Editörler

Suderin Murat
Gülçin Tellioğlu
Leyla Yücel

Yayın Kurulu

Meryem Akköse
Yağmur Dolkun
Bülent Irkkan
Elif İnan
Nejat Kutup
Mahmut Özturan
Doğanay Sevindik
Zeynep Şişman
Elif Vargı






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
    Sayılar    Sayı 20    DOĞUM    4mm - Peral Kosar
4mm - Peral Kosar

Eşimle tanıştıktan altı ay sonra büyük bir aşkla evlendik. İlk senemizi dolu dolu geçirdikten sonra en çok da ben olmak üzere, çocuk sahibi olmak istedik. Eşim gençliğinde kanser tedavisi gördüğünden, bir sağlık problemi olup olmadığını merak edip bir tüp bebek merkezine giderek testlerden geçti. Testlerin sonuçları pek parlak çıkmadı. Çocuk sahibi olabilmemiz için “aşılama” yöntemini deneyebileceğimiz ve benim de test yaptırmam gerektiği söylendi. Test sonucunda yumurtalık kanallarımın ikisinin de kapalı olduğunu ve ancak birisinin açılabileceğini öğrendim. Tam bir hayal kırıklığı. Bunun üzerine “aşılama” yönteminin başarılı olamayacağı ve ancak “tüp bebek” yöntemiyle hamile kalabileceğim söylendi. Normal yolla hamile kalma olasılığımın %2 olduğunu da ilettiler. Hayallerimiz gitgide dibe vurmuştu. Hem manevi hem de maddi olarak çökmüştük.

İnternetten eşim için vitaminler araştırarak başka çareler bulmaya çalışıyordum. Sonuç olarak eşim bulduğum vitaminleri kullanmaya başladı. Bu arada tüp bebek için maddi olanaklarımızı zorlamaya da devam ediyorduk. İçimde bir inanç hep, bir gün olacak bir gün muhakkak olacak diyordu. Bir kart hazırlayarak, iş arkadaşlarımın olacak bebeğim için güzel dileklerini bu karta yazmalarını istedim. Gözümün önünde olsun, dileğim hep aklımdan geçsin diye anneannesi de minik ayakkabı ve minik eşyalar almış. İş yerindeki bilgisayarımın başına koydum onları da. Bütün sevdiklerimle beraber tek yürek olup, bütün enerjimizi evrene gönderdik. İki haftada bir gebelik testi alıp kendimce bir umut deyip denemeler yapsam da olumlu sonuç alamadık. Tam bir ay sonra, 1 Ekim 2007’de alışkanlık haline getirdiğim gebelik testini tekrar uyguladığımda, test sonucu iki çizgi gösteriyordu. Aman Allah’ım! Ayağımda terliklerle eczaneye koştuğumu hala hatırlıyorum “Bu gebelik testleri ne kadar doğru çıkar” diye sordum. “%98 doğrudur” dediler. Sonucun yanlış çıkmış olabileceği endişesiyle bir tane daha gebelik testi aldım. Koşarak eve geldim ve tekrar denedim. “EVET HAMILEYDİM” İnanamadım. Eşimi aradım. Arabayla köprüyü geçiyormuş, neredeyse tam bir ŞOK yaşadı. Kan testi en doğru sonucu verir diye akşam hastaneye gittik. Akşam saat 20:00’den test sonucunu beklediğimiz 22:30’a kadar saatler nasıl geçti, midemize nasıl kramplar girdi size anlatamam. Test sonucunu öğrenmeye gittiğimizde doktor bana dönerek “Peral Hanım tebrikler, beş haftalık hamilesiniz” dedi. Eşimle birlikte nasıl ağladığımızı anlatamam. Evrene gönderdiğimiz güzel enerjimiz, mesajlarımız, benim, ailemin ve dostlarımın iyi düşünceleri dileğimizi gerçek yapmıştı. Ertesi gün hemen doktor muayenehanesine koştuk. Ultrason sırasında ekranda sadece 4mm. olarak göründü bize minik serseri. Minicik bir nokta şeklindeydi. Tam bir MUCİZE BEBEKTİ! Doğana kadar adını “4 milim” koyduk İçimde hep bir kızım olacağı duygusu vardı.

Hamileliğim çok rahat, huzurlu, sağlıklı ve çok güzel geçti. Hiçbir müdahaleye gerek kalmadan 39 haftamı tam bir güzellik içerisinde yaşadım. Sıkıntım, endişem, rahatsızlığım hiç olmadı. Hamileliğimin beşinci ayından itibaren doğuma kadar, bebeğime düzenli olarak klasik müzik dinlettim. Büyük bir kulaklık aldım. Kulaklığı karnıma koyup bebeğime saatlerce klasik müzik ve opera dinlettim. Alternatif tıp yöntemi olarak reiki uygulaması yaptım. (Bu; huzurlu, sağlıklı ve rahat olmasını sağlıyordu.) Kızımı dokuz ay büyük bir ümitle ve sevgiyle içimde büyüttüm. Sürekli karnımı okşayarak, onu severek ve hatta babasının öpücükleriyle onu şımartarak büyüttük.

Kardeşim Yağmur, hamile olduğumu duyar duymaz “Doğum fotoğraflarını ben çekmek istiyorum” dedi. Süper! Böylece doğum fotografçısı aramamıza gerek kalmadı “Doğum sancılarımdan doğuma kadar her saniyeyi çekmeni istiyorum. Bebeğim ilerde albüme baktığı zaman annesiyle beraber nasıl bir mücadele verdiğini görsün” dedim.

Hamileliğimin 39. haftasına girmiştim. 24 Mayıs’ı 25 Mayıs’a bağlayan gece sürekli sancıyla  uyanıp tuvalete koşuyordum. Doktorum yalancı sancıların olabileceğini söylemişti. Ben de bu sancılara aldırmadım. Sabaha kadar aralıklarla sürdü. Sabah erkenden kahvaltı ederken sancılar gidip geliyordu, doktoru aradık. Hastaneye giderek NST çektirmemizi istedi. Ayağımda terliklerle, kıyafetime hiç özen göstermeden hastaneye gittik. Nöbetçi doktor, NST sonucuna göre sancılarımın başladığını söyledi. Mucize bebeğimiz sonunda yolculuğunu tamamlayarak anne ve babasıyla tanışmaya geliyordu. Ama ikinci ŞOK’u o zaman yaşadık Başından beri epidural normal doğum yapmayı istiyordum. İnat edip oniki saat normal doğum sancısı çektim ama olmadı, başaramadık. Bebişim tontiş olduğundan kanallardan geçemedi. Sezeryan doğuma zor ikna oldum. Akşam 21:50’de aldılar beni. Yağmur bir dakika bile ayrılmadı yanımdan. Her saniyeyi fotoğraflıyordu, hatta duvardaki saati bile çekmeyi ihmal etmemiş. Ameliyathaneye beraber gittik. Doğum yapan diğer annelerin yakınları, koridordan  ameliyathaneye beni alkışlarla uğurladılar. “Hemen döneceğim, bekleyin beni!”

Çok çabuk oldu her şey… Yirmi dakika sürdü topu topu… Sersem halde odama çıkardılar beni. Bir uğultu, bir gürültü, herkesten bir ses çıkıyordu, sesler beynimde patlıyordu. Herkes bir şey söylüyordu ama anlamıyordum. Pembe kıyafetli hemşireyi hatırlıyordum, kucağında minicik beyaz bir yumak tuttuğunu görüyordum. Kucağıma verdi onu. Minicik gözleriyle gözgöze geldik. Birbirimize baktık. Gözleri açıktı ve bana bakıyordu. Çekik gözlü kıpkırmızı bir şeydi. Boynuma dayadım ve sımsıkı sarıldım ona. Kokladım uzunca, içime çektim kokusunu. Yıllarca beklediğim anın doyumsuz hazzını tadarak, içimden, sessizce ve kalbimin sesiyle ona söyledim: “Yıllarca seni hayal ettim. Yıllarca seni bekledim. Hep bir kızım olmasını istedim. Adı hep belliydi zaten. İyi ki geldin, nihayet buluştuk. Ben senin annenim. Mucize bebeğim, ZEYNEP kızım hoş geldin dünyama…”










Fotoğraflar: Yağmur DOLKUN




 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa