Editörler

Suderin Murat
Gülçin Tellioğlu
Leyla Yücel

Yayın Kurulu

Yağmur Dolkun
Bülent Irkkan
Elif İnan
Doğanay Sevindik
Elif Vargı






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
Dijital İzlenimler : Görsel Efektler Engin Arslan

Son bir kaç ayını bilgisayar başında oturmuş gözün gördüğü gerçekliği dijital ortamda yeniden yaratmaya -gözü pahasına- uğraşan biri olarak, bu ay görsel efektler ile alakalı yazmasam başka ne üzerine yazardım bilmiyorum. Aslında geçirdiğim süreci düşününce bu konu hakkında yazmak çok anlamlı; çünkü benim için her şey bir fotoğraf ile başladı [http://www.vimeo.com/4452185]. Kendi tanıtımımı utanmadan burada yapıyor olsam da, görsel efektler konusunu masaya yatırmanın daha güzel bir yolu da, Şubat ayındaki Oscar gecesine geri dönmek.

Oscar ödül töreninde Benjamin Button filmi, görsel efekt dalında ödül alırken aslında bazı insanları birazcık şaşırtmıştı. Batman filminde binalar havaya uçup kamyonlar takla atarken, neden görkemli patlamalar yerine, yaşlılık ve gençlik gibi sıradan durumların rol aldığı Benjamin Button filmi görsel efekt dalında ödül kazanıyordu? Filmin içerdiği dijital zenginliği anlamak için, Digital Domain adlı efekt firmasından Ed Ulbrich'in TED konuşmasını dinlemeniz lazım. (Aslında etkilenmek, ilham almak, şaşırmak istiyorsanız bütün TED konuşmalarını dinlemeniz lazım [http://www.ted.com]) Kendisinin de dediği gibi "eğer biz işimizi doğru yaptıysak bizim bir iş yaptığımızı anlamazsınız". Görsel efektler sayesinde aslında 40'lı yaşlarındaki bir aktörü, yani yüzü herkesçe iyi bilinen Brad Pitt'i, 80'li yaşlarında izlemiş ve görüntüyü filmin hikayesi dahilinde sorgulamadan kabul etmiştik.

Günümüzde, ekranda gördüğümüz piksellerden oluşan her tür gerçeklik yeniden yaratılabilir ve istenilen şekle sokulabilir; yeter ki elinizde yeterince zaman ve kaynak olsun. Yine de her şeyi sıfırdan yaratabiliyor olmamız, her şeyi sıfırdan yaratmamız gerektiği anlamına gelmez. Ne de olsa bu zahmetli bir süreç ve zaman kıymetli. Çoğu zaman üzerinde çalışılan şey milyon dolarlık bir film bile olsa, tek bir fotoğraf bile yaratılmak istenen dünyanın temellerini oluşturabilir.

Filmlerde kurgulanmış olan gerçekliği elde etmek için kullanılan fotoğraf temelli teknikleri siz de evde korkusuzca deneyebilir, hatta belki de, dijital fotoğrafın sizin için yeni olabilecek bu açılımlarından zevk aldığınızı bile keşfedebilirsiniz.

İlk bahsetmek istediğim yöntem, Matte Painting denilen, Türkiye'de de GORA gibi görsel efektlerin yoğun olduğu filmlerde kullanılan bir teknik. Amaç, kameranın yakından görmediği arka planları boyamak ya da bizim durumumuzla daha alakalı olduğu üzere, başka kaynaklardan fotoğrafların birleştirilmesiyle elde edilen kompozitler kullanarak arka planlar yaratmak. Dylan Cole adlı matte painting sanatçısının ünlü filmler için yaptığı çalışmaları demo reel'dan [http://www.dailymotion.com/video/x105fq_dylan-cole-demo-reel_creation] (portfolyonun hareketli görüntülüsü) görebilirsiniz. Filmlerde gördüğünüz o çok etkileyici arka planların bazılarının bir kaç fotoğraf öğesinin bir araya getirilmesinden oluştuğunu görmek çok da etkileyici olmayabilir (ya da daha da etkileyici olabilir, bilemedim.); ama şaşırtıcı olduğu kesin. Siz de kafanızda bir konu belirleyip, konuyla alakalı fotoğrafları flickr[http://www.flickr.com] ya da deviantart[http://www.deviantart.com] gibi sitelerden toparlayıp ya da kendiniz çekerek kafanızdaki sahneyi oluşturmaya çalışabilirsiniz. Muhtemelen hayatınızda birkaç defa görmeyi öğrenmeniz gerektiğini duymuşsunuzdur. "Matte Painting" yaparken fotoğrafı oluşturan öğelere kendiniz doğrudan, kurgusal fotoğraftakinden bile daha fazla, müdahale ettiğinizden, inandırıcılığı yaratabilmek adına "görmek" zorundasınız. Işık nerden geliyor? (çünkü kullanmak için seçtiğiniz her fotoğrafta ışık aynı yerden gelmek durumunda), nasıl geliyor? (hava bulutlu mu yoksa güneşli mi?, gölgeler sert mi yoksa yumuşak mı?, günün hangi saati?, ışık hangi açıdan vuruyor?), perspektif tüm öğeler arasında tutarlı mı? (ufuk çizgisi nerede, fotoğraflar benzer yüksekliklerden mi çekilmiş, vs... ) Bütün bunlara dikkat etmeniz şart, çünkü yaratmaya çalıştığınız sahnenin gerçekliği bu öğeler arasındaki tutarlılıkla doğru orantılı. Birleştirdiğiniz fotoğrafların tonal ve renk düzenlemesi de mücadelenin, yani aslında eğlencenin, diğer kısmı. Kullanmak istediğiniz objeleri tek bir sahneye taşıyabilmek için de, Photoshop'ta güzel seçimler yapıyor olmanız, yani pen tool'u iyi kullanıyor ve de isabetli bezier eğrileri çiziyor olmanız şart.

Eğer Matte Painting için fotoğraflarınızı kendiniz çekecekseniz, gece vakti deneyebileceğiniz "ışıkla boyamak" adı verilen tekniği bilmenizde fayda var. Diyelim ki, fotoğraflarını çekmek istediğiniz bir bina buldunuz; ama ışık koşulları yüzünden o haliyle kompozit fotoğrafınızda kullanamayacaksınız. Fotoğraf makinanızı bir tripod üzerine kurup perdesini bir müddet açık bırakın, daha sonra yanınızda getirdiğiniz kuvvetli bir feneri bina üzerinde gezdirin. Perde kapandığında artık elinizde binanın istediğiniz şekilde aydınlanmış bir fotoğrafı var.

Sadece deklanşöre basmaya kıyasla zahmetli gözüktüğünün farkındayım. Ama yaratıcı sürecin her aşamasında bilinçli kararlar aldınız ve belki her zaman yapmak istediğiniz gibi Pizza Kulesi ile Eifel kulesini aynı kadraja soktunuz. Ayrıca itiraf etmek gerekirse çok da eğlendiniz - kimin itirafı belli değil -.

Bir diğer teknik ise Projection Mapping adı verilen, biraz photoshop büyüsü ve daha önemlisi 3 boyutlu programların kullanımı ile yapılan, o yüzden benim burada çok da değinmek istemediğim; ama sadece bir fotoğraf kullanarak alınan sonuca tanık olmanız için görmenizi istediğim, 2 boyutlu bir fotoğrafı 3 boyutlu geometri üzerine izdüşümünü alarak 3 boyutlu (aslında 2.5, yalancı 3) bir görüntü haline getiren teknik. Örnek vermek gerekirse: 1[http://www.youtube.com/watch?v=AgA_ymkPf1o],2 [http://www.youtube.com/watch?v=RvriZSg26_8]. Bakış açınıza göre gölgelerin yeri aynı kalacağından; ama yansımaların yeri değişeceğinden, gölgenin bol, yansımanın az olduğu fotoğraflarda daha iyi sonuç veren bir teknik. Bir üniversitenin doktora öğrencileri tarafından geliştirilmekte olan, benzer işi otomatik olarak yapan başka bir yönteme denk gelmiştim. Geliştirmekte oldukları kod, istediğiniz bir fotoğrafı upload ederken sizin için üç boyutlu hale getirmeye çalışıyor ve bazı fotoğraflarda şaşırtıcı derecede başarılı olabiliyordu. Kim bilir belki yakın gelecekte bu hizmeti bir Photoshop plugini olarak alabiliriz.

Gelecekten ve sinemadan bahsederken benim merakla beklediğim bir teknolojiye de değinmek istiyorum. Fark ettiyseniz sinemada, gözlüklerle, 3 boyutlu olarak izlenen filmlerin sayısında bir artış var. Ev sinemasının yaygınlaşması nedeniyle insanları tekrar salonlara çekebilmek için eğlenceyi yeniden tanımlamak durumundalar, bu yüzden de imax ya da 3 boyut gibi teknolojilere yatırım yapıyorlar. İşte sinemada 3 boyutlu görüntü elde etmek için kullanılan, Stereoroskopi adı verilen bu yöntem, yakın bir zamanda dijital fotoğraflarda (ve video'da) derinlik bilgisi saklamak için kullanılacak. Adobe'un bu amaçla ürettiği sinek gözü benzeri prototip lensin ve lense eşlik eden yazılımın tanıtım videosunu izleyebilirsiniz. [http://news.cnet.com/8301-13580_3-9793272-39.html]

Kendi tanıtımımı yapacağımı yazının başında söylemiştim ve kendimi yalancı çıkarmaya hiç niyetim yok. Ben de yetişmekte olan bir görsel efekt sanatçısı olarak, ilk demo reel'imi bu ay başında tamamladım. Eğer projection mapping, matte painting gibi olaylara örnek görmek isterseniz, siz de sitemi ziyaret edip, demoreel'i mi izleyebilirsiniz. [http://www.enginarslan.com]

Tek bir dijital fotoğraf ile başlayan, ama daha sonra haftalar boyunca beni meşgul eden kocaman bir sahneye dönüşen projemin (hayatımın en uzun iki saniyesi) ve demo reelimin tanıtımını okul bitince yapmak için yerli-yabancı onlarca foruma ve birçok siteye üye oldum. Daha sonra bu sitelerden topladığım ziyaretçilerin ziyaret edebileceği adam akıllı bir site açtım (aslında aldım). Ne de olsa mutlak amaç, reklam yapmak, mesajını ve adını çok kişiye duyurmak. İnternet duayeni Jeff Jarvis'in de dediği gibi; eğer bu devirde tıklanamıyorsanız yoksunuz demektir.

Saygılar ve sevgiler ile,

Engin Arslan

www.enginarslan.com

(etiketler: Gorsel Efektler, Oscar, The Curious Case of Benjamin Button, Digital Domain, Ed Ulbrich, TED, Dylan Cole, Dylan Cole Demo Reel, Matte Painting, Flickr, Deviantart, Bezier Egrileri, Painting with Light, Projection Mapping, Stereoroskopi, Demo Reel, Engin Arslan Demo Reel, Longest 2 seconds of My Life, Jeff Jarvis)




 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa