ENGLISH
Editör/Yayın Yönetmeni

Koray Olşen

Yayın Kurulu

Reyhan Bilir
Aygün Doğan
Koray Özbaysal



Fotografya Yayın Kurulu
adına İmtiyaz Sahibi
Ş. Uğur Okçu


E-Mail Fotografya
fotografya@ada.net.tr

Yayınlanmasını İstediğiniz
Fotoğraf Haberleri İçin

fotografya@fotografya.gen.tr

ADANET Fotoğraf Editörü

Ş. Uğur OKÇU

Marka Avukatı / Copyright Lawyer
ARABULUCU
Ayşe OKÇU
 


    Sayılar    Sayı 44    Makaleler    HALUK UYGUR
HALUK UYGUR AJANSLARA DÜŞEN İKİ HABER VE DÜŞÜNDÜKLERİM

AJANSLARA DÜŞEN İKİ HABER VE DÜŞÜNDÜKLERİM

HALUK UYGUR


ELON MUSK; BEYİNLERE ÇİP TAKACAĞINI AÇIKLADI

Dünyanın en zengin adamı Elon Musk Corona salgınının son günlerinde, yaptıkları deneyler sonunda 9 adet maymunu öldürdüklerini itiraf etti; “Öldüler ama acı çekmediler”

Ama birçok kişinin dikkati maymunların acı çekip çekmemesine yönelirken haberdeki insanlığın geleceğini ilgilendiren ana konu atlandı; Maymunlar niye öldü?

Bu sorunun cevabı maymunların acı çekip çekmemesinden daha derin düşünenlerin bulabileceği kadar açıktı.

Maymunlar beyinlerine çip takılırken yapılan operasyon sonunda ölmüştü. Elon Musk’ın sahip olduğu ’ Neuralink  ’ isimli şirket bir müddettir beyine çip takmak üzere araştırmalar yapıyordu.

HU-Picture1.png


HU-Picture2.png

Elon Musk bu araştırmaların amacını açıklarken, alzheimer veya felç gibi hastalıklara çare bulacaklarını söyledikten sonra, “Asıl amacımız insanların beynini yapay bir zeka ile güçlendirmek” diyerek bu çalışmalardan beklentisini ortaya koyuyordu.

İki milimetrelik bir kesiden kafa derisinin altına yerleştirilen kıl inceliğinde bir çip vasıtasıyla, hiç kablo olmadan (bluetooth teknolojisiyle) beyine bilgiler gönderilecek ve insanoğlunun düşünmesi kontrol altına alınacaktı.

Sadece birkaç dakikada yabancı bir dilin bilgileri beyne yüklenerek insanın bu dili bülbül gibi konuşması sağlanacak, (bakın buraya dikkat edin) aynı sürede en zor dövüş teknikleri aktarılarak bir dövüşçü yaratılabilecekti.

Dahası var daha önce bu konuda hiçbir deneyimi olmayan bir kişi Picasso gibi resimler yapabilecek, Ansel Adams’tan daha teknik fotoğraflar oluşturabilecekti.

HU-Picture3.png

Elon Musk, ileride insanı kontrol altına alabilme yeteneğini kazanacak olan yapay zekaya sahip robotlara karşı, insanın beynini takviye ederek kendini koruması gerekeceğini ileri sürerek, (yakında insan üzerindeki denemelere de başlayacaklarını açıkladığı) bu teknolojiyi savunurken; yapay zekaya karşı, beyni yapay zekayla güçlendirilmiş bir insanoğlu hayal ediyordu. Belki de beynini bir anlamda yapay zekaya teslim etmiş bir insanoğlu…

***

Tabi ki burada akla başka bir soru geliyor;

Gerek robotlardaki yapay zekayı gerekse insan beynine yerleştirilen çiplere komut eden yapay zekayı kim yönetecek?

İnsanlara dövüşme uyaranları gönderme yeteneğine bile sahip o şey kimin kontrolünde olacak?

HU-Picture4.png

Bu soruların cevabı Elon Musk’ın söyledikleri içinde saklı zaten;

İster insan beynini takviye ederek, isterse insan beynini kullanmadan tamamen yapay olarak yapılsın, geleceğin dünyası yapay zekaların dünyası olacak. Yapay zekayı kullanmayan insan ikincil varlık seviyesine inecek. Ancak günümüzde evlerimizde beslediğimiz köpeklerimizle bizim aramızdaki seviye aralığında yaşama şansı bulacak.  Ve kaç elemandan oluşacağını şu an kestiremediğim bir üst akıl her şeyi kontrol altına alacak.

Bu senaryoda daha vahim bir şey var. Acaba aklını çip vasıtasıyla takviye etmeye yanaşmayan insanlar; üretmeyip, dünyayı tüketen varlıklar olarak görülüp, bugün bizim köpeklere yaptığımız gibi topluca öldürülme tehlikesi içinde mi yaşayacaklar? Öldürülmeseler bile kısırlaştırılarak üremeleri mi durdurulacak?

Burada başka bir habere geçmek istiyorum…

***

Tesadüf bu ya yine Elon Musk ile aynı günler, dünyanın dördüncü zengin adamı Bill Gates’ de bir açıklama yaptı;

“Corona’nın  ‘Omicron’  varyantıyla birlikte salgın duruyor ama yakın gelecekte yine corona kaynaklı ve daha yok edici başka bir salgın başlayacak”

HU-Picture5.png

Haberi okuyunca bir insan gelecekte olabilecek bir şeyi nasıl bu kadar kesinlikle bilebilir diye düşünmeden edemedim. Cevaplarım arasında tahmin edebileceğiniz gibi “kontrollü bir salgın ihtimali” de yer aldı.

Gates çıkacak bu salgına hükümetlerin şimdiden hazırlıklı olmasını önerirken, m-RNA aşıların şimdiden üretilmesi gerektiğini ve salgın çıkınca hemen kullanılmasını savunuyordu.

***

Bu haberler bana, Covid-19’un ortaya çıktığı günlerde Elon Musk’ın, dünya çevresine her ay atmıştan fazla uydu fırlatmaya başlamış olmasını ve dünya çevresini 12 000 uyduyla çevirerek her eve bugünkünden 500 kat daha hızlı interneti ücretsiz vereceklerini açıklamasını hatırlattı. Bu internet hızıyla artık dışarıda yaptığımız birçok şeyi evden yapabilecek hale gelecektik.


HU-Picture6.png


Salgınla birlikte, evden katıldığımız okulsuz okullar, salona gitmeden izlediğimiz filmler, corona nedeniyle kapalı durduğu günlerde bile sanal olarak gezebildiğimiz müzeler, internet siparişiyle evimize gelen yemekler yaşantımıza girmişti zaten. Böylece biz hiç çaba sarf etmeden yapay zekaların bize sunduklarıyla yetinmeyi öğrendik. Bu bir anlamda; gelecekte bir dokunuşla evinden ameliyatlara katılan doktorlardan sanal evliliklere kadar uzanan, gelişmiş bir yapay zeka hizmetinin yaşantımıza girmesinin ilk haliydi.  


Şaşırtıcı bir şey, böyle bir sürecin başlamasıyla birlikte tüm dünyada Elon Musk’ın insanlara çip takacağı dedikodusu da başladı.


İlk başlarda Elon Musk “ben sizlere niye çip takayım?” diye kendini savundu ama daha sonra insan beynine, onu takviye etmek üzere çip takmaya çalıştıklarını kendisi açıkladı.

Hedef; dışarıdan verilen destekle tüm dilleri anlayan, matematiği, fiziği bilen, sanat (!) yapabilen, en önemlisi döğüş tekniklerine sahip bir süper varlık yaratmak.


İşte burada bu süper varlık fotoğraf da yapabilir mi diye düşünmeden edemiyorum. Yaratılan bu varlık insan mı olacak , yoksa başka bir şey mi?


Ve sorular devam ediyor;

En ücra köşede yer alan bir eve bile, günümüzdekinden 500 kat daha hızlı internetin gelmesi demek, görüntülerin büyük bir hız ve mükemmellikle evimizin içine kadar gelmesi demek değil mi?

Öyleyse dünyamızı bir zırh gibi saracak internet ağı artık geleneksel iki boyutlu görüntüyle yetinir mi?

Gerçekliği en iyi ifade eden araç olarak yaşamımıza girmiş olan fotoğrafın üç boyutlu gerçekliğin bu kadar kolay elde edildiği bir yerde hükmü veya değeri kalır mı?

Her şeye evinde ulaşabilen insan artık salonlara gider mi, bu durumda eserlerin sunum biçiminde nasıl değişiklikler olur?

Son sorum daha tehlikeli; Tabi ki bu süperleri yönetecek daha süper bir beyne, her şeyi dikte ettiren bir diktatöre (veya oligarşiye) ihtiyaç bulunuyor. Gençliğimizin “insanlar için sınıfsız toplum” hayali de böylece yok mu oluyor?

Bunlar bilim kurgu değil, ajanslarda yaygın olarak yer almış iki haberin sonucu düşündüklerim!


HER ŞEY BUGÜN BAŞLAMADI!


Günümüzde insan beyninin teknolojiye yenilmesi ihtimalini yoğun bir şekilde konuşuyor olsak da her şey bugün başlamadı…

Mussolini faşizmin teorisini yazarken 20. yüzyılın ilk günlerinde sanat tarihini sadece 15 yıl etkileyen Fütürizm akımının yaratıcısı Filippo Tommasso Marinetti’yi örnek aldı.


HU-Picture7.png


Marinetti’ye göre insan aklının yerini teknoloji alacaktı ve bu nedenle insan aklının ürünü her şeyi yok etmek gerekiyordu. Marinetti Renault marka bir arabanın, hızlı hareketiyle bilinen mitoloji kahramanı Trakyalı Nike’dan kat be kat daha üstün olduğunu savunuyordu. Bu yüzden insan aklının ürünlerini sergileyen müzelerin hepsi kapanmalıydı. Marinetti’den etkilenen bazı sanatçılar teknolojiyi öven eserler ürettiler. Sanatta fütürizm denilen bir akım doğdu.

HU-Picture8.png

(Kanatları vasıtasıyla çok hızlı hareket ettiği bilinen Zafer Tanrıçası Nike/ Louvre Müzesi)

1914’e gelindiğinde ise onların göklere çıkardığı teknoloji; insanların üzerine bomba yağdıran uçağa, çocukları katleden silaha dönüştü. Renault artık otomobil değil, tank üretmeye başlamıştı.


HU-Picture9.pngHU-Picture10.png


1930'lu yıllarda ise; Mussolini de insanı yenmenin yolunun teknoloji olduğunu düşünerek yeniden Marinetti’ye sarıldı. O zamanın Marinetti’si günümüzün Musk’ıydı diyebiliriz.

***


Tam bu sırada… Savaşın en kızıştığı, teknolojinin insanı teslim almak üzere olduğu bir anda Marcel Duchamp çıktı ortaya… Yıl 1917…

Sanatçıların (devam eden savaşa rağmen) kıyasıya eserlerinde uyguladıkları teknik kuralları tartıştıkları günlerdi bu günler. Kardeşi kardeşe kırdıran, insani hiçbir değerin, alışılmış hiçbir kuralın ayakta kalmadığı savaşı umursamadan; “Işık nereden gelsin, renk nasıl olsun, figür nesnesine benzemeli mi benzememeli mi?” gibi kurallar koyan, bu kurallara göre yapılan yarışmaların ve alınan ödüllerin konuşulduğu günler…


Bu günlerden bir gün, Duchamp davet edildiği bir sergiye, hırdavatçıdan alıp üzerine sahte bir imza attığı, bir pisuvarla katıldı.


HU-Picture11.png


Duchamp “İnsanların acımasızca öldürüldüğü, teknolojinin silaha dönüşerek bu katliamı yaygınlaştırdığı bir dönemde, sizin teknik özellikleriyle tartıştığınız sanat, ne işe yarar? Alın içine işeyin böyle bir sanatın…” diyordu adeta.


Sanatta ortaya konması gereken şeyin; teknik üstünlük değil, insanları etkileyen duygu ve düşüncenin olması gerektiğini savunuyordu.


Ducamp ile birçok şey değişti, sanatta artık düşünce konuşulmaya başlanmıştı; Duygu, hayal gücü, akıl öne çıktı. Bu çağdaş sanatın güçlü bir işareti oldu. Aklın teknolojiye teslim edilmediği bir dünya görüşü oluştu. Bu görüş sadece sanat ortamında değil, insanların yaşamında da kendine yer buldu.


1944 yılında Marinetti öldü…


Ancak yıllar sonra Musk geldi dünyaya…


Ve Duchamp hala yaşıyor.  


(Not; görseller internetten alınmıştır, telif özellikleri yoktur.)

Ziyaretçi Sayısı:467
 
   
 
   
 

Barındırma: AdaNET

 

Copyright and "Fair Use" Information

Dergimiz ticari bir kuruluş olmayıp amatör bir yayındır. Fotoğrafçıları ve dünyada yapılan fotoğraf çalışmalarını tanıtmak amacıyla bilgi ve haber yayınları yapmaktadır.
Bir kolektif anlayışıyla çalıştığı için makalelerde yer alan fotoğraflar ve alıntıların sorumluluğu makalenin yazarına, fotoğrafçısına aittir.
Dergide yer alan içeriklerden ve ihlallerden derginin herhangi bir sorumluluğu yoktur.

Fotoğrafya'da yayınlanan yazıların, fotoğrafların ve kısa filmlerin sorumluluğu
yazarlarına/fotoğrafçılarına/sanatçılarına/film yönetmenlerine aittir.

Dergimiz fotoğrafla ilgili gelişmeleri duyurmak amacıyla çalışmaktadır. Ek olarak, ülkemizde yeterince tanınmayan yabancı fotoğrafçılar ve fotoğraflarıyla ilgili bilgi de aktarmaktadır. Makalelerde yer alan fotoğraflar HABER amaçlı kullanılmaktadır.

AdaNET Ana Sayfa X-Hall Instagram