Editörler

Gülçin Tellioğlu
Bülent Irkkan
Ş.Uğur Okçu

Yayın Kurulu

Meryem Akköse
Can Gazialem
Elif İnan
Şirin Karadeniz
Nejat Kutup
Doğanay Sevindik
Aylin Yılmazbayhan
Leyla Yücel






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
Terminolojik Bir Deneme: “Seri Fotoğraf” Cengiz Engin

Doğru bir iletişim için öncelikle kullanılan kelimelerin, terimlerin tanımlanması ve üzerinde uzlaşmaya varılması gerekir.

Diğer bir yandan kelime ve terimler; belli bir gruba, mesleğe, aktiviteye ait lisan içinde farklı ve yeni anlamlar kazanabilir. Zira her sanat ve bilim dalı, teknik uğraşı; kendine has bir terminoloji (jargon) kullanır.  

Bu nedenle jargon içindeki kelime ve terimlerin, gündelik anlamları dışında o grup içinde de ayrıca tanımlanması ve üzerinde uzlaşmaya varılması gerekir.

Konuyla ilgili konuşurken / yazarken, ilgili terminolojiyi kullanmak şarttır.  Yerinde kullanılmayan ya da uzlaşma harici değiştirilen bir terminoloji; anlatılanlara değer kaybettirir. (örneğin ‘diyafram’ yerine ‘delik’, ‘bakaç’ yerine de ‘pencere’ diyemeyiz.)

Terimler, yabancı kökenli bir faaliyet veya teknolojik icat vesilesiyle dilimize girmişse ya olduğu haliyle kullanılmakta (kontrast, gren, film, flaş, vb), ya da bazı hallerde Türkçe karşılıkları ortaya konulmaktadır (üçayak, örtücü, geliştirici, bakaç, vb).

İster olduğu haliyle kullanılsın, isterse yeni karşılıklar bulunsun; fotoğraf camiasında kullanılan terimlerin tanımlanması ve üzerinde uzlaşımın sağlanması, doğru iletişim kurmak adına biz fotoğrafçıların sorumluluğundadır.

Bu deneme, birden fazla fotografik görüntünün bütünleşik tek bir fotografik yapı olarak bir araya getirildiği tarzdaki çalışmaların irdelenmesi ve buradan hareketle “seri fotoğraf” terimi için anlam birliği yaratılması amacıyla kaleme alınmıştır.

Tek kare olarak fotoğraf :

Fotoğraf, akan zamanın içinde görece kısa bir ânı görsel olarak kaydeder. Aslına bakılırsa fotoğrafı diğer tekniklerden ayıran tam da bu özelliğidir.
Bu özelliği dışında fotografik ürünler çoğu zaman resimsel özellikler, bazen de sinematografik özellikler arasında bir yerlerde kendi kimliğini geliştirmeye çalışır.

Ancak ister resme öykünen, isterse hareketli görüntüye öykünen bir fotografik anlayışla üretilmiş olsun; fotoğrafçılık, kendi niteliklerinden fedakarlık etme yanılgısına düşmemelidir. Aksi takdirde başka tekniklerin temel niteliklerinin desteğiyle kimliğini geliştirmeye çalışırken, öykündüğü tekniğin pek de ciddiye alınmayan küçük kardeşi olma ve o şekilde kalma riskiyle karşı karşıya gelecektir.

Sadece ve sadece resimsel veya sinematografik özelliklerle kendi varlığını sürdürmeye çalışan bir fotoğraf anlayışı, ürünün neden fotografik malzemelerle üretilmiş olduğuna tatmin edici bir cevap veremeyeceği bir durumla karşılaştığında; kendi varlık sebebini de riske atmış olur.

Fotoğrafın en temel özelliği, - istediği kadar manipule edilmiş veya soyutlanmış olsun – gerçek bir zaman ve mekan boyutundan çaldığı ânı ışığa duyarlı yüzey üzerine kaydetmiş olmasıdır.
Çalınmış olan ân, sentaktik ve paradigmatik yapısından dolayı izleyiciye o kısacık ândan çok daha fazlasını anlatır. Sentaktik yapı; o ânın, öncesi ve sonrasıyla birlikte izleyicinin kafasında yarattığı hikayedir. Paradigmatik yapı ise o ânın sayısız sunum alternatifleri içindeki o bakış açısı, görüntü içine dahil edilmiş olan ve dışlanmış olan elemanlar, teknik tercihler vb seçimlerdir.
Fotoğrafı okumaya ve yorumlamaya soyunan bir kişi, fotoğrafın sahip olduğu bu yapı sayesinde fotoğrafçının aktardığı söylemlere ve duygulara muhatap olur.

Sonuç itibariyle tek bir kareden oluşan o kısacık ân, aslında o kadar da kısa (veya söylemi yetersiz) değildir. Müzikteki tek bir notaya değil, bir melodiye karşılık gelir. Edebiyattaki tek bir kelimeye değil, bir cümleye karşılık gelir.

Fotografik ânın en temel özellikleri ise gerçeklik, hareketsizlik, sessizlik ve zamanın dondurulmuş olmasıdır. Ne var ki fotoğraf, bu özelliklere rağmen ve hatta tam da bu özellikleri nedeniyle gerçekliğin sorgulanmasını, değişimi ve zamanın akışını haykırmaktadır, işin saf felsefesinde.

Bu sebeple fotoğrafın icat edildiği ilk yıllardan itibaren fotoğrafçılar  fotoğrafın bu temel nitelikleriyle - gerçeklik, hareket ve zaman boyutuyla - sürekli oynamışlar, fotoğraflarında bu nitelikleri içten içe kaşımayı tercih etmişlerdir.

• Gerçeklik boyutuna gerçekdışılık katmak veya gerçekte var olmayan bir olayı / mekanı gerçekmiş kılmak,
• Hareketsizlik boyutuna hareket katmak,
• Akmayan zamanı devindirmek gibi
amaçlarla, ya da
• Söylemin vurgusunu artırmak
amacıyla fotoğrafın tek kare olma özelliği, yerini zaman zaman birkaç fotoğrafın birlikte kullanımına bırakmıştır. Bu kapsamda gerek resim, gerekse hareketli görüntünün temel nitelikleriyle alışverişe giren fotoğraf, kendi öz niteliklerinden ödün vermediği ölçüde kişiliğini geliştirmiş; biçimine ve anlatımına zenginlik katmıştır.

Birden fazla fotoğrafın birlikte kullanımı :

Buradan itibaren tek deklanşör atımından çıkmış bir fotoğraf karesi yerine birden fazla görüntünün bir arada kullanıldığı tarzdaki çalışmaları sınıflandırmak ve sınıflamada kullanılan terimleri tanımlamak istiyorum.

Birden fazla fotoğrafın bir arada kullanıldığı çalışmaları 2 ana başlık altında toplayabiliriz :

1 – Bütünü oluşturan her bir fotoğrafın ayrı bir görüntü olarak da değerlendirilebileceği tematik veya teknik bütünlüklü çalışmalar :

a. fotoröportaj : birden fazla fotoğrafla, teması insana dair bir olay, durum veya mekan olan, senaryosu baştan net olarak belirlenmemiş, ayrıntılı bir anlatıma varan belgesel öykü çalışması 
b. portfolyo : fotoğrafçının çabalarını, kaydettiği ilerlemelerini ve performansını ortaya koyan sistematik çalışmalarının bir derlemesi
c.  sergi – gösteri – albüm..vb için bir araya getirilmiş çalışmalar
d. seçkiler veya fotoğraf serileri : daha geniş sayıda bir çalışmanın içinden, sunum amaçlı kullanılmak üzere sınırlı sayıda seçilerek bir araya getirilmiş, birbiriyle bir biçimde uyumlu olması beklenen derlemeler

2 – Bir araya getirilmiş fotoğrafların bütünleşik tek bir yapı olarak sunulduğu ve algılandığı, parçaların bir aradayken birbirlerini tamamladıkları kompozit çalışmalar :

a. ardışık olmayan kompozit çalışmalar : parçaları oluşturan fotoğrafların kolaj, montaj, üst üste çekim, üst üste baskı gibi yöntemlerle bir araya getirildiği, izleyicinin bu parçalara ardışık bir düzen içinde bakmasının beklenmediği bütünleşik yapıdaki çalışma
b. seri fotoğraf : parçaları oluşturan fotoğrafların ardışık bir sıra içinde yerleştirildiği, izleyicinin bu parçalara ardışık sıralı bir düzen içinde bakmasının beklendiği, içerikte bir başlangıç ve bir bitiş fotoğrafının olduğu bütünleşik çalışma
c. fotoroman : ardışık fotoğraflara anlatı ve konuşma metinlerinin eşlik etmesiyle aktarılan hikaye veya roman.   

 Yukarıda tanımladığım tarzdaki çalışmalar içindeki fotoğraf serileri, ardışık olmayan kompozit fotoğraflar’ın bazıları ve seri fotoğraflar, fotoğraf camiasında sıklıkla yapılan bir hata sonucu birbiriyle karıştırılmakta; ve bu üç tarzdaki fotoğrafların hepsini tanımlamak için de “seri fotoğraf” terimi kullanılmaktadır.

 Bunların arasında karışıklığa neden olan terimlerin başında “fotoğraf serisi” gelmektedir. Gerek “fotoğraf serisi”, gerekse “seri fotoğraf” terimleri aynı iki yabancı kökenli kelimeden oluşan tamlamalardır.
Fotoğraf Serisi, bir isim tamlaması olup, birbiri ile ilintili bir grup fotoğrafı ifade etmektedir. 
Seri Fotoğraf ise bir sıfat tamlaması olup, bahsi geçen fotoğrafın kendi içinde bir sıra takip ettiğini ifade etmektedir.  
Her iki terim de ilk bakışta aynı şeye karşılık geliyor gibi gözükse de, ilkinde bahsi geçenin birden fazla fotoğraflar grubunu, ikincisinde ise tek bir çalışmanın kendi içinde sıralı olma niteliğini belirttiği anlaşılacaktır.

 “Fotoğraf Serisi” ile “Seri Fotoğraf”ı birbirinden ayıran özellikler, fotoğraf serisinin ardışık olmak gibi bir iddiasının olmaması ve üretim aşamasında iken bu fotoğrafların bir arada kullanımının tasarlanma zorunluluğunun olmamasıdır. Değişik zamanlarda rasgele çekilmiş ancak birbiri ile bir şekilde ilintili fotoğraflardan bir fotoğraf serisi oluşabilir, ancak seri fotoğraf’ın (ve hatta tüm kompozit yapıdaki çalışmaların da) mantığı daha üretim aşamasında bu fotoğrafların bir arada kullanımının niyet edilmiş olmasıdır. 

 Seri Fotoğraf’lar; başı ve sonu belli olan, sıralı bir bütün oluşturan, daha çekim aşamasında iken ardışık sunumu hedeflenmiş fotoğraflardır. Fotoğrafların bir sekans içeriyor olması, seri fotoğrafın en tipik özelliklerinden biridir.

 Seri Fotoğrafın parçaları tek başlarına bir anlam ifade etmeyebilir, ya da estetik / biçimsel anlamda yeterli olmayabilir. Çünkü onlar sadece bütünün birer parçasıdır.

 Parçalar bir sonraki kareye bakma merakı uyandıracak şekilde tasarlanmış bir anlatıma sahiptir.

 Bu kapsamda Eadward Muybridge’in ‘Animal Locomotion’ ve ‘The Human Figure in Motion’ isimli kitaplarındaki, hareketli görüntünün ilk atası olan çalışmalar, seri fotoğraf örnekleridir. 1870’lerde hareket halindeki bir atın fotografik görüntülerini yakalamaya çalıştığı görüntüler çalışmalarının başlangıç noktası olmuştu.

 Hareketli objelerin görüntülerini elde etme gayreti içinde olan Harold Edgerton’un karanlık bir arka fon önünde artarda çakan flaşlar eşliğinde ürettiği Stroboscobic fotoğraflar, tek bir görüntü ile sonuçlandığı için doğal olarak seri fotoğraf değildirler.

 Smoke filmindeki dükkan sahibinin her sabah dükkanın önünden aynı açıyla bir kare fotoğraf çekmesi, zamanın akışına vurgu yapan bir seri fotoğraf çalışmasıdır.

 Bernd ve Hilla Becher çiftinin benzer tasarımdaki sıradan bina ve endüstriyel yapılar üzerine yaptıkları tipolojik çalışmaları belirgin kılan şey benzer yapı fotoğraflarının sistematik bir sıra içinde ve bir arada sunulmuş olmasıdır.
Fotoğrafların yan yana dizilmiş olması kompozit bir yapı oluşturmaktadır, ancak
bu çalışmaları bir seri fotoğraf çalışması yerine kompozit tipoloji çalışması olarak tanımlamak daha uygun olacaktır.

 Bir başka tipolojik çalışma yapan fotoğrafçı August Sander’in, Almanya’da yaşayan her toplumsal sınıfı ve mesleği temsil eden bireyleri sistematik ve nesnel bir biçimde görüntülediği fotoğraflar, bir proje kapsamında yapılan çalışmalardır. Seri Fotoğraf tanımıyla ilgileri yoktur.

 Susan Sontag’ın ‘Başkalarının Acısına Bakmak’ isimli kitabına da kapak olan Tyler Hicks’in ‘Taliban Execution’ isimli belgesel tanıklığı bir seri fotoğraftır.

Duane Michals’ın ve Jan Saudek’in ifadesi zor duygu ve kavramları (zaman, değişim, yaşlanma, ölüm, hafıza, acı, ihtiras, gençlik, aşk, bekaret, vb..) anlatmak için oluşturdukları seri anlatımlı kurgusal çalışmalar seri fotoğraf’lardır.

 Body Art gibi bir performans gösterisinin kanıtı olmak üzere belirli aşamalarda çekilmiş olan fotoğraflar bir seri fotoğraf olarak düşünülebilir.

Aşağıdaki örnekler terimleri daha iyi anlatacaktır :




• Bir Fotoğraf Serisi / Seçkisi olarak tanımlanabilecek çalışmalar :

a. August Sander (1)

August Sander (2)

August Sander (3)


b. Cengiz Engin “Dokunuşlar -1”

“Dokunuşlar -2”


c. Bill Brandt (1)

(2)

(3)

(4)

------------------------------------------------------------



a. ardışık olmayan kompozit çalışmalar :

a. Jerry Uelsmann

b. Robert Heinecken– “Cliche Vary / Autoeroticism”

c. Bernd ve Hilla Becher – “Skulpturen”


d. David Hockney

e. Tipik bir okul yıllığı

f. Andy Warhol – “flowers”


g. Starn Kardeşler – “Triple Christ”

h. David Hockney – “My Mother”


i. Stu Levy – “grid portraits”

------------------------------------------------------------



• Seri fotoğraf :

a. Duane Michals - “The Dream of Flowers“

b. Edgerton –“Splash”

c. Jan Saudek

c. “where have all the flowers gone”

d. Duane Michals

d. “Chance Meeting”

e. Jan Saudek

e. “Ten years in the life of Marketa"



 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa