Editörler

Suderin Murat
Gülçin Tellioğlu
Leyla Yücel

Yayın Kurulu

Yağmur Dolkun
Bülent Irkkan
Elif İnan
Doğanay Sevindik
Elif Vargı






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
Solan Renkler : Guguk Kuşu Çağır Geleyim İffet Diler


Allianoi

“SU ÇOCUKLARINA”

        Toprağın sesini, kokusunu özlüyorum uzun kış günlerinde. Bahar! Kuşların gelişiyle gökyüzünde dansın başladığı o “su” mevsimi. Cemrelerin karşılığını bulduğu, sabırla dokunan hünerli ALLIANOI, HASANKEYF, MUNZUR günleri..Geçmişin izlerini koruyarak birbirimizi okşadığımız yürekli su zamanı “merhaba”…



Birinin  beşiği tıngır mıngır sallanırken diğerinin yarım masalları umut  çığlığını beklemekte. Duydunuz mu adları soylu kalemlerce kırılmaya çalışılıyor bugünlerde? Masum çocuk, gözyaşı, aşk ve “sır”. Bıraksalar pırıl pırıl yaşayacak, beslenecekler dünde kalan “eskiden”... Utansalar, utansa biri, birileri… Renklerin en kötü olanını seçmeseler yok oluştan yana... Birbirinin unutuşu olmayacak gelecek.

Eksilirsek sevdiğim unutturma diye seslendi “Mirçika Pepuk” kızkardeşine. Aynada tarıyordu saçlarını. İlya’da su sıcaktan kavrulurken okşandı gülüşü kuş’un. Eller leyleklere gölge oldu, Dicle hürmetle oyuklarda resim çizerken kendince. Su kardeşler köklü geçmişlerini baraj suları altında bırakmaya çalışanlara karşı öykülerini anlattılar. En son İstanbul’da düzenlenen “su forumu” toplantılarında dert oldular birilerine. Suya set kuranların suyun ahlâkını yok ettiğini söylediler defalarca. Bir yerlerde umut diye haykırdılar. Öylesine renkliydi buluşmalar. Kara hesaplar yapılırken suyun geleceğine dair aslında hiç yalnız olmadıklarını anladılar. Kenyalı bir kadın, Angelei ağlarken bebeklere, bağırdı, “su” . “ Su haktır” dedi bir diğeri. Suyla yıkanır kültür, suyla iyileşir yaralar... Suyla birleşir diller.

Kimileri için bir içimlik su değil miydi taş? Ömrünü değiştirmişti o. Yağmurun inleyişini dinlemişti ölmek istediği evde. Ölüm giremezdi kapıdan. Bunu bilerek ve anlayarak söylüyordu Allianoi’un köprüsünü her geçişinde. Sorusu buydu ayaklarına vuran çalının.  Hepimiz bir zamanlar çocuktuk diye seslendi masalcı.Yok oluşa karşı durmalıyız “sevdiğim”.

Guguk kuşları döndü durdu üstlerinde. Munzur’un lâlesi, Allianoi’un gelinciği açtı dinleyenlerin gönlünde. Ve kadınlar Hasankeyf’de suya diz çöküp dua okudular.



Bir rüyanın yorumuydu saat. Yorgunluktan tütün nefesleri kesilmişti erkeklerin. Renkleri soldurmadan bekliyordu bir torun, ninesini. Saçlarını yakıp bırakmıştı memleketinden ayrılırken, kırık dökük pencerenin tüllerinde. Anlamıştı artık o doğurgan kadının eteklerinden dökülüyor Munzur’un suyu. Hemen ertesi sabah Allianoi’da bir çocuğun oyuncağı bulunuyordu yedi kat toprağın altında. Ve uzaklarda, kavmin kapısı aralanırken, güneş öğleni bulmuştu. Hasankeyf’de suyun kenarında şahinler kaçışıyordu. Munzur’da ağladı çocuk! Sincabıyım buraların ben, gitme, gitme!... Allianoi’da unuttu serçeler meşe ağacını…

Ölenler toprağın üstüne çıktıkça gümbür gümbür atıyor hüzünlü bir adamın yüreği. Belki de çok önceleri doğduğu ama bir türlü söyleyemediği o toprağa değiyor gözleri. Bakışları yumuşak olduğu kadar da acılı. 1998 yılından beri ısrarla anlatıyor çünkü bugüne kadar neredeydiniz diye soranlara?... Dilekçeler yazıyor. Allianoi hakkında alınmış olan sit kararına rağmen mührü tutanlar bırakmıyorlar geçmişi. Okulun sokaklarından, gölgelerinden sözcük kapan atıyor ilk adımı. İhanet!... Başladı gece. Karanlık hiç bitmeyecek sanki?




Sus! Dedi… Sus ve çalış... Toprağı korkutmadan. Üzmeden geçmişi. Kadın ve çocuk, sayısız dost geldiler unutma sakın. Dillerinde hep bir şarkı. Birbirlerine yabancı kalmadan suya değdi yüzleri. Kan değil kardeştiler. Ve öğrendiler ki gelecek ağrılı olduğu kadar hepsinindi.

         Su derinden kaynayarak gelse, yaksa da harfi vazgeçmeyeceğiz dedi en küçük olanı.

Yavrum! Yavrum! Ağrılı başım kadar derin gözlüm... İlya, Berât ve Lorin... Sıla, Derin...saydı, sayıkladı taşa düşerken. Taş, taş ah o yürekli köprü. Geçir beni karşıya.




          HEP KARŞIDA!...


Allianoi, Hasankeyf ve Munzur SİZSİNİZ!

Öyleyse; korumalıyız BİZ olanı….



Suyla gelen ve  dünya’ya ,geçmişe, geleceğe ait olan, kültür mirası ALLIANOI, HASANKEYF, MUNZUR bugün barajlar nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya... Munzur vadisi, doğal güzellikleriyle, sadece bu toprağa özgü bitki türleriyle, suyunda, havasında yaşayan canlılarıyla, sözlü geleneği ile, sağlık yurdu Allianoi ise Pompei’den sonra korunabilmiş, henüz % 20’si gün ışığına kavuşturulmuş bu görkemli okul aynı nedenle sular altında bırakılarak çamura gömülmek isteniyor. Gözleri, akılları bağlı başkalarınca; Hasankeyf, bir geçmiş... Anadolu’nun mozaiklerinden bir diğeri yapımı şimdilik duran Ilısu barajının su tutmaya başlamasıyla yok edilmeye çalışılıyor. Birbirini tamamlayan, birbirine ait nice zenginliğimiz tehdit altında. Fırtına vadisi, Fındıklı, Çağlayan, Karadeniz dereleri, Sinop, Konya havzası, Tuz gölü ve niceleri ilgimizi beklemekte.  Aslında insan anlatmaya çalıştığımız. Çünkü gerçekte silinip gidecek olan hayat insana ait.  Kaybedersek birbirimizi unutacağız. İşte sadece o zaman ne seslerimizi duyacağız ne de geleceği yazabileceğiz. Sahi adımızı unutursak geride ne kalacak?

              Su yaşamdır! Yaşamlarımız satılık değil!....

İffet DİLER
EVSİZ 2009

www.allianoi.org
www.munzurkurulu.com
www.tudef.com
www.hasankeyfgirisimi.com




 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa