|
|
|
|
Denizdeki yaban hayatını anlamaya yönelik tutkum su altını fotoğraflamada beni motive eden en önemli unsur. Deniz canlılarının davranışlarını öğrenirken ekosistemle kurdukları ilişkileri de anlamaya çalışıyorum.Su altında ilk kez deklanşöre bastığım tarihten bu yana tam 21 yıl geçti ve hep biraz daha iyiye doğru evrilerek kesintisiz olarak günümüze kadar geldi. Bu uğraşın yaşamımda bu noktaya ulaşacağını, doğrusu ben de kestiremezdim. Teknolojiye ve gezdiğim coğrafyalardaki zenginliğe koşut olarak bilgim ve deneyimim arttı, ben de kullandığım dalış ve görüntüleme teknolojilerini geliştirerek bunu sürdürmeye çalıştım. Dikkatimi yoğunlaştırdıkça daha çok canlı türü ve daha ilginç yaşam biçimlerini fark etmeye başladım. Fark etmeye başladıkça dikkatim ve hayranlığım arttı.Işıkla suya yazmak anlamına kullandığım AQUAgraph sözcüğü su altında çektiğim fotoğraflara verdiğim isim. Bu sözcüğü ilk kez 2009 yılında yayına başlayan web sitesinde (www.alpcan.com) kullandım. Basılı bir belgede kullanmak istediğim için 2016 yılında yayınlanan eserin adını da AQUAgraphs® olarak seçtim, yani “Suya Işıkla Yazılanlar”...Fotoğraf makinemde biriken AQUAgraph’lar, not defterimde biriken anılar gibidir. Yazmazsam unuturum örneğindeki gibi “çekmezsem unuturum” kaygısıyla “su altı anıları” biriktiriyorum.“Su altında neden fotoğraf çekiyorum” sorusunu kendime sorduğumda bunun birkaç yanıtı şekilleniyor hemen zihnimde. Öncelikle fotoğraf çekerken su altı canlı/cansız yapısını daha iyi ve daha dikkatli gözlüyorum. Fotoğraflanacak ögeleri ararken sıradan bir dalgıcın gözden kaçırabileceği bir canlıyı, bir olayı veya bir kompozisyonu fark etmek daha kolay oluyor. İkinci sırada, su altında gördüklerimi su üstünde, daha yakından ve tekrar tekrar görmek ve göstermek isteği geliyor. Fotoğraflanan karelerde yer alan canlı/cansız varlıklar uzun soluklu bir serüvenin parçası oluyorlar. Örneğin, daha önce görmediğiniz bir deniz tavşanını fotoğraflamış olmanın zevkini yaşıyorsunuz, ya da daha önce görmediğinizi sandığınız bir balığı iki yıl önce bir başka dalışta fotoğrafladığınızı fark ediyorsunuz. Su altında fotoğraf çekmemin üçüncü önemli nedeniyse elde edilen görüntülerin bir biçimde başkalarının ilgisini çekmesi ve hatta bir “işe yaraması”. Zaman zaman açtığım sergiler, web sitesi ve armağan ettiğim fotoğrafların dışında bana ulaşan yerli ve yabancı bilim insanları ve sivil kuruluşlara fotoğraf bağışlamaktan büyük keyif alıyorum. Bu da bana enerji veriyor; bir sonraki dalış gezisini planlamak için itici güç oluyor. Tıpkı doğa fotoğrafçılığının diğer alanlarında olduğu gibi su altı fotoğrafçılığı da kent yaşamı sürenler için bulunmaz sürprizlerle doludur.İnsanlık için değilse bile kendiniz için “ilkler”le karşılaşma olasılığınız çok yüksek. Peşinden koşulası tutkuyu bu oluşturuyor olsa gerek.Sanki “yaşamın hakkını veriyorum” gibi geliyor bana.Günlük yaşamda neredeyse tüm adımlarımızı, alışılmış ve bildik yerlerde, bildik şeyleri yaparak atmaya çalışıyoruz. Bir süre sonra “otopilot davranışlar” nedeniyle yaşadığımız yerlere alışıyoruz. Çünkü kolay, çünkü rahat ve telaşsız, sadece bilinenlerle dolu. İçerisinde hiçbir maceraya ve yeniliğe yer yok. Günümüz modern insanın istediği tam da bu değil mi?Su altında fotoğraf çekmek kendine özgü bilgi ve beceri gerektiriyor...Diğer fotoğraf alanlarında olduğu gibi kuşkusuz, su altı fotoğraflarının da kendine özgü yanları ve tekniği var. Doğanın fotoğraflanması söz konusu olduğu için öncelikle doğa koşullarının izni önemli.
Bir dalış gezisi öncesindeki fotoğraf malzemelerinin hazırlığı, ne ölçüde karmaşık olduklarıyla ilgilidir. Amfibik kameralar ve kompakt flaşlarda gözden geçirilecek olanlar su geçirmezliği sağlayan contalar, piller, hafıza kartları, bağlantı soketleri ve kablolardan ibarettir. Daha karmaşık olan SLR makinelerde yukarıdakilerden farklı pil türleri, conta boyları, flaş kolları, çeşitli elektronik aygıtlar (TTL çevirici vb.), kılıf parçaları (portlar vb.), kamera parçaları (farklı objektifler vb.), ilave aydınlatmalar eklenir. Su altında çoğunlukla geniş açı (10-20 mm) ve makro (50-120 mm) çekimler yapılır. İlave ışık kaynakları su altı fotoğrafçılığının olmazsa olmazlarıdır. Dengeli bir aydınlanma için genellikle iki adet güçlü flaş kullanılır. Bu flaşlar karada kullanılanlardan çok daha güçlüdür; genellikle uzun kolların ucuna takılır ve fiber optik veya elektrik kablolarıyla makine ile iletişim kurarlar. Çekimlerde otomatik pozlama pek kullanılmaz; enstantane, diyafram ağırlıklı veya tamamen manuel pozlama modları tercih edilir. Özel aydınlatma ve çekim teknikleri çoktur. Bu seride biyoluminesans ışımayı ortaya çıkarmak için su altı flüoresan görüntüleme örneklerine de yer verilmiştir.Alp Can’ın fotoğraf portfolyosunu görmek ve türler hakkında bilgi almak isterseniz http://www.alpcan.com adresini ziyaret edebilirsiniz.
|
|
|
|
|
Ziyaretçi Sayısı:1001566
|
|
| |
Copyright and "Fair Use" Information
Dergimiz ticari bir kuruluş olmayıp amatör bir yayındır. Fotoğrafçıları ve dünyada yapılan fotoğraf çalışmalarını tanıtmak amacıyla bilgi ve haber yayınları yapmaktadır.
Bir kolektif anlayışıyla çalıştığı için makalelerde yer alan fotoğraflar ve alıntıların sorumluluğu makalenin yazarına, fotoğrafçısına aittir.
Dergide yer alan içeriklerden ve ihlallerden derginin herhangi bir sorumluluğu yoktur.
Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.
Dergimiz fotoğrafla ilgili gelişmeleri duyurmak amacıyla çalışmaktadır. Ek olarak, ülkemizde yeterince tanınmayan yabancı fotoğrafçılar ve fotoğraflarıyla ilgili bilgi de aktarmaktadır. Makalelerde yer alan fotoğraflar HABER amaçlı kullanılmaktadır. |