Editörler

Gülçin Tellioğlu
Bülent Irkkan
Ş.Uğur Okçu

Yayın Kurulu

Meryem Akköse
Can Gazialem
Elif İnan
Şirin Karadeniz
Nejat Kutup
Doğanay Sevindik
Aylin Yılmazbayhan
Leyla Yücel






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
Azıcık Işığın Peşinde-AFSAD

Bir fotoğraf çalışması : “Azıcık Işığın Peşinde”

Amaç...

“İnsanlar farklı yeteneklerle donatılmışlardır. Bu yüzden bireylerden aynı alanda aynı yeteneği beklemek, yaratıcılıklarının öldürülmesi demektir. Sanat yoluyla eğitimin en büyük amacı çok güzel sanat eserleri yaratmak değil; duyarlı bireyleri, dolayısıyla toplumları yaratmaktır. Yaşamın estetize edilmesi ile daha anlamlı, daha yaşanabilir bir dünya ütopyasının yaratılması amaç edinilir. Bütün sanat biçimleri, ütopyamızdaki olmayan değerlerin yaratılmasıdır. Yaratıcılık, insanlara bir toplum içinde birey olmanın, kendi özgürlüğünün, tekliğinin değerini verir.

Sanat, çocuğun duygularını, düşüncelerini, hayallerini ve izlenimlerini anlatabilme imkanı vermek; yaşamı sorgulamasına, toplumda birey olarak yerini alabilmesine yardımcı olmak; yetenek ve yaratıcılığını geliştirmek ve estetik bir düzeye ulaştırmak amacıyla yapılan bir etkinliktir. Seçmek, paylaşmak, geliştirmek, üretmek için sanat etkinliği vardır.

Ayrıca bilimsel araştırma, problem çözme, ekip çalışmalarında uyumlu olma, sosyal, toplumsal, çevresel bilincin oluşmasında bu tip aktivitelerin etkisi çok büyüktür. (*)”

Fotoğraf bir çok disiplinden farklı olarak tüm engelleri kaldırır. Bir engel sahibi kişinin spor müsabakaları kendi emsalleri ile yapılırken, tüm çalışma alanlarında benzer ayrımlar yaşanırken... Fotoğraf  eşitleyendir.

İçinde yaşadığımız hayatın dışına çıkıp bakaçtan kendimize bakabilmemizi sağlar fotoğraf. Kendimizle ve içinde yaşadığımız toplum ile konuşuruz fotoğraf sayesinde.

Fotoğraf sayesinde çocukların hayat algısının değişeceğini, gelişeceğini, fotoğrafı bir ifade biçimi olarak kullanabileceklerini düşünerek çıktık yola. Görme ve anlamlandırma arasındaki bağı zorlamak istedik, kafalardaki kalıplaşmış düşüncelere de meydan okumaktı bu birazda. Daha sonra eğitim sürecinde çocukların okullarındaki derslerinde başarı oranlarının arttığını ise gurur duyarak öğrendik elbette.

Başlangıç...

Gönül Turgut Özel Eğitim Merkezinde görevli eğitmenler Nevin Halis, Ulaş Aksan ile AFSAD Yönetim Kurulu üyesi Can Gazialem ve benim katıldığım, 9-15 yaş arasında ve görme kısıtı olan çocukların katılacağı eğitimin nasıl olması gerektiği, ne tür ekipmanlar kullanabileceğimiz ve sponsor desteğinin neler olabileceği konusundaki toplantılar ile başladı çalışma. Daha sonraki toplantılar Gönül Turgut ve AFSAD Kısa Film ve belgesel film eğitmeni Enver Özüstün’ün de katılımı ile devam etti.

Toplantılarda çalışmanın bir belgesel filminin yapılması ve etkinliklerin fotoğraflanması kararının yanısıra nasıl bir eğitim tarzı uygulanacağı konusu da gündeme geldi.

Yöntem...

Çocukların yaş durumlarını, görme kısıtlarını ve fotoğraf makinesi eksikliğini de dikkate aldığımızda (ki her çocuğa sponsorlar aracılığı ile bir fotoğraf makinesi sağlama girişimlerimiz başarısız oldu) farklı bir yöntem geliştirmemiz gerektiği  gerçekliği çıkıyordu ortaya.

Çocukların algı seviyesine göre bir program, görme kısıtlarını ortadan kaldırabilecek bir makine tipi ve her çocuğa bir makine vermemiz gerektiği tespitinden sonra AFSAD eğitim sisteminin bir parçası olan  3.kur öğrencilerinin iletişim grubuna gönderdiğimiz bir e-posta ile öğrencilerimizden yardım istedik. Onlara, makineleri ile birlikte böyle bir çalışmaya katılmaya gönüllü olanların asistan olarak bu çalışmada görev almasını istediğimizi belirttik. Elbette beklediğimizin üzerinde gönüllü asistan başvurusu ile karşılaştık. Böylece hem fotoğraf makinesi sorununu çözmüş oluyorduk hem de fotoğraf eğitimleri sırasında çok az rastlanabilecek (belki de hiç olmayan) bir uygulama ile her çocuğa bir asistan vermiş oluyorduk. Fotoğraf makinelerini seçerken dikkate aldığımız en önemli konu ise makinelerin  auto focus özelliğine sahip olmasıydı.

Yöntem şu yaklaşım üzerine kuruldu; çalışmada yer alacak olan her 3.kur öğrencisi kendi makinesi ile çalışmaya katıldı ve onun asistanlığını yaptığı çocuk kendi asistanının makinesini kullandı. Böylece çocuklar çalışma başlangıcından sonuna kadar aynı tip makine ile ve aynı asistan ile çalışma şansına sahip oldu. Çeşitli nedenlerle görevlerinde devam edemeyecek  asistan arkadaşlarımızın yerini yedek asistanlarımız aldı ve benzer tip makineler ile çalışmaları devam ettirdiler.

Dersler...

Her ders öncesi asistanlar ile toplantı yapıldı ve o toplantıda o günkü ders programı ile o dersten beklenen verim asistanlara anlatıldı.

Öğrencilerin yaş durumları da dikkate alındığında derslerin 30 dk. süre ile işlenmesine karar verildi. Ders müfredatının gözden geçirilmesi sırasında çocukların anlamasını zorlaştıracak tablo, çizelge ve konular müfredattan çıkartılarak ders sadeleştirildi.
Örneğin diyafram anlatılırken gözün ışıklı ve ışığın az olduğu ortamlarda verdiği tepkiden yola çıkıldı. Hareket fotoğrafları anlatırılırken karikatürlerdeki hareket efektleri, ağır çekim film sahnelerinden bahsedildi.

Görme kısıtları nedeni ile ışıkölçerlerin manuel kullanımı yerine diyafram ya da örtücü öncelikli çalıştırılmasına karar verilerek çocuklara ve asistanlarına durum anlatıldı, uygulamalar yaptırıldı. Buradan amaç, kompak bir makinede olduğundan daha farklı olarak çocukların fotoğraf dilinin temel özelliklerini kullanmalarını sağlamaktı.

Ders aralarında her asistan öğrencisi ve eğer gelmişlerse öğrencisinin  ailelesiyle birlikte zaman geçirdi. Her dersin sonunda mutlaka o derse ait bir uygulama eğitimi yapıldı. Bu eğitim hem biz eğitmenlerin konuyu uygulamalı olarak anlatması hem de gösterilen uygulamaların öğrenciler tarafından tekrarlanması şeklinde devam ettirildi. Daha sonra çocukların çektikleri fotoğraflar sonraki derslerde incelendi ve çocuklara geri bildirimlerde bulunuldu.

Ders salonunda her öğrencinin kendi asistanı ile yan yana oturmasına özel önem gösterildi. Böylece eğitmenin anlattığı konuların hemen  makine üzerinden uygulamasının görülmesi sağlandı.

Her ders sonrasında en az 20 dk. boyunca öğrenciler asistanları ile çalışmalar yaptılar. Ders öncesi toplantılarda alınan karar gereği asistanlar o derse ait sorular ile öğrencilerin dersi ne kadar anladıklarını tespit etmeye ve var ise eksiklikleri gidermeye çalıştılar.

Bu sırada derslerin bir çoğunda Şima adlı köpek sınıfın maskotu olarak yer aldı. Hatta Şima’ya  eğitmenler ve öğrenciler tarafından fotoğraflar gösterilerek verdiği tepkiler kahkahalar eşliğinde sınıf tarafından yorumlandı.

Her derse ait ders notları ders bitiminden  sonra   çocuklara daha önce  verilmiş olan dosyalara yerleştirildi ve çocukların anlatılan konuları çalışarak  bir sonraki derse  hazır şekilde gelmeleri sağlandı.

Her ders mutlaka bir fotoğraf gösterisi ve şiirle sonlandırıldı. O kadar ki şiir okumadan bitirilen bir derste topluca “hocam şiir okumadınız” diye uyarıda bulundular. 3. dersten itibaren şiiri çocuklar okumaya başladılar, hatta şiir ezberleyerek derse geldiklerini hayranlıkla gözlemledik. 

Fotoğraf eğitimi ve fotoğraf konusunda düşündüklerini bir kompozisyona halinde yazmalarını istedik. Sonraki süreçte her çocuk kendi asistanı ile mektuplaşmaya başladı.

3. haftadan itibaren dış mekan çekimlerine başladık. İlk çekim mekanımız Seymenler Parkı oldu. Seymenler Parkının seçilmesinin özel bir nedeni vardı. Bu parkta geniş bir görüş alanı içinde tüm çocuklarımızı ve asistanlarını gözlemleme şansına sahiptik. Makinelerini nasıl tuttuklarından tutunda konuya nasıl yaklaştıklarına kadar takip ettik çocuklarımızı.  Çocuklar parkta bir taraftan net alan derinliği, hareket fotoğrafları çalışırken diğer taraftan kaydıraklardan kaydılar, salıncaklarda sallandılar.

Bu süreçte makinelerine hakimiyetleri arttı ve başarabiliyor olmanın zevkini tattılar.

4. hafta çekim gezimizde Ulus’a, Kale’ye gittik ve yavaş yavaş çocukları kendi başlarına bırakmaya başladık. Onlar artık fotoğrafçı olmaya, bağımsız, bireysel çalışmanın da tadını almaya başlamışlardı.

Koç müzesinin gezilmesi, Arzu kafe’de verilen gözleme molası ise gezinin diğer güzellikleriydi.

Takip eden süreçte üç defa daha dış mekan çalışması yapıldı ve çocuklarla birlikte bir fotoğraf değerlendirme toplantısı yapıldı.

Sergi hazırlıkları başladığında, Enver Özüstün’ün çalışmalar başlamadan önce başlattığı belgesel çalışması röportajlar, etkinliklerin filme alınması, fotoğrafların taranması ve işlenmesi şeklinde devam ediyordu. Kısaca Enver, çalışmanın her anını bir kuyumcu titizliği ile belgeledi.

Sonra  yine topluca yapılan bir fotoğraf değerlendirmesinin ardından sergi sürecine girildi ve sergi 2 Kasım akşamı 18:30 da Ankara Şehir Kulubünde açıldı.

Sertifika töreni sergi salonunda büyük bir coşku ile yapıldı ve öğrencilere fotoğraf sertifikaları teslim edildi.

Bundan sonraki süreçte bir atölye mantığı ile çalışmanın devam ettirilmesi kararı alındı.

Çalışmaya Katılan;

Öğrenciler : Buğra İnkaya, Burak İnkaya, Büşra Ay, Dilşah Topçuoğlu, Fatih Can Sünger, Habip Beşkaya, Hüseyin Akkol, Kübra Köse, Kürşat Köse, Mehmet Beşkaya, Oğuz Birengel, Samed Sonkaya

Eğitmenler :   Nevin Halis, Ulaş Aksan (Gönül Turgut Özel Eğitim merkezi) 
Can Gazialem, Fazlı Öztürk (AFSAD)

Asistanlar  :  Bahar Avcı Warchol, Barış Demiray, Berna Temur, Buket Atlı, Esin Gözpınar, Ezgi Baran, Gizem Kızıl, Onur M.Küçükkeçe, Öznur Yüksel, Şirin Aydın, T.Deniz Çakır, Vildan Lokumcu, Yağmur Dolkun

Özellikle asistan arkadaşlarımızın ilgi, emek ve sevgisi olmasaydı hiçbir şey bu kadar güzel olamazdı diye düşünmekteyim hala. Onlara tekrar teşekkür etmek isterim.

Sponsorlar : Yıldız Çerçeve, Vizör Dijital Fotoğraf Stüdyosu, Kodak, Tripod

Sonuç :

Bu proje bir meydan okuma projesi demiştim hep. Başaracağımıza inancımız hiç sarsılmadı. Bazılarının beklediği gibi bakın biz neler yaptık demek iddiasından hep uzak olduk. Çocuklarımızı anlamak, onlarla paylaşmak, öğretirken öğrenmek temel hedeflerimizden birkaçı oldu.

Çocuklarımızın nasıl gördüğünü gösterecek fotoğrafların peşinde olmadık bu projede. Tam tersine, yeterli teknik ve eğitim desteği sağlandığında onlarında yapabileceğini göstermek istedik her koşulda. 

Çalışma bittiğinde sergi salonundaki coşkuları ise görülmeye değer bir sahneydi.

Şimdi sırada her çocuğumuza bir makine edinmek ve kendi makineleri ile fotoğraf çalışmalarını sürdürebilmelerini sağlamak hedefi var.

Meydan okuma bitmedi, devam ediyor...


Fazlı Öztürk

(*) Nevin Halis

 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa