|
PARLAK KARANLIK
…
Hele hele bu yıllar akıl almaz teknolojik yeniliklerle dolu. Bu yenilikler içinde, fotoğrafın/ fotoğrafçılığın da dâhil olduğu iletişim araçlarının yeri elbette daha ayrı. Çünkü iletişim teknolojileri/ araçları toplumun, bireyin, gündelik hayatı ile doğrudan ilgili. Dilimiz, düşünme biçimimiz, görme biçimimiz, bunlara bağlı oluşturduğumuz kültür, sanat, tanrı (ölüm/ ölümsüzlük) algımız değişmekte, sürekli yeni ve karmaşık anlamlar kazanmakta. Önceki çağlarda benzeri olmamış teknik ilerlemeleri son yüz yıldaki iletişim çılgınlığı içinde kanıksayabiliyoruz. 1840’lı yıllarda Fotoğraf ve Telgrafın keşfiyle başlayan, yüz yıl içinde yapay zekâya uzanan elektrik destekli / uzamlı iletişim teknolojileri, ayrı dünya görüşleri ayrı yaşam şekilleri olan toplumları bile “haberleşme ve bilgi paylaşımı” amacıyla bir araya getirebiliyor. Bu aralar ve epeydir bize normal gelen bir sürü buluşun ortak özelliği ise, her alanda, “yapaylığın” tarihte olmamış bir şekliyle kutsanıyor olması. “Sanal gerçeklik”, “yaşayan ölü”, “doğal yapay” gibi yan yana gelmez deyimleri, anlam, kavram haznemize daha yeni kattık, yan yana gelmez sözcükler üzerine argümanlar üretir hale geldik ve olmadığı kadar, her gün milyonlarca içerik üretiyoruz. Bu tuhaflıkların yaratılmasında düşündüğümüzden daha farklı seyreden, “girilemez bir bölgenin” varlığını, payını artık hesaba katmalıyız. Tüm internet geçmişimiz, “makine öğrenmesi” adı altında tam açıklanamayan “girilemez bölgeleri” olan yapay otonom bir makinanın, yapay zekânın ellerine teslim edildi…
Yüz, yüz elli yıl gibi kısa süre içinde nasıl bir anda yapay zekâyla tanıştık? Teknolojiler son iki, üç yüzyıldır insanlığın, toplumların yanında, arasında dolaşan, ara sıra faydalandığımız bir nehir iken, artık o nehir tüm insanlığı taşır hale geldi. Kara kalmadı; olduğu gibi teknoloji nehrinin, her şeyi otomatikleştiren-yapaylaştıran bir büyünün üzerinde yaşıyoruz. Özellikle şehirlerdeki çoğunluğun teknolojik gelişmelere sorgulayıcı bakmadığını, hepimizin yavaş yavaş teknoloji sever olduğunu da tahmin edebiliyoruz. Gün geçtikçe daha fazla teknoloji fanatiği ile çevreleniyoruz. Gizli hoşnutsuzlukları, karşıt düşünceleri açığa çıkarmak, teknolojiler ile kurduğumuz dostluğun karanlık yanlarını araştırmak, nihayetinde yapay zekânın belleğinde depolanan tüm iletişim zincirinin kodlarını çözmek, okumanızı önerdiğim kitabın ve olabilecekse karşılıklı (diyaloglu) konuşmalar zincirinin ana hedefidir. Bu konuların genişçe anlatıldığı “Parlak Karanlık”, 2025 yılı Aralık ayında ‘‘Papirüs ‘’ Yayınlarından basıldı. Ömer Orhun
Aralık 2025, Suadiye / İstanbul
|