Editörler

Gülçin Tellioğlu
Bülent Irkkan
Ş.Uğur Okçu

Yayın Kurulu

Meryem Akköse
Can Gazialem
Elif İnan
Şirin Karadeniz
Nejat Kutup
Doğanay Sevindik
Aylin Yılmazbayhan
Leyla Yücel






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
    Sayılar    Sayı 19    Objektifin Öte Yanı
Objektifin Öte Yanı Ebru Tekerek Ertuğ-Tekin Ertuğ
Portreleri Çalışırken - III

Ebru TEKEREK ERTUĞ – Tekin ERTUĞ

Fotografçı portrelerini yapmaya karar vermek, seneler sürecek yorucu bir çabayı göze almaktır kuşkusuz. Başarabilmek ise, niteliği yüksek belgesel bir çalışmayı gerçekleştirmek anlamına gelecektir bizim için. Büyük iddialarla yola çıkmadık. Kusursuz bir belgesel yapabileceğimizi de söyleyemeyiz. Eleştirel bakıldığında her şeyde olduğu gibi bu çalışmada da eksikler bulunacaktır elbette. Hiç kimsenin eksiksiz ve kusursuz bir çalışma yapabilmesi ihtimali bulunmadığının bilincindeyiz. Bu bağlamda, koşullarımızın izin verdiği sınırları sonuna kadar zorlayıp, kayda değer belgesel bir çalışma olduğu izlenimi bırakmasına özen göstererek çalışmalarımızı sürdürmek isteğindeyiz.

Yapılmış bütün “belgesel” çalışmaların büyük önem taşıdığını, yapılacak her türlü belgesel çalışmanın da sonraki kuşaklara aktarılabilecek hazine değerinde birer miras olduğunu düşünüyoruz. 

Portre yapmak hiç kolay değildir. Hatta oldukça zor bir yola meyletmektir belki de. Portresini yapacağınız insanı yeterince tanımanız gerek. Sözünüz sohbetiniz olmalı O’ nunla. Yaşamına dair önemli ip uçları bulunmalı elinizde. Düşünce ve duygu dünyasına girebilmelisiniz. Böyle bilgilerden yola çıkarak zihninizde O kişinin portresini biçimlendirebilirsiniz. Bu da, birlikte çokça vakit geçirmeniz gerektiği anlamını gelecektir. Sayısı birkaç kişiyle sınırlı olmayan insanların portrelerini yapmak ise, zaman darlığı gibi son derece önemli bir sıkıntı ile karşı karşıya getirecektir sizi.

O halde bu bir “çıkmaz” mıdır ?

Böyle ciddi bir güçlüğü aşabilmenin de elbette ki bir takım yöntemleri vardır. Geçmiş yıllarda yayınlanmış dergiler (bu dergilerden bazıları yayın hayatını sürdürse de, bir kısmı belli sayıdan sonra yayın hayatını sürdürememiştir) karıştırıldığında, albümler incelendiğinde bir çok usta fotografçının yazılarına ve fotograflarına rastlamak mümkündür. Yazı ve fotograflar gözden geçirildiği zaman, söz konusu kişilerin sanata ve fotografa bakış açılarına, yaşamla ilgili türlü olayları algılama biçimlerine ve felsefi yaklaşımlarına, özetle duygu ve düşünce çerçevelerine dair küçümsenemeyecek ölçüde veri elde edilebilir. Yola çıkmadan önce, yani portresi yapılacak fotografçıyla görüşmeden önce araştırma yapmayı ihmal etmemeli.

Belgesel bir çekim için başka bir ülkeye seyahat etmek gerektiğinde, gidilecek yerin sosyal, kültürel, coğrafi ve diğer bütün fiziki koşulları hakkında araştırma yapmak ne kadar önemli ise, portresi yapılacak kişiye ilişkin yazı ve fotografları incelemek, hatta dostlarıyla görüşmek de o kadar önemlidir. Bilgi elde edebilmek için kaynaklar bununla da sınırlı tutulmamalıdır. Kişisel ya da karma sergi ve gösterilerde ilgililerin fotograflarını görmek de oldukça önemli bilgiler sağlayabilir.

Bununla birlikte ;

Çeşitli panel, söyleşi ve diğer tartışmalı toplantılarda O kişileri izlemek, hatta sizin için en can alıcı olan konularda sorular sorup yanıtlar almak belki de günlerce sürecek sohbetlere eş değer bir bilgilenmenin yolunu açacaktır. Ve hiç şüphesiz en önemlisi, yüz yüze yapılacak uzun sohbetler ile yaşamın değişik evrelerinde çeşitli vesilelerle paylaşılmış zamanlar, fotografçıya portre yapma sürecinin en elverişli koşullarını sunacaktır.

Çevremize şöyle bir baktığımızda ;

Hemen hepimizin yakından tanıdığımız, sohbet ettiğimiz, çok şey paylaştığımız fotografçı dostlarımız vardır. Seminerlerde, panellerde, söyleşilerde çok sayıda usta isim izlemişizdir. Bir çok kişinin çeşitli yazılarını, makale ve kitaplarını okumuş, sergilerde ya da albümlerde eserlerini görmüşüzdür. Portrelerini yapmak için tek eksiğimiz iletişim kurup gönüllülüklerini sağlamak ve uygun atmosfer oluşturup, olmazsa olmaz sohbetleri gerçekleştirmektir belki de.

Düşünün ki ;

Ustalar, seminer ve söyleşilerinde yeni başlayanlara, insan fotografı çalışmak isterlerse eğer, önce mutlaka diyalog kurup sohbet etmelerini salık verirlerken, başkaları, henüz hiç tanımamış ve sohbet etmemişken, portrelerini yapmak üzere Onları kamera karşısına geçmeye razı edebilirler mi ? 

Bir insanın portrelerini (özellikle de bu insan sıradışı biriyse) yapmak, çok zor olmakla birlikte, imkansız da değildir. Ancak yapılacak portre gerçekten yüzde yüz portresi yapılan insanın ruh haliyle, düşünce ve duygularıyla, korku ve endişeleri ve olaylar karşısındaki reaksiyonlarıyla, sergilediği duruş ve kişisel derinliğiyle, bilgi ve birikimleriyle, hataları ve sevaplarıyla örtüşebilir mi ?

İşte, imkânsız olan bu !

Bunu yapabilmek hiçbir koşulda mümkün değildir !

Birey sürekli değişim gösteren bir yaşam grafiği göstermektedir. Sürekli değişen koşullar bireyin yaşam biçimini, görüşlerini, insani hallerini, olaylar karşısındaki tutumunu, endişe ve tutkularını revize etmektedir. Hiç değişmediğini varsaysak bile bireyi tahlil edebilmek o kadar kolay değildir. Bununla birlikte birey fiziksel olarak da sürekli değişmektedir. Yaşlanmaktadır.

Bırakın bir başkasının portresini, fotografçının kendi portresini (otoportre) bile yüzde yüz yapabildiğini söylemesi çok zordur. Her şeyden önce bir insanın kendisini yeterince tanıdığını söylemesi pek kolay değildir. Olaylar karşısındaki tepkilerini insanlar genellikle, o olayları yaşadıklarında net olarak görürler. Söz konusu tepki, farklı bir ruh hali veya farklı bir iklim içindeyken o an ki gibi de olmayabilir. Zayıf ya da güçlü taraflar, çeşitli insani haller, korkular ve kaygılar, tutkular, zaaflar, varılmak istenen hedefler, zevk ve tercihler zamanla değişikliğe uğrayabilir. Zaman ilerledikçe bilgeleşebilir insan, tersi bir ivme de kazanabilir insan hayatı.

Öyle ki ;

Bu gün yaptığınız bir portre, portresini yaptığınız bireyi ve izleyiciyi derinden etkileyebilir, sizi de çok hoşnut edebilir iken, ilerleyen yıllarda, o portrenin söz konusu kişiyi artık temsil edemeyeceği herhangi bir eleştirmen tarafından ya da daha önemlisi portreye konu olan bireyin kendisini tarafından bile söylenebilir. Bu gibi bütün kaygılar gözden çok uzak tutulmamalıdır. Fakat düğümleyip hareketsiz kılacak kadar da sınırlamamalıdır fotografçıyı. Çok önemli bir yön, uç bir tavır, O’ nu ayrıcalıklı kılan bir özellik, ortaya koyduğu görüş, tutkuyla bağlı olduğu bir şey…, gibi, içinde çok güçlü bir olguyu barındıran şey her ne ise, portreyi yapan fotografçının daha çok üzerinde durması gereken şey de odur aslında. O iyice sivrilmiş, o çok belirginleşmiş, o kişilik özelliği haline gelmiş tutum ve davranış, o portresi yapılacak kişiyi daha iyi anlatmaya (özetlemeye) elverişli “şey“ i çıkış noktası olarak alabilir fotografçı. Bütün kısıtlayıcılara karşın, böyle bir portre başarılı sayılabilir.

Bu “şey” i hangi yöntemlerle anlatabilir portreleri yapan fotografçı ?!

İşin o kısmı da, fotografçının yaratıcılığına, ustalığına ve eğer varsa üslubuna, teknik bilgi ve becerisine bağlıdır. Belirli bir seviyenin üzerinde birikimi ve donanımı olan usta bir fotografçı sanat eseri ortaya koyma kaygısıyla yola çıktığında direkt anlatımdan kaçınacak, örtülü, dolaylı anlatım yollarını seçerek görüntü içine bazı kodlar kaydedecektir. Bir takım nesneler, desenler, çizgiler, ton ve lekeler bu şifrelerin anahtarını barındırabilir. İzleyicilerin birikimlerine ve donanımlarına bırakılır bu aşamadan sonra her şey. Şifreleri çözecek, o “şey” leri tespit edip portre hakkında fikir sahibi olacak kişi izleyicidir.

Portre yapmanın sınırlarını, kuramsal çerçevesini belirlemek her şeye rağmen o kadar kolay değildir. Gezgin fotografçıların, dünyanın çeşitli bölgelerine giderek ilginç yerel yaşam ve değişik insan figürlerini çalışmaları için ne söyleyeceğiz ? Hindistan’ a, Nepal’ e, Katmandu’ ya, Afganistan’ a, Afrika ülkelerine ve diğer bir çok yere, bu gün artık pek çok fotografçı gidip yerel yaşamların belgeselini yapabilmektedir. Birbirinden çok farklı rengarenk giysili, hızmalı, döğmeli, takı ve süs eşyalarıyla bezenmiş kadınlar ile saç sakal kesimi, giyim kuşam biçimi gerçekten çok ilginç olan erkeklerin, çevreden soyutlamak suretiyle veya günlük yaşamlarını tasvir eder şekilde sayısız fotografları yapılmaktadır. Bu insanların pek çoğuyla diyalog kurulup, duygu ve düşünce dünyaları hakkında, yani kişilikleri hakkında fikir sahibi olunduğunu kim söyleyebilir ? Kabile yaşantısı içindeki insanların lisanlarını bile bilmedikleri fotografçılarla samimi bir dostluk atmosferi yaşayıp, ondan sonra gönüllü olarak kameranın karşısına geçtiğini düşünmek ne kadar isabetli olabilir ? Kameraların ve modern dünyanın insanlarının gizemli yapısının yarattığı korku ve merak mı, yoksa parıltılı kağıt içinde kendilerine ikram edilen ve ilk kez tattıkları şekerlemeler mi Onların kamera karşısına geçmelerine yol açıyor ?!

Delici ve derin bakışlarının gerisinde umut kırıntıları ya da kırılması imkânsız umutsuzluklar bulunan Afganlı Kız’ ın ( belki de gözlerindeki derin bakış ve yüzündeki rahatsız ifadenin nedeni, kendisiyle bu denli yakından ilgilenen modern dünyanın insanı karşısında duyduğu merak ile yerel geleneğin yabancı erkeklerle bir arada olmayı yasaklayan normları arasında sıkıştığı için yaşadığı endişe ve heyecandı ), çöl ortasında siyah kıl çadırın önünde duran donuk bakışlı Tuareg’ in, kaya tuzu taşıyan deve kervanının dinlenmesi sırasında oturmuş tütün saran siyah sarıklı yanık tenli Bedevi’ nin veya yarı çıplak tapınağa sırtını dönmüş inançları gereği yiyeceklerini paylaştığı farelerle ortak yaşam süren yoksul bir başka yerel yaşam figürünün portrelerimidir yapılan fotograflar? Büyük bir kalabalığın (başlı başına bir toplumun) öyküsünü anlatan ya da çok küçük bir sosyal grubun özel, kendine has ritüellerini yansıtan, yaşamın içinden alınmış böyle fotograflar için ne söyleyeceğiz ?

Bunlar, fotografların içinde yer alan kişilerin portrelerimidir, O kişinin temsil ettiği toplumun ya da sosyal grubun portrelerimidir ? Yoksa her ikisi birden midir ? Ya da ; o sosyal grubun yaşam öyküsünü anlatsın diye fotograflananlar, birey olarak değil, sadece birer nesne olarak yer almışlardır fotografların içinde, denebilir mi ?

Hal böyle iken;

Bireyler fotograflarda birey olarak yer almaktan çok, birer nesne (eşya) gibi yer alacaklarsa, yapılmamalımıdır böyle fotograflar ?     

Ve başka bir soru ;

Kuşaklar öncesinden kalma ve yüz - yüz elli yıllık geçmişi olan, çürümeye yüz tuttuğu halde  duygusal nedenlerle ya da antik önemi bulunduğu için evimizin bir köşesinde halâ itina ile koruduğumuz herhangi bir eşyanın portresi yapılabilir mi ?                                  

Her şey, bir çok soru ve bir çok da yanıt ihtiva edebilir. Herkesin, her durum için, koşullar değiştiğinde yönelteceği birbirinden çok farklı sorular ve vereceği birbirinden çok uzak yanıtları olabilir.

Öz olarak ;

Ne, çok iddialı bir portre söylemiyle çıkmalı ne de imkansızmış gibi düşünmeli portreleri. Niteliği yüksek belgesel bir çalışma gerçekleştirme kaygısı taşımalı ve gelecek kuşaklara bırakılacak iyi bir miras olarak değerlendirmeli daha çok böyle çalışmaları. (18.12.2006)

 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa