrahi müdahale sünnet...

Sünnetin sağlık açısından yararını savunanlar kadar, yarattığı travmanın kalıcı hasarlarını her ortamda dile getirenlerin sayısı da azımsanmayacak ölçüde.

Sünnetin bir kanser türünü engellediğini savunanlara, “o kanserin bir erkekte görülme olasılığı zaten milyonda bir” karşı görüşüyle yanıt veriliyor. “Sünnetin cinsel organı temiz tuttuğu” görüşüne, “sünnet operasyonu sırasında çocuklara yaşatılan ağır travmaya değmez. Günde bir iki dakikada zaten o temizlik yapılabilir” karşılığı geliyor. Sünnetin Müslümanlık ve Yahudilikteki “dinsel bir zorlama” olduğuna ilişkin sünnet karşıtlarının iddiaları ise, “bu dine mensup olmayan milyonlarca kişinin sünnetli olmasını nasıl açıklayacaksınız?” sorusu ile çürütülmeye çalışılıyor. Kısacası; binlerce yıllık bu tartışma, binlerce yıl daha sürecekmiş gibi görülüyor.

Günümüzde, dünyada her yıl 15 milyondan fazla sünnet gerçekleştiriliyor. Türkiye'de olmasa da, bu rakamın 2 milyondan fazlası kadın sünnetine ilişkin.

Türkiye'deki erkek çocukların büyük çoğunluğu 10 yaşına gelene kadar sünnet edilmiş oluyor.

Ülkemizde, ciddi bir sektör olan sünnet, davetiyesinden özel giysilerine, operasyonundan düğününe kadar birçok ritüeli içinde barındırıyor. Bu kadar ayrıntının maliyeti de doğal olarak yüksek oluyor. Bu maliyetin altına giremeyen maddi durumu yetersiz aileler, ağırlıklı olarak belediyeler tarafından düzenlenen “toplu sünnet” organizasyonlarına kayıtlarını yaptırarak çocuklarını sünnet ettiriyor.

“Toplu sünnet” organizasyonlarında, çocukların evlerinden alınıp sünnet merkezine getirilmesi, burada sünnet gömleğinin verilmesi, anestezi ve sünnet işleminin ardından tekrar evlerine bırakılması belediye görevlileri tarafından sağlanıyor. Çocukların iyileşmesinin ardından, düğünleri de topluca yapılıyor. Burada da sünnet kostümlerinin yanı sıra çeşitli hediyeler çocuklara dağıtılarak bir yoksunluk giderilmeye çalışılıyor.

Sosyal yönden önemli bir katkı gibi görülmekle birlikte, “toplu sünnet”in sakıncaları da var. Sünnet, zaten çocukta travma yaratan bir işlem. Kısa bir zaman diliminde birçok çocuğun aynı ortamda iğne ve sünnet sırasını beklemesi, bu travmayı daha da artırıyor. Odadan yükselen her ağlama sesinin, sırada bekleyen çocuklarda yarattığı korkuyu, zihinlerde canlandırmak zor olmasa gerek. Bir erkek çocuğunun ömür boyu hafızasında yer alacak bu “özel” an, onun azıcık şımarmasına bile fırsat vermeden tamamlanıveriyor. Günde ortalama 90 çocuğun, adeta fabrikadaki bant sistemi içinde kayıp giden ürünler gibi “sıradaki!” komutu ile hızlıca tamamlanan işlem sonrası, alelacele külotlarını çekerek odadan çıkışlarını görmek oldukça hüzün verici. Aileler, her ne kadar bu uygulamadan memnun görünseler de, sanırım çocukların yerinde olmayı pek isteyen çıkmaz. Hoş, ailelerin elinde olanakları olsa, onlar da bu yola başvurmaz.

“Toplu sünnet” bu ülkenin bir gerçeği. Bu hüzünlü organizasyon dün de vardı, bugün de var, gelecekte de olacak. Her ne kadar iyi niyetli bir organizasyon türü olsa da, “toplu sünnet”lerin uzmanlar tarafından ciddi bir şekilde ele alınıp, kaygıları giderici ve bağlayıcılığı olan bir standarda kavuşturulması gerektiği fikrinde olan çok kişi var.



  • Sünnet
  • Sünnet
  • Sünnet
  • Sünnet
  • Sünnet
  • Sünnet
  • Sünnet
  • Sünnet
  • Sünnet
  • Sünnet
  • Sünnet
  • Sünnet
  • Sünnet
  • Sünnet
  • Sünnet
  • Sünnet
  • Sünnet
  • Sünnet
  • Sünnet
  • Sünnet



 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa