Editör

Bülent Irkkan

Yayın Kurulu

Leyla Benli
Elif İnan
Nejat Kutup
E.Kemal Mert
Doğanay Sevindik
Aylin Yılmazbayhan






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
Yazı: Serdar Aydın Fotoğraf: Özlem Akdağ

Fotoğraf : Özlem Akdağ


YARIK’LAR VE ÖTESİ
Serdar Aydın

 “ Bakmak her zaman deşifre etmektir: Gördüğüm şey nedir? “ (1)

 ... bir “ yarığın “ arasından geliyoruz dünyaya. Bir tür dışlanmışlık, dışarı atılmışlık, kusulma duygusunu da taşıyarak. Annenin rahminden dışarı atılanı bekleyen dünya, dehşeti ve acıyı çoğaltan bir yer. Belki de bu yüzden, doğar doğmaz ağlamaktayız. Belki de bu yüzden, “ yeterince ağladığımızda ölüyoruz...”

 ... yandaki fotoğraf birkaç değişkenli ve eksenli bir yarığın ve ötesindekilerin fotoğrafı olabilir mi ? 

 ... iki boyutlu uzay içerisinde yarıkların niteliği içinde bulunulan uzayın yüzey yapısına indirgenebilir.. Yüzey yapının belirlenen nitelikleri, yüzey üzerinde oluşabilecek yarıkların niteliğini önceleyecektir. Çok boyutlu eğri yüzeylere geçildiğinde soruların ve yanıtların karmaşıklaşacağı ortadadır. Ancak her durumda, yüzeyin düzenli ve bütünlüklü yapısını bozan, bütünlüğü kesintiye uğratan bir şeydir yarık.

 ... fotoğrafın üst ve alt bölümlerindeki siyah alanlar bütünlüklü yüzey üzerinde oluşmuş yarıkların varlığını öncelemekte. Bu durumun neliğine dair düşünce üretmek, fotoğrafın algılanabilirliği/okunabilirliği açısından bir önseme sayılabilir.

 ... matematik olarak tanımlanmış bir uzayı içindeki olası bir yarık, tanımlama parametrelerinin irdelenmesini, yarığın o parametreler cinsinden ifadesini gerektirir. Dolayısıyla yarığın “ önü “ ve “ arkası “ dediğimizde, aslında bir tür konumlama işlemi yaparız. Uzayı tanımlayan eksen ve koordinat sistemleri bu konumlamada başat öğelerdir. Durulan noktanın konumsallığına göre “ön “ veya “ arka “ tanımlanabilecektir.

 Her haliyle göreli ve tedirgin edici bir durum.

 Kozmoloji açısından “ kara delikler “ bu tedirgin ediciliğin bilimsel karşılığı sayılabilir.Bir kara deliğin koşut uzaylar ya da evrenler arasında geçiş noktası olduğu söylenmekte. Dolayısıyla “ kara delikler “, tanımlanabilmiş evren modeli içerisinde bir tür “ yarık “ olarak değerlendirilebilir. Uzayın yarıldığı, koşut uzayların, evrenlerin geçişimini sağlayan bir yer. Bir sıkışmanın ya da boşalmanın gerçekleşeceği biricik varlıksal alan: kara delik=uzaysal yarık=yarık...

 ... fotoğrafa bakıldığında, üst yatay eksenin ortasından aşağıya doğru akan ve alt yatay eksenden aydınlıklı yüzeylere ulaşan siyah bölgelerin, karanlık ve aydınlık yüzeyler arasında varlıksal bir fark oluşturduğu söylenebilir.Fark geçişim noktalarından itibaren belirginleşir. Karanlık yüzeyden aydınlığı, buruşukluğu, büzülmüşlüğü ile ayrışan yan yüzeylerin oluşturduğu ikili yapı, yüzeylerin özdeş bir uzayda bulunamayacağını göstermekte. Uzaylar arasındaki ilişkin parametreleri, karanlık yüzey ile büzüşen aydınlıklı yüzey arsındaki konumsal ilişkiyi açımlamak için bilinmesi zorunlu veriler. Algılayıcın bu bilgiye sahip olması çok zor. Çünkü, neye bakıldığının ve görülen “ şeyin “ neliğinin belirsizliği başlar. Fotoğraf tuhaf bir “ şey “ in görüntüsünü içeriyor. Ama bu

 “ şey “ in ne olduğu açık değil. Bir tür “kendinde şey”, kendinde varlık söz konusu. Bağıl ilişkiler olabildiğince gizemli. Sorunun “Gördüğümüz şey nedir?den daha çok”ne değildir”

 şeklinde sorulması gerekiyor. Tümdengelim yapılabilir. Kesitler alınarak bir tür tümevarımda uygulanabilir. Ama her durumda kendini ele vermeyen bir şeyi algılamaya çalışmaktayız. Her şey apaçık görünüyor olsa da, bakışın merkezinde yer alan belirsizlik özneye dair anlamlandırmanın da başat niteliği. Bu durumda “gördüğümüz şey” in ne olduğu sorusu kışkırtıcı bir nitelik kazanarak, “göremediğimiz şey” in ne olduğunu da düşündürmekte. Bakış açısının, bakışımı gerçekleştiren öznenin konumsallığı ile olan ilgisi ise gördüğü şeyi anlamlandırıp bir varlık haline getirecek olmanın başat imleyeni.

 ... bizi tedirgin eden bir tür yarığın/yarıkların karşısında olduğumuz söylenebilir. Yarığın önü-arkası, öncesi-sonrası ile ilgili belirsizliklerin, algımızın yanılsamaya dönüşmesine neden olup, bakışın deşifre edici niteliğini kesinlikten uzaklaşan bir bağlama taşıyarak deşifre edenin varlığına içkinleştiriyor. Baktığımız şeyin “ kendinde şey” olma niteliği, bakışımı gerçekleştiren öznenin ilişkilendirme edinime koşut sanki. Yarığın “ ön”ü ile “arka”sı aslında bütünlüklü bir yapı oluşturmakta. Ön ile arka arasındaki geçişim;aynı şeyin bağıl nitelikleri olarak değerlendirilebilir. Görülebilir olanın kesinliği görünemez olanın belirsizliğiyle algısal bütünlüğü oluşturacaktır. Ancak yine de tekinsiz, kaygı verici ve yanılsamaya neden olacak bir durum söz konusu. Yarığın ötesindeki/arkasındaki bilinmeyen, deneyimlenemeyen aşkın “ şey” tedirginliğin başat gerekçesini oluşturuyor. Bu durumun çarpıcı bir çağrışımı da cinsellikle ilgilidir. Yarığın arkasındaki karşılığı doğrudan tenseldir. Kadının cinsel organı “ yarıktır”. Argonun bu organı böyle nitelemesi çıkarımlarımızla şaşırtıcı şekilde örtüşür. Vajina, bütünlüklü kadın bedeninde bir yarıktır. Anatomik yapı , organın iç ve diş dudakları vb. özellikleri dikkate alındığında yarık olma niteliği daha da belirginleşir. Kadın bedeninin bütünlüğü ve tenin sürekliliği vajina ile bozulur. Vajinanın görüntüsü ten üzerindeki bir kesiği anıştırır. Kadının teni, bedeni vajinal bölgede yarılmıştır. Genel anlamıyla cinsel ilişki bu yarığın “ön”ü ve “arka”sında gerçekleşir. Vajinanın önü görülür, duyumsanır, real, ampirik dünyanın imidir. Yarığın arkası, öte tarafı; yani vajinanın içi ise görülmeyen, sezgisel, bu yönüyle de aşkın dünyayı imler. Penis vajinaya girdiği anda bu aşkın dünyanın sırlarını duyumsamaya, bilmeye adaydır. Dolayısıyla cinsel edim, yarığın ötesindeki bu aşkın dünyanın bilgisine ulaşmayı sağlayacak haz dolu bir araştırmadır. Ancak sonuca, yani yarığın ötesindeki gaip bilgisine ulaşılamamıştır. İnsanın varoluşundan beri vajinalara, yarıklara giren bütün penisler bu aşkın bilgiyi araştırmış, ama bulamamıştır. Çünkü cinsel edim başat insani edimlerden biri olmaya devam etmektedir. Yarığın önündeki görülür dünyanın belirliliği, yarığın ötesindeki belirsizliğin ortadan kalmasını sağlayamamıştır. Belki de her şey hazza dair bir kandırmacadır ve bütün savlar boşunadır. Ama kesin olan yarığın karşısındaki öznenin yaşadığı tedirginliktir. Vajinanın insanı yutabileceğine dair korku psikolojik bir arazdır. Ön ve arka, görülüp algılanabilen yarık ve görülenin ötesindeki gaipliğin yarattığı büyük tedirginlik!... Bu tedirginliğin bilgisini arayan süredurum olarak cinsellik ve yan sayfadaki fotoğraf!... Şimdi, bu fotoğrafın bir insanın ayak tabanlarının, topuklarının fotoğrafı olduğunu söylesek, kim inanır? Evet, bir kez daha, hep birlikte sormalıyız: Gördüğüm(üz) şey nedir?

 * Richard Leppert, Sanatta Anlamın Görüntüsü(İmgelerin Toplumsal İşlevi) s.222 İngilizce’den çeviren:İsmail Türkmen.Ayrıntı yayınları 1.basım,İstanbul 2002




 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa