Editör

Bülent Irkkan

Yayın Kurulu

Tülin Ağca
Özlem Bağcı
Leyla Benli
D. Esra Ertürk
Elif İnan
Nejat Kutup
Fulya Köse
E.Kemal Mert
Doğanay Sevindik
Tacettin Teymur
Aylin Yılmazbayhan






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
Solan Renkler: "Anadolu'ya Bir Göre Borçluyuz" Cengiz Akduman

Nevşehir'den Niğde'ye giderken 4 km sonra sağda Göre kasabasını koca bir kayaya yaslanmış olarak göreceksiniz. Eğer zamanınız elveriyorsa hemen kasabaya girip tepelere doğru tırmanmaya başlayın. Tırmanmaya başlamadan önce yol kenarından yerle bir edilmiş evleri izleyin. İnsan eliyle harabeye çevrilmiş o güzelim taş evler ile aranıza giren yemyeşil ağaçları daha fazla sevgiyle ama hüzünle izleyeceksiniz.

Yüzlerce yıllık Göre evlerinin 1985 yılına kadar sapasağlam ayakta olduğunu ve kasaba halkının burada yaşadığını duyduğunuzda evlerin bu hale nasıl geldiği konusunda merakınız giderek artmaya başlayacak.

Düğün yemekleri için buğday dövdükleri dibek taşı, yıkılan evlere nazire yaparcasına sapasağlam eski günlerin ihtişamını bekliyor meydanda. Şimdi sadece koyunlar ve birkaç tavuk ile annesinin gelin geldiği evi terketmeyen üç beş aile sokakların sahipleri. Taş konakların yıkıntıları ise bilim kurgu filmler için hazırlanmış birer dekoru andırmakta.

Oysa yıkık taş konaklar acısıyla tatlısıyla bir hayat paylaşmış sahipleri ile. O dibek taşının umutsuz bekleyişinin sürdüğü meydan nice düğünlere sahne olmuş. Gel gör ki, insanoğlu gittikçe tuhaflaşmış. Geçmişte sahip olduğu değerlere sırt çevirmiş. Sahip oldukları sekiz on odalı taş konaklar yerine, sıradan günümüz evlerinde oturmayı hayal etmişler. Derken, parası olan aileler Nevşehir'de apartman dairelerine taşınmışlar, kalanların bir kısmı ise her gün belediye başkanının kapısını aşındırmaya başlamış "yaslandığımız kaya bir gün üzerimize kayacak" diye. Sit alanı içindeki evlerin küçük tamiratları külfet gelmiş insanlara. Bu külfetten kurtulmanın en ucuz yolu ise yaslandıkları kayayı bahane edip işin içinden sıyrılmak olmuş. Oysa yaslandıkları kayadan bir gün bile tek bir çatlak taş düşmemiş evlerinin üzerine.

Direnmelerden bıkan belediye başkanı da bakanlığa başvurup araştırma istemiş. Gelen mühendisler de baskılara dayanamayıp evlere "oturulamaz" raporu vermişler. 1985 yılında eski Göre'nin karlı yamacına afet evleri yapılmış ve bazı aileler oraya taşınmışlar. Doğdukları evlerden ayrılmak istemeyenler ise hala eski Göre de yaşamaya devam ediyorlar. Hem de çıkmaları için baskı olarak çöpleri toplanmasa da, suları kesilse de.

Göre eski görkemli haline dönebilir mi ? Bana kalırsa evet ! Gerekli yasal düzenlemeler yapılıp, bürokratik engeller kaldırılırsa en azından Göre'nin bir kısmı yaşatılabilir. Yöreye turistik yatırım yapacaklara ya da istekli kişilere yıkılmış evler bedava verilebilir ve karşılığında evlerin eski halinde yeniden yapılması istenerek turizm amaçlı kullanıma açılabilir. Böylece on onbeş ev yaşatılsa Anadolu önemli bir mirasa daha kavuşur.

Afet evlerinde her sabah uyanan Göreliler o güzelim taş işçiliği ile bezenmiş evlerinin yıkıntılarını gördüklerinde ne düşünürler bilemem. Ama eski Göre'yi gördüğümde ben "Anadolu'ya bir Göre borçluyuz" diyorum...




 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa