Editör

Bülent Irkkan

Yayın Kurulu

Tülin Ağca
Leyla Benli
D. Esra Ertürk
Elif İnan
Nejat Kutup
Fulya Köse
E.Kemal Mert
Doğanay Sevindik
Tacettin Teymur
Aylin Yılmazbayhan






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
    Sayılar    Sayı 15    Yol Notları: Venedik
Yol Notları: Venedik Murat Selam

Adriyatik Kraliçesi, Aşıklar Şehri, Festivaller Şehri olarak bilinen Venedik'e geldiğinizde, masallardan çıkmış gibi, her köşesi son derece estetik, koca bir açık hava müzesi sizi karşılar.

M.Ö. II. yüzyılda İllirya'dan gelen Venedik halkı, ilk olarak Euganean Tepesi civarına yerleşmiş ve Treviso, Padua, Este, Belluno gibi yerleşim bölgelerini kurmuşlar. M.Ö.I. yüzyılda bölge Roma idaresine geçmiş. Romalılar yerel halka "diğerleri" anlamında Venetians adını vermişler. Venetians adı sırasıyla Veneti, Venezia ve Venice olarak bugünkü halini almış. Venedik Cumhuriyeti 1797 yılında yıkılarak İtalya Birliğine katılmış.

Venedik 1987 yılında Dünya Kültür Mirası olarak kabul edilip tamamen koruma altına alınmıştır.

Günümüz Venedik yerleşiminin çekirdeğini Rialto bölgesi oluşturur. Planlanan kanalların inşaatı sırasında çıkan toprak, adacıkların güçlendirilmesinde kullanılmıştır. Venedik, Büyük Kanal başta olmak üzere sayısız kanal, 400 köprü ve 118 adacık üzerine kurulmuştur. Bu küçük adacıkların birleştirilmesiyle elde edilen alanlara binalar inşa edilmiştir.

Ünlü Büyük Kanal çevresinde sivil ve resmi binalar yer alır. Büyük Kanal ters bir S harfi şeklindedir. Uzunluğu 3800 m, genişliği bazı yerlerde 30 m bazı yerlerde 70 m dır. Derinliği 5 ile 5.5 m civarındadır. Büyük Kanal şehri ikiye böler bunlardan doğu tarafta kalan St.Marco tarafı daha geniştir. Dükler Sarayı da burada yer alır. Büyük Kanal üzerinde 3 önemli köprü Railway, Rialto ve Accademia Köprüleri yer alır ayrıca 45 küçük kanalcık da Büyük Kanal'a bağlanır.

Rialto köprüsü, Venedik kentinin en renkli mekanlarından biridir. Orijinali ahşap olan köprü 1440 yılında yapılan onarımla adeta yeniden ve yine ahşap olarak yapılmış ve bu onarım sırasında köprüye dükkanlar da ilave edilmiştir. Ortadan, gerektiğinde açılarak büyük deniz taşıtlarının da geçebildiği Rialto Köprüsü'ne bu özellik 16. yüzyılda kazandırılmıştır. Bu mekanizma için mimarlar arasında bir yarışma düzelenmiş Michelangelo, Palladio ve Sansovino gibi tanınmış mimarların katıldığı bu yarışmayı Antonio Da Ponte adlı ünlü olmayan bir mimar kazanmıştır. Kanalın en dar yerine yapılan köprünün ayakları yaklaşık 12.000 adet, çamurlu zemine saplanmış kolon üzerine oturmaktadır. Köprü yalnız iki yakayı birbirine bağlamakla kalmaz aynı zamanda cıvıl cıvıl bir alış veriş mekanıdır. Bütün bu alışveriş keyfinin ötesinde Rialto köprüsünün üzerinden Büyük Kanalın manzarası harikadır.

Tipik bir kanal 4m ile 5 m genişliğindedir ve ulaşım sadece gondolla mümkündür.Bu dar kanallara calhi denir. Calhi'ler, campi adı verilen küçük alanlara açılırlar.Büyük alanlara ise campielli denir.Kanal bazen bir binanın avlusuyla sonlanır, bu alanlara sorti adı verilir.

 

Kanalların her iki yakasında kimisi baston şekerler gibi boyanmış kimi de ham kütükten olan kazıklar görürsünüz. Bunlar gondollar ve teknelerin park yerleridir.

 
 

Gondol kelimesi muhtemelen cymbulo(=küçük kayık) kelimesinden gelmektedir. Bu küçük, asimetrik, alt kısmı düzce olan kayık bir kişi tarafından ayakta olarak kullanılır. Yüzyıllardır gondolculuk babadan oğula geçen bir meslek olmuştur. Bir gondolun boyu genelde 4 veya 5 m, genişliği ise 1 m civarındadır. İlk gondollar 13.yüzyıl sonlarında ortaya çıkmışlardır. 1562 yılında çıkan yasayla tüm gondolların siyah renge boyanması zorunlu hale getirilmiştir.

Her yıl Şubat ayında, Paskalyadan önce Pazar, Pazartesi, Salı ve Çarşamba günleri eğlenceler düzenlenir. Eğlenceler Çarşamba günü doruğa ulaşarak sonlanır. Katolik dünyasında bir önemi olan bu kutlamalar, karnaval geleneğinin devamıdır. Bu dönemde günlük yaşam kuralları kalkar, eğlence hat safhaya çıkar. Bu karnavallarda sosyal statülere bağlı kalmamak ve sınıf farklarını kaldırmak için maske takma geleneği Venedik'te hala sürmektedir. Ayrıca 2 yılda bir yapılan Venedik Bienali, film ve müzik festivalleri kentte sürekli kültürel ve sanatsal etkinliklerin yaşanmasını sağlar. Venedik sokaklarında dolaşırken maske, balo kıyafetleri ve cam eşya üretip satan çeşitli dükkanlarla karşılaşırsınız.

St.Marco Meydanı'na varır varmaz sizi bir güvercin ordusu karşılar. Söylendiğine göre Venedik'e ilk güvercinler Kıbrıslı Tüccarlar tarafından, Venedik Dükü'nün karısına hediye edilmek üzere getirilmiş, bu tarihten sonra da giderek çoğalarak bu meydanın bir parçası olmuşlardır.

 

St.Marco Meydanı Venediğin en güzel anıt binalarından olan Dükler Sarayı ve Sansoviane Kütüphanesi ile çevrilmiştir. Bu geniş alan süslemeleri ve bezemeleri ile hemen dikkati çeken St.Marco Kilisesi ile sonlanır. Alan ilk kurulduğunda pazaryeri olarak tasarlanmış ve kullanılmışsa da 1536 yılından sonra alanın temiz tutulması amacıyla burada pazar kurulması yasaklanmıştır.

 

Alanın deniz tarafında, her iki tarafında birer tane sütun yer alır. Birinin üzerinde St.Marco'dan önce şehrin korucusu olan Bizans Kraliçesi Teodora'nin heykeli diğerinin üzeride ise Kentin koruyucusu St.Marco'yu sembolik olarak temsil eden ve Venedik'in de sembolü olan bronz bir aslan heykeli yer alır. Bu sütunlar Venedik'e 1125 yılında getirilmiş ve bugünkü yerlerine 1172 yılında Rialto Köprüsü'nün de ilk mimari olan Niccola Starantonia tarafından dikilmişlerdir. Eskiden bu sütunların arasında özellikle ölüm suçları infaz edilmekteymiş.

 
 
 
 

St.Marco Meydanı'nın doğusunda yer alan Saat Kulesi, 1496-1499 yılları arasında Mauro Coducci tarafından yapılmıştır. Kulenin iki yanında daha alçak olan binalar 1500-1506 yılları arasında Pietro Lombarda tarafından yapılmıştır. Kulenin üzerinde yer alan terasta bronz döküm olarak yapılan bir çan ve bu çana ellerindeki balyozlarla saat başı vuran iki erkek heykeli yer alır. Bu terastan Lido Adası ve meydanın manzarası gerçekten görülmeye değer.

Venedik, tarih boyunca Avrupa'nın en önemli ticaret başkentlerinden biri olmuştur. Yaşayanların %50'den fazlası geçimini turizmden sağlamaktadırlar. Bu kadar turistik olması ve her şeyin deniz yoluyla taşınması sonucu fiyatlar İtalya'nın geneline göre daha pahalıdır.

Venedik nüfusu 72.000'e kadar düşmüş ve halen azalmaktadır. Yaşlı nüfusun yoğunlukta olduğu Venedik, artık anakarada bulunan Mestre adı verilen yeni şehre doğru kaymaktadır.




 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa