Editörler

Suderin Murat
Gülçin Tellioğlu
Leyla Yücel

Yayın Kurulu

Meryem Akköse
Yağmur Dolkun
Bülent Irkkan
Elif İnan
Nejat Kutup
Mahmut Özturan
Doğanay Sevindik
Zeynep Şişman
Elif Vargı






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
Düğün Fotoğrafları - Efe Babacan


İzmir doğumlu olan Efe Babacan, Turizm ve Otelcilik okulunu bitirdikten sonra turist olup  dünyayı gezdi. Bu geziler sırasında çektiği fotoğraflar beğenilince fotoğrafçı olmaya karar verdi.

Türkiye'de başta İlayda Sanat Galerisi olmak üzere Berlin ve Paris'te eserleri sergilendi. Üç sene Royal Caribbean Cruise gemilerinde fotoğraf müdürü olarak çalıştı. Amerika'nın Las Vegas, Phoenix ve New York şehirlerinde düğün, organizasyon, kurumsal davet fotoğrafçılığı yaptıktan sonra İstanbul'a geri döndü. İstanbul’da fotoğrafçılığa devam etmekle birlikte, başta Photoshop Magazin dergisi olmak üzere çeşitli dergilere yazılar yazmakta, Lütfi Kırdar Kongre Salonu’nun fotoğraf işlerini yürütmekte ve merkezi Miami’de bulunan Image Photo Service adlı fotoğraf şirketinin Türkiye temsilciliğini yapmaktadır.



1- Ne kadar süredir fotoğraf çekiyorsunuz?

Profesyonel anlamda 8 sene oldu diyebilirim.

2- Düğün fotoğraflarına yoğunlaşmanız nasıl oldu?

Düğünlere her zaman ilgim vardı, davetli veya davetsiz düğünlere gider ve insanları gözlemlerdim. Las Vegas’da evlenip, ABD’ne yerleşince bu işin büyük bir sektör olduğunu farkettim ve kurumsal davet, portre, ürün fotoğrafçılığını ikinci planda tutarak düğünler üzerinde yoğunlaştım.

3- Neden düğün fotoğrafı çekiyorsunuz? Sizin için cazibesi nedir? Ekonomik olarak mı, yoksa ortaya çıkan malzeme açısından mı tercih ediyorsunuz?

Ben manzara veya ürün fotoğrafları değil de, insanların fotoğraflarını çekmeyi seviyorum. Kamerayı elime aldığımda herhangi birisini 2 saat boyunca hiç durmadan pozlayabilir ve 200 adet güzel fotoğraf çekebilirim. Ortaya çıkan sonuçta maddi ve manevi olarak çok tatmin edici. Fotoğrafları gelin ve damada teslim ettiğimde duygulanıp ağlayanlar bile oldu.

4- Farklı ülkelerde düğün fotoğrafları çektiniz, temelde büyük farklılıklar
var mı, yoksa düğün her yerde aynı mı?

Ülkeden ülkeye göre farklılık yok, kültür ve gelir seviyesine göre yaklaşımlar değişiyor. Biz sıcakkanlı Akdeniz insanı Türkler olarak düğünlerde daha hareketli ve çoşkuluyuz. Beş-altı bayanın aynı anda lavaboya gidip, düğündekiler hakkında kritik yapması da ne kadar kollektif bir yapıya sahip olduğumuzu gösteriyor.

5- Bugüne kadar düğün fotoğrafı için kaç ülke dolaştınız?

Alaska buzullarından Karayipler’deki egzotik adalara kadar değişik yerlerde düğün fotoğrafları çektim. Şimdi sırada Eylül ayında bir Hint düğünü ve belki de Kongo’da bir düğün var ama hayatımın geri kalan kısmını İstanbul’da geçireceğim. İstanbul ve fotoğrafçılık benim aşkım.

6- En çok hangi ülkenin düğünleri zengin? Biraz detaylandırarak anlatır
mısınız?

Rengarenk yöresel kıyafetleri, değişik gelenekleriyle Hint, Vietnam ve Kamboçya düğünleri diyebilirim. Hintliler astrolojiye çok düşkün, tapınakta başlayan ritüelleri sabah erken saatlerden gece geç vakitlere kadar devam ediyor.


7- Fotoğraflardan yola çıkarak anlatırsanız, ülkeler için ne ifade ediyor
düğünler?

Düğünler iki yarım kişinin bir bütün olarak birbirini tamamladığı, bir aile kurulmasına giden yoldaki ilk günün merasimidir.

8- En kolay ve en zor düğün fotoğraflarını nerede çektiniz, bunun gerekçelerini anlatır mısınız?

En zor düğün fotoğraflarını New Mexico’da bir Navaho Kızılderili ailesinin düğün fotoğraflarını çekerken yaşadım. Çünkü çektiğim ilk büyük prodüksiyon düğündü. Bir nevi ilk defa milli olmanın heyecanını yaşıyordum. O ilk heyecanı atlattıktan sonrakilerin gerisi hepsi kolaydı. Bir profesyonel olarak düğünden kaçan gelin, bayılan damadın dedesi, papazla kavga edip kilisedeki merasimden atılmam, unutulan yüzükler, başlık parası yüzünden çıkan kavga beni heyecanlandırmadı bile çünkü her şeye hazırlıklısınız.

9- Dışarıyla kıyasladığınızda Türkiye’nin düğün fotoğrafçılığında geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bir fotoğraf stüdyosunun vitrinindeki Aladdinin sihirli lambasının dumanlarının içinden çıkan bir damat veya çekilen 50 karenin hepsinde damat ve gelinin birbirine bakması ve arkadaki kırmızı güllerin havada uçuştuğu derecede bir yaratıcılık beni endişelendiriyor. Bence İstanbul’da bu işi iyi yapan  5-6 tane iyi düğün fotoğrafçısı vardır. Düğün fotoğrafçılığında bir yere gelinemedi çünkü genel olarak Türkiye’de düğün fotoğrafçısının karizması yoktur. Otellerdeki anlaşmalı düğün fotoğrafçıları da davetlilere satış yapma kaygısı yaşadıklarından estetik, sanatsal fotoğraflara zamanları yoktur. Bir evlilik haberinde de gelinlik Chanel’den, ayakkabı Divan’dan, balayına Seyşel Adaları’na gidecekler kısmı vardır ama fotoğrafları kimin çektiğine yer vermezler.


10- Yabancı bir ülkeden geliyor olmak, farklı ülke düğünlerinin fotoğraflarını çekmede artı bir durum mudur?

Eğer siz iyi bir dansçıysanız, herkesle dans edebilirsiniz, iyi bir futbolcuysanız her maçta gol atabilirsiniz, fotoğrafçılıkta da böyledir.

11- İyi bir düğün fotoğrafçısı nasıl olmalıdır?

Kimi zaman geri planda durmalı ve görünmez olmalı, kimi zaman kendini ön planda tutup etraftaki tüm kontrolü ele geçirmeli ve insanları yönlendirmelidir. Çekim başlayınca ben artık düğün fotoğrafçısı olmanın dışında, damat ve gelinin bebek bakıcısı, psikoloğu, uşağı, arkadaşı, gölgesiyimdir. Kontrol dışında gelişen aksilikleri önlemek için bir diplomat, insanları gülümsetmek için animatör olmalısınız. Biraz iddialı olacak ama ben tek başıma bir orduyum.

12- Siz farklı ülke düğünlerinin stand-up’ını da yaptınız. Bu kadar çok malzeme var mı gerçekten?

Aslında tek bir olay anlatmak zor. İsterseniz siz seçin veya hepsini yazın.

Gelinler yerine inekler, boğalar

Las Vegas’da 3 ay yaşadıktan sonra nüfusunun çoğunluğunu Kızılderililerin oluşturduğu Gallup adında bir kasabaya taşındım. Büyük ümitlerle gittiğim kasaba meydanında sadece 3 tane fotoğraf stüdyosu vardı. Buradaki stüdyolara çalışmak icin başvurduğumda sahibi Zulu kabilesinden olan bir adam, bana bu aralar fazla düğün olmadığını ama önümüzdeki günlerde yapılacak rodeo festivalinde yarışacak kovboyları çekebileceğimi söyledi. Ben iyi bir düğün fotoğrafçısı olma yolunda giderken atacağım ilk adım rodeodaki ineklerin ve boğaların fotoğrafını çekmek olmuştu…

Düğünden kaçan gelin

Bir keresinde Afgan pilotla evlenecek Amerikalı bir gelin, çekimlerin ortasında hiç bir şey söylemeden kaçıp gitmişti. Bu kaçışın nedeni de tören yerinde tam zamanında olmak ve konukları bekletmeme isteğiydi. Durumdan utanan Afgan damat bana ve asistan fotoğrafçıya gecenin sonunda çok büyük bir bahşiş vermişti…

Papaz ve golfçülerle kavga

Stresli gelinlerden başka bir sorun da kiliselerdeki papazlardı. Bazıları tören sırasında bizim fotoğraf çekmemizden hoşlanmaz, hatta buna izin vermezdi. Çoğu zaman flaşsız, uzaktan zoom lensle, gizli bir şekilde tören fotoğraflarını çeksem de, bir defasında yakalanmış ve çok kötü azar işitmiştim. Golf kulüplerindeki düğünlerde de kimi zaman golfçüler zorluk çıkarırlardı. O güzel yeşilliklerde biz damat ve gelini ölümsüzleştirmek isterken, onlar da oyunlarının bölünmesini istemezlerdi. Golf de yoğun konsantrasyon isteyen bir spor ne de olsa!

Piramit!

Bence, artık gelinin damadın ayağının üstüne basması dışında da renk getirecek şeyler yapılmalı. Yine bir Amerikan düğününde aşırı alkol alan damat ve arkadaşları piramit yapmaya çalışmış ve herkese çok eğlenceli dakikalar yaşatmışlardı. Düşünsenize en altta dört kişi, onun üstünde üç ve onun üstünde iki şeklinde gidiyor. Tabii ki bu ihtişamlı piramit en üste çıkacak kişinin dengesini kaybetmesi ve herkesin yere düşmesiyle son bulmuştu. Sanki 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı gösterileri.. 

Buzullarda düğün, nikâh şahidi foklar!

Alaska’da helikoptere binerek sadece helikopter pilotu, damat, gelin ve nikâh memurundan oluşan buzulun üstünde çektiğim bu çok soğuk ama çok orijinal, davetlilerin sadece foklardan oluştuğu buzullar üstündeki düğün eksi 10 derecede gerçekleştiği için donma tehlikesi geçirdik ve az kalsın zatüre oluyordum.

İtfaiye!


Phoenix’de bir düğünde grup fotoğrafı çekerken dengesini kaybeden yaşlı bir beyefendi, basamaktan düşüp, önündeki bayanla birlikte yere yuvarlandı. Yarım saat kadar çekime ara verdik. Ambulans yerine itfaiye arabası geldi. Burnu kanamasına rağmen, önemli bir şeyi olmadığı anlaşılınca eğlence ve çekimler devam etti. Biz de gelin ve damadı o güzel kırmızı itfaiye arabasının önünde çektik. Bu meslekte biraz fırsatçı olmakta fayda var.

Meksikalı Temizlikçi!

Aloe Vera firmasının sahibinin kızının düğününü JW Marriot otelinde çekiyorduk. Ferrari arabayla gelip, faytonla ayrıldıkları tören bahçesini tören anında yukarıdan görüntülemek istedim. Otelin en üst katına çıkıp, kapısı aralanmış odaya girerek Meksikalı temizlikçiyle flört ettim. Böyle bir otelde oda temizlenirken görevliden başkasının odada olması kesinlikle yasaktır. İspanyolca bildiğim tüm iltifatları ettim,
temizlikçiden izin aldım ve balkona çıkıp, yukarıdan tüm töreni görüntüleyen fotoğrafları çektikten sonra temizlikçiyi öptüm ve koşarak tören bahçesine geri döndüm. Sonra birkaç hafta sonra aynı otelde çekim yapınca, karşılaştık ve ayaküstü konuştuk.


13- Düğün fotoğrafları bundan sonra da aynı şekilde devam edecek mi, yoksa başka bir biçimde mi sürecek?

İnsanlar aşık olacak, yeni aşklar yaşanacak, evlenecekler ve düğünlerdeki o güzel kareleri yakalamaya devam edeceğim. Teknolojinin gelişimine, dünyadaki ekonomik, siyasi ve kültürel değişimlere göre düğünlerdeki o güzel anları kendi çizgimde ölümsüzleştirmeye devam edeceğim. Ölümsüzleştirmek derken, bir düğünden geriye ne yenilen pasta, ne dinlenen müzik, sadece fotoğraflar kalıyor..

                                                Son

 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa