Editörler

Suderin Murat
Gülçin Tellioğlu
Leyla Yücel

Yayın Kurulu

Yağmur Dolkun
Bülent Irkkan
Elif İnan
Mahmut Özturan
Doğanay Sevindik
Zeynep Şişman
Elif Vargı






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
Sergi Yorum : Yaşamın İçindeyiz - Gültekin Çizgen Mahmut Özturan
SERGİLER VE YORUMLAR

Fotografya / Şubat, 2009
Sergi Adı : “YAŞAMIN İÇİNDEYİZ”
Sanatçı : Gültekin Çizgen
Yer : Fototrek Fotoğraf Merkezi, İstanbul

Sergi, 17 Eylül - 08 Ekim 2008 tarihleri arasında, Fototrek Fotoğraf Merkezi'nin İstiklal Caddesi Mısır Apartmanı'ndaki fotoğraf galerisinde açıldı. Sergide 30 adet, 60x90 cm boyutlarında, siyah beyaz fotoğraf vardı. Sergi kapsamında gösterilen fotoğraflar için Sayın Çizgen, Ocak 2008'den beri yoğun bir biçimde çalıştığını belirtiyor. Baskılar Uğur Varlı Fotoğraf Hizmetleri tarafından Epson altyapısıyla dijital olarak basılmış.

Fotoğrafların soyut ağırlığı sergi salonundan Beyoğlu’na taşmış, İstiklal Caddesi’ndeki boşlukları, ruhsuzlukları dolduruyordu sanki. Ama maalesef salonun yetersizliği, o güzelim yapıtları anlama ve irdelemeye, içine girip oralarda gezinmeye az da olsa engel gibiydi!

Sergi düzeninde en çok dikkatimi çeken, fotoğrafların hemen altına asılmış küçük boyutta teknik yorumlar idi! Daha önce böylesini hiç görmedim ve duymadım. Gültekin Çizgen Usta onayladığına göre yer verilmiştir doğal olarak. Yorumları yapan sevgili Mehmet Koştumoğlu’nu da çok iyi tanırım ve fotoğraf alanındaki çalışmalarına da saygı duyarım. Ama; konu yorumların içeriği ve niteliği değil, konu; o güzelim değerli yapıtları önceden verilmiş yorumlarla ve yorumların sınırlamasıyla sunarak izleyicinin düşünme ve değerlendirme ufkunun daraltılması! İzleyicinin yapıtların içindeki düşünsel yolculuğuna, amacı bu olmasa da, sınır koyan yorumlar! Her karede ille de bir üçgen arayışı! Sanki yapıtların böyle bir “üçgen zorunluluğu” dayanağına gereksinimi mi var? Karenin yarısına yerleştirilmiş bir kompozisyondan bile bir üçgen çıkarmaya, üçgen yaratmaya ve üçgenin varlığını savlamaya çalışmaya hiç de gerek yoktu! Yapıtlardaki kompozisyon, ışık, konu, tasarım, zaten ustanın yıllarının ürünü; zaten yılların deneyiminin, ustalığının kanıtı bu yapıtlar...

Yapıtların ne anlatmak istediğini fotoğrafın altına eklemek, sergiyi gezen izleyicilere bence bir haksızlık. Çünkü açıkça bir yönlendirme ve izleyicinin düşüncelerine, hayallerine, algılamalarına bir at gözlüğü takma gibi! Evet, yaşamında ilk defa bir sergi gezen bir insan için, düşünemeyen, irdeleyemeyen bir insan için yardımcı olabilir belki! Ama, ustanın yapıtlarına, anlam ve yorum sınırlamaları koymak haksızlık olmuş. Fotoğraf sanatının geometrik şekiller temeline oturtulmaya çalışılması da ayrı bir konu!

Evet; her biri, sizi bambaşka dünyalara götüren kareler...

Sanki her kare ayrı bir ışık dünyası, ayrı bir kompozisyon dersi, ayrı bir yumuşak gri tonlamaların nasıl yaratılacağı dersi! Bazen de kurgulanmış  kompozisyonlarda oluşturulan grafiksel zenginlik ve doluluk; izleyiciyi kurgudan ötelere, çok harika bir grafiksel kombinasyonlar dünyasına götürüyor. Doğallığı sevenler bile, bu zenginlik karşısında kurguyu, yapay kompozisyonu unutup grafiksel zenginliğin içine dalarak çok derinlere gidebiliyor.

Kimi karelerdeki boş denecek kadar sakinlik, kimi karelerde de full-frame bir doğa fotoğrafı denecek kadar rahatsız etmeyen dopdolu bir zenginlik! Usta, fotoğrafın “görsel sanat” olmasının çeşitliliğini sanki büyük bir görsel şölenle izleyiciye izletiyor, adeta sanatı ikram ediyor, sunuyor cömertçe bu 50. yılında, 50 yılın oluşturduğu içsel yücelik ile, içsel yüceliğinin yapıtlarına yansıdığı ve “ben buradayım işte!” dediği ve asla yoruma gerek duymayan değerli yapıtlarıyla...

Hareketli karelerdeki durağan nesneler ile hareket halindeki nesnelerin birbirine uyumu ve bu görsel dengenin varlığının izleyiciye sunulması harika olmuş. Alan derinliği konusundaki örnekler, her düzeydeki fotoğraf öğrencisine başlı başına bir ders olmuş. Kimi zaman kullanılan açıların saptanması, karar ve uygulaması; hangi köşeden karenin içine gireceği konusunda izleyicinin karar vermesini bir hayli zorlaştırıyor. Çünkü her ayrı noktadan baktığınızda ayrı bir yorum, ayrı bir anlamlar dünyasına giriyorsunuz.

Full-frame karelerdeki görsel materyal yoğunluğu, ilk bakışta sanki bellekleri biraz yoruyor, biraz zorluyor gibi. Ancak, kareyi biraz daha dikkatle incelediğinizde ve biraz daha uzaklaştığınızda, o yoğun kareyi daha iyi anlayabiliyor, içine daha iyi girebiliyorsunuz. Zaten öyle de değil midir; her kareye aynı mesafeden bakamazsınız. Fotoğrafa bakma uzaklığınız; kareyi anlamanızı, anlamlandırmanızı ve içine girebilmenizi daha da kolaylaştırmalıdır. Buna en uygun örneklerden birisi de bu sergi:
Yoğun bir full-frame karenin içine girmek çok kolay olabilir, ama karenin tümüne genel bir bakış, kavrama ve anlam giydirme için kesinlikle yapıta olan mesafenizi tekrar değerlendirmeniz gerekmektedir. Aslında bu, sadece bir sergideki yapıtları izlemek için değil, yaşamın her evresinde ve her boyutunda, örneğin güncel bir konuyu irdelerken bile, yaşamın gerçekliğidir. Bir konuyu anlamak ve irdelemek için uzaktan bakmak yetmez, bazen de içine girmeniz gerekir. Ama kimi zaman da, içinde yaşamakla durum (konu, eylem) anlaşılamaz da, konudan uzaklaşarak, genel bir perspektifle, fotografik deyişle: geniş açıyla konuya bakarak, konuyu çok daha iyi kavrar, çok daha iyi anlarsınız. İşte bu sosyolojik düşünsel yaşam gerçeğini ve Gültekin Usta’nın fotoğraflarını bu gözle, bu algı ile incelemeniz durumunda, fotoğrafları izlemeyecek, adeta yaşayacaksınız.

Bunu da söylemeden geçemeyeceğim:
Fotoğrafların baskı kaliteleri çok iyi. Ama, siyah-beyaz agrandizör baskılardaki alıştığımız tonlar yok gibi! Kısmen de olsa, sanki sepia havası vardı bazı baskılarda. Bu da dijital baskının zorunlu sonuçları belki de! Burada itiraf etmek zorundayım ki, karanlık odada bir agrandizör baskısı belki tarih oluyor ama, sanki onun tadı bir başka oluyor.

Gültekin Çizgen, 1940 yılı İstanbul doğumlu. Yaşamının 50 yıllık profesyonel sanat sürecinde audiovisual fotograf, illüstrasyon ve sanatsal cam üretti. Çalıştığı tüm alanlarda basılı eser verdi ve müze koleksiyonlarına girdi. Sanatsal fotograf ve meslek uygulamaları alanlarına onlarca yeni isim kazandırdı. Dönemini ve sonraki kuşakları sanat ortamındaki "yerlilik" duruşuyla, yapıp etmeleriyle derinden etkiledi. Fotografları ülkesinde ve yurt dışında 13 ülkede, Almanya, Fransa, İsviçre, İtalya, Çin Halk Cumhuriyeti, Kanada, Meksika, Brezilya, Kore, Hindistan, Hongkong, Moğolistan ve Rusya'da solo olarak sergilendi. Yapım ve yönetimini üstlendiği yüzlerce multivizyon programı ABD'den Kazakistan'a kadar 24 ülkede gösterildi. Çizgen'in fotograf alanında 14 adet albümü, deneme, teknik gezi ve anı alanlarında 14 adet kitabı, resim ve cam alanında 11 adet katalog ve albümü olmak üzere, toplam 38 adet yayını vardır. Yeni Fotograf Dergisi’nin kurucusu Çizgen, Mimar Sinan Üniversitesi Fotograf Enstitüsü kurucu onur üyesi ve Profesyonel Tanıtım Fotografçıları Derneği kurucu başkanıdır. Gültekin Çizgen, yeni sanatsal projeler peşindeki çalışmalarını yoğun olarak İstanbul'da sürdürmektedir.

Sanat yaşamında 50. yılını dolduran, açtığı sayısız sergi, onlarca albüm ve teorik kitaplarıyla sanatın değişik alanlarında bir çok esere imza atan Gültekin ÇİZGEN, Eylül ve Ekim aylarında gerçekleşen bir dizi söyleşi ve gösteriyle 50. sanat yılını kutladı. "Yaşamın İçindeyiz" isimli bir de fotoğraf kitabı çıkardı.

Ülkemizde “Fotoğraf Sanatı”na ciddi katkılarda bulunan ve bulunmaya ciddi bir şekilde devam eden sevgili fotoğraf üstadımız Gültekin Çizgen ağabeyimize, “fotoğraf” ve “sanat”la dolu, sağlıklı nice uzun yıllar diliyorum.

Mahmut özturan
20.Eylül.2008
İstanbul








 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa