|
|
|
|
|
KISA BİR AŞK ÖYKÜSÜ
İndo-Pasifik bölgesinin korunaklı lagünlerinde ve kıyı resiflerinde
yaşayan Mandarin balıkları, parlak renkleri ve göz alıcı desenleri ile
su altının en ilgi çekici canlıları arasındadır. Mandarin balığı,
ismini; Çin İmparatorluğu döneminde üst düzey memur olan mandarinlerin
giysilerini çağrıştırdığı için buradan almış. Çarpıcı güzellikleri,
canlı renkleri ve ilginç davranış biçimleri nedeniyle su altı
fotoğrafçıları için her zaman aranan konudur. Ancak, nispeten nadir
bulunan canlılar olmaları ve değişik yaşam alışkanlıkları bu sevimli
balıkları fotoğraflamayı biraz zorlaştırıyor.Genellikle gruplar halinde, deniz dibindeki kırık mercan döküntüleri
arasında yaşayan Mandarin balıklarını görmek pek kolay değil. En çok 6
cm boya ulaşan Mandarin balıkları gündüz saatlerinde pek hareketli
değiller, ancak gün batımından hemen sonraki dakikalarda hareketlenmeye
başlıyorlar. Bu zamanlarda bile, sürekli yer değiştiren ve kırık
mercanların, taşların arasına girip çıkarak adeta saklambaç oynayan bu
haylazlar, belli bir noktada bir kaç saniyeden fazla sabit durmuyorlar.
Dolayısıyla yaşadıkları bölge bilinse bile, bu balıkları görmek anlık
bir olay ve bu kısa zaman diliminde görüntüleyebilmek için fotoğrafçının
her an tetikte beklemesi gerekiyor.

Gün batımı ile birlikte başlayan bu devinimin bir nedeni de Mandarin
balıklarının çoğalma dürtüsü gibi görünüyor. Belki de bu özel anları
ortalık yerde yaşamaktan çekiniyorlar. Çiftleşme törenleri için güneşin
batmasını, yani ışıkların sönmesini bekliyorlar. Dişilere göre biraz
daha büyük olan erkek bireyler bir eş arayışı ile etrafta dolaşmaya
başlıyorlar. Bu sırada her türde olduğu gibi, karşı cinsin ilgisini
çekmeye çalışan erkekler arasında zaman zaman sürtüşmeler çıkabiliyor.
Karşı karşıya gelen erkekler, sırt yüzgeçlerini kaldırıp tehditkâr
tavırlarla birbirlerini korkutmaya çalışıyorlar, erkeklerden biri boyun
eğip geri çekilmezse bu sürtüşmeler çok şiddetli kavgalara
dönüşebiliyor. Yapılan araştırmalar, büyük erkek bireylerin küçük
bireylere göre dişilerin ilgisini çekmek konusunda daha başarılı
olduğunu göstermiş. Bu kargaşada bir erkek, bir dişinin gönlünü çelmeyi
başardığında, çift baş başa verip birlikte dipten yavaşça 20-30 cm kadar
yükseliyor. Dişinin bıraktığı yumurtaları erkeğin döllemesiyle zirveye
ulaşan bu tören saniyeler içerisinde sona eriyor ve çift hızla dipteki
mercanların arasındaki güvenli sığınaklarına dönüyor. Normalde dipte
yaşayan bu balıkların çiftleşme töreni açık suda ve daha büyük balıklara
yem olma riski altında gerçekleştiğinden olsa gerek, son derece kısa
sürüyor.

Bu minik afacanların fotoğraflarını çekmek amacıyla dalışlar yapmış ve
bir kaç tane eli yüzü düzgün fotoğraf da çekmiştim. Ancak, belki de
mandarinlerin özel hayatına müdahale etmek gibi olacaktı ama, bir fırsat
yakalayıp çiftleşme törenlerini de görüntülemek istiyordum. Tatil için
gittiğimiz dalış merkezinin hemen önünde Mandarin balıkları var ve bir
gün dalış rehberimiz Dhon ile konuşurken bu konuda rehberlik
yapabileceğini söylemesi üzerine hemen bir dalış planladık. Dalışa saat
18:00’den sonra başlayacağız, çünkü 18:30’a doğru güneş batıyor ve
mandarinlerin canlı gece hayatı da o saatlerde başlıyor. Dhon’la
kararlaştırdığımız gibi saat 18:00’de buluşup, hazırlıklarımızı
tamamlayıp suya giriyoruz. Mandarinlerin yaşadığı bölgeye gidince ışık
kullanmayacağız, çünkü bu çekingen balıkların ışıktan rahatsız olup
saklandıkları mercanların arasından çıkmamaları olasılığı yüksek.
Dhon’un öncülüğünde, dalış merkezinin az ilerisinde 12-13 metre
derinlikte bir yere gidip beklemeye başlıyoruz. Ortam oldukça karanlık
ve ışık giderek azalıyor. Ama bir süre bekledikten sonra, gözlerimiz
karanlığa alışıyor ve dipteki taşlar ve kırık mercanlar arasında dolaşan
minik gölgeleri seçebiliyoruz; Mandarin balıkları ortalıkta boy
göstermeye başladı!

Dhon’la anlaşmamız şöyle; amaç çiftleşme anını görüntülemek olduğu için,
kesinlikle ışık kullanmak ve dipteki balıkların fotoğrafını çekmek yok.
Fener ve flaş ışığı her şeyi berbat edebilir. Bir mandarin çifti
anlaşıp da dipten yükselmeye başlayınca, tam en tepe noktaya
ulaştıklarında, Dhon, çifti feneri ile aydınlatacak, ben de o sırada
fotoğraf çekmeye çalışacağım. O kısacık süre boyunca, Dhon’un fenerinin
ışığında makinemin otomatik netleme yapabilmesini ve istediğim fotoğrafı
çekebilmeyi umuyorum. Uzun süren bekleyişimiz boyunca bir kaç fırsat
yakalıyorum, ancak maalesef denemelerim pek başarılı olmuyor. Neyse ki,
bizim varlığımız ve zaman zaman patlayan flaş ışıkları mandarinleri pek
de rahatsız etmiş gibi görünmüyor, onların aşk oyunları hız kesmeden
devam ediyor. En sonunda, bir Mandarin çifti tam da yüzleri bize dönük
olarak yükseliyor, Dhon en doğru anda fenerini yakıyor, ben zaten daha
çift dipten yükselmeye başladığı anda onları makineyle izlemeye
çalıştığım için çifti fenerin ışığında bakaçtan görüp deklanşöre
basıyorum. Bu kez oldu galiba!

Havamız giderek azalıyor ve dalışı bitirmenin zamanı yaklaşıyor. Bu
şirin balıkların özel hayatını da yeterince ihlal ettik zaten.
Mandarinlere veda edip yavaşça yükselmeye başlıyoruz, ama dipte
hareketlilik son hızla sürüyor, ne de olsa gece daha yeni başlıyor.
|
|
|
|
|
Ziyaretçi Sayısı:1001087
|
|
| |
Copyright and "Fair Use" Information
Dergimiz ticari bir kuruluş olmayıp amatör bir yayındır. Fotoğrafçıları ve dünyada yapılan fotoğraf çalışmalarını tanıtmak amacıyla bilgi ve haber yayınları yapmaktadır.
Bir kolektif anlayışıyla çalıştığı için makalelerde yer alan fotoğraflar ve alıntıların sorumluluğu makalenin yazarına, fotoğrafçısına aittir.
Dergide yer alan içeriklerden ve ihlallerden derginin herhangi bir sorumluluğu yoktur.
Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.
Dergimiz fotoğrafla ilgili gelişmeleri duyurmak amacıyla çalışmaktadır. Ek olarak, ülkemizde yeterince tanınmayan yabancı fotoğrafçılar ve fotoğraflarıyla ilgili bilgi de aktarmaktadır. Makalelerde yer alan fotoğraflar HABER amaçlı kullanılmaktadır. |