Editör

Koray Olşen

Yayın Kurulu

Atila Köksal
Aysel Altun
Ayşe Saray
Berrin Cerrahoğlu
Dora Günel
Mehmet N.Savcı
Meltem Çolak
Necla Can Güler
Nilüfer Zengin






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
    Sayılar    Sayı 25     SERGİ
SERGİ
Umutları Ertelenen Çocuklar


Füsun Tirman, Harika Kora, Serap Borucu

1



“UMUTLARI ERTELENEN ÇOCUKLAR “ isimli projemiz sosyal sorumluluk kapsamında tanımlanabilecek belgesel fotoğraf çalışmasıdır. Amacımız Türkiye'deki beş kadın hapishanesinde 0-6 yaş çocukları ile birlikte kalan anneler ve onların çocuklarının cezaevi koşulları, çocukların bu dönemde maruz kaldıkları sosyal, kültürel, eğitsel ve psikolojik faktörleri tespit etmek; çocukların bu dönemi en az zararla geçirmeleri, topluma kazandırılabilmeleri, cezaevi şartlarının iyileşmesine yönelik toplumda farkındalık yaratmak.


Bu amaçla önce Türkiye'deki kadın hapishaneleri hakkında araştırma yaptık. Kadın mahkûmların sosyoekonomik durumlarını, suç ve ceza oranlarını araştırdık. Kadını suça iten nedenler, toplumun kadın mahkûma bakışı, mahkûmiyet sona erdiğinde kadınların yaşamlarını nasıl idame ettirdikleri araştırma konularımız oldu.

Annelerinin mahkûmiyeti nedeni ile suçlu muamelesi gören çocuklar ve bu çocukların “mahkûmiyetleri” süresince hangi ortamlarda büyümeye çalıştıkları, dışarı çıktıklarında sosyal ve toplumsal hayata nasıl uyum sağladıkları ya da sağlayamadıkları projemizin can alıcı noktası.

Bu konunun sayısal boyutunu gösteren istatikler mevcut. Ancak bizi daha çok ilgilendiren psikolojik ve sosyal boyutu.
Daha önce bazı kadın cezaevlerinde buna benzer belgeseller yapıldığını biliyoruz. Ancak tüm Türkiye'deki kadın cezaevlerini kapsayan bu belgesel fotoğraf projesinin ilk olduğunu düşünüyoruz.
“UMUTLARI ERTELENEN ÇOCUKLAR“ projemiz her belgesel proje çalışmasında izlenen aşamaları geçirdi.

Öncelikle proje grubunu oluşturduk. Başlangıçta yedi kişilik ekiptik. Projeyi üç kişi ile bitirdik.

Projenin amacını, hedeflerini, hedef gruplarını, uygulama takvimini ve beklenen sonuçları belirten taslağı hazırladık.

TÜRKİYE ÇOCUKLARA YENİDEN ÖZGÜRLÜK VAKFI'nın gönüllü belgesel fotoğraf ekibi olarak vakıfta birçok kez oryantasyon çalışmalarına katıldık. Böylece cezaevlerinde kadın ve çocuk gerçeği ile yüzleştik, nasıl davranacağımıza dair bilgilendik.

CİSST(Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum) Derneği aracılığı ile Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nden talep ettiğimiz kadın hapishanelerinde çalışma iznimiz Nisan 2011’de geldi ve çalışmalarımıza başladık.

Türkiye'de İstanbul-Bakırköy, Adana-Karataş, Ankara-Sincan, Eskişehir-Çifteler, Denizli-Bozkurt olmak üzere beş kadın hapishanesi var.

Yaşadığımız il olması sebebi ile pilot bölgemiz İstanbul Bakırköy idi. Proje süresince her hafta çalıştık.

Daha önce bizler Maltepe Çocuk ve Gençlik Cezaevinde üç ay süreli fotoğraf atölyesi yaptığımız için cezaevi gerçeğine yabancı değildik. Giriş çıkışlardaki retina kontrolleri, didik didik aranmalar rutin olmuştu bizler için.

Önceleri bizimle çalışmak isteyen anne mahkûmlarla sohbet ettik. Kendilerini anlattılar, bizleri anladılar. Daha sonra sohbetlerimize fotoğraf çekimini de ilave ettik. Çalışma süremiz sona erene kadar devam etti fotoröpörtajlarımız.

Tabii çok kolay olmadı çalışmalarımız. Gerek Ceza İnfaz Kurumları bürokrasisinden, gerekse fiziki koşullardan kaynaklanan olumsuzluklar yaşadık.

Yine de kadınlarla iyi ilişkiler kurabildik, hem onlar hem de biz verimli saatler geçirdik.

Bakırköy Kadın Hapishanesi neredeyse kapasitesinin iki katı sayıda mahpus barındırıyor. Elli civarında çocuk, personel eksikliği ve kısıtlı mekân koşullarında büyümeye çalışıyor.
Psikolog sayısının yetersiz olması, çocuk psikoloğunun hiç olmaması, kreş kapasitesinin çocuk sayısını karşılayamaması, yazın kreş öğretmeni bulmakta zorluk yaşanması önemli sorunlar arasında.

Kampüs içerisinde kreşi olan iki kadın hapishanesinden biri Bakırköy, diğeri Ankara Sincan.

Koğuşlarda çalışamadık. Ancak idarenin öngördüğü derslik ve işliklerde fotoğraf çekebildik.

Adana Karataş ziyaretimiz çok verimli geçmedi. Hükümlü anne sayısı çok az idi.

Yüksek güvenlikli bölge hapishanesi olması nedeniyle çalışmamız idare tarfından engellendi. Koğuşlara giremedik. Kreş olmasına rağmen öğretmen olmaması ya da kreş öğretmenlerinin haftanın belli günlerinde geliyor olmasından dolayı çocuklarla bir arada olamadık. Bu nedenle sergimizde ve albümümüzde Adana'ya ait fotograf göremeyeceksiniz.

Eskişehir Çifteler Cezaevi 1980 yılında askeri yönetim tarafından yaptırılmış. Daha sonraları kadın hapishanesi olmuş. Mahpus nüfusunun azlığından dolayı butik cezaevi olarak nitelendirilen bu hapishanedeki çalışmalarımızda idari kurum ve psikososyal servis bize son derece yardımcı oldu.

Denizli Bozkurt Açık Cezaevi, öğrenci yurdu olarak yapılmış sonradan cezaevine dönüştürülmüş. O nedenle koğuş sistemi yok.yatakhane sistemi var. Çocuk sayısı oldukça fazla. Kapalı kurumlarla karşılaştırıldığında farklı sorunları olsa da mahpus anneler ve çocuklarının topluma geri dönüşlerinde daha rahat uyum sağlayabildikleri gözlemlerimiz arasında. Beş kadın hapishanesi içerisinde yöneticisi kadın olan tek kurum. Denizli’de de yönetim ve psikososyal servis çalışmalarımızda oldukça yardımcı oldu. Koğuşlarda, tüm yaşam alanlarında çalışabildik.
Başkentte olan ve model ceza infaz kurumu olarak tanımlanan Ankara-Sincan Kadın Hapishanesinde 0-3 yaş arası çocuklar anneleri ile kalabilmekte, 3-6 yaş çocukların kurum dışında yaşama devam etmeleri psikososyal servis tarafından önerilmekte ve bu konuda mahpus anneler yönlendirilmekte.

Burada hiçbir kısıtlama olmaksızın çalışabildik.

Çalışmalarımızı Aralık 2011’de Bakırköy Cezaevinde, diğer cezaevlerinde ise 2012 Mart ayında sonlandırdık.

Çektiğimiz fotoğrafların seçimi, röpörtaj ve anılarımızın toparlanması süreci de sonlandı ve nihayet sergimizi açabildik.

Tüm cezaevlerindeki çalışmalarımızda hiçbir çocuğun yüzünü çekmedik. İzin vermiş olsalar dahi annelerin yüzünü göstermemeye dikkat ettik. O nedenle çocuk ve kadınların yüzlerindeki duyguyu göremeyeceksiniz. Ama her ne kadar yüzleri görünmese de gözlerdeki hüzünü ve çaresizliği hissedeceğinizi umuyoruz.

Hapishane ve kreşlerdeki fiziki koşullar ne olursa olsun özgürlüğünden yoksun, HAPSOLMUŞ ÇOCUK olgusuna dikkat çekmek istedik.

Fotoğraflarımızda hapishanelerdeki ANNE-ÇOCUK olgusunu siyah-beyaz fotoğrafın dramatik, etkileyici yönünü göz ardı ederek tamamen gerçek renkleri ile yansıttık. Sistem tarafından görülmeyen/gösterilmeyen bu çocukların, bu MASUM MAHKÛMLARIN yaşamlarına dokunduk.

Amacımız kamuoyunda farkındalık yaratıp mahpus çocukların daha iyi koşullarda büyüme ve gelişmelerini sağlayacak çözüm yollarını tartışmaya açmak.

Umudumuz bu masum çocukların sınırlanmamış alanlarda özgürce koşabilmeleri.


  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 11
  • 12
  • 13
  • 14
  • 15
  • 16
  • 17
  • 18
  • 19
  • 20
  • 21
  • 22
  • 23
  • 24
  • 25
  • 26
  • 27
  • 28
  • 29
  • 30
  • 31
  • 32
  • 33
  • 34
  • 35





 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa