Editörler

Gülçin Tellioğlu
Bülent Irkkan
Ş.Uğur Okçu

Yayın Kurulu

Meryem Akköse
Can Gazialem
Elif İnan
Şirin Karadeniz
Nejat Kutup
Doğanay Sevindik
Aylin Yılmazbayhan
Leyla Yücel






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
    Sayılar    Sayı 19    Solan Renkler: Panayır
Solan Renkler: Panayır Yusuf Darıyerli

Fotoğraf yapma heyacanımı besleyen ‘doğrudan fotoğrafın’ gücü ve büyüsüne olan tutkum, çocukluğumun panayır anıları ile birleşince, kaybolmaya yüz tutan geleneksel panayırlar benim için ‘orada olmanın’, ‘tanıklık etmenin’ ötesinde bu fotoğraflarda var olmaya başladı.

Çocukluk-gençlik  dönemini, özellikle televizyon öncesi yıllarda, taşrada yaşamış olanlar için panayır’ın özel bir yeri vardır. Geleneksel panayırlar yöre halkı için olağandışı hareketlilik demektir. Panayır alışveriş, hayvan ticareti, aynı zamanda eğlence anlamında büyük bir ilgi odağı oluşturan; özlemle beklenen bir şenliktir.

Düzce’de geçen çocukluk yıllarımda yaz döneminde, açık alanda kurulan panayır benim için de büyük bir heyecan ve eğlence kaynağı olmuştur. Küçük harçlıklarımızla eğlencenin en fazlasını yaşamak için panayır alanında döner dururduk. Apollo ile aya ayak basan insanın aydaki ilk yürüyüşüne ait belgesel filmi ilk kez panayırda izlemiştim. Zati Sungur, ip cambazları, çadır gösterileri, vugi-vugi’yle orada tanışmıştım…

Panayır birçok yörede olduğu gibi artık Düzce’de de kurulmuyor... Vizörümden gözlemlediklerim anılarımdaki panayır ile pek çok benzerlikler gösteriyor. Alışveriş, hayvan ticareti, eğlence ortamı hala şaşırtıcı düzeyde renkli, dinamik...
Günümüz panayırları taşrada azalarak da olsa varlığını sürdürüyor.

Panayırla birlikte özellikle eğlence unsurunun yok olması, çocuklarımızın biraz daha toprak, çimen ve gökyüzünden mahrum kalmaları demek. Kentlerde kurulamayan, pahalı rant alanlarında yerini bulamayan panayırlar beraberinde çocuklar için çok önemli bir unsuru da tarihe gömüyor…

Beni panayırların peşinde, kasabadan kasabaya sürükleyen, bu çalışmanın arkasındaki şeyin özeti belki de şu kasaba çocuğunun, yüzünde kocaman bir tebessümle, yürekten söylediği sözde gizlidir:
“Çek abi!. fotoğrafımı göndermesen de çek!. benden sana hatıra olsun!...”  (*)

Yusuf Darıyerli
İstanbul, Ocak 2007



İznik,2002

Manyas, 2005

Bayramiç, 2005

Dursunbey, 2001

Bigadiç, 2001

Edirne, Lalapaşa, 2004

Lapseki, Çardak, 2004

Pamukova, 2002

Manyas, 2005


Balya, Orhanlar Köyü, 2005

Balya, Yazlık Köyü, 2006

Gerede, 2004

Pamukova, 2003

Edirne, 2001

Edirne, 2001

Edirne, 2003

Edirne, 2003

Pehlivanköy, 2003

Kırkağaç, 2003

Pamukova, 2003

Manyas, 2005
  

Manyas, 2005
  
(*) Sayın Zati Ungur'un öğrencilerinden sayın Sermet Erkin'den gelen bir uyarı notu :
"Zati Sungur sanat yaşamı süresince hiç bir zaman ne çadırlarda ne de panayır ortamında gösteri yapmamıştır. Bu söz belki "Zati Sungur tarzı sanatçılar" anlamına kullanılmış olabilirse de, doğrunun tarafınızdan bilinmesininin gerekliliğine inanmaktayım."



 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa