Editör

Tacettin Teymur

Yayın Kurulu

Tülin Ağca
Özlem Bağcı
Leyla Benli
D. Esra Ertürk
Bülent Irkkan
Elif İnan
Nejat Kutup
Fulya Köse
E.Kemal Mert
Doğanay Sevindik
Aylin Yılmazbayhan






Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.com.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya_haberler
@ada.net.tr


ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU
 
ara
"Okudunuz mu, Gördünüz mü?" Hafize Kaynarca

Üniversitelerin Fotoğraf Bölümü Öğretim Elemanlarının Fotoğraf Sergilerinden

Geçtiğimiz sezon Ankara'da açılan iki fotoğraf sergisi benim için çok önemliydi. Bu sergiler benim yıllardır usta diye bildiğim kişilerin, yıllardır fotoğrafçı yetiştiren üniversitelerin fotoğraf bölümlerinden öğretim elemanlarının açtığı fotoğraf sergileriydi. Biri, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü Öğretim Elemanı Prof. Dr. Güler ERTAN'ın, diğeri de Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü Öğretim Elemanlarının açtığı fotoğraf sergisiydi. Bu iki sergiyi de izlemek benim için heyecan verici ve hoştu doğrusu.

Bu sergileri eleştirmek benim haddim değil tabii ki... (Benim işimde fotoğraf eleştirmek değil zaten!) Ancak duygu ve düşüncelerimi söylemek ve sergileri izleyen diğer bazı arkadaşlarım ile konuştuklarımızı burada sizlere aktarmak yanlış olmasa gerek. Hatta bunun gerekli olduğunu düşünüyorum. Açılan fotoğraf sergilerini izlemeyeceksek, izlediklerimizi paylaşmayacaksak, aldırmayacaksak neden fotoğraf sergisi yapılıyor ki?

Ankara'da, Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesinin Galerisinde açılan Sayın Güler ERTAN'ın Fotoğraf Sergisine yaklaşık yine aynı fotoğraf sergisi izleyici kadrosu (Üç beş kişi fazla ya da eksik ama aşağı yukarı hep aynı insanlar) olarak toplanıp gittik. Üniversitede fotoğraf eğitimcisi, yıllardır kitaplarını, yazılarını ve fotoğraflarını izlediğimiz ve dolayısı ile öğrencisi olmasak bile uzaktan bizim de hocalarımızdan sayılan biriydi Güler ERTAN. Bu nedenle daha bir istekli ve merakla gittik fotoğraf sergisinin açılışına.

Sergi salonuna girdiğimiz ve fotoğrafları izlemeye başladığımızda ben de, etrafımdaki bazı arkadaşlarım da şaşkındık doğrusu. Önce fotoğrafları çok anlamadık, tekniğini ve nedenlerini kavramakta zorlandık. Sergiyi gezdikten sonra Güler ERTAN'ın fotoğraflar ile ilgili yazdığı açıklamaları okuduk ve kendisiyle biraz sohbet ettikten sonra fotoğrafları tekrar izledik. Evet bu sefer biraz anlar gibi olduk. Yinede sorularımız ve anlam veremediğimiz noktalar çoktu.

Daha sonra konferans salonuna geçtik, Güler ERTAN bize kısa ama keyifli bir söyleşi yaptı ve sorularımızı cevapladı. Fotoğraflarında neden bilgisayar kullandığını, görüntülerin arkasındaki mekanları neden yok ettiğini, beden dilinin kendisi için önemini ve fotoğraflarda bunu nasıl vermeye çalıştığından söz etti.

Biz artık aydınlanmıştık... Bu bilgiler ışığında fotoğrafları tekrar izledik. Sergideki fotoğrafları bu kez anlamıştık. Fotoğraflar hakkında yorumlar yapıp üzerlerinde tek tek tartışabiliyorduk artık.

Sergideki fotoğrafların hepsini sevdim mi bilemiyorum. Ama anlattıkları doğrultusunda fotoğraflara tekrar bakınca bazıları benim hafızamda uzun süre kalacak kadar yerleşti. Ve bazı fotoğraflardan hoşlandım diyebilirim... Görüntü ve mekan ilişkisine farklı bir bakış vardı. Ancak fotoğrafların ilk bakışta değil de belli açıklamalardan sonra anlaşılıyor olması, ya da izleyenlerin önce farklı, açıklamalardan sonra ise daha farklı anlamlar çıkarmış olmaları aklımı biraz karıştırdı doğrusu. Fotoğrafın açıklamaya, diğer bir deyişle söze ihtiyacı olmalı mı acaba? Bu sorunun cevabından henüz emin değilim. Sonuç olarak bu sanatçının kendisine bağlı sanırım.

Çeşitli ülkelerde çekilmiş, asıl konu olan görüntülerin arkalarındaki mekanları yok edilmiş, ağırlıklı olarak (aklımda kaldığı kadarıyla, yanılıyor olabilirim) insan ve binalara yer verilmiş fotoğraflardan oluşuyordu sergi. Bana mekansızlık duygusunu çağrıştırdı. İnsan ve nesneler dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar, hangi mekanları işgal ederlerse etsinler çok fark etmiyor gibiydiler sanki. Özellikle insanların yaptıkları işleri ve bedenleri öne çıkartılmıştı.

Sergide hissettiğim mekansızlık ve düşsellik hem insanı rahatsız ediyor, hem de rahatlatan bir yanı vardı. Sizi hayal dünyasına alıp götürüyordu. Kişilerin, nesnelerin ve binaların arkasındaki mekanları siz kendi hayal gücünüzle dolduruyordunuz. Özgürdünüz bu görüntülerde...

İkinci fotoğraf sergisine gelince; yani Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü Öğretim Elemanlarının açtığı fotoğraf sergisine. Ankara Amerikan Kültür Merkezinin Galerisinde açılan bu sergi; Salih AKBULUT, Ali Sina ÖZÜSTÜN, İhsan ÖKTEN, Nadir EDE, Meriç HIZAL, Sabit KALFAGİL, Reha GÜNAY, Banu DEMİRCİ, Çetin ERGAND, Ozan BİLGİSEREN, Ahmet Öner GEZGİN, Tunç TÜFEKÇİ, Nilgün Sim SÜLDÜR, Erdal KÜPELİ, Nihal KAFALI, Kamil FIRAT, Neyir DEREOĞLU, Pelin YILDIZELİ ve Yusuf Murat ŞEN'in fotoğraflarından oluşmaktaydı.

Sergide fotoğrafları olan bazı öğretim elamanları ile daha sonraki günlerde sergideki fotoğraflar hakkında sohbet etme fırsatım oldu. Onlar ile sergi hakkındaki duygu ve düşüncelerimi paylaştığım için burada yazacaklarım dedikodu sayılmaz diye düşünüyorum.

Doğrusu bu fotoğraf sergisinde hayal kırıklığına uğradığımı söylemek zorundayım. Uzaktan çoğunun fotoğraflarını yıllardır bildiğimiz, yazılarını okuduğumuz ve hatta hayranlık duyduğumuz fotoğraf sanatçısı veya fotoğraf eğitimcilerinin açtığı "fotoğraf sergisi" olarak baktığımızda, daha etkileyici bir sergi bekliyordum...

Tabii bu arada haksızlık da etmemek gerekli. Yanlış ifade etmek de istemiyorum, çünkü fotoğraflara tek tek ya da kişi olarak bakıldığında çok beğendiğim ve etkilendiğim fotoğraflar vardı elbette. Ama serginin bütününe bakınca bir şeyler beni rahatsız etti. Bunun sebebi belki de böyle bir gruptan beklentilerimizin yüksek olması olabilir.

Kanımca, grup sergisi açmakla, bireysel olarak sergi açmak arasında da sergi bütünlüğü açısından çok farklılık olsa gerek. Herkes kendi tarzında, anlayışında ve kendi teknikleriyle fotoğraf üretiyor doğal olarak. Bu durumda serginin bütününde olumsuz etken olabiliyor. Ayrıca da eğitim başka bir alan, fotoğraf üretimi ya da fotoğraf sanatı başka... Eğitimcilerin hepsinden fotoğraf sanatında da başarılı örnekler beklemek haksızlık olabilir.

Bu sergide yer alan fotoğraflarda, çok farklı, özgün çalışmaların yanı sıra, son derece sıradan çalışmalar da vardı. Çok değişik konular, farklı uygulamalar ve ilginç sunuş teknikleri de vardı. Slayt gösterileri ve sergilerde çokça rastladığımız türden önünden kaçar gibi hızla geçtiğimiz fotoğraflardan da vardı. Önünde dakikalarca kaldığımız, keyifle izlediğimiz ve beynimize kazınan görüntülerin olduğu çok etkilendiğim fotoğraflar da vardı.

Sergide kolay kolay unutmayacağım fotoğrafların arasında sayın Ahmet Öner GEZGİN'in fotoğrafları da vardı. Önceki çalışmalarından da tanıdığımız sanatçı oldukça farklı ve etkileyci eserler sunmuştu bizlere. Kamil FIRAT'ın fotoğrafları da, yine boyutları ve sunuşuyla bizleri şaşırtan, aklımızda kalan fotoğrafların arasında yer alıyordu.

Bu sergiyle ilgili olarak, bütün etkileyici fotoğraflara karşın yine de kuşkularım var doğrusu. Böyle bir kadro; sıkça eleştirdikleri amatör fotoğrafçıların açtığı fotoğraf sergilerinden daha etkileyici ve karma sergi de olsa kendi içinde bütünlüğü olan (her açıdan değil ama herhangi bir noktada fotoğraflar arasında birlik ya da ilişki sağlanabilir miydi?) bir fotoğraf sergisi açabilir miydi acaba demekten kendimi alamıyorum. Elbette ki açabilirlerdi...

Sonuç olarak bazı olumsuz düşüncelerimiz de olsa ortaya bir sergi çıkarmanın hiç de kolay bir şey olmadığının bilincindeyiz elbette. Bu nedenle her iki sergi için de öğretim elemanlarının eline ve gözüne sağlık diyoruz. Bizler keyifle izledik ve aralarda da ahkam kestik. Hoş görün lütfen.

Yeni sergilerde buluşmak umuduyla...




 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET - İlk Tasarım: G-Tasarım -

 

 

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

AdaNET Ana Sayfa