Editör

Bülent Irkkan

Yayın Kurulu

Leyla Benli
Elif İnan
Nejat Kutup
E.Kemal Mert
Doğanay Sevindik
Aylin Yılmazbayhan






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
Yazı: Nilay Özer Fotoğraf: Doğanay Sevindik

Fotoğraf : Doğanay Sevindik

TESBİT EDİLMİŞ YEKPARE BİR AN
Nilay Özer

Fotoğraf, görüntüleri çevirmez, görüntülerden alıntı yapar “ diyor John Berger. Bu alıntı,bakan kişiye hiç bilgi vermeyebileceği gibi,alıntı yapılan mekanın ve zamanın, fotoğrafın dışında kalan kısmını eksiksiz duyumsatacak çok bilgi de verebilir. Doğanay Sevindik’ in Gaziantep Yeşil Kahve’de çektiği fotoğraf hem çok uzun hem de çok yoğun bir alıntıdır. Felsefi ve anlamsal içeriği ile alınarak iki farklı düzlemde okunabilir.

 Yerlerin, kişilerin, şeylerin görüntülerine sahip olma ve onları çoğaltıp saklama imkanı felsefi düzlemi oluşturur. Orada ve o anda varolana bakarken, aynı zamanda fotoğrafçının bakış açısına sığdırdığı bir sınırlığa bakarız. Gördüklerimiz, fotoğrafçının görmemizi istedikleridir. Fotoğrafın sol üst köşesinde iki Osmanlı Sultanının portreleri asılıdır. Bu portreler fotoğrafa tam olarak girmemiştir. Aynı şey sağ üst köşedeki fotoğraf çerçevesi ve altındaki takvim içinde geçerlidir. Fotoğrafçı bir adım geriden bakarak onları kesmeyebilirdi. Ama ne kadar geriden bakarsa baksın bütünü göremeyeceğini böylesine kesin bir biçimde anlatamazdı o zaman.

 Fotoğrafçı aynı anda iki yere bakamaz. Ama fotoğrafçının baktığı yerde bir ayna varsa, ayna fotoğrafçı için bakacaktır. Bir bakışı zenginleştirmenin ve fotoğrafın ufkunu başka bir yere taşımanın en iyi aracıdır ayna. O da karşısında duranların fotoğrafını çekerek ama karşısından çekildiklerinde kaybeder görüntüyü. Deklanşöre basıldığı an ödeşme gerçekleşir. Ayna fotoğrafçı için karşıya baktıysa, fotoğrafçı da ayna için görüntüyü saklamıştır. Aynadaki görüntünün fotoğrafı yalnızca bir ödeşmeyi belirtmekle kalmaz, çok önemli bir şeyin daha altını çizer: Ayna ve fotoğraf ikisi de ışıkla yazdıkları halde yalnızca birisi görüntüyü saklama gücüne sahiptir.  Aynadaki adamın oturduğu sandalyeden kalkması ve aynayı boş bırakması imkansızdır artık. Aşağıda oturan adamdan farklı olarak, hem ayna hem de fotoğraf tarafından çerçevelenmiştir o.

 Orjinali Lonra’da The National Gallery’de bulunan Venedik’li ressam Gentile Bellini’nin 14 Kasım 1480 tarihli Fatih Sultan Mehmet portresi ve bu portre ile başlayan sultan portreleri geleneğinin uzantısı, bilinen en eski Yavuz Sultan Selim portresinin kopyaları, sanat yapıtlarının çoğaltılarak saklanması işlemini vurgular. Yapıldıkları zamandan ve mekandan ve bağlamdan koparılmış olarak Gaziantep’te bir kahvenin duvarına asılmışlar ve “biricik” liklerini yitirmişlerdir. Aynanın sağ tarafında, haklarında ancak tahmin yürütebileceğimiz üç adamın fotoğrafları asılıdır. Böylece baktığımız fotoğraf, Yeşil Kahve’de oturan kasketli adamın fotoğrafı, aynada görüntü oluşan adamın fotoğrafı, yüzyıllar önce yapılmış sultan portrelerin kim bilir kaçıncı kopyalarının fotoğrafı ve üç adamın fotoğraflarının fotoğrafı olarak felsefi içeriğinin zenginliğini ortaya koyar.

 Bakanın birikimi, deneyimleri ve dünya görüşü fotoğrafı anlamlandırmada birinci dereceden etkili olduğundan, fotoğrafın anlamsal boyutuna ilişkin bir okuma çok daha öznel olacaktır. Öyleyse şu noktadan sonra “ ben “ deme hakkımı kullanabilir, “ Ne içindeyim zamanın/ Ne de büsbütün dışında/ Yekpare geniş bir anın / Parçalanmış akışında” dizelerine dayanarak bu fotoğrafın zaman kavramı üzerine bir manifesto niteliği taşıdığını söyleyebilir. Bir yanda 15. ve 16. yüzyılların büyük ihtişamında yaşamış iki sultan diğer yanda kahve sahibinin asil büyükleri, ortada fotoğrafın çekildiği an orada olan iki adam ve fotoğrafın ne için de nede büsbütün dışında olan, ama o ana bugünden bakan “ bizler” var. Takvimse zamanın nasıl sayfa bir simge olarak duruyor duvarda. Takvimden kopan sayfaların açılımını üzerinde taşıyan duvar o kadar eski ve solgun ki, Fatih’in portresi  ortaya 15. yüzyılda asılmış izlenimi yaratıyor. Duvarın üzerinde bir rengi olan tek canlılık belirtisi aynadaki görüntü. Aşağıda oturan adamda aynı renklerle çevrili. Ayna yalnızca” şimdi” yle ilgili değil midir zaten ? Kahvenin şimdisine yeşil renk hakim. Ama o da yoksul yıpranmış bir yeşil.

 Takvimin üstündeki fotoğrafların en genç olanı aynadaki adamın gençliği olabilir. Alnı, burnu dahası tüm yüz hatları destekliyor bu fikri. Diğer iki adam da baba ve dede olmalı. Aşağıda oturan kasketli adam bir başka anlam katmanına çekiyor bizi. Kasketi, şalvarı, yeleği, sigara tutan uzun kemikli parmakları, kara derisi, çatık kaşları ve ataletli ifadesiyle toplumsal bir sorunu gündeme getiriyor. Büyük olasılıkla bir çiftçi. Sultanların süsüne, ihtişamına hiçbir zaman sahip olamamış. Bütün çocukluk bayramları ayakkabısız geçtiğinden, ayaklarıyla ayakkabıları arsında sınıf farkı yok. Onları sandalyenin üzerine kaldırıp kıymetbilirliğini göstermiş. Objektifle ilgili olan yani fotoğrafa bakan tek kişi o.. Bu yüzden fotoğrafı çekilen kişi olarak konumluyor kendini. Bacakları bir dik üçgen oluşturmuş. Böylelikle fotoğrafta hareketli olan tek kişi de o. Çünkü fotoğrafın geneline yayılmış olan dikdörtgenler-sandalyeler, sunta kaplama, çerçeveler, takvim, tuğlalar, ayna, fotoğrafın kendisi-hareketsizliği simgelerken bir üçgen yaratacak biçimde oturan adam uzun süre böyle oturamayacağını, az sonra daha rahat bir pozisyona geçeceğini düşündürüyor.

 Fotoğraf, Velazguez’in Las Meninas (Nedimeler) tablosunu getiriyor akla. Aynadaki adam fotoğrafla ilgileniyor olsaydı. “ bakanın bakılan olduğu” bir konuma geçecekti ve fotoğrafçı, küçük bir açı ayarlamasıyla  aynadan kendini de göstere bilirdi bize. Ama bunlar olmamışken de bakanlara  “Aman Tanrım tablo nerede? Dedirten

 Las Meninas gibi “ Aman Tanrım fotoğraf nerede?” dedirtiyor.

 Alıntının içinden yapılan bir alıntı-ayrıntı olarak aynadaki adamın alnının ve saçlarının aynada yankılandığına ve son olarak aynanın altındaki cılız askılığa dikkat edelim. Tek bir ceketin bile bu askılığa ağır geleceği gibi, bu fotoğraf da kağıda ağır geliyor.




 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa