Editörler

Suderin Murat
Gülçin Tellioğlu
Leyla Yücel

Yayın Kurulu

Yağmur Dolkun
Bülent Irkkan
Elif İnan
Mahmut Özturan
Doğanay Sevindik
Zeynep Şişman
Elif Vargı






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
Dijital İzlenimler: Sayısal Fotoğraf Engin Arslan
Vincent Laforet adlı eski-NY Times fotoğrafçısının sportsshooter adlı spor-fotoğrafçılığı sitesine yazdığı makaleden anlam çıkarmaya çalışıyorum. Araştırmam sırasında önüme çıkan sitelerdeki linkleri takip ederek ulaştığım somut sonuç bu! Dijital fotoğrafçılık üzerine yazacağım yazıyı bu makalenin üzerine kuracağım. Anlam çıkarmaya çalışıyorum dememin nedeni ise basit; ben profesyonel bir fotoğrafçı değilim, kendime iş bellediğim meslek için dijital fotoğrafın nimetlerinden yararlanıyor olsam bile çok da o dünyanın içinde sayılmam. Yani en azından olduğumu düşünmüyorum. Dijital fotoğraf büyük; ama aynı zamanda, doğası gereği, bilginin çok kolay ulaşılabilir olduğu bir dünya. Kendinizi sık güncellemediğiniz, vaktinizi ayırmadığınız sürece yığılan dağ gibi bilginin karşısında aciz kalabiliyorsunuz. Oralarda bir yerde 14 yaşındaki bir çocuğun dijital fotoğraf hakkında benden daha çok bilgiye sahip olduğuna adım gibi eminim. Bahsettiğim o çocuk siz olmasanız bile, sizden de daha fazla şey bilmiyor olabilirim. Peki benim bu durumda, ekmeğimi bile doğrudan kazanmadığım bu alan üzerine ahkam kesmem acaba ne kadar doğru olur?

Üniversitede interaktif multimedya tasarımı diye bir ders alıyordum. Dersin sürekli değişen bir müfredatı vardı. Dönemden döneme değişen bir içeriği olduğu gibi, bir sonraki hafta için planladığımız ders akışına bile bağlı kalmazdık. Her hafta, o aralar hocamızın profesyonel merakını ne yönlendiriyorsa o konuya eğilirdik. Konuyla ilgili (ya da ilgisiz) onlarca yeni yazılım, teknoloji ve trendi tek bir ders içerisinde gördüğümüz olurdu. Ders boyunca bilgi kadar önemli bir şey edinirdik: izlenim. Bu plansız, kendiliğinden öğrenim yönteminin her akla uygun olmayabileceğinin farkındayım; ama yaratıcı ateşi yakmak için her zaman alevli bilgilere ihtiyacınız yok, çoğu zaman izlenimin kıvılcımı yetebiliyor (bu güne kadar yaptığım en zorlama benzetmeydi herhalde). Bilgi herhalde hiçbir zaman, çağımızda olduğu kadar çok değer kaybetmemiş, kolay erişilebilir olmamıştı. Artık bilgiye sahip olmak zorunda bile değilsiniz, tek bilmeniz gereken şey ona nasıl erişeceginiz!  

Bilgi bir yüktür: Cüzdanınızda taşıdığınız yüzlerce banknot gibi düşünün, kıymetli ama aynı zamanda zahmetli. İzlenimler ise kredi kartınız gibidir. Aynı işi görebilirler ve çok daha pratiktirler (benzetme işine son vermeliyim)... 

Ben size en fazla, dijital fotoğraf dünyasının bende bıraktığı izlenimi yansıtmaya çalışabilirim. Bilgi vermek haddime değil. 

Vincent Laforet'in online ortamda ses getiren makalesine, yani yazının başlangıcına dönecek olursak... Vincent diyor ki: 

son yaklaşıyor... 

"(özetle) ... geçtiğimiz yıl gazete ve dergiler için iyi geçmedi ve önümüzdeki yıllar daha bile karanlık gözüküyor. İşler kesiliyor, basılı reklamlar gittikçe azalıyor. Bir de bunun üzerine sırf isminin duyulabilmesi, sektörde yer edinebilmek için bedavaya çalışmaya razı amatörlerin tehdidi var. Market sonsuza kadar değişti ve kurtuluşumuz trendlerin ötesinde durabilmeye bakıyor. Sektör ölmüyor yalnızca evrim geçiriyor. Arkanızı dönüp kaçmanıza gerek yok sadece metodlarınızı gözden geçirmeniz gerekiyor. Fotoğrafın bir 10 yıl içinde öleceğini söylemek safça olurdu; ama şimdiki kadar etkin olacağını söylemek de öyle... Durağan görüntünün yerini yeni ifade araçları alıyor. Bütün içerik online dünyaya taşınırken insanlar daha zengin bir görsel deneyim beklentisi içindeler. Durağan görüntü hala tahtını kaptırmadıysa bu genişbantlı internetin henüz yeterince yaygınlaşmamış olmasından kaynaklanıyor. Fotoğrafçılar bu yaklaşan fırtına karşısında kendilerini sadece fotoğrafçı olarak değil, görsel hikaye anlatıcıları olarak da düşünmek zorundalar. Bahsettiğim sıkıcı bir müzik eşliğinde dönen slaytlar değil. Henüz keşfedilmemiş, orjinal bir anlatım tekniğinin mucitleri olmalılar. (mesela) Hedef kitleleri ile tekrar iletişime geçebilmeli, para kazanmalarına yardımcı olacak yeni metodlar geliştirebilmelidirler."

Yeni gelişen teknolojiler ile sadece ekipmanlarınızı değil; düşüncelerinizi, tekniklerinizi, konuyu ele alışınızı ve anlatımınızı da yenilemelisiniz. Değişiklik sadece araçlarınız ile sınırlı kalmamalı yöntemlerinize, yaklaşımınıza da yansımalı. At gözlüklerinden kurtulmalı, sadece özelleştiğinizi düşündüğünüz konudaki değil, fotoğraf dediğiniz dünyada ve bu dünyanın etrafındaki dünyalarda da gelişen değişikliklere duyarlı olmalısınız.

Bazen üyesi olduğum mail gruplarında 10 yıl öncesine ait olması gerektiğini düşündüğüm; ama tarihine bakılacak olursa 2 saat önce filizlenmiş tartışmaların yapıldığını görüyorum. "adam öyle bir resim yapmış ki gerçek gibi, resim nerede biter fotoğraf nerede başlar? Gerçek nedir?, photoshop mübah mıdır?" Mail grubunda tartışmak zaten kendi içinde saçma, (başkalarına) rahatsızlık verici ve verimsiz bir şey iken, bir de tartışılan konuların da bu kadar çok irdelenmiş, bu kadar eskimiş olduğunu görmek beni gerçekten hayal kırıklığına uğratıyor. Eskide yaşıyoruz, ekipmanlarımızı yenilemiş olsak bile düşüncelerimizi yenileyemedik.

Oysa oyun dijital devrim ile hepten ve sonsuza kadar değişti. Ve şimdilerde değişimin heyecan verici yüzü bir kez daha kendini gösteriyor. Oyunun kuralları yeni baştan yazılıyor. Dijital fotoğraf dünyasında yeni kategoriler tanımlanıyor. 

Teknoloji ile haşır neşir olanlar zaten çarpıcı kareler yakalayan (yani yüksek kalitede fotoğraf çekebilen) bir video kamerayı uzun zamandır bekliyordu. HD kameralar ile tüketiciye yönelik böyle bir ürünün sunumu hiçte uzak bir ihtimal değildi. Şaşırtıcı olan HD videolar çeken SLR fotoğraf makinelerinin üretilmesi oldu. Evet Nikon D90 ve Canon Eos 5d Mark 2'den söz ediyorum. Artık ekstra hiç bir ekipmana yatırım yapmadan, fotoğraf makinenizle saniyede 24 kare - yani film kamerası hızında ve estetik kalitesinde - film çekebileceksiniz. Bunu fotoğraf makinesiyle yapmanın bir kaç avantajı var. Mesela yeni iletişim araçlarında deneyim kazanmak isteyen ama yeni ekipmana para harcamak istemeyen fotoğraf sanatçıları çekecekleri fotoğrafların kalitesinden ödün vermeden, sinematografları bile heyecanlandıran bu aletleri kullanma şansına erişebilecekler. Üstelik fotoğraf makinesinin kullandığı lensleri video için de kullanma imkanına sahip olduklarından normal bir video kamera ile elde edemedikleri görüntülere de ulaşabilecekler. Sonuçlar gercekten göz alıcı. (Bu arada ilk defa bir Amerikan başkanının, Barrack Obama’nın portresi dijital makine ile çekilmiş, makine olarak Canon Eos 5d Mark 2 kullanılmış) HD Video kamera üreticisi, yenilikçi RED firması ise 2009 yılında DSLR'in yerini alacak bir tür makine geliştirmekte olduğunu söylüyor. Adı DSMC (Digital Still & Motion Camera.)  

[Küçük bir not: Ben bir görsel efektçi olarak, hareketli çekime çoğu zaman fotoğraftan daha çok ihtiyaç duyduğumdan, Canon DSLR'mi bir point&shoot olan ama HD çekim yapabilme kapasitesine sahip panasonic LX3 almak için satmış durumdayım.]  

Bildiğiniz üzere yakın bir zamanda Adobe firması CS4 paketini yayınladı. Fotoğrafçıların nasibine ise bu zengin paketten Photoshop düşüyor. Photoshop Cs3 versiyonundan beri iki farklı isim altında pazarlanıyor. Photoshop ve Photoshop Extended. Adobe firması neden Photoshop gibi kocaman bir müşteri kitlesi olan, ana-akım bir programı, programın özelleştiği alan haricindeki (2 boyutlu resim düzenleme) bir alanda daha geliştiriyor? Bunu yeni bir yazılım ile yapmak varken Photoshop ile yapmak niye? Pazarlamada herkesin bildiği bir gerçek vardır: Yeni müşteri kazanmak, eskiyi elde tutmaktan daha zordur. O yüzden başarınızı sürdürebilmek adına öncelikle varolan müşteri kitlenizi hoşnut tutmaya alışmalısınız. Peki Photoshop sizce neden odağına fotoğraf ile beraber, video ve 3 boyutlu içerik olaylarını katmaya başladı? Bu resim işleme kategorisinde hizmet veren photoshop'ın müşterilerine ihanet etmesi anlamına gelmiyor mu? Eğer fotoğrafçıların sadece fotoğraf çekmesi gerektiğini düşünüyorsanız bu muhtemelen böyle. Ama yukarıdaki yazıların ve bahsettiğim gelişmelerin ışığında baktığınızda bu yönelim daha anlamlı değil mi? 

Dediğim gibi ben profesyonel bir fotoğrafçı değilim; para kazanmadığım bir sektörün dinamiklerini dışarıdan, içindeymişcesine iyi analiz edemem, etmem. Ama Photoshop'ın bu hareketinin nedenlerini anlamak için çok da önbilgiye ihtiyacımız yok bence. Bana kalırsa basit bir arz talep denkleminin sonucu bu. Fotoğraf hala önde giden hobilerden bir tanesi olsa da, üstte alıntıladığım yazıda da bahsedildiği gibi, reklamcılıkta, yayıncılıkta ve fotoğrafın hüküm sürdüğü çoğu yerde talep ibresi artık fotoğraftan öteye kayıyor.  

Bu senenin başlarında Alice BBDO ajansı tarafından hazırlanmış 4 ilanlık çok başarılı bir Mercedes Kamyon kampanyası vardı. Kahramanımız Mercedes kamyon, bir yamaçın ucunda durmuş onlarca gemi ile getirilen yüke ya da - başka bir ilanda - yüklerden örülmüş kale duvarlarına kendinden emin bir ifade ile karşı durmaktadır. Kırmızı adlı dergiden ilanların yapım sürecini okurken girilen zahmete şaşırıp kalmıştım. Fotoğrafta kullanılan gemiler aynı açıdan helikopterle boğazda fotoğrafları çekilen yük gemilerinin fotoğraflarının beraber montajlanması ile oluşturulmuştu. Diğer bir ilandaki yük kutuları çekim ekibi tarafından istenilen hale gelmesi için ezilmiş, hırpalanmıştı. Montaj işlemi ise yurtdışından gelen bir sanatçı tarafından halledilmişti. İşler daha önceden de mi böyle yürütülüyordu bilmiyorum; ama bu modelde günümüz koşullarında düşününce kulağa yanlış gelen bir şeyler olduğunu söyleyebilirim. Eğer ortada benim göremediğim bir bütçe kaygısı varsa bilemem; ama ilanın onda birini bile kaplamayacak bir görselin görüntüsünü, gerçekliğin ön-hedef bile olmadığı bir alanda kullanmak adına, bence, helikopterle uçmanın pek akla mantığa sığar bir yanı yok. (Hayatımda hiç helikoptere binmediğim için biraz da kıskançlık yapıyorum.) Yukarıda bahsettiğimiz 14 yaşındaki çocuğu hatırlayın. Bilgisayar grafiklerini kullanarak fotogerçekçi sonuçlar almak, sıradan kullanıcı için, bir kaç yıl öncesinde olduğu kadar zor değil. 14 yaşındaki o çocuk belki de size o görüntüyü bilgisayarının başından kalkmadan - üstelik gerçeklik hissinden de ödün vermeden - verebilir. (isterseniz autodesk firmasının gerçek mi yoksa bilgisayar grafiği mi? testini bir deneyin.) Peki bu durumda fotoğrafçı ve lensleri ne yapar?  

Durum iç karartıcı değil. Bir fotoğrafçının gözüne her zaman ihtiyaç var ve fotoğraf kendi başına varolmaya devam ettiği gibi, bu yeni, 3 boyutlu sürecin çoğu aşamasında da yer alabiliyor. Ama eğer ortada bir değişim varsa, bu değişimin şekillendirdiği geleceğin bir parçası olabilmek için siz de değişiyor olmalısınız diye düşünüyorum. En azından bu benim izlenimim.

Profesyonel fotoğrafçı değilim deyip durdum; ama bu, bana fotoğraf öğreten hocalarım olmadığı anlamına gelmez. AFSAD'da ki dostlara ve hocalarım; Deniz Tokay, Fazlı Öztürk ve Kenan Seven'e, eğer beni okuyorlarsa, buradan saygılarımı iletiyor, herkese güzel bir sene diliyorum.


websitesi: 3boyutlutasarim.blogspot.com  
iletisim: 3boyutlutasarim@gmail.com 
online portfolyo: http://3boyutlutasarim.hintkumasi.com/




 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa