Editör

Bülent Irkkan

Yayın Kurulu

Tülin Ağca
Leyla Benli
D. Esra Ertürk
Elif İnan
Nejat Kutup
Fulya Köse
E.Kemal Mert
Doğanay Sevindik
Tacettin Teymur
Aylin Yılmazbayhan






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
    Sayılar    Sayı 14    Sırt Çantalılar
Sırt Çantalılar Faruk Akbaş

Biz fotoğrafçıların sürekli gezmek, keşfetmek ve belgelemek gibi güzel bir sorumluluğumuz var. Bu konuda son yıllarda fotoğrafın yaygınlaşması, teknik yenilikler, gezi bilinci, iletişim ve ulaşımdaki gelişmelerle birlikte yerli ve yabancı gezi yayınlarının da katkısıyla gelişmeler, daha çok biçim kaygısının öne çıktığı tanıtım fotoğraflarının artmasına yaradı. Eksik olan, daha çok yapılması gereken "insana dair" ve "fotoğrafça" söylemi olan Türkiye fotoğraflarıdır. Bunun için de daha çok bilgiye, emeğe ve tabi ki daha çok sırt çantalı fotoğrafçıya ihtiyaç var.

Ben çevremdeki fotoğrafçı dostlarımı bazı yerlere davet ettiğimde hepsi "oraya çok gittik, tekrar ne yapacağız" diyorlar. Oysa herkesin çok iyi bildiğini zannettiği bir çok yöre, içinde bir çok sır barındırabilir. Üstelik konu, Anadolu gibi bakir bir yerdeyse. Örneğin Fethiye'ye gitmiş pek çok fotoğrafçı, Fethiye'ye bağlı Üzümlü beldesini ve buranın dokumalarını,
Akdağ'daki develi Yörükleri, Yediburunlar fiyortlarını gören Alınca Köyü'nü, bilmez.

Ya da Dalyan'ı herkes bilir ama, Eren Dağı'nda yapılan Şamanizm'den kalma festivalden kaç kişinin haberi vardır?


Biz hep batının doğuya göre daha gelişmiş olduğunu biliriz. Ama İzmir'e sadece 60-70 km uzaklıkta bulunan köylerde hala yağmur duası eden, bunu gelenekselleştirmiş köyler var.

Ağrı Dağı'nı düşünün... Ağrı Dağı dünyaca bilinen, Türkiye için çok önemli bir dağdır. Ağrı Dağı'yla ilgili pek çok efsane, masal, ezgi ya da film vardır ama fotografları var mıdır? Neyse haksızlık etmeyelim; bir, iki kare var. Onlarda Ara Güler ve Sami Güner'in çektiği fotoğraflar. İyi ki zamanında fotoğraflamışlar.

Kapadokya'nın da tam bir fotoğraf platosu olduğu şüphesiz. Ama Kapadokya'dan da aklıma sadece İbrahim Zaman'ın arkada Erciyes Dağı, önde Ortahisar Kalesi bulunan klasik fotoğrafı geliyor.

Türkiye'nin değerlerini ortaya çıkarmak için çaba sarf edenler de yok değil. Erdal Yazıcı'nın kendi çabasıyla yaptığı el sanatlarına olan fotoğraf yolculuğu ya da AFSAD'ın Güneydoğu çalışması göz ardı edilemeyecek, emek sarfedilmiş çalışmalar...

Gezi fotoğrafçısı denince de aklıma, Fikret Otyam, Ara Güler, Sami Güner, Şakir Eczacıbaşı, Gültekin Çizgen, İzzet Keribar, İbrahim Zaman isimleri ve onların albümleri geliyor. Sabit Kalfagil'inki de yakında çıkıyormuş... Yalnızca bu kadar.

Globalleşme denilen süreçle birlikte her geçen gün bir çok değerimizi kaybediyoruz. Bunun için de fotoğrafçılara daha çok iş düşüyor. Çalışmaların kalıcı kılınmaları, sonuçlandırılmaları gerekiyor. Yoksa her şey uçup gidiyor. Önemli olan bol bol yolculuk etmek, fotoğraf çekmek ve bunları bir kitapla ya da kalıcı başka bir ürünle sonuçlandırmak.




 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa