Editör

Bülent Irkkan

Yayın Kurulu

Tülin Ağca
Leyla Benli
D. Esra Ertürk
Elif İnan
Nejat Kutup
Fulya Köse
E.Kemal Mert
Doğanay Sevindik
Tacettin Teymur
Aylin Yılmazbayhan






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
İzahlı Orhan Cem Çetin Külliyatı

GİRİZGAH

Orhan Cem Çetin, Türk fotoğrafındaki yenilikçi ve deneysel objektiflerden biri. Onun “işleri”, bize fotoğrafın da tüm sanat dallarında olduğu gibi enstantanelerin rastlantısallığından ziyade öncelikle sanatçının zihninde oluştuğunu gösteriyor.

Bir süre önce geniş katılımlı bir kutlama yemeğinde, aynı masaya düştüğümüzde Orhan Cem Çetin’in dizüstü bilgisayarının yanında olması (hiç bir şey rastlantı değildir) bu projenin ortaya çıkmasına neden oldu. “Masaüstündeki”dosyalara, şekerleme sandığına düşmüş çocuklar gibi saldırdık, bir yandan projelerini bize gösteriyor, bir yandan da bunlara dair konuşuyorduk. Kendi adıma fotoğraf adına geçirdiğim en güzel zamanlardan biriydi. Bu keyfi herkes yaşamalı duygusu ile ne yapabiliriz sorusunu birlikte sorduğumuzda, sizlere, Orhan Cem Çetin’in seri halinde bir retrospektifini sunmak istedik.

Böyle bir projeyi, Fotografya’da ilk kez deniyoruz. Bir fotoğrafçının tüm çalışmalarını, onun dilinden de dinleyerek bir seri halinde yayımlamak ve onun şu ana kadarki çalışmalarının bir külliyatını oluşturmak hayli iddialı bir fikir. Ancak, eminim ki, sizler de en az benim o gece aldığım kadar zevk alacaksınız bu köşeden. Bu bölümde, her sayıda Orhan Cem Çetin çalışmalarını sizlere kavramsal bütünlükleri içinde sunacağız. 'Tanıdık Şeyler' ile başlıyoruz.

Paylaştıkça çoğalmak umuduyla....

Leyla Benli

Orhan Cem Çetin kimdir ? tanıyalım..

TANIDIK ŞEYLER’in hikayesi

Tanıdık Şeyler serisi, yani benim ilk doğru dürüst ortaya çıkışım, kendi bulduğum (en azından öyle olduğunu düşündüğüm -zira hiçbir kaynakta başkasının da yaptığını bugüne dek okumuş değilim) bir karanlıkoda tekniğinden kaynaklanıyor. Bu fotoğraflar, bire bir boyutta kağıt negatiflerden elde edilmiş renkli kontakt baskılardır. Tamamı elle renklendirilmiştir. Ancak, renklendirme siyah-beyaz kağıt negatif üzerinde, negatif renklerle ve guaj ya da kuru boyalar gibi örtücü olmayan, mürekkep benzeri sıvı saydam boyalarla (örneğin Ecoline) yapılmıştır. Sonuçta elde edilen baskı renkli fotoğraf kağıdı üzerindedir ve herhangi bir boya taşımamaktadır. Kağıt negatifler, agrandisörde 35mm diaların 18x24 cm boyutlarında Ilford Multigrade siyah-beyaz kağıtlara pozlanmasıyla elde edilmiştir. Multigrade kullanılmasının nedeni, spektral duyarlığının daha geniş olması nedeniyle renkli görüntüden daha iyi ton elde edilebilmesi ve kağıdın sırtında marka yazılı olmamasıdır (!). Kontakt baskı sırasında kağıt negatife herhangi bir saydamlaştırma işlemi yapılmamıştır.

Heyecanlı bir yöntemdir. Zira renklendirme sırasında pozitif baskıda ne renk elde edeceğinizi ancak yaklaşık olarak bilebilirsiniz ve doğru baskı diye bir şey de yoktur. Ama genel kural negatif renkler kullanmaktır. Örneğin, yeşil elde etmek icin magenta (siklamen rengi), sarı elde etmek icin mavi, kırmızı elde etmek için turkuvaz (cyan-cam göbeği) tonlari kullanmaniz gerekir. Yöntemi uygulayabilmeniz için, kendi karanlıkodanızda hem siyah-beyaz hem de renkli fotoğraf basabiliyor olmanız gerekir.

Tekniği aşama aşama anlatmak gerekirse:

1. Önce, bir dia çekilir/seçilir. Renk değerlerinden ziyade ton değerleri dikkate alınır. Zira dianın orijinal renkleri baskıda ortadan kalkacaktır.

2. Bu dia agrandisöre yerleştirilir ve tıpkı siyah-beyaz baskı yapılıyormuş gibi bir baskı yapılır. Bu baskının boyutu önemlidir, zira sonuçta elde edilecek ürün aynı boyutta (ya da kesilerek daha küçük) olacaktır. Benim boyutum 18x24 cm idi.

3. Renkli diadan yani pozitif görüntüden siyah-beyaz kağıda baskı yapıldığında, sonuç bir negatif görüntüdür. Burada kritik bir nokta var: Klasik siyah-beyaz kağıdın renk duyarlığı mavi ışıkla sınırlıdır (ortokromatik). Kırmızı içeren renkler, kağıdı pozlamayacak ya da çok daha az pozlayabilecektir. Bu da, diadaki renklerden kayıpsız ton elde edilmesini önler. İdeal olarak, Kodak Panalure benzeri, renkli negatiften siyah-beyaz baskı yapmaya yönelik pankromatik bir kağıt kullanılmalıdır. Ancak ülkemizde bunun temini neredeyse imkansızdır. Pankromatik renk duyarlığına en yakın malzemeler ise piyasadaki değişken kontrastlı siyah-beyaz kağıtlardır. Bu malzemelerde kontrast değerleri agrandisör ışığının rengi değiştirilerek denetlendiğinden, renk duyarlığı çok daha geniştir. Ben o dönem Ilford Ilfospeed Multigrade plastik tabanlı, parlak kağıt kullandım. Bir başka kritik nokta, kağıdın sırtında herhangi bir marka, logo vs bulunmamasıdır. Zira, son aşamada görüntü renkli kağıda kontakt baskı ile aktarılacağından, logolar da görüntüye karışır.

4. Şimdi elinizde, diadan elde ettiğiniz bir baskı var. Ancak görüntü, dianın büyük bir negatifi. Artık renklendirmeye başlayabilirsiniz. Buradaki kritik nokta, renklendirmenin baskıdaki beyaz ya da gri ton alanlarında kendisini gösterebileceğidir. Diada beyaz ya da çok açık tonlu bir bölge, kağıtta koyu gri veya siyah olacaktır. Kağıdın o bölgesi zaten kapanmıştır. Buraya tekrar boya uygulamanın bir anlamı yoktur. Baskının ancak ışık geçirebilecek bölümleri renklendirilebilir. Herşey negatif olarak düşünülmelidir. Boyanın kalınlaşması/koyulaşması, baskıda rengin açılmasına yol açar. Boyanın negatifteki koyu alanlara taşması önemsizdir, zira bu alanlar sonuçta zaten beyaz olacaktır, vs.

5. Renklendirme sırasında, renk teorisini iyi bilmek ve önceden bir palet hazırlamak sonuç üzerindekikontrolu artırır. Bunun için negatif hazırlamakta kullandığınız kağıtlardan birini sadece saptama banyosundan geçirip, beyaz bir kağıt elde edin. Bunun üzerine, renklendirmede kullanabileceğiniz türlü renkleri ayrı lekeler halinde sürün. Kuruduktan sonra, oluşturduğunuz negatif paleti bir yaprak renkli fotoğraf kağıdının üzerine emülsiyon emülsiyona gelecek şekilde yerleştirin (palet üstte, başaşağı, renkli kağıt altta) ve tam temas olması için üste kalın ve temiz bir cam yerleştirin. Agrandisörün ışığını açıp, ortalama bir renk ayarıyla pozlayın. Renkli kağıtların baz duyarlığı, herhangi bir renkli negatif filmin turuncu zeminine (mask) göre olduğundan, daha iyi sonuç elde etmek için agrandisöre boş bir renkli negatif film parçası koyun. Işık alttaki renkli kağıda üstteki boyalı kağıdın içinden geçerek ulaştığından, ışık kaybı fazla olacaktır. Pozlama süresi aynı yükseklikten yapılan normal bir agrandisör baskısına göre en az 2 stop daha fazla olmalıdır. Renkli kağıdı banyo edin. İyice kuruttuktan sonra üzerindeki renk lekelerini ve zemini inceleyin. Zeminde doygun bir siyah, lekelerde yeterli renk ayrışması elde edene kadar yeni provalar alıp baskı ayarlarını belirleyin. Filtre değerlerini, agrandisörün yüksekliğini, diyafram değerini ve pozlama süresini not edin.

6. Şimdi, elinizde karşılaştırmalı bir palet var. Ne renk mürekkebin baskıda hangi rengi vereceğini iki baskıyı karşılaştırarak görebilirsiniz. Bundan sonrası, paletin oluşturulması ile aynıdır. Siyah-beyaz negatiflerinizi sonucu hayal ederek, (boyaları sulandırıp suluboya fırçaları ile uygulayarak) renklendirip, kontakt baskı ile renkli kağıda aktarıp sonucu merakla bekleyeceksiniz. Dilerseniz kazıma, kuru boya veya flomaster kalemle boyama gibi alternatif yöntemler deneyebilirsiniz.

7. Siyah-beyaz basabiliyor, renkli basamıyorsanız ne olacak? Bugün şunu da yapabilirsiniz: Diadan kağıt negatifinizi elde ettikten sonra dilediğiniz gibi renklendirin (yine negatif mantığı ile). Sonra bir masaüstü tarayıcıda tarayın ve Photoshop ya da benzeri bir yazılımla (“invert” komutunu kullanarak) negatife çevirin. Işıkla elde edilmiş baskının yerini tutmasa da, hiç yoktan iyidir!

Yöntemin büyük lekeler ve grafik etkisi fazla olan görüntüler üzerinde daha iyi durduğunu düşündüğümden, temalar da nispeten yalın, belirgin leke ve çizgilerden oluşan konulardir. Serinin düşünsel içeriği pek yoktur. Daha çok görsel hazza dayalıdır ve belki meditatiftir. Resim duygusunun fazla olması nedeniyle ağır eleştirilere uğramıştır. Oysa bu görüntülerin resim diliyle ilgisi yoktur ve fotoğrafrenklendirmek benim buluşum da değildir. Fotoğrafların elle renklendirilmesi fotoğrafçılığın tarihi kadar eskidir.

Tanidik şeyler ilk kez İstanbul'da Refo Fotoğraf Galerisi'nde (1988), daha sonraki yıllarda ise Ankara'da İbrahim Demirel'in
Sanatyapım isimli galerisinde sergilenmiştir.

 

 

 

 
 
 
 
 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa