Editörler

Suderin Murat
Gülçin Tellioğlu
Leyla Yücel

Yayın Kurulu

Yağmur Dolkun
Bülent Irkkan
Elif İnan
Doğanay Sevindik
Elif Vargı






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
Guerilla Girls - Gerilla Kızlar Elif Vargı

Fotografya’nın 22. sayısında konu aldığımız önemli isimlerden biri de, Judy Chicago gibi popüler olan Guerilla Girls, Türkçesiyle Gerilla Kızlar! Peki, Gerilla Kızlar kimdir, ne yaparlar, nerelere giderler?

Guerilla Girls, 1985 yılında New York Modern Sanatlar Müzesi’nde  'Uluslararası Resim ve Heykele Bakış' sergisinde işleri yer alan 169 sanatçının içinde, yalnızca 13 kadının bulunması gerçeğinden hareket eden bir grup kadın sanatçı ve eleştirmen tarafından kuruldu. Sanat dünyasında varolan cinsiyet sorunu ve eşitsizliğini çözmek için ne yapmalıyız sorusunu soran grubun üyeleri, hazırladıkları bir çok poster, sticker, basılı malzemeler, performanslarla sanat dünyasındaki cinsiyete dayalı eşitsizliği görünür kılmaya çalıştılar ve yaptıkları işler oldukça ses getirdi. Gruptaki sanatçılar, yaptıkları çalışmalara dikkat çekmek ve bireyselliklerinin ön plana geçmemesi amacıyla goril maskesi takıyorlar. Böylece izleyicilerin alışmış olduğu seksi kadın imgesini de kırmış oluyorlar. 2006 yılında İstanbul Modern'deki 'Venedik-İstanbul' sergisinin açılışında grubun üyelerinden biri İstanbul’a geldi ve Türkiye’ye özel hazırladıkları bir çalışmayı da beraberinde getirdi. Radikal gazetesinde yayınlanan söyleşide  grubun üyesi şunları söyledi.

Zapatist lider Marcos'a neden maske taktığı sorulmuştu. O da, "Yerliler görünür kılınsın diye kendi kimliğimizi arka plana atıyoruz" demişti. Sizin de tek tek ünlü sanatçılar olabilecekken, bir dava adına kendi bireyselliğinizden vazgeçtiğinizi söyleyebilir miyiz?
-Evet, tam da öyle yaptık. Eğer kim olduğumuz bilinirse bizim kadın sanatçılar olarak mücadelemiz değil, kişisel yaşamlarımıza ilgi gösterilir. Bu açıdan kendimizi 'kişiliksizleştiriyoruz'. Kim olduğumuz değil ne yaptığımız önemsensin istiyoruz.

Toplumdan daha ileri düzeyde olması beklenen sanat ortamlarındaki cinsiyetçiliği nasıl yorumluyorsunuz?
-Bunun nedenini sanat ortamının piyasalaşmasına bağlıyorum. Ortada bir pazar var. Bu pazar kime çalışıyor? Erkeklere. ABD’de sanat koleksiyonerleri işe para olarak bakarlar ve kendi değerleriyle özdeşleşen sanat eserlerini seçerler.

İşlerinizde kültür endüstrisine çok sert eleştiriler yöneltiyorsunuz. Ama bunun tamamen dışında da değilsiniz. Bu, biraz da sorunları içeriden değiştirme startejisi mi?
-İçerisi mi? Biz baştan beri hep dışarıdayız (gülüyor).

Ama örneğin Venedik Bienali’nde de yer alabiliyorsunuz…
-Gerçeği söylemek gerekirse biz ilk kez böyle bir kurum tarafından davet edildik. Biz kendimizi hep web siteleriyle, posterlerle, tişörtlerle, üniversitelerde yapılan konuşmalarla vs. duyurduk. Bienal Avrupa sisteminin içinde, biz bunun bir parçası değiliz. Bienale, onu eleştirmek için davet edildik. Bu kurumları eleştirme yetisine sahibiz ve yapmak istediğimizi yaptık. Bir kurumun kendisini eleştiren çalışmalara yer vermesi çok güzel. Bunun ABD’de olabileceğini düşünmüyorum.

ABD’de entelektüel ortamlarda nasıl karşılanıyorsunuz?
-İki kitabımız Sanat Tarihi ve Kadın Çalışmaları bölümlerinde ders kitabı oldu. Biz bunları tuvalette okunması için yazmıştık halbuki...

Başka somut kazanım örnekleri var mı?
-En önemli somut kazanımlarımızdan (Tabii bu sadece bizim kazanımımız değil, biz bu mücadelenin bir parçasıyız) birinin şu olduğunu düşünüyoruz: Bugün hiç kimse ama hiç kimse kültür tarihinin kadınların ve de renkli ırklardan insanların sesleri olmadan yazılabileceğine inanmıyor. Biz yola çıktığımızda kadın ya da renkli ırklardan sanatçıların yüksek kalitede iş üretebileceğine inanılmıyordu. Biz kitaplarımızda şunu hep vurguladık: En başından beri kadın ve renkli ırklardan sanatçılar sanat tarihinin içinde yoktur. Ve modern zamanlarda da bu insanlar sanat kurumlarının içinde çok az yer alabiliyor.

Biraz çalışma tarzınızdan bahseder misiniz? Muhtemelen sırdır ama, bu kadar farklı yerde, bu kadar çok iş ürettiğinizi görünce, çekirdek kadro dışında size yardım edenlerin olabileceği aklımıza geliyor.
-Biz çok çalışıyoruz ama aynı zamanda çok eğleniyoruz. Bir de insanları provoke etmek çok heyecan verici. İnsanların kafasında soru işareti yaratmak, bir şeylerin yavaş yavaş değiştiğini görmek de öyle…

Türk kadın sanatçıları araştırırken nelerle karşılaştınız?
-Şu gerçekle karşılaştık: Türkiye'deki kadın sanatçıların Avrupa'dakilere göre çok daha iyi koşullarının olduğu zamanlar olmuş. Tabii bu arada Türk kahvesi ve falını keşfetmek müthişti. Bunu öğrenince 'Tamam işte bu' dedik.





Guerilla Girls, İstanbul’daki galeri ve müzeleri inceleyerek, buralardaki kadın sanatçılara kahve falıyla bakan bir çalışma hazırladılar. “Türk Kadın Sanatçıların Geleceği” posterinde şunlar yazıyordu:

“Boğaz’ın Ötesindeki Kadınlara Dikkat Edin. İstanbul galerilerinde yapıtları sergilenen sanatçıların %40’tan fazlası kadın. Bu, Avrupa ve ABD’dekinden çok daha yüksek bir yüzde. Pek yakında çok sayıda yabancı kadın sanatçı kariyerini geliştirmek için Türkiye’ye göç edecek. Buradaki erkek sanatçılar ise daha fazla beğenilmek için yer değiştirecek ve yurtdışına gidecekler. Müzelere Güvenmeyin. Onun yerine bankalara güvenin. İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nin kalıcı koleksiyonunda sadece 17 kadın sanatçının eseri var. İstanbul Modern’in durumu da daha iyi değil. Pera Müzesi içinde yalnızca iki kadın sanatçının yer aldığı bir “Türk Resminde Kadın İmgesi” sergisi düzenlendi. Sanatsal kaderiniz bir bankanın ellerinde olabilir. Bazı bankaların galerilerinin sicilleri çok daha temiz. Bir Türk küratör sonsuza dek yaşayacak. Diğerleri ülkeden sürülecek. Kadın sanatçıları destekleme konusunda en başarılı küratör klonlanacak, kopyaları tüm dünyaya dağıtılacak. Müze sergileri ve bienal düzenlerken kadınları unutan küratörler bu tür geri kafalı düşüncelerin ait olduğu yere, ABD’ye ve AB’ye gönderilmek üzere sınır dışı edilecek. Şansınızı donanmada deneyin. Bir müzede serginizin açılması konusunda ısrarlıysanız, donanmayı deneyebilirsiniz. Deniz Müzesi Sanat Galerisi’nde sergilenen yapıtların %75’i kadın sanatçılara ait. “

Guerilla Girls halen dünyanın bir çok farklı yerinde performanslarına, söyleşilerine devam ediyor. Daha fazla bilgi almak için lütfen tıklayın.
http://www.guerrillagirls.com/





“Anatomik açıdan doğru Oscar! Beyaz ve erkek, tıpkı ödülü alanlar gibi!
En iyi yönetmen ödülü hiçbir zaman kadınlara verilmemiştir! Senaryo ödüllerinin %94’ü erkeklere gitmiştir! Sadece en iyi oyuncu ödüllerinin %3’ü siyahlara gitmiştir!”





“Feminizmin Doğuşu! Şimdi Eşitlik!
Pamela Anderson, Halle Berry, Caterine Zeta-Jones,
Gloria Stienem, Flo Kennedy, Bela Abzug
Kadın haklarını güzel gösterdiler, gerçekten güzel”





“Kadınların Metropolitan Müzesi’ne girebilmesi için çıplak mı olmaları gerekir?”




“Kadın yönetmenleri serbest bırakın! 2005 yılının 200 filminin sadece %7’sini kadınlar yönetti! Hiç bir kadın en iyi yönetmen ödülünü alamadı, sadece 3 tanesi aday olarak gösterildi!”





“Ulusal Müzede Dehşet! Washington’daki müzelerin depolarında binlerce kadın kilitli kaldı!”





“Venedik’in kadın sanatçıları nerede? Erkeklerin altında!”

Elif VARGI.

© These images are copyright to Guerilla Girls.

.

.

.

1-Mahmut Hamsici. “Erkekler eylemde görsün”, Radikal, 01 Kasım 2006, http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=203159




 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa