Editörler

Suderin Murat
Gülçin Tellioğlu
Leyla Yücel

Yayın Kurulu

Yağmur Dolkun
Bülent Irkkan
Elif İnan
Mahmut Özturan
Doğanay Sevindik
Zeynep Şişman
Elif Vargı






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
Biri Lezbiyen seks mi dedi? Jill Posener


Jill Posener, 1953 yılında Londra’nın Greenwich bölgesinde doğdu. Kaliforniya Berkeley’de yaşamaktadır. “London Academy of Music And Dramatic Arts” okulunda eğitim gördü. Britanya’nın ilk profesyonel gay tiyatrosu “Gay Sweatshop”un ilk kadın üyesi oldu ve 1974 yılında bu kuruluşun ilk lezbiyen oyunu olan “Any woman can” adlı oyununu yazdı.

Fotoğraf çekmeye başladığından beri, “London’s Photographers’ Gallery”deki kişisel sergileri de dahil, çalışmaları 10’dan fazla sergide, “Daily Mirror” ve “New York Times Book Review” gibi yayınlarda yer aldı ve sanat kitaplarına kapak oldu.



Picture This yayınevinin kurucusu ve ortağıdır. 1988-1989 yıllarında “On Our Back” isimli yayının fotoğraf editörlüğünü yaptı. Kaliforniya Üniversitesi ve CalArt’da dersler verdi. Politik duvar yazıları konusundaki iki kitabı, “Louder Than Words” ve “Spray It Loud” 35 binden fazla sattı. “Out in America”, “Dagger”, “Stolen Glances” ve “Uncommon Heroes” kitaplarına da katkıda bulundu.

Jill Posener, uluslararası saygı gören bir fotoğrafçı ve yazardır. Portre ve belgesel fotoğrafları, Kuzey Amerika ve Avrupa’da fazlasıyla yayınlandı. Eylemci nitelik taşıyan fotoğrafları, tüm zamanların en çok satan kartpostallarından bazıları oldu.



Birisi lezbiyen seks mi dedi?

(ABD’nin Kaliforniya eyalet yasasında evliliği sadece kadın ve erkeğin birlikteliği olarak tanımlayan ve aynı cinsiyettekilere evlilik hakkını kaldıran) 8 nolu Yasa Önerisi’nin enteresan bir yan etkisi olarak blogumdaki “lezbiyen seks” konulu metnin tıklanma sayısı hayli arttı. Nedir yani? Hala bilmedikleri bir şeyler var mı diye araştırıyorlar? Ha? İşte olayımız şudur: Çoğu ilk dokuz ayda olmak üzere çokca seks yaparız. Bazen değişik araçlar eklenir; koşum takımları, yeterli miktarda kayganlaştırıcı, bir miktar oral seks, bir miktar anal seks, ara sıra telefonda seks (gerçi lezbiyenler telefonda seks yapacak kadar ayrı kalmazlar), biraz bağlamak, biraz çözmek, azıcık patronluk taslamak, bir miktar açık-saçık konuşmak, gerçek olmadığı halde seni seviyorum demek (neden bazı kadınlar seks sırasında seni seviyorum der ve sonra “sen de söyle der - gerçek olmasa bile”), bazılarımız bu konuda diğerlerinden daha iyi olduğundan maskulen tarafın penisi olur, yumruklaşmaktan hoşlananlar ve hoşlanmayanlar vardır, taş gibi yatanı, pasifi, baskını, yumuşak başlısı, saldırganı, kadın üstte maskulen olan altta, kot pantolonlarını çıkarmayanları, sevdikleri kadını (ya da sevmediklerini) becerirken seyredenleri, çok öpenleri, hiç öpmeyenleri, aynı anda gelmek için çaba harcayanları, sevdikleri kadın geldiğinde vibratörü alıp kendileri için kullananları



Sevdikleri kadının kendi organlarına eğildiğini görmeyi sevenler, sevmeyenler, tüylü tepecik üzerine eğilmeyi seven kızlar, ağda yapmış bir kadının hayalini kuranlar. Parmaklar, diller, meme ucu kelepçeleri ve piercingleri çekme vardır; ısırma, aşağıya bastırma, elle ağzını kapatıp sessiz olmasını söyleme vardır. Yasaklar, şaplaklar ve teslim oluşu vardır, onun bacakları arasında kendi dizini hissetmek, onu duvara ittirip elini eteğinden içeri soktuğunda nasıl eridiğini bilmek, araba farlarına yakalanmış bir ceylan gibi bakarak senin gibisiyle karşılaşmamış olduğunu söylemesi vardır.



Eğer sen maskulen tarafsan (çoğumuz gibi) buna inanırsın. Araba kullanırken  sıyrılmış eteğinden görünen bacaklarına bakarken onun elinin enseni okşaması vardır, restorandaki buluşmaya geç kaldığında kapıdan giren en güzel şeyi tamamen affedici bakışın vardır, yemeği paylaşmanın keyfi ve sonrasında yeterince uzun zaman uyanık kalma ümidin vardır. Ve genellikle bu tür şeyleri süprüntü lezbiyen seks dergileri haricinde yazmama huyumuz vardır.

.

.



Sabah kalkar, kahve içer, yumurtalı pastırma ve tost ekmeği yer, köpeği gezdirir, duştan sonra annemizi ararız. Çocukları okula götürüp işe gitmek için toplu taşım araçlarına bineriz, kirlileri çamaşırhaneye götürür, çöpü doğru günde dışarı çıkarır, sokak temizlenme gününde arabamızı çekeriz, demokratlara oy verir, eşcinsel dergilerine verdiği reklamlarında North Faceleri içinde sevimli bir lezbiyen çifti kullandığı için Subaru alırız.



Çocuklarınızı eğitir, kredi durumunuzu değerlendirir, ambulans kullanır ve işyerinde kalp krizi geçiren homofobik adama ilkyardım uygularız, üniversiteye gider, sizin kadar para kazanır, cadılar bayramında evimizi süsler, çocuklar için en güzel şekerleri ayırırız, organik gıda yemeye dikkat ederiz, evimizi çevre dostu boyayla boyarız, kar amacı gütmeyen kuruluşlara bağışta bulunup, yerel hayvan barınağında gönüllü olarak çalışırız. Ross, Safeway ve Whole Foods’dan alışveriş eder, böylece son günlerde lezbiyenlerin birbirleriyle nerede buluştuğunu anlarız.



Dövme yaptırıp Facebook ve LinkedIn’de zaman harcayıp MySpace’den sakınırız, dansa gider, yoga derslerine kayıt yaptırır, ihtiyacımızdan fazla koşu ayakkabısı satın alırız, tatile nereye gideceğimiz konusunda kavga eder, banyoda kullanılacak fayansın rengi veya ilişkiye ayrılan zaman ve katkı için tartışırız. Çoğumuz anti depresan, anti anksiyete veya anti herhangi birşey ilaçları kullanır (gerçi ben kullanmıyorum), yukarıdaki seks sürecini başlatabilsinler diye ilişkisi bitmiş arkadaşlarımıza yeni ilişkiler kurması için çöpçatanlık yapar ve bundan çok keyif alırız.



Evlilikten deli gibi korkmasına rağmen evlenmek isteyenlerimiz, çok uzun süredir evli olmasına rağmen bundan kurtulmaktan deli gibi korkanlarımız, evli olup da ilişki yaşayanlarımız vardır.

Kısacası biz de herkes gibiyiz. Tek farkla; herkesin sahip olduğu medeni haklara biz sahip değiliz. Ve de duyduğum kadarıyla bizler yatakta daha çok keyif alıyoruz.

Jill Posener, Kasım 2008






 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa