Editör

Bülent Irkkan

Yayın Kurulu

Özlem Akdağ
Meryem Akköse
Mustafa Alibaşoğlu
Dilek Bal
Erdal Bektaş
Can Gazialem
Elif İnan
Nejat Kutup
Doğanay Sevindik
Ceyda Taşdelen
Gülçin Telioğlu
Aylin Yılmazbayhan
Leyla Yücel






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
    Sayılar    Sayı 17    Bülmeten
Bülmeten Mustafa Reşat Sümerkan

FOTOĞRAF TARİHİMİZDEN

ÜLKEMİZDE İLK FOTOĞRAF YARIŞMASI

Ülkemizde ilk fotoğraf yarışması Hicri 1260
(1842) yılında İstanbul'da yapılmıştır. Fotoğrafın icadı ülkemize geliş tarihine bakılırsa,
gurur verecek kadar erken düzenlenen bu yarışma İstanbul Evkaf (Vakıflar) Müdürlüğünün
öncülüğünde gerçekleşmiş. Yarışma şartnamesinde ise şunlar belirtiliyor:
Zanaatkar-t Umumiyenin
Nazar -ı Dikkatlerine. !
FOTOGRAF MÜSABAKASI
ÇEHRESİ .MAHVOLAN İSTANBUL'DA
BIR LAHZA -İ LATİF

KONU: Nüfusu 300.000'e ulaşan bu şehri İstanbul'da artık temiz hava teneffüs etmek imkansız olup, faytonlar, at arabaları şehri kirletmekte, kötü kokular neşretmektedir. Haliç mevkiinde ayrancılar, şıracılar ve bozacıların kirli sularını Haliç'e döktükleri müşahede edilmiştir. Ana caddeler üzerinde mimarimize tezat teşkil eden 3-4 katlı modern binalar inşa edilmekte şehir çirkinleşmektedir. Boğazda üç yalı terkedilmiş olup bahçeleri bakımsız kalmıştır. Mahalle aralarında ve bilhassa Karaköy ve Eminönü’nde sirkeciler, turşucular, eskiciler avaz avaz bağırmakta, huzur kaçırmaktadırlar.
İşbu yarışmada, İstanbul'un değişen çehresi fotoğrafya ile suret edilmek istenmektedir.
EBAT: Fotoğrafların beher kenarı yarım endazeyi geçmeyecektir.
RENK: Fotoğrafyada sepya kullanmak yahut sade şekilde ibraz etmek zanaatkarın takdiridir.
SON MÜRACAAT TARİHİ: 28 Teşrinisani 1260
MÜRACAAT MAHALLİ : İstanbul Evkaf Dairesi Umumi Katipliği
MÜSABAKA HEYETİ:
1- Rauf İhsan Bey (Tasvir-i Efkar gazetesi muharriri)
2- Mösyö Kompa (Ecnebi fotoğraf zanaatkarı)
3- Şeyhül Fotoğrafiyun Hacı Ahmet Paşa (Dersaadet Fotoğraf-ı Suret-i Umumiye katibi)
4- Mimar Bayhanzade Mehmet Bey (FİAP nezdinde Osmanlı Temsilcisi)
5- Peyami Bey  (İstanbul Umum Evkaf Müdürü)
MÜKAFATLAR: Birinciye 10 adet altın lira ve ilaveten evkaf nişanı, ikinciye 5 adet altın
üçüncüye 5 adet gümüş mecidiye ilaven üç kişiye 500’er kuruşluk teselli mükafatı.
MÜHİM HUSUS: İştirak harcı 10 paradır.


FOTOĞRAFÇI KOCALARI İÇİN EŞLERİ NE DEDİLER?

Bayan Şükran İSKENDER

Fotoğraf, kocam Şekip'in her şeyidir ve onun tüm zamanını alır. Çocuklarla, evle, çarşı-pazar işleriyle hep ben ilgilenirim. O eve gelince hemen çantasını yanına çeker. Makinalarını yağlar, camlarına hohlayıp siler, kılıflarına yerleştirir. Kılıfları alır çantasına yerleştirir. Çantayı tutar dolabına yerleştirir. Ardından kutulardan filimler çıkarır, her birini ışığa tutar bakar, ışığa tutar bakar, Allahım acaba onlarda ne arar?

Çoğu kez, geç vakitlerde, film elinde uyuyakaldığı da olur. O vakit onu kucağıma alır, yatağına yatırıp üzerini örterim. Sokağa çıkma yasağı olduğu zamanlar, onun en sevdiği anlardır. Örneğin son sayım gününde oturup altı kere filmlerini
saymıştır.

Şekip çok sinirlidir. Filim dolabının önünden geçmemize bile izin vermez. "Azıcık bize de zaman ayır.." desek, sol kaşını yukarı kaldırıp: "Beni kızdırmayın" diye gürler. Zaten fotoğraf işlerine başlayalı beri beni de çok ihmal ediyor. Dört çocuğumuz onun fotoğraf merakından önce doğmuştur.


''DERNEĞİMİZDEN”…

FOTO FORUM BÜNYESİNDE ÇEKİM TİMİ KURULUYOR...

Hafta başında, Başkan Şekip İskender'in yaptığı açıklama ile Foto Forum bünyesinde bir çekim timi oluşturulduğu öğrenildi. Dernek başkanlığının açıklamasında, "dünyada baş döndürücü hızla gelişen olaylara, görsel olarak müdahale etmek, gereken çekimleri yapmak artık çok kısa sürelerde gerçekleşmek durumunda. Bu yüzden bir tim oluşturma projesi yaptık ve hayata geçirmeye çalışıyoruz. GÖMÜT (Görsel Müdahale Timi) adını verdiğimiz bu tim, 'çek -kaç' taktiklerini ve zamana karşı yarışmayı öğreniyor."

Açıklamada, yüksek hızlı filmler ve uzun odaklı objektifler1e donatılmış bu timin Kaçkar eteklerinde büyük bir gizlilik içinde sürekli manevralar yaptığı ve her türlü hava koşullarında ani oluşabilecek toplumsal olaylara 1/250 saniyede müdahale edebilir yetenekte olduğu belirtildi. Derneğe yakın kaynaklar , çekim timinin elinde yerden yere otofokus objektifler, kızılötesi flaşlar, 6400 ASA filmler ve dijital ışıkölçerler de bulunduğunu söylemekteler.


FOTO TEMEL ÖĞRETİYOR

"Savaş Muhabirliği''

''Bi savaş olduğunda foturaf çekmesi iyidir, hoştur da, bazen aniden ölünur. Ben savaş muhabirluğu yaparken pek çok arkadaşim kollarimda can vermiştur. Benum ev, ölmiş arkadaşlarımun anilari olan makinalarla dolidur.

Efendum, Körfez savaşinun tam ortasindayim. Günlerdir aç susuz siperden sipere koşup aslanlar gibi çekim yapmaktan yorgun düşmişuk. Vakit gece yarisi. Meşhur çöl soğuğu başlamiş.. Öyle üşiyruk, Öyle titriyiruk ki, titremekten vaz geçtuk, resmen horon oynayruk. Avuçlarımuzun içinde sigara içmekteyuk. İnanun, oninla ısınmaya çalışiyruk. Ben makinami sehpaya koymiş bekliyrum. Uzerinde de dörtyüzluk otofokus takili. Çok da kuvvetli bi flaşım var. Öyle da karanluk ki göz gözi görmiy. Birden otofokusda bi kıpırdanma oldi. Ardindan bi daha.. Dedum bu nedur? Karanlukta hareket eden bi şey olacak ki objektif oni netlemeye çalişsun. Lakin hiç bişe görünmiy.. Bi da bakarum ki, objektif netleye netleye 8 metreye kadar inmiş. ''Ula" dedum kendi kendume, "yaklaşan bi şey mi var. .?"  Uy, bu bir baskındur, davranun uşaklar.. Hemen deklanşöre bastum. Flaşın patlamasıylan ne göreyim.. Bi kaç bin çift göz bana bakmay mi..! Benum ödüm kopti.. Lakin böyleluklan onlarun da foyalari meydana çıkınca, nasil geri kaçmaya başladiler bi görsenuz.. Hemen geçtum vizöre bi kaç el de arkalarindan çektum. Bu esnada omuzuma bi el dokundi. Döndüm ki bizum Coşkun Aral. Arkamda gülerekten dedi ki; ''aşkolsun Temel Abi, benum beceremeduğumi sen yaptun..'' Sonra da bana bi yorgunluk zigarasi ikram etti. Kulakluklari çinlasun, hem gazeteciliğune kuvvetli, hem da teliganli adamdur. Robi' yi de (Robert Capa) İspanya'da tanimiş idum. Ben daha o vakitler genç iken, iç savaş sirasinda Pireneler'de ilerlemekteyiz. Birden bomba yağmaya başlamasun mi!. Ben doğruldum da foturaf çekmeye çalışiyrum. Cahilluk işte.. Bi el kafami aşağa basturdi. Meğer Robi imiş. Sonradan çok iyi arkadaş olduk. Bana "Press Temel'' diye lakap takmiş idi .Ne hatiralarımuz olmiştur onlan. Bana çok yerde abiluk yapmiştur.. Hatta bi keresinde, ufak bi Fransız köyinde lokantada otururken içeri güzel bi kız girdi... La uşaklar nerden açtuk bu koniyi? Bak gene gözlerum doldi...

Eminum ki, hiç bi savaş muhabiri,  “ah, ah.. bu günlerde işsuz, savaşsuz kalduk.. haboyle ufak bi savaşcuk çiksa da parmaklarımuzun pasi silinsa..'' demez. Beyuk Allahum hiç bi foturafçiya barut kokusi koklatmasun...


FOTOFİLOZOFİ

*Gümüş iyonlarını en iyi karartana usta fotoğrafçı derler.
Madam Curie
*Güzel bir olayı tek bir deklanşör darbesiyle kaydetmeyi yeterli görmüyorsan, motorlu ile çalış..
Daimler –Benz

Halkın dilinden
Fotoğraf karlı derler
Bilmem niçin olmuyor
O kadar da çektim
Hiç cüzdanım dolmuyor

Parmağım deklanşöre
Basmaya gayret eder
Deklanşöre bastıkça
Cüzdanım elden gider.




 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa