Editör

Koray Olşen

Yayın Kurulu

Atila Köksal
Aysel Altun
Ayşe Saray
Berrin Cerrahoğlu
Dora Günel
Mehmet N.Savcı
Meltem Çolak
Necla Can Güler
Nilüfer Zengin






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
    Sayılar    Sayı 25     DOSYA: Direniş    Oğulcan Ojo Günel
Oğulcan Ojo Günel
Gezi / London

30 Mayıs Perşembe akşamı Facebook’ta dolaşırken Gezi’deki protestocuların polisin ihtiyatsız müdahalesiyle alandan çıkarıldıklarını gördüm. Aklımın bir ucunda, uzun süredir yurtdışında yaşamanın verdiği rahatlık ve saflık ile “bir ülkenin polisi nasıl bu kadar haklı bir gruba böyle davranabilir” diye düşünürken, olayın hiç bu boyutlara gelebileceğini de öngöremedim sanırım uzaktan.
 
31 Mayıs günü geldi çattı, ve Türkiye’deki laik demokratik değerleri korumak isteyen ülkenin her kesiminden insan Taksim Gezi Meydanı’na aktı. Biz de Londra’da CNN’den izleyebildik. Çünkü hiçbir Türk medya aracı protestolar hakkında temiz ve doğru bilgi vermiyordu.

Perşembe akşamı çok zor geçti. Sabaha kadar haber takip etmeye çalıştık burada internetten. Fakat en büyük psikolojik tahribatı Cuma sabahı uyandığımda olaylar hakkında medyanın nasıl gerici ve ortaçağvari saptamalarda bulunduğunu gördüğümde yaşadım. Burada ne yapabiliriz diye düşünmeye başladım.

Her zaman politik bir görüşüm olmuştur, fakat ne bir mitinge ne de bir protestoya gitmişliğim vardır, ta ki Gezi olaylarına kadar.

“Sen bunu gördün mü?”, “Bak burada da bu olmuş!” birbirimize twitter / facebook ve çeşitli farklı linkler yollayarak olayın aslını öğrenmeye çalışırken, burada master’ını yapan arkadaşım Çağla Çakır – biz neden burada protesto etmiyoruz bu vahşeti? diye bir soru attı ortaya Cuma sabahı. Burada nasıl bir protesto düzenleyebilirdik ki? Toplasan 10-15 kadar Türk tanıyorum koskoca şehirde diye düşünürken, hemen 3 kişi bir facebook grubu açmaya karar verdik, ismi de Gezi / London.
 
Bundan sonra her şey çok hızlı gelişti. Sabah grubu kurup protesto etkinliğini başlattıktan sonra yarım saatte bir sayfaya geri dönüş yapmaya başladım. Yaklaşık bir saatte üç kişiden üç yüz kişiye çıktı katılımcı sayısı. Üçyüzden üçbine zıpladı akşam beş civarlarında. Tabii ki biz de bu sırada “çok fazla katılımcı oldu, sanırım bir izin almamız gerekiyor” diye düşünürken, gruba katılan arkadaşlardan biri ben daha kafamdaki cümleyi toparlayamadan izin almamız gerektiğini ve kendisinin bunu halledeceğini yazdı. Normalde bu kadar kısa sürede toplanan bir protestoya izin almakla kalmayıp, Hyde Park’tan Türk Konsolosluğuna giden yoldan Türk Büyükelçiliğine yürüme izni de aldı bu arkadaş.

Sorunsuz ve polisin olağanüstü yardım ve destekleri ile üçbin kişi sloganlar eşliğinde Büyükelçiliğe yürüdük, polis ile fotoğraflar çektirdik ve etrafımızdaki yabancılara durumu açıklamaya çalıştık.

Londra’daki Türklerin AKP hükümetine başkaldırısı tamamen organik bir sekilde gelişmiştir. Sanırım Başbakan: “Dış mihraklar” derken, genç / yaşlı / çocuk birçok Türkün tam 5 saat içerisinde sayısı üçten üçbine çıkan, hiçbir dış etmen olmadan bir araya gelebilen kendi vatandaşına kızmış olmalı.


  • Oğulcan Ojo Günel
  • Oğulcan Ojo Günel
  • Oğulcan Ojo Günel
  • Oğulcan Ojo Günel






 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa